Haziran 2013

s3_url_text: 
http://ia600805.us.archive.org/14/items/HAZIRANRec28.12.2013/HAZIRAN_rec_28.12.2013.mp3

Haziran 2013

28 Aralık 2013

Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık

Haziran 2013

İndirmek için: mp3, 12.3 Mb.

Ne 2013 yılının Haziran ayı daha önceki Haziran aylarına benziyordu, ne de 2013 yılının Türkiye’si daha önceki Türkiye gibiydi.

Mayıs ayı biterken arkasında bıraktığı sis, Haziran ayının başlangıcı ile dağılmaya başlıyor, halk kitleleri Taksim’e giriyor, parkını tekrar elde ediyordu.

Parkın elde edilmesiyle ortak değerlerin, müştereklerin, paylaşmanın ve dayanışmanın ne demek olduğu ilk kez bu kadar büyük gruplar tarafından anlaşılıyordu.

 

Beşiktaş’ta polisle alabildiğine sert çatışmalar devam ederken, tıp fakültesi öğrencileri seyyar revirler açıyor, avukatlar gözaltına alınacaklar için tavsiyelerde bulunuyor,

 

Türkiye’de en fazla gaz, sis, ses bombalarının kullanıldığı, Toma’larda sıkacak suyun kalmadığı günler içerisinde kızlı-erkekli barikatlar kuruluyordu.

Parktan ayrılan polisin ardından direnişçiler Park ve çevresini temizliyor, büyük bir kendiliğindenlik hali içinde sıcak yemekler yapılan mutfaklar, kütüphaneler, bostanlar, müzeler kuruluyor, atölye çalışmaları, konserler, danslar, sergiler ve tartışma toplantıları düzenleniyordu.

NTV, Habertürk ve CNN Türk gibi kanallar protesto edilirken, Parkta halk bir radyo, Çapul TV ve Gezi TV adında iki 'televizyon' kuruyor, 'Revoltistanbul' kanalından her eylemi canlı yayın olarak veren bir sistem kuruyor, bir de günlük gazete çıkarıyordu. Mesaj netti, medyanın kendisi mesajdı ve ana akım medya olmasa da olurdu!

?

İzmir’de saçlarından tutularak sürüklenen lise öğrencileri, Ankara’da Meclis’i korumaya çağrılan ordu,  Eskişehir’de eli sopalı polis ve esnafın işbirliği, herkes tarafından görülüyordu, Antalya, Kayseri, Trabzon, Adana, Van, Sinop, Edirne… Her şehirde, her ilde isyan vardı –  Bayburt hariç.

 

Önce İstanbul, Ümraniye’de 19 yaşındaki Mehmet Ayvalıtaş içinde bulunduğu kalabalığın arasına bodoslama dalan bir aracın altında ezilerek öldü, ardından 22 yaşındaki Abdullah Cömert kafasına isabet ettiği söylenen gaz bombası fişeği yüzünden düştüğü yerden kalkamadı.

Adana’da göstericilere müdahale ederken inşaattan düşerek hayatını kaybeden polis Mustafa Sarı’nın ölüm haberi halen gazetelerdeyken, Ankara’daki gösterilerin ilk günlerinde herkesin gözü önünde bir polisin silahından çıkan kurşunlarla Ethem Sarısülük hayatını kaybediyordu.

Ali İsmail Korkmaz 19 yaşında bir üniversite öğrencisiydi. Eskişehir’de Üniversite öğrenimi görmek için Antakya’daki ailesinden  ayrılmak zorunda kalmıştı. Üniversite öğreniminin ilk senesinde katıldığı bir protesto gösterisinde polisten kaçarken eli sopalı esnaf ve sivil görünümlü polisler tarafından linç edildi ve  güle oynaya ayrıldığı Antakya’ya tabut içinde geri döndü.

Eylemler her ölümle daha da şiddetleniyor, polisin ve hükümetin her müdahalesine rağmen günler, haftalar, hatta aylar boyunca devam ediyordu.

İstanbul’da başlayan mücadele ruhu ülke geneline hatta yurtdışına hızla yayıldı. Emniyet Genel Müdürlüğü verilerine göre 80 ilde Gezi Parkı eylemlerine destek amaçlı düzenlenen 4 bin 900 eyleme toplam 3 milyon 545 bin kişi katılmıştı.

 

Başbakan “siz ne derseniz deyin, biz oraya AVM ve rezidans yapacağız” diye kendince meydan okuyarak belki de hayatının en büyük hatasını yaptı. Gezi hareketinin geri dönülmez bir direniş hareketine dönüşmesinde hatırı sayılır bir rol oynadı. Derken, ikinci büyük hatayı yaparak “bu işi dört günde bitireceğiz” tarzında bir kehanet – ultimatomun ardından 4 günlük Mağrib seyahatine çıktı. Hükûmet kanadından ve Cumhurbaşkanı’ndan “mesaj alınmıştır” demeçleri veriliyordu ama, Başbakan dönüş yolunda Milli İradeye Saygı adı altında mitingler düzenlemeye başlayarak gezi alevine benzin dökmeyi seçti.

Haziran ortasında saldırı ya da müdahale geldi. 15 Haziran’da Polis ilk önce Atatürk Kültür Merkezi üzerindeki pankart ve dövizleri kaldırmak için Taksim meydanına girdi. Ankara’dan sonra İstanbul’da miting yapacak olan Başbakan’ın ‘o parkı boşaltın’ talimatı üzerine, Vali parktaki çocukların annelerine seslendi ve “çocuklarınızı parktan alın” çağrısı yaptı.

 

 

Annelerin cevabı ise netti. Parka gelen anneler elele tutuşarak çocuklarını çember altına alıyor, “polislerin önüne geçerek buradayız çocuklarımızın yanındayız, gitmiyoruz” diyordu.

15 Haziran’da parkın en kalabalık olduğu zamanda, çocuklarıyla, anne babalarıyla gelmiş eylemcilerin en yoğun olduğu saatlerde polis parka girdi. Her zaman olduğu gibi kontrollü ve sağduyulu bir şekilde direnen kalabalığa ses, gaz ve sis bombaları ile saldıran polis Taksim’deki Gezi parkı’nı fiilen boşaltmış olsa da, bu boşaltma ile diğer parklarda başlayacak yeni bir mücadelenin fitilini ateşlemiş, böylece başka bir bedeni doldurmuş oluyordu.

Yapılan çağrılar herkesin kendi parkında biraraya gelmesiydi. Çağrılar cevap buluyor, insanlar kendilerine en yakın parklarında yıllardır birarada yaşadıkları ama tanışmadıkları komşuları ile konuşma fırsatı buluyordu.

 

Tam bu buluşmaların başlangıcında, polisin Gezi parkı etrafına etten duvar ördüğü zamanların başında, beyaz gömleği ve yere bıraktığı çantasıyla, AKM’ye bakan bir adam ortaya çıktı: Duran Adam.   

 

Duran adamın duruşu binlerce insana örnek oldu. Ülkenin dört bir tarafından pasif direnişçiler ortaya çıkmaya başladı.  Artık ok yaydan çıkmıştı ve şiddet içermeyen eylemlerin ne kadar güçlü olduğu her yerde herkes tarafından anlaşılmıştı – yani hemen hemen herkes.

Sırf bu sebepten olsa gerek, Gezi parkına doğru kitap okuyan eylemcilere karşı polis teşkilatı da mensuplarına kitap dağıtıp parkın girişinde kitap okumaları talimatını veriyor, duran adamların karşısında duran adamlar, hatta kimi yerlerde dönen adamlar gibi iktidar yanlısı eylemlerle toplumsal mücadeleler literatürüne yeni katkılar yapılıyordu.

Sonuç olarak, Haziran ayı, gençliği, muhalefeti, iktidarı ile yepyeni bir Türkiye toplumu manzarasını ortaya çıkararak son buluyordu.

 

***

Ayın Sözü:

Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir Başbakan göremezler."

Recep Tayyip Erdoğan, Kazlıçeşme'de düzenlediği mitingde kendinden bahsediyor. (Kaynak: Milliyet)

Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık