Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık
Aralık 2014:
İndirmek için: mp3, 43.8 Mb.
In diesem Wetter, in diesem Braus,
nie hätt' ich gesendet die Kinder hinaus;
man hat sie getragen hinaus,
ich durfte nichts dazu sagen!
Bu havada, Allahın bu fırtınasında
bilsem, çocukları asla dışarı salmazdım
korkardım, ölüverirler diye ânında,
şimdiki gibi boşu boşuna sızlanmazdım
(Şiir: Friedrich Rückert; “Bu Havada…”
Beste: Gustav Mahler: “Çocuk Ölümü Üzerine Şarkılar”dan)
Saldırı, geleceğe yönelikti. Sadece bir avuç şirket tarafından paylaşılmış dünyanın havasını suyunu ve toprağını azamî kâr uğruna gasp etmeye yönelik taaruz değil, ölmekte olan dünyanın üzerindeki çatışmalarda da gelecek hedef alınmıştı: Dünyanın geleceği!
Taliban, Pakistan'ın Peşaver kentinde ordu yönetimindeki bir okula yaptığı baskınla 132'si çocuk 142 kişiyi bir anda öldürdü. Pakistan yönetimi, saldırganların tek hedefinin bir seferinde en fazla sayıda öğrenciyi imha etmek olduğunu söylüyordu.
Yemen’in Rada şehrinde bomba yüklü araçlarla düzenlenen saldırıda okul servisi hedef alındı. Bu saldırıda çoğu öğrenci en az 25 kişi parçalanarak hayatını kaybetti.

Suriye, Doğu Guta, Aralık 2014
İki yıldır rejim tarafından abluka altında tutulan Suriye’nin başkenti Şam’a bağlı Doğu Guta bölgesinde 216 insanın açlıktan hayatını kaybettiği açıklandı. Bunların 150’si, yani üçte ikisinden fazlası, çocuktu. Suriye’de rejimin savaş uçakları yılın son haftasında İdlib ve Şam kırsallarında iki okulu bombaladı; bu öğrenci katliamından 12 ceset çıktı.
Uluslararası Af Örgütü Aralık ayının son haftasında IŞİD’in Irak'ta kaçırdığı Ezidi kadınlara yaptığı insanlık dışı muameleyle ilgili özel raporunu yayınladı. Raporda, işkence ve tecavüz dahil her türlü cinsel tacize maruz kalan Ezidiler arasında 10-12 yaşlarında seks kölesi kızların da olduğu bildiriliyordu.
Irak'ın Felluce kentinde terör örgütü IŞİD'in, "militanlarla evlenmeyi kabul etmeyen 150 kadını idam ettiği" ileri sürülürken, BM Acil Durumlar Koordinatörü Valerie Amos, Suriye’de genç kızların miltanlar tarafından pazarlarda satıldığını söylüyor, ailelerin kızlarını IŞİD'den korumak için küçük yaşta evlenmeye zorladığını açıklıyordu.
İngiltere'nin başkenti Londra'da, İstanbul'a havalanmak üzere olan bir uçakta Suriye’ye gitmekte olduğu söylenen kız çocukları gibi çatışma girdabına çocukları da çekmeye devam ediyordu.
Çocukların encamı konusunda Türkiye’ye de durum parlak sayılmazdı. Sağlık Bakanlığı’nın Aralık sonu yayınladığı verilere göre, Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde sadece 2013’te 5 yaş altı 6 bin 857 çocuk ölmüş, son 5 yılın bilançosuna 36 binden fazla çocuk ölümü kaydı düşülmüştü. Her yıl 7300, her ay 600, her gün 20 küçük çocuk ölüyordu – neredeyse her saatte bir çocuk. (“Bilsem, çocukları dışarı salmazdım…”)
Yılın son günlerinde ülke çocuklarının çilesi devam etmekteydi: Konya’da 16 yaşında bir öğrenci, bir törende yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanına hakaret ettiği gerekçesiyle kendi lisesinde arkadaşlarının önünde polisçe derdest edildi, ardından tutuklandı, 2 gün hapiste yatırıldıktan sonra serbest bırakıldı. Olayı protesto için Adalet Bakanlığı önünde pankart açan 3 liseli genç de aynı suçlamayla gözaltına alındı. Aynı gün, İzmir’de Gezi direnişi eylemlere katıldıkları için yargılanan 5 çocuğa hapis ve para cezaları kesiliyor, birinin cezası da ertelenmiyordu. Şırnak’ın Cizre ilçesinde PKK’nın gençlik birimi YDG-H ile Hüda-Par arasında saatler süren çatışmalarda 1’i çocuk 3 kişi öldürülürken, her iki taraf da olayı “karanlık güçler”in işlediğini belirtiyordu.
ABD'de Missouri eyaletine bağlı Ferguson kentinde 18 yaşındaki silahsız siyah genci vurarak öldüren Darren Wilson adlı polis memuru istifa etmişti etmesine de, Wilson'ın yargılanmasına gerek olmadığı yolundaki mahkeme kararı, birçok kentte protestolara yol açmıştı.
Yunanistan'ın başkenti Atina'da, 16 yaşındaki Aleksis Grigoropulos'un polis kurşunuyla öldürülmesinin 6. yıldönümünde protesto gösterileri düzenleniyor, “Aleksis ölümsüzdür” pankartları taşıyan göstericiler, polisle çatışıyordu. Aktivistler, başına isabet eden gaz fişeği yüzünden ölen 15 yaşındaki Berkin Elvan’ı da unutmuyorlar, şehir merkezine Berkin’le Aleksis’in fotoğraflarının yer aldığı bir pankart asıyorlardı.
Bu arada, Afganistan’da çocuk intihar bombacıları yakalanırken, genç bir öğrenci Kabil'deki bir Fransız okulunda bir intihar bombacısının yaşadıklarını anlatan tiyatro oyunu sırasında bombayla kendini havaya uçurdu, 1 kişiyi öldürüp 16 kişiyi yaraladı. Hayatı taklid eden sanatı taklid eden hayatı taklid eden sanat…
BM’nin Çocuklarla ilgili uzmanlık kuruluşu UNICEF de dayanamamış, 2014’ü çocuklar için “felaket yılı” olarak açıklamıştı. Kuruluş haksız sayılmazdı: Sadece bu yıl dünyada 15 milyondan fazla çocuk doğrudan şiddete maruz kalmış, tecavüze uğramış ya da öldürülmüştü.
Evet kasıt, geleceğe yönelikti. Zehirlenen, kavrulup kurutulan ve dondurulan toprak ananın yüzünde açılan korkunç bomba kraterlerinde imzası bulunanların sayısı da gittikçe artmaktaydı.
Kobani’de, Peşmergenin karadan, Amerika ve müttefiklerinin havadan yardımlarıyla Işid geriletilmeye başlanmıştı. İran Irak’ta IŞİD’i, İsrail Suriye’de Esad’a ait olan mevzileri vurdu. Terör örgütü IŞİD Sincar'daki yenilgisinin faturasını kendi militanlarına kesti. Örgüt Sincar’ın kaybedilmesi üzerine en 45 militanını infaz ettiği haberleri geliyordu.
11 Eylül saldırısının ardından yeniden şekillendirilen Ortadoğu’da, 2014 yılının Aralık ayında da, herkesin gözleri önünde kan gövdeyi götürmeye devam etti. Aynı zamanda gözler önünde olmayanların ifşa olduğuna şahit olduğu da bakidir.
ABD Senatosu, CIA'in 11 Eylül saldırıları sonrası kullandığı sorgu teknikleri anlatan raporunu açıkladı. Uzun süredir geciktirilen rapor, CIA’in Guantanamo Hapishanesi'nde, Avrupa ve Asya kıtalarındaki gizli işkencehanelerinde yaptığı yüzlerce işkenceyi anlatan ilk resmi belge olma özelliği taşıyordu.
6 bin küsur sayfalık raporda, CIA’in esirlere cinsel tehditler, suda boğulma hissi, dar alanlarda uzun süre bekletme, süpürge sapıyla tecavüz tehditleri, zincirleme, kırbaçlama, uykusuz bırakma, boğma ve esir alınan kişilere aileleri üzerinden tehditlerde bulunma gibi işkence methodları sıralanıyordu. Elbette hepsi uzman psikologların eşliğinde yapılmış işkencelerdi.

New York
Ülkenin sokaklarında ise İnsan herkesin gözleri önünde yapılan insan hakları ihlallerini protesto etmek için sokaklardaydı. ABD'de Ferguson'la başlayan ırkçılık tartışması büyüyordu. New York’ta 6 çocuk babası 43 yaşındaki Afro-Amerikalı Eric Garner boğazını sıkarak öldüren beyaz polise de herhangi bir soruşturma açılmıyor, bu sefer yüzlerce New Yorklu adaletsizliğe isyan ederek sokaklara iniyordu.
Ardından cinnet hali. ABD’nin New York kentinde iki polis araçlarının içinde otururken bir Afro-Amerikalı tarafından öldürüldü, Fransa’da üç ayrı kentte radikal islamcılar tarafından düzenlendiği ima edilen saldırılarda 20’den fazla kişi yaralandı, Avustralya'nın Sidney kentindeki silahlı bir kişi, bir kafeyi basıp içerideki en az 13 kişiyi rehin alıyor, polisin düzenlediği operasyonda, “meczup” olduğu söylenen İranlı saldırgan dahil 4 kişi ölüyor, 6 kişi yaralanıyordu.
Yine Avustralya’da 37 yaşında bir kadın 7 çocuğu ile yeğenini bıçakla öldürdü! Ama aklın sınırlarını daha da zorlayan bir şey vardı: Cansuyu verdiği yavrularını doğrayan, aynı bıçakla kendini öldürmeyi ise deneyip başaramayan siyah kadının psikolojik tedavi görmesi talebi reddedildi. Beyaz yargıçlar ona cezai yargı hükümlerini uygulamakta ısrarlı idi. Kadının gözetim altına alınması sonunda toplumun artık yeniden güvende olduğunu ilan eden beyaz polisler de kadına değil, olaydan etkilenenlere danışmanlık hizmeti verileceğini duyurdu.
Irkçılık, nefret ve hoşgörüsüzlük hali her yerde büyüyordu.
Almanya'da neo-Nazilerin kalesi Dresden'de 2 ay önce kurulan İslam ve göçmen karşıtı Pegida hareketinin gösterileri devam etti. 200 kişiyle başlayan hareketin son gösterisine 17 bin 500 kişi katıldı. Ülke genelinde Pegida karşıtlarının sayısı ise 4 bin 500 olarak açıklandı.

Peşaver, Aralık 2014
Pakistan yönetimi Peşaver'deki okul saldırısının ardından İslamcı teröristler hakkındaki idam cezalarını uygulamaya başladığını açıkladı. Yakın gelecekte 500 mahkûmun birden idam edilmesi planlanıyordu.

Assam, Aralık 2014
Komşu Hindistan’da Assam’da etnik katliam yapıldı. Bodo militanları, Adivasiler’den çoğu çocuk ve kadın, 62 kişiyi ateşli silahlarla öldürdü.Adivasiler de misilleme saldırısında en az 2 Bodo’yu öldürdü.
Sonitpur bölgesinde öldürülenlerden çoğunun kadın ve çocuk olduğu kaydedildi. Saldırının ardından bölgede sokağa çıkma yasağı ilan edildi.
Türkiye’deki temel sorun da, bıyık altından yapılan imalar haricinde henüz idama gelmemiş olsa da, adaletti.
CMK ve TCK’da değişiklikler yapılarak “Paralel yapıyla mücadele” için yasal zemin hazırlandığı savunulan yargı paketi meclisten, jet hızıyla da Cumhurbaşkanı’nın onayından geçiyordu. Artık, Aramalarda "kuvvetli şüphe" yerine "makul şüphe" yeterli olacak, el koymanın kapsamı genişleyecek, tırnak içinde başa bela olan “Adli yıl açılış törenleri” kaldırılacak, avukatlarının dosyayı inceleme yetkisi kısıtlanabilecek, HSYK Genel Sekreterleri de Danıştay üyesi seçilebilecek ve daha bir çok yerde yeni kadrolar açılacaktı.
Ankara Hayvanat Bahçesi Müdürü Mustafa Sancar, TÜBİTAK'ın önemli birimlerinden ULAKBİM'e Müdür Yardımcısı olarak atanmasının ardından, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni atadığı Danıştay üyeleri arasında eski Tenis Federasyonu Başkanı Osman Tural’ın olmasının artık şaşırma eşiğini gittikçe düşürdüğü söylenebilirdi.
MEB Şurası'nda, Osmanlı Türkçesi'nin liselerde zorunlu ders olarak yer alması önerisi oy çokluğuyla kabul ediliyor, sonra geri çekiliyor, Amerika'yı Müslümanların keşfettiğine dair tezi yüzünden Batı dünyasının ilgisini çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kasım ayındaki fıtrat denklemine kadın erkek eşitsizliğini oturtmasının ardında katıldığı bir düğünde gelin ve damadı tebrik ettikten sonra Millete yapılan ihaneti bu seferi doğum kontrolünde bulması tartışmalara boyutlardan boyut katmaya devam ediyordu.
İktidarın gözünde ihanet sadece tıbbi yollarla girişilen bir hareket değil aynı zamanda medya üzerinden de yapılan bir eylemdi. Aralık ayında bu görüldü.
İlk olarak Twitter’da nam-ı diğer Fuat Avni hesabı üzerinden duyurulan operasyon 14 Aralık’ta gerçekleştirildi. İstanbul başta olmak üzere 13 ayrı ilde, aralarından Zaman gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı ve Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca’nın aralarında bulunduğu 31 kişiden 27'si gözaltına alındı. Gazetelere ve Televizyonlara polis baskını gerçekleşti.
Operasyon’un gerekçesi 2009’daki Tahşiye Cemaati operasyonuyla ilgili iddialara dayanıyordu. Tarikat liderleri arasındaki tartışmanın büyüdüğü, sahte deliller ve işin içine yazarların, habercilerin ve senaryo yazarlarının girdiği iddiaları gibi tartışmalarla kafalar karışmaya devam etti.
Operasyonun ardında Avrupa Birliği birliğin değerleri ile bağdaşmadığı yolunda uyarılarda bulunup, zaten yüksek seviyede olan Türkiye’nin adaylığı karşısında bulunanların argümanları güçlenirken, Cumhurbaşkanı “Kendi göbeğimizi keseriz. AB kendi işine baksın" diyerek diğer ucundan köprüyü suya atma girişimlerine katkıda bulunuyordu.
Sadece AB’de değildi tepkili olan, İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), Yargıçlar Sendikası, muhalefet partileri, farklı görüş ve düşüncenin temsilicisi olan gazeteci ve yazarlar, ve onların okuyucu olan insanlar, hatta iktidar partisindan milletvekilleri bile karara tepkiliydi.
19 Aralık 2013 yılında başlayan ve tüm ülkenin ana gündem malzemesini oluşturan yolsuzluk soruşturmasının üzerinden bir yıl geçmişti. Elde, faiziyle beraber geri iade edilen paralar, her geçen gün daha netleşen iddialar, yayın yasakları ve bir türlü başlayamayan soruşturma durumları kalmıştı.
Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun koparılabileceğini söylediği kollar nerededir bilinmez ama eski bakanlarla ilgili rüşvet ve yolsuzluk iddialarını araştıran TBMM Soruşturma Komisyona büyük bir şaşkınlık hakimdi. MASAK bilgilerine dayanılarak hazırlanan bilirkişi raporlarında, 4 eski bakanın gelirlerinde orantısızlık olduğu belirtildi. Bakanlar tarafından yapılan itiraz üzerine, Komisyon, eski bakanlar Zafer Çağlayan, Muammer Güler, Egemen Bağış ve Erdoğan Bayraktar'ın Yüce Divan'a gönderilip gönderilmeyeceği yönündeki kararı oylamayı 2015’in ilk ayında yapma kararı aldı. Modern Türkiye tarihinin gördüğü en büyük yolsuzluk soruşturmasının hikâyesi 2015’te de devam edeceğe benziyordu.
Yılın son günlerinde art arda yayımlanan raporlarda 2014’ün Avrupa’da 1500 yılı başlarından beri en sıcak yıl olduğu; Grönland buz örtüsü üzerine yapılmış en kapsamlı araştırmada erime hızının, bugüne kadar yapılan tüm tahminleri geride bıraktığı; Asya’nın güneyinin sellere teslim olduğu, en az 1 milyon kişinin mecburen evini terkettiği; “dünyanın en pis enerjisi” denen kömürün tüketiminin hızla artmaya devam ettiği; dünya üzerinde yaşayan her kişi başına dünya denizlerinde 700 parça plastik birikmiş olduğu; iklim değişikliğinin yaban hayvanları âleminde tam bir kargaşaya yol açtığı… belirtiliyor; Nikaragua’nın Sandinist yöneticileri de Karayipler’le Pasifik arasında doğaya tarifsiz yıkım getirecek, on binleri yerinden edecek dev kanala girişiyordu…

2011'den beri Yanacocha çokuluslu altın madeni şirketine karşı verdiği mücadeleyi kazanan Perulu çiftçi Maxima Acuña de Chaupe, (Tragadero Grande, Peru)
Ama karşı kefede de şunlar vardı: Peru’da yoksul bir çiftçi kadın 3 yıllık mücadele sonucunda çokuluslu dev altın şirketini mahkeme önünde dize getirip evini ve arazisini kurtarıyor; ABD’de kaya çatlatma karşıtları, uzun mücadeleleri sonunda New York eyaletinde bu korkunç tehlikeli petrol/gaz arama yöntemini yasaklatmayı başarıyor; yine ABD’de çevre aktivistlerinin yıllar süren bir başka mücadelesi sonuç veriyor ve Petrol devi Chevron, kuzey kutbunda petrol aramaktan vazgeçiyordu; Türkiye’de de Soma’da termik santral uğruna bir gece ansızın 6,666 adet zeytin ağaçları sökülen Yırca köylülerinin kararlı mücadelesi sonuç veriyor, Danıştay termik santral projesini iptal edince köylüler kararı oynayarak kutluyor; son olarak da Katolik âleminin başı Papa Francesco, gelecek yıl yapılacak Paris zirvesinde iklim değişikliğine karşı belirleyici adım atılması konusunda aktivistler safına katıldığının işaretini veriyordu.
2013’ün isyan ve mücadele ile dolu ilk perdesinin ardından, ölüm, yıkım ve dünyanın dört bir yanında aranan adaletin gölgesinin altında sahnelenen 2014 de burada bitiyordu.
Aslında bir bitiş olarak görmek doğru olmayabilirdi. Gök gürlemiş, şimşek çakmış. Üç cadı sahneye girmişti. İyi kötüye dönmüş, kötü de iyi kılığına bürünmüştü. Kömür karası sisli havada uçuş başlamış ve bir sonraki sahne olan 2015’e doğru puslu hava yarılmaya başlıyordu.
Ayın Sözü:
“Aşağıda isimleri zikredilen biz imzacılar, kamuoyunu Türkiye’de demokrasiden sapma yönündeki kaygı verici bir sürece dikkat kesilmeye çağırıyor, AKP hükümetini bu girdiği tehlikeli yoldan dönmeye davet ediyoruz”
Türkiye’nin önde gelen 90 gazeteci, yazar, sanatçı, akademisyen ve aydını tarafından AKP Hükümeti’ne “Demokrasi ve Hukuka Dönüş Çağrısı” yapıldı. 4 Günlük gazetede tam sayfa yayımlanan bu çağrı, www.change.org platformunda imzaya açıldı. (Kaynak: Çeşitli gazeteler)
Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık
***
Her yıl olduğu gibi bu yıl da aramızdan ayrılanları anıyoruz.
