Bağımsız bir radyo hala dinleyicisiyle yaşıyor

Bağımsız bir radyo hala dinleyicisiyle yaşıyor

19 Mart 2014

 

Yeşil Gazete

Geçen sene ‘Bağımsız bir radyo neyle yaşar?’ diye sormuştuk. Sanırım cevabı artık hepimiz daha iyi biliyoruz. 11. Açık Radyo Günleri devam ederken, Destek projesini ‘mutfak’ anlatıyor.

Açık Radyo Destek yayınının sesleri: “yayına giriyoruz!” ünlemi, programcı/konuk/destekçi çocukların bağırışları; yukarı kata çıkarsanız destek telefonlarını açan cevval gönüllü çağrı ekibinin günde defalarca tekrarladıkları sorular; yayın odasında, hele de Eraslan Sağlam içerdeyse ‘125 olduk, bizi arayın’ sesleri, canlı müzik varsa tadına doyulmaz nağmeler... Kokuları: gönüllü ekibin dokuz gün boyunca çektiği ‘cefayı’ epey bi hafifleten yemek servisinden yayılan kokular – ki işi biteni hemen kendi tarafına çeker – bu maratonda koşuşturanların ağzına bal olsun diye, destek yerine yapılıp getirilmiş kekler, börekler, pastırmalar.. (evet pastırma da gördüm, epey lezzetliydi) Desteğin renkleri: Açık Radyo’da kainatın renklerine ne kadar yer varsa o kadar işte; “meşhur”uyla, sırf destek için başka şehirlerden İstanbul’a kalkıp gelen dinleyicisiyle, geçiyorken uğrayanı, uğramışken yayına kafayı sokanıyla dokuz günlük söz, ses, muhabbet silsilesi.

Zembereğinden boşalan bir radyo

Üç yılına bizatihi dahil olduğum, öncesi kulaktan bildiğim bu dinleyici destek özel yayınlarından birinde rast gelirseniz Açık Radyo stüdyolarına, hep bu bitmez tükenmez koşuşturma içinde yaşadığımızı sanabilirsiniz. Sanmayın, her ne kadar haftada 230 programcıyı ağırlayan “işlek bir istasyon” olsa da bu bina, genelde sakindir. Fakat bu dokuz günlük özel yayınlarda enerji zembereğinden boşalır, etraf heyecanlı bir koşuşturma, bolca yorgunluk ve neticesinde bu radyonun bir sene daha yaşamasına yetecek miktarın toplanabilmesinin getirdiği mutluluğa sahne olur.

Bu yazıya destek yayınlarının benim için ne olduğunu anlatmaya oturmuştum; fakat Açık Radyo’nun bana öğrettiği şeylerden biri dank etti kafama: kolektif üretimin ne kadar önemli olduğu. İspanyol sanatçı Muntadas’ın Açık Radyo için tasarladığı o kitap ayracında yazdığı gibi: “algı katılım gerektirir”. Dinleyici destek haftasını bir dönem aynı radyoyu paylaştığım, “mutfak ekibine” sordum. Radyo milleti konuşmayı sever malum, o yüzden ‘bir cümle’ ricasıyla sorduğum sorunun cevapların uzunluğunu görüp şaşırmayın:

Didem Gençtürk (Yayın koordinatörü) “Müşterek kaygılarla birarada yürütttüğümüz bir mecra Açık Radyo. Çalışanların omuzlarındaki yük elbette ağır. Lakin büyük bir inanç ve sevgi ile sürdürebildiğimizi düşünüyorum. Açık Radyo'nun var kalması başka bir dünyaya dair umudumuzu dürtüyor.”

Eli Haligua (Prodüksiyon ekibi) Açık Radyo'da destek kampanyaları bağımsız bir yayını sürdürebilmek için verilen mücadelenin coşkuyla sürdürülebileceğinin göstergesidir. Uzun saatler süren çalışma ile birlikte bu mücadeleyi sürdermenin verdiği haz aynı zamanda sıradanlığın bozulmasının verdiği keyifle birleşir. Adrenalin, ismini duyduğun destekçiler ile yüzyüze tanışma, konukların çeşitliliği  ve son gece hep beraber içilen şaraplar, içkiler... Bence gelin ortak olun.

Demet İnce (Dinleyici destek ekibi) “Radyoda ilk defa desteği canlı canlı yaşayacağım bu yıl, daha öncesinde sadece radyonun dinleyicisi olarak bu heyecana ortak oluyordum. Türkiye'de radyo gerektiği yerde, gerektiği noktada değil elbette ama ; Açık Radyo, diğer radyolardan sıyrılıp dinleyicileri ve destekçileri sayesinde ayakta kalabilmeyi ve kaliteli müzik anlayışıyla farklı olmayı başarıyor. Açık Radyo gücünü destekçilerinden alıyor. Bu nedenle diyebilirim ki Açık Radyo Dinleyici Destek Projesi bir projeden çok dayanışmadır.

Volkan Ağır (Prodüksiyon ekibi) Dinleyici destek ve dayanışma yayınına üçüncü kez şahitlik edeceğim İşim gereği, normal yayın sürecinde çoğu zaman durağan programlar kaydetmekten, içerikten bağımsız olarak söylüyorum bunu, bazen sıkılıyorum.Bu yayın dönemleri ise tam tersine süper hareketli geçiyor. Bu yüzden özel yayınların ardından bir sonrakini iple ve büyük bir heyecanla çekiyorum. Bir tanesi biter bitmez diğeri hakkında "Neyi daha iyi yapabiliriz? Bir sonrakinde kimleri davet etsek güzel olur? Kendim radyonun bu yayınlarında neler katabilirim?" sorularını ilk günden sormaya başlıyorum kendime. Programlara gelen konuklarla program öncesi sonrası çok daha müthiş keyifli sohbetler geçiyor. Bu süreçte kurulan ilişkiler çok farklı ve başka projelere yol açabiliyor, yön verebiliyor.Güzel bir yayın yapabilmek için yaşadığımız hareketlilik ve heyecan müthiş bir tatmin duygusu yaratıyor bende.Yaptığımız destek yayını sırasında canlı canlı telefonların çaldığını duymak keyif verici.Her destek yayınını Türkiye'de bağımsız yayıncılığın sürekliliğini birlikte sağlayabilmiş olmanın gururunu yaşayarak keyifle sonlandırmak büyük mutluluk yaratıyor.

Demet Hakman (www.acikrayo.com editörü) Açık Radyo destek projesi özel yayın günleri her zaman uzaktan göründüğü kadar eğlenceli olmuyor. Açık Radyo çalışanları için 10 gün boyunca daha çok telaş, stres, çok çalışmak ve yorgunluk demek. Bir de bir sürü olanaksızlığa rağmen neden hala burada çalışmakta direndiğimizi ve bu özel yayına neden ihtiyaç duyduğumuzu sorguladığımız bir dönem olma gibi bir özelliği var galiba. Benim için şöyle: Açık Radyo gerçekten bağımsız ve tarafsız bir yayıncılığın Türkiye’de sürdürülebileceğinin bir örneği, canlı bir kanıtı. Ve bunu 11 yıldır ağırlıklı olarak dinleyisinin desteğiyle yapıyor. Dinleyici desteği, Açık Radyo’nun bu şekilde devamı için olmazsa olmaz bir şart. Bu yüzden ara sıra huysuzlansam da -çünkü eşe dosta bıkmadan anlatmak gerekiyor neden bu yolu seçtiğimizi- bunu yapmaktan başka bir seçeneğimiz olmadığını düşünüyorum. Bu özel yayın dönemi de bu anlatma çabasının çok yoğunlaşmış bir hali. Sadece bazen dinleyiciyle buluşmak için daha yaratıcı, daha etkili yollar bulabilir miyiz diye düşünüyorum? Eminim bulabiliriz.

İlksen Mavituna (Açık Dergi) Açık Radyo medya kanalları içinde parlamak, öne çıkmak gibi bir derdi hiç olmamış; yine de kendi mütevazı kemik kitlesini on yıllar içinde kurmuş bir yayın aracı. "Eğlenemiyoruz" çağrısına kulak kabartmış bir kalabalığın duyduk duymadık demeden ortak dertlerde buluşmaları ve bu dertlere olağan dışı çözümler bulmaları için bir platform. Bizler de tek tek bu kalabalığın içinde dinleyiciyken şimdi üstümüze "iş" almış vaziyetteyiz ve sene de bir kereye mahsus dokuz gün, bize geri kalan günler kulak kabartmış olanları dirsek temasını çağırıyoruz. Yoksa çok yoruluruz. Bu sene de  çağrı baki..

Murat Can Tonbil (Açık Gazete) 2014 yılında medyanın nasıl da kronik bir uyuşturucu bağımlısı olduğunu hepberaber gördük. Sabah işe giderken okuduğumuz gazetelerin, akşam yemek yerken izlediğimiz TV kanallarının, emirlere, isteklere, havuzlara, kredilere nasıl da bağlı olduğunu sinirimiz birbirmize anlatma fırsatını da bulduk. Işadamlarına tabiri caizse kitlenen 'medya’nın rahatlığı “bana 2 milyon yolla süleyman”larla ‘ah ne ne kadar kullanışlı aptallarmışız’larla örtülmeye çalışıldı ve çalışılmaya devam ediyor. Çukur ortada ve hepimiz içinde ne olduğunu biliyoruz.

Ama ortada bir başka havuz daha var; Dinleyicinin programcı olabildiği, programcının da havuzun nasıl dolduğunu çekinmeden programın başında anonos ederek hatırlattığı bir havuz: Açık Radyo dinleyici destek projesi. 11 yıldır hepberaber yüzülen bir havuz .

Radyo da insan da vicdanla yaşar

Açık Radyo’nun destek yayının onbirincisinin ismi bu sefer “Açık Radyo Şenliği” değil “Açık Radyo Günleri”. Çünkü memleketin ahvali şenliği kaldırmıyor bu günlerde. “Devlet dersinde öldürülmüş”, hangi karanlık köşeden çıktığı belli olmayan kurşunların hedefi olmuş gençlerin üzüntüsü üzerimize çökmüş; korktukça kinlenen, kinlendikçe saldırgaşan muktedirlerin çatallaşan sesi karşımıza yine dikilmiş, Medya-sermaye-hükümet üçgeninin balçığına etrafı sarmış olsa da vicdanın sesini dinllendirmeye mecalimiz var neyse ki. Geçen sene destek yayınında “Bağımsız bir radyo neyle yaşar?” diye sormuştuk. Cevabın ne olduğunu hepimiz biliyoruz sanırım. Bağımsız insanlar gibi, bağımsız bir medya, bağımsız bir radyo da destekle, dayanışmayla, vicdanla yaşar.

11. Açık Radyo Günleri 15 Mart – 23 Mart tarihlerinde gerçekleşecek. Konuklardan bazıları: Ayyuka, Birsen Tezer, Burak Güven, Büyük Ev Ablukada, Ceylan Ertem, Eraslan Sağlam, Feryal Öney, Gevende, Hakan Vreskala, Harun Tekin, Levent Üzümcü, Marsis, Sarp Keskiner, Sezen Aksu, Uğur Yücel, Umut Töre Bandosu, Utkan'la Deniz,

 

Nasıl Destek Olunur?

Her yıl düzenlenen Dinleyici Destek Projesi ile Açık Radyo dinleyicisi radyosuna sahip çıkıyor. Dinleyiciler seçtikleri programın istedikleri bir saatine veya istedikleri sayıda programa destek veriyor. Yani dinleyiciler Açık Radyo’nun yayınını sürdürebilmesi için destek oluyor. Bunu bir telefonla (0 212 343 41 41) ya da bir “tık”la (www.acikradyo.com.tr) yapmak mümkün. Açık Radyo da, seçtikleri programın başında ve sonunda adlarını anarak destekçilerine teşekkür ediyor.

 

http://11radyogunleri.tumblr.com/