Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık
Ekim 2014:
İndirmek için: mp3, 28.3 Mb.
Ekim ayında yayımlanan iki rapor çağımızın içine düştüğü ölüm sarmalını net bir şekilde ortaya serer gibiydi. National Bureau of Economic Research adlı dergide yayımlanan ilk raporda olağandışı sıcaklar içerisinde bulunan dünyanın, mevsim normallerine nazaran daha şiddet dolu, daha kanlı ve daha kaotik olduğunu ortaya çıkarıyordu.
ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA) tarafından sunulan diğer raporda ise, geride kalan 355 ayın sıcaklığının, 20'nci yüzyıl ortalamasının üzerinde olduğu söyleniyordu.
2014 yılının Ekim ayı da bu sarmala örnek gösterilebilecek tarihi olaylarla dolu bir zaman dilimi olarak hafızalara kazındı.

Bir zamanlar Aral Gölü olan yer
Kazınmaması mümkün de değil gibiydi: 5.5 milyon önce oluştuğu tahmin edilen dünyanın en büyük dördüncü gölü Aral Gölü tarihte ilk kez tamamen kuruyordu, California’da yaşanan kuraklığı, ABD tarihinin en büyük kuraklığı olduğu saptanan 1934 kuraklığı ile karşılaştıran analizler yapılmaya başlanıyordu.
Brezilya’da Sao Paulo eyaleti’nin son 20 yılın en büyük su sıkıntısını çektiği haberleri geldiği sıralarda, Türkiye’de sebze ve meyve fiyatlarında geçen yıla göre fiyatlarda yüzde 20 civarında bir artış olduğu açıklaması yapılıyordu. Sebebi, olağandışı iklim olaylarıydı.
Ekim ayında bütün yaz kuraklıktan çatlayan toprakların beklediği yağmurlar ise beraberinde yeni felaketler getirmeye devam etti.
Fransa'nın Montpellier bölgesi sel suları yüzünden, afet bölgesi" ilan edildi, İtalya’nın Cenova şehrinde insanlar sel sularında hayatlarını kaybetti. Daha Keşmir’deki enkazı kaldıramamış Hindistan’dan yeni sel haberleri gelmeye devam ederken, Japonya’da insanlar sel sularına karşı sığınaklar inşa ediyor, Meksika’da seller toprak kaymalarına neden oluyor, Irak, Danimarka, Somali, Hawaii gibi birbirinden farklı iklimlerdeki coğrafyalar benzeri görülmeyen yağışlarla karşı karşıya kalıyordu.
Gonzalo fırtınası yüzünden Yunanistan’da arabalar birbirine girerken, suyun öbür tarafında Bodrum’da bu sefer gemiler fırtınalardan nasibini alıyordu. Sadece kıyı bölgeleri değil, dünyanın olduğu gibi Türkiye’nin de dört bir yanında, muazzam yağışlar hüküm sürüyordu.
Adana’da etkili olan yağmur nedeniyle gün ortasında gece yaşanıyor, yağmur nedeniyle sokak lambaları yakılırken, yollar da göle dönüyordu. Gaziantep’te sel suları köyleri yerlebir ederken, Uşak, Hatay, Mardin, Ankara, Trabzon, Kastamonu, Antalya, İzmir, Edirne ve sonunda kuruyan su kaynakları yüzünden su kesintilerine başlanan Yalova’da bu sefer mevsim normalleri üzerinde yağışlar görülüyordu.
Sel suları, kuraklık ve don yağışı altında harap olan doğa’nın karşısındaki son atlı, yani neo liberal kapitalizm bu mahşer yerine kendine düşen payı vermekten hiç geri kalmıyordu.
Dünyanın 4. en büyük zeytin üreticisi olan Türkiye’de kuraklık ve don nedeniyle zeytin rekoltesinde büyük düşüşler yaşanırken, Meclis’ten geçirilmeye çalışılan yasalar ve fosil yakıt bağımlısı haline gelmiş şirketlerin çabaları sayesinde, ayakta kalan yüzlerce yıllık ağaçlar da ortadan kaldırılmaya çalışılıyordu.

Yırca, Ekim 2014
Soma’ya bağlı Yırca Köyü’nde Kolin Şirketler Grubu kömürlü termik santral yapmak için, köylülerin her türlü itirazına karşın hukuksuz bir şekilde 6 bin zeytin ağacını kesti. Direnen köylüler şirketin özel güvenlik görevliler tarafından dövüldü, kelepçelendi ve hatta dağa kaçırıldı. Herkesin gözleri önünde yaşanan bu hukuksuzluğun ardından Yırca Köyü muhtarı şunları söylüyordu:

Yırca, Ekim 2014
O en son ihtimal olan madencilik mesleğini yapanların kaderi de, yine 10 bin adet ağacın sökülmesiyle inşa edilen Cumhurbaşkanlığı sarayının 29 Ekim’deki görkemli açılışına mani olacaktı.

Ermenek, Ekim 2014
Karaman'ın Ermenek İlçesi'ndeki Pamuklu Köyü yakınlarındaki kömür ocağındaki su baskını ve göçükte 18 işçi mahsur kaldı. Maden şirketinden gelen ilk açıklama olayın bir doğal afet olduğuna yönelik olsa da, tam bir yıl önce TEMA Vakfı’nın farklı alanlardan uzman bilim insanlarının görüşleriyle hazırlattığı raporda bölgedeki su baskınları riski konusunda yetkilileri uyardığı, ocakta yeraltı suyu ve gaz riskinin ölçümü için gerekli olan kontrol sondajlarının yapılmadığının ortaya çıkışı bu durumun kapitalizmin doğasından kaynaklandığını ihtimalini daha mantıklı gerekçe haline getiriyordu.
Soma’da 301 işçinin katledildiği facianın ardından geçen dört ayda 31 maden işçisi ölmüş, çalışma şartlarını düzenleyen yeni yasa sonrası kârını kaybetmek istemeyen maden şirketlerin kârlarından feda etmemek için ocaklarda artık yemek vermez oluşu, işçilerin servislerini kestiği, hatta tuvalete gidilmesini bile yasaklamış olduğu bu kaza aracılığı ile ortaya çıkıyordu. 21. yüzyılın Yeni Türkiye’sinde madenciler, geçimlerini sağlamak için girdikleri madenlerde ihtiyaçlarını ancak pet şişede giderebiliyorlardı.
Soma’da acı bir şekilde tecrübe edilmiş olan arama kurtarma çalışmaları devam ederken aylardır maaşlarını alamayan madencilerin Ankara’ya doğru başlattıkları yürüyüş, kazanın ardından Ermenek’e doğru yönelse de Madencilerin yolu Uşak’ta polis tarafından kesiliyordu.
Ekim ayında Polis sadece maden işçilerini değil, mahallesindeki vatandaşları da durduruyordu.
İstanbul Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen’in seçim vaadleri arasındaki çılgın projesi Valide Bağ Korusu’na Londra’daki Hyde Park benzeri bir proje için ağaçların kesilip, cami inşaatına girişmesi, bölgede yaşayan mahallelinin direnişi ile karşılaştı.
Sabah gün ağırmadan koruya girmeye çalışan iş makinelerine karşı çareyi çadır kurup nöbet tutmakta bulan mahalleli, polisin biber gazıyla uzaklaştırılıyor, İstanbul Büyük Belediye başkanı Kadir Topbaş uyulmayan yürütmeyi durdurma kararının iptalini Ekim ayı sonunda, gazeteciler karşısında açıklamasına rağmen tartışmalar sona ermiyordu.
İklim konusundaki bir diğer uyarı ise Pentagon’dan geldi. Sanki dünya üzerinde devam etmekte olan savaşların iklim değişikliğinin sebep ve sonuçları ile alakası yokmuş gibi, “iklim savaşlarına hazır olun” deniyordu uyarıda.
Petrol zengini Libya’da çıkan çatışmalardan 300.000 kişi evlerini terk etmiş, kuraklığın kıskacındaki Yemen’de intihar bombalı saldırılar baş göstermiş, Rus gazı güzergâhındaki Ukrayna’da çatışmalar hız kesmemiş ve yine fosil yakıt zengini Nijerya ve Sudan’da çatışmalar durmamış, hatta iyice artmışken, insanın “görünen köy kılavuz istemez” diyesi geliyordu.
Somali hariç! Somali'de hizmet veren Salaam Bank, başkent Mogadişu'da ilk otomatik para çekme makinesi'ni açtı. Yıllar yılı iç savaş, çatışma ve şiddetten perişan olmuş, canı çıkmış ülkede hayatın artık normale döndüğü söyleniyor, ATM de buna örnek gösteriliyordu.

Suruç'tan Kobani'ye bakarken, Ekim 2014
Ekim ayında asıl konuşulan mevzu ise Suriye Kürdistan’ındaki Kobani olmuştu. Ekim ayının ilk günü, IŞİD güçlerinin kentin dış mahallelerine girdiği, savaşın tepelere bayrak dikme yarışına döndüğü amansız bir çatışma girdabına girildiği görüldü.
IŞİD ile YPG arasında bugüne kadarki en büyük çatışmalar yaşanırken, ABD ve müttefikleri IŞİD’e havadan saldırıyordu. Türkiye’de Meclis, Irak ve Suriye tezkeresini kabul etmiş, PKK lideri Abdullah Öcalan, Kobani'nin IŞİD kuvvetlerine düşmesi durumunda, barış sürecinin çökebileceği uyarısında bulunmuştu.
Türkiye’den ve dünyanın birçok yerinden insanlar Kobani’de savaşan kuvvetlere katılmaktaydı. Genç Sosyolog Suphi Nejat Ağırnaslı da 5 Ekim 2014 sabahında IŞİD’e karşı savaşırken hayatını kaybetti.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, YPG’yi “terör örgütü olarak değil, vatanını kurtarmak için örgütlenmiş bir oluşum olarak gördüğünü” söyledi. Kobani’nin düşmesi an meselesiyken, Türk hükümetinin sonunda izin vermesi üzerine Özgür Suriye Ordusu ve Peşmerge kuvvetlerinin Türkiye sınırlarının içinde Kobani’ye girmesiyle IŞİD geriletilmeye başlandı.
Fakat bu süre içerisinde Türkiye’de 6-8 Ekim olayları olarak tarihe geçen olaylar, barışın ne kadar kırılgan bir zemin üzerinde inşa edilmeye çalışıldığını herkese gösterdi.
HDP Merkez Yürütme Kurulu olağan toplantısında verilen “Kobani’de durum son derece kritiktir. IŞİD saldırılarını ve AKP iktidarının Kobani’ye ambargo tutumunu protesto etmek üzere halklarımızı sokağa çıkmaya ve sokağa çıkmış olanlara destek vermeye çağırıyoruz” mesajı ile Türkiye’nin birçok şehrinde insanlar Kobani’ye destek vermek için sokaklara çıktı.
Fakat protestolar, polisin müdahalesi ve karşıt grupların tepkileri ile bir anda içsavaşı andıran sahnelerine doğru evrilecekti. Silahlar çekildi, binalar kundaklandı, linç vakaları yaşandı, altı ilde sokağa çıkma yasağı ilan edildi… HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın, Diyarbakır'dan sağduyu çağrısında bulunmasının ardından duran eylemlerde 50 kişinin hayatını kaybettiği ortaya çıktı! 2 Günde en az 50 ölü!
Çatışma hali bu iki günle de sınırlı kalmadı, Kars'ın Kağızman ilçesinde PKK militanları, Hakkari'de çarşı iznine çıkan 3 sivil giyimli asker, Diyarbakır'da eşiyle pazar alışverişine çıkan astsubay Nejdet Aydoğdu, Azadiya Welat gazetesi çalışanı Kadri Bağdu ve aydır kayıp olan geçici köy korucusu Nihat Çaprak infaz edildi. Ortada tam bir kaos durumu vardı ve toplumsal barışın pamuk ipliği misali bir anda nasıl kopup gidebileceği herkes tarafından görülmüştü.
Liberya, Monrovia
Ekim Ayında Dünya Sağlık Örgütü, Ebola salgınında ölenlerin sayısının 4 bin'i geçtiğini açıkladı. ABD, İspanya ve Almanya’da da vakalar görülmeye, korkular büyümeye başlamıştı.
Ama bir ülke vardı ki, yüreklere su serpecek açıklamayı yapacaktı. Küba lideri Fidel Castro, son yazısında Ebola konusuna değinerek, "görev zamanı" çağrısı yaptı. Hali hazırda Kübalı doktorlar Afrika’da Ebola’ya savaşmak üzere bulunmaktaydı. Ne var ki, Ebola vakalarının sayısı Aralık sonlarına doğru 7 bini aşacak ve artış korkutucu bir hıza ulaşacaktı. Tabii, asıl korkutucu ve kalp kırıcı olan husus, birbirini kucaklamadan yaşayamayan Afrika insanlarının birbirlerine bakmaktan dahi korkar hale getirilmeleri idi.
Ayın Sözü:
“Bu şirket iktidarlarını biz devirmezsek, onlar bütün gezegeni uçuruma sürükleyecek.”
Pulitzer ödüllü gazeteci, yazar ve aktivist Chris Hedges, Açık Radyo'ya verdiği mülakatta, eldeki tek umut kapısının radikal isyan hareketleri olduğunu ve yeryüzündeki insanların büyük çoğunluğunun da bunun farkında olduğunu belirtiyor. (Kaynak: Açık Gazete)
Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık
