Gazze'nin Bombalanması

-
Aa
+
a
a
a

28 Aralık 2008

Gazze

Dr. Eyad Al Serraj*

www.counterpunch.org/serraj12262008.html

Bombardıman on dakika sürdü. Sanki hemen kafamızın üzerinde bir deprem oluyordu. Pencereler menteşelerinden oynuyor, camlar titriyordu. On yaşındaki oğlum korkmuştu. Evin içinde  o odadan  bu odaya koşuyor, saklanmaya çalışıyordu. Onu sıkıca göğsüme yasladım. Kendini güvende hissetsin diye uğraştım. 12 yaşındaki kızım panik halindeydi ve histerik bir şekilde gülüyordu. Normal değildi bu. Ona da sarıldım. Sakinleştirdim. Korkacak bir şey olmadığını söyledim. Eşim de panik halindeydi. Evin içinde dolanıp saklanacak yer arıyordu.

Giriş katında oturuyoruz. Dolayısıyla biz de hemen bodruma koştuk. Evimizin hemen yakınında bir merkez karakol var. Oraya kocaman bir bomba atıldı. Baş komiser öldürüldü. İki cadde yukarıda başka bir bombalama daha oldu ve daha fazla insan öldü. Başkanın ofisi de bizim evimizden bir kilometre uzakta ve orası da bombalandı.

Bodruma indik ve bombardımandan kaçmaya çalıştık. Bizimle aynı apartmanda oturan akrabalarımızdan birinin çocuğu nihayet okuldan döndü. Onu bir türlü bulamamıştık. Telefonlar çalışmıyordu. Eve geldi sonunda, ciddi bir şok yaşıyordu. Rengi ruhsarı atmıştı. Titriyor ve caddelerdeki cesetlerden bahsediyordu. Eve gelirken üniformalı Hamas üyelerinin önünden geçmişti ve anlattığına göre hepsi ölüydü.

Bu sabah uyandığımda çok endişeliydim. Biraz ekmek, biraz peynir yedim. Bir bardak da çay içtim. Gazze'deki herkes gibi bir şeyler olduğunu ve bunun da çok ciddi bir şey olduğunu biliyordum. İsrail gıda ve yakıt dağıtımına izin verdiğinde (dün Gazze'nin ablukasına son verdiler) kendi kendime ve arkadaşlarıma İsrail'in büyük bir saldırı planladığını söyledim. İnsanları açlıktan ölmeye bıraktıkları için suçlanmak istemiyorlardı. 

Ailemle oturma odasında oturmuş, ana öğünümüz olan öğle yemeğinde ne yesek diye düşünüyorduk. "Ne pişirsek, nasıl pişirsek, yeteri kadar yiyeceğimiz var mı?" diye konuşuyorduk. Evde pirinç yoktu, canım mercimek çorbası çekti. Eşim "Olmaz, markette mercimek yok ki" dedi, ona mercimek çorbası yapalım mı diye sorduğumda. "Başka ne yapabiliriz ki" dedim ona. O da bana bir kaç konserve aldığını söyledi. İşte her şey patladığında, biz evimizde bunları konuşuyorduk. Aniden koca bir patlama ile sarsıldık.

Şimdi bizi neler beklediği konusunda endişeliyim. Daha kaç kişinin öleceğini düşünüyorum hep.

* Dr Eyad Al Serraj, Gazze'de yaşayan ve çalışan bir psikolog.

Metnin İngilizce aslına ulaşmak için tıklayın:

http://www.counterpunch.org/serraj12262008.html

İngilizce'den çeviren: Çiğdem Dalay