Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık
Haziran 2012
Dinlemek için:
İndirmek için: mp3, 16.1 Mb.
Suriye’de iki ay önce üzerinde hemfikir olunan ateşkes süreci, asıl Haziran’da test edilmeye başlandı. Test sonuçları hiç parlak değildi: Ateşkese rağmen, ülkenin dört bir yanında çatışmalar sürüp gittiği gibi, komşu Lübnan da yeni çatışmaların adresi oluyordu. Mayıs sonunda Hula’da 109 sivilin çoluk çocuk vahşice katledilmesinin yankıları berdevamdı. Suriyeli diplomatları sınır dışı eden ülkelere Türkiye de katıldı. Başkent Şam’da ise esnaf kepenk kapatma eylemlerine başvurmaktaydı artık. Esad yönetimi katliamın suçunu isyancılara attı. Esasen her iki taraf da karşı tarafı “gerçek bir savaş ve yok etme planı” ile suçlamaktaydı. Ateşkese rağmen çatışmalarda ölenlerin sayısı 100’ü geçtiğinde, BM ülkede artık iç savaş durumu olduğunu ilan etti ve çalışmalarını askıya aldı.

Suriyeli mülteci aile
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, geçen yıl rekor sayıda kişinin mülteci durumuna düştüğünü belirterek, birçok insani kriz nedeniyle 800 bin kişinin daha ülkelerinden kaçtığını kaydediyordu. Toplam 44,5 milyon kişi 2011'i mülteci olarak geçirdi. Haziran itibariyle Türkiye’ye sığınan mülteci sayısının 33 bini bulduğu resmen açıklandı.
Fakat 22 Haziran’da dünyanın ve ülkenin gündemine, Suriye ile alakalı bir bulmacaya dönüşecek olan bir haber bomba gibi düştü: Malatya'dan kalkan bir Türk savaş uçağı, Lazkiye açıklarında düşmüş ya da Suriye tarafından düşürülmüş, Türkiye ile Suriye savaş noktasına gelmişti. Türkiye NATO’nun da desteğini arkasına aldığını ileri sürerek Suriye’ye nota verdi. İki pilotun cesetleri daha sonra denizde ABD keşif ekipmanı yardımıyla bulunup çıkarılacaktı ama “uçak tam neredeydi, ne yapıyordu, nasıl ve neden düşmüş ya da düşürülmüştü?” gibi sorularla örülü muamma, 2012 yılı biterken çözülebilmiş değildi. Uludere faciası gibi bu facia konusunda da bir resmi rapor gelmedi.
Arap Baharı’nın uğradığı ilk iki ülkede ise bu baharda eski diktatörlerle hesaplaşılmaya başlandı. Mısır'da halk ayaklanması sonucu istifa eden Hüsnü Mübarek ve Tunus’ta ülkesini apar topar terk eden Bin Ali hakkında ömür boyu hapis cezaları verildi. Mısır’da Mübarek’e verilen hapis cezasını yeterli bulmayan, Mübarek’in oğulları ile bakanlık yetkililerin aklanmasını kabul etmeyen halk tepkisini meydanlara inerek gösteriyordu. Enver Sedat'ın suikast sonucu öldürülmesinden sonra ilan edilen olağanüstü hal 31 yıl aradan sonra kalkmıştı. 2011’de Mübarek’in devrilmesine yol açan 18 günlük ayaklanmanın öncüleri arasında bulunmayan ve seçime katılmayacağını ilan etmiş olan Müslüman Biraderler, laik rakipleri arasındaki kaosu ve itiş kakışı iyi değerlendirmiş, kendi adayını seçtirmişti. Böylece cumhurbaşkanı seçilen Muhammet Mursi sanıkları yeniden yargılama sözü veriyordu.
Bahreyn’de ise rüzgâr ters yönde esiyordu. Emirlik kaba kuvvetle bastırdı: ülkede 2011 yılında meydana gelen olaylarda yaralı göstericilere sağlık hizmeti veren doktor ve sağlık görevlilerine 5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezaları verildi. Libya’da ise işler karışmaya başlıyordu. Kaddafi’yi Batı bombardımanları yardımıyla devirip linç eden militanlar silahlarını bırakmamıştı ve işsizdiler. Onlar, birdenbire Trablus havalimanını işgal ediverince Libyalılar “nerede bu devlet? diye sormaya başladı.
Haziran ayında şiddetin en acı şekilde hissedildiği bir diğer ülke ise Irak’tı. Ülkede ay boyunca devam eden bombalı saldırılarda yüzü aşkın kişi parçalanarak hayatını kaybetti. ABD işgal ordusu çekilmişti ama geride büyük bir yıkım tablosu kaldığı ve üstelik bunun devamının da geleceği aşikârdı.

Bangladeş, Haziran 2012
Haziran ayı dünyanın yarısına fırtınalar ve seller, diğer yarısına yangınları getirdi. Ama hangi yarısında yağmur, hangisinde yangın olduğunu kestirmek oldukça güçtü, ayrıca bunlar bir de yer değiştiriyorlardı bazen.
Bangladeş, Çin ve Filipinleri vuran muson yağmurlarından bir milyon kişi etkilenirken, 100’ün üzerinde insan hayatını kaybediyordu. Tropikal fırtına Debby yüzünden ABD’nin Florida eyaletinde alarm verilirken, Colorado’da meydana gelen eşi görülmemiş orman yangınları yüzünden 36 bin insan evini terk etmek zorunda kalıyordu.
İklim değişikliği konusunda âcil tedbirleri konuşmak üzere Rio’da toplanan ülke liderleri, iyi niyet temennileri dışında herhangi bir ciddi karar almaksızın toplantıyı bitirdiler.
Kuzey Kutbu’nda bulunan izleme istasyonları, atmosferdeki karbondioksit miktarının gezegende gelmiş geçmiş tüm rekorları kırdığını bildirdikleri sırada ABD dışişleri bakanı Hillary Clinton kuzey kutbunun erimesinin ardından ortaya çıkacak petrole hücum yarışının startını vermek için kuzeye gidiyordu.
Bu arada, dünyada ekonomik kriz 2008’den beri bitmek bilmiyordu. ABD’nin finansçıları vergi veren vatandaşların trilyonlarca dolarıyla kurtarmasının ardından Avrupa'da da kriz dalga dalga yayılıyordu. Dış yardım isteğini ilan eden ülkeler arasına Yunanistan, Portekiz ve İrlanda'nın ardından İspanya da katıldı. Bu haberden sadece birkaç gün sonra listeye Güney Kıbrıs da dahil oldu.
Avrupa’da krizin ilk ortaya çıktığı Yunanistan’da genel seçimlerin galibi Yeni Demokrasi Partisi oyların %30’unu aldı; ama akıllarda kalan, Altın Şafak Partisi’nin önlenemez yükselişiydi. Milletvekili adaylarının tv kanalında açık oturumda karşılarındaki konuşmacıları döven, seçim kampanyasında tüm göçmenleri kapı dışarı etmeyi ve İstanbul’u geri almayı vaad eden yeni nazi partisi meclise beşinci sıradan girmişti.

Sinn Fein lideri Martin McGuinness ve Kraliçe 2. Elizabeth
İngiltere de ise farklı bir gündem Haziran ayında yer edindi. Temmuz ayında gerçekleşecek 2012 Yaz Olimpiyatları hazırlıklarına odaklanılan ülkede, Kraliçe 2. Elizabeth tahttaki 60. Yılını, "Elmas Jübilesi"sini kutlarken, IRA’nın siyasi kolu Sinn Fein lideri Martin McGuinness ile bir araya geldi. Bir Sinn Fein lideri bir İngiliz hükümdarıyla ilk kez el sıkışıyordu.
Haziran ayında Türkiye’de “hastane”de geçen “polisiye”dizileri revaçtaydı: İstanbul’da bir mahkemede polis memurları, karakolda beyin kanaması geçiren bir kişinin “kafasını yere vurarak kendine zarar verdiğini” ifade ediyor, yine İstanbul Fatih'de Ahmet Koca adlı bir vatandaşı dövdükleri kameralarda da görülen polisler, olayın ardından, hastaneden “sağ ellerinde hassasiyet oluştuğu”na ilişkin tıbbî rapor alıyordu.
Cezaevlerinde ise isyan vardı. Urfa E Tipi Kapalı Cezaevi’nde adli suçluların kaldığı koğuşta, hapishane şartlarını protesto etmek amacıyla çıkan yangında 13 mahkûm yanarak ve boğularak öldü. Ardından, isyan dalgası birçok cezaevine sıçradı. Adana, Ceyhan, Karaman, Gaziantep ve Osmaniye’de isyanlar çıktı, en az 47 kişi yaralandı.
İstanbul’da bir başka nedenle isyan vardı. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ile Haliç Köprüsü’nün aynı anda bakıma alınmasıyla İstanbullular, normalde yaşadıklarından daha da büyük bir trafik kaosunun içine girdi. Saatlerce trafikte mahpus kalan İstanbullulara en yaratıcı öneri Karayolları Genel Müdürü'nden geldi. Cahit Turhan, İstanbullulara kenti terk etmelerini tavsiye etti. İstanbul Valisi ise müdürden daha ciddiydi; o, özür dilemekle yetindi.
Türk ordusu ile PKK arasında bütün yaz boyunca meydana gelecek çatışmaların ilk emareleri Haziran ayında görüldü. Hakkari'nin Dağlıca bölgesinde bir grup PKK'lı üç noktadan askerî birliğe saldırı düzenledi ve çıkan çatışmada 8 asker, 18 PKK'lı hayatını kaybetti. Askeri operasyonların sürdüğü bilgisiyle beraber, çoğunluğu Kandil bölgesi olmak üzere 9 ayrı hedefin vurulduğu açıklandı.
Öte yandan, KCK operasyonları 2012’nin en fazla tutuklu ve gözaltı sayısı ile devam etti. KESK Genel Başkanı Lami Özgen'in de aralarında bulunduğu 58 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarıldı, 22 kişi tutuklandı. KCK operasyonlarının bir diğer hedefi öğrencilerdi.
Uzun, sıcak bir yaza girildiği apaçıktı.
Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık
