Ekoloji Hareketleri Gündemi: Hayvanları Koruma Kanunu

s3_url_text: 
http://ia600802.us.archive.org/3/items/EHG15Kasim2012/EHG20121115.mp3
Arsiv s3 Media: 

Ekoloji Hareketleri Gündemi: Hayvanları Koruma Kanunu

19 Kasım 2012

Ekoloji Hareketleri Gündemi*

 

15 Kasım 2012

 

Ekoloji hareketleri Gündemi'nde Çevre ve Ekoloji Hareketi Avukatları'ndan (ÇEHAV) Yelda Kullap'la hayvan hakları ve Hayvanları Koruma Kanunu hakkında konuştuk:

 

Dinlemek için:

 

İndirmek için: mp3, 8.5 Mb.

 

15 Kasım 2012 tarihinde Açık Radyo’da Açık Gazete programında yayınlanmıştır.

 

* Ekoloji Hareketleri Gündemi Çevre ve Ekoloji Hareketi Avukatları (ÇEHAV) ile birlikte hazırlanıyor:

 

Ekoloji Hareketleri Gündemi'nin podcast servisine abone olmak için tıklayın.

 

Ekoloji Hareketleri Gündemi'nin yayınlanmış diğer bölümlerine ulaşmak için tıklayın.

 

***

 

 

Ömer Madra: Günaydın Yelda Kullap.

 

Yelda Kullap: Günaydın, merhabalar, herkese güzel bir gün diliyorum.

 

ÖM: Teşekkür ederiz. Yeni yasa tasarısı çıktı, yeni yasa tasarısı var ortada ve hayvan haklarının durumu, Türkiye’de bir hayli tartışma konusu olan hayvan haklarının durumu olumlu bir gelişmeye doğru gidiyor mu? Bu konularda bizi aydınlatır mısınız?

 

YK: Size güzel sözler söylemek isterdim ancak ben bu yasanın, yasa tasarısının sadece bir hayata bakış açısının bir yansıması olduğunu düşünüyorum. Bu dünyanın sadece insanlara ait olduğunu, hayvanların sadece insanlara hizmet eden ve diğer tüm canlıların, yani bitkiler, doğa, ekolojik denge içinde bulunan bütün her şeyin insana hizmet eden bir unsur olarak görüldüğü bir zihniyet var. Bu yasa da onun bir parçası, hayvanları sadece insana ve topluma zarar vermemesi için, kanun tasarısında sahipli ve sahipsiz hayvanları belediye sınırları ve dışında başıboş bırakmak yasaklandı. Bu şu anlama geliyor, artık sokakta kedi, köpek göremeyeceğiz. Biliyorsunuz bizim kültürümüzün bir parçası, yani hayvanları besliyoruz, hayvanlara su veriyoruz, süt veriyoruz ve onlar aynı zamanda doğanın bir parçası olduğu için bize sevgi veriyorlar, yani karşılıklı bir alışveriş içindeyiz. Fakat bu yasayla birlikte artık sokakta kedi, köpek göremeyeceğiz, onları barınaklarda göreceğiz. Sahipli olması için de belli bir eğitimden geçmesi gerekecek insanların. Ondan sonra öncesi yasada hıfzıssıhha sadece hayvan zabıtası yönetmeliği değil, hayvanları öldürmek mümkünken şimdi hıfzıssıhha kanunu, veterinerlik yasası gereği, vs. gibi yasalarla daha geniş kapsamlı öldürme nedenleri olabilecek. Yani herhangi bir çevre temizliği, çevre kirliliği, yani ortamda bir kirlilik oluşmasın bahanesiyle bir hayvan öldürülebilecek. Yani ucu açık cümleler kurulmuş tasarıda. Maalesef tasarı şu anda hala güncelliğini koruyor, her ne kadar hayvan hakları hayvan severler tarafından yapılan eylemler neticesinde geri çekilmiş gibi gözükse de şu anda TBMM web sayfasına girdiğiniz zaman bunun hala beklemede olduğunu, her an yasa olarak çıkabileceğini göreceksiniz. Bakanlık bir takım açıklamalar yapmıştı o tarihte “biz komisyonda bazı düzenlemeler yapacağız tepkiler çekilen konularda” diye. Şimdi bazı noktalara vurgu yapmak istiyorum, esas bu yasanın içerisinde örneğin hayvan sever olarak hayvan bakmak istediğiniz zaman hayvan sayısını idare sınırlayabilecek. Bu konuda geniş yetki verilmiş, ayrıca ilgili değişiklik taslağında evde süs hayvanının türü, barındırılacak hayvanların ihtiyaçları, mekansal şartlar, vs. bakanlıkça çıkarılan yönetmelikçe belirlenecek. Şehir dışındaki doğal yaşam parkları burada rehabilite edilecek hayvanların kısırlaştırma ve uyutulma gibi işlemlere maruz bırakılabilecek olmaları bu yasa gereği ciddi bir sıkıntı. Cezalar ise caydırıcı olmaktan uzak, örneğin işkenceyle bir hayvan öldürmenin cezası en fazla 2 yıl hapis cezası, TCK gereği ise 2 yıllık hapis cezasının paraya çevrilmesi ve ertelenmesi mümkün. Üstelik bu ceza üst sınır olduğu takdiri indirim nedenleri, samimi yani suçunu itiraf etmesi gibi nedenlerle indirilme gibi bir durum da olabilir. Düşünün ki işkenceyle bir hayvanı öldürüyorsunuz, nasıl bir anlayış, nasıl bir zihniyet ve bu insan hapse girmeden hafif bir cezayla işin içinden sıyrılabilecek. Dediğim gibi bu yasa tasarısı maalesef hayvanları sadece eşya olarak gören bir bakış açısına sahip bir yasa tasarısı. Öncelikle bu zihniyetin değişmesi gerekir, ekolojik denge gözetilerek bu dünyanın tüm canlılara ait olduğunu, sadece insanlara ait olmadığının bilincinde olan bir bakış açısı gerekir yasa düzenlenirken. Önceki hayvan hakları yasası zaten hayvanları koruyan bir yasa değilken şimdi durum daha da ağırlaştırıldı, hayvanla iyice metalaştırıldı bu yasayla.

 

ÖM: Bu insan merkezli bakışla sakatlıkları had safhada olan bir yasadan bahsediyoruz ve her an da tekrar getirilip yürürlüğe konabilecek. Fakat ben çok kolay cevaplandırılması mümkün olmayan bir soruyu sormak istiyorum. Neden böyle bir şeye ihtiyaç duyuluyor, radikal böyle bir yasanın getirilmesine? Sizce nasıl bir saik var bunun arkasında, çok kısaca özetler misiniz?

 

YK: Benim bakış açıma göre temel zihniyet işte endüstrileşme ve sanayileşme çerçevesinde betonlaşma, canlıların yok edilmesi. Bu genel olarak giderek bütün doğal ortamın, ormanların, denizlerin, suların yok edilmesine yönelik çalışmaların bir parçası olarak görüyorum. Oysa ki bunu yapmak yerine, bu hayvanları yok etmek yerine bu hayvanlara ve tüm canlılara ve tüm insanlığa ormanlarımızı, denizlerimizi, sularımızı kazandırsak esasında bu yok etme zihniyetinin insanlığa daha büyük bir fayda sağlayacak bir anlayıştır. Öncelikle bu bakış açısının kazandırılması lazım, örneğin HES’lerle sularımızın yok edildiği, denizlerimizin kirletildiği, sit alanlarının yok edildiği, ormanların azaltıldığı bir bakış açısına sahip siyasi bir anlayışın devamı olan bu hayvanları yok sayma, metalaştırma yasasının ancak bu zihniyetin değişmesiyle mümkün olduğunu düşünüyorum. Bu bir dünyaya bakış açısıdır, gerçekten bu doğayı, dünyayı seviyorsak ve insanlarımızı seviyorsak bu hayvanları aramıza katmamız lazım diye düşünüyorum.

 

ÖM: Evet, eşref-i mahrukat diye bir şey var tabii İslami anlayışta ama bu hiçbir zaman hayvanların küçümsenmesi, aşağılanması ve onlara kötü muamele yapılması anlamının çıkacağı bir anlayış olamaz. Burada üzerinde çok hassasiyetle durmamız gereken bir konu. Peki çok teşekkür ederiz. Tekrar tabii ki bunları konuşmaya devam edeceğiz.

 

YK: Tabii ki konuşmak isterim. Çok teşekkür ederim. Diliyorum bu tasarı yasalaşmaz ve daha güzel, daha mantıklı, daha çevreci, daha ekolojik çözümler getiren bir yasayla karşılaşırız diye düşünüyorum.

 

ÖM: Biz de. Çok teşekkürler.

 

YK: Diyorum, diliyorum.