Aralık 2013

s3_url_text: 
http://ia600502.us.archive.org/8/items/ARALIKRec28.12.2013/ARALIK_rec_28.12.2013.mp3

Aralık 2013

28 Aralık 2013

Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık

Aralık 2013

İndirmek için: mp3, 19.4 Mb.

Aralık ayında dünya buz tutuyordu. Hem maddeten, hem mânen.

 

ABD’de Noel’e yoğun kar fırtınası altında girilirken, Kanada’da buz tutan ağaçlar çatlıyordu. Kuzey Avrupa’da da kar fırtınaları ulusal sınır dinlemiyordu. Meksika’da yoğun yağışların getirdiği sel suları toprak kaymalarına neden olunca onlarca insan hayatını kaybediyor, Kudüs'te yoğun kar, Yahudilerin çalışmaktan dinen men edildiği Şabat gününe has ulaştırma yasağının 50 yıldır ilk kez uygulanmamasına neden oluyor, olağandışı hava nedeniyle Gazze resmen âfet bölgesi ilan ediliyordu.

 

Türkiye’de ise kıyı bölgelerini vuran fırtına sonunda ülke genelinde kendini kar yağışı olarak gösterdiği vakitlerde ülkenin birçok bölgesinde elektrikler kesiliyordu. Bir çok şehirde günleri bulan kesintiler protesto edilirken, yetkililer suçu havaların soğuması ile artan doğalgaz tüketimine atılıyordu.

 

Bütün bu kar kıyamet içinde, Başbakan 400 bin fidan dikim projesi kapsamında İstanbul Pendik'te, "Milli İradeye Saygı" adı verilen koru için ilk toprağı atarken, kötü haber Sapanca Gölü’nden geliyordu: Sakarya ve Kocaeli'nin içme suyu ihtiyacını karşılayan Sapanca Gölü’nde son 10 yılın en düşük seviyesi görülmüştü.

 

Soğuk havanın etkilediği Suriye’de savaştan kaçan çocuklar kamplarda, soğuktan, Halep’te soğuktan kaçanlarsa evlerinde gökyüzünden yağan varil bombaları nedeniyle ölmeye devam ediyordu.

 

Dünyadaki cehennemin adı Suriye’ydi. Olayların başladığı 2011 yılından 2013 sonuna kadar geçen sürede 129.000’den fazla insanın hayatını yitirdiği ülkede kaçırılan gazetecilerin sayısı Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütü raporlarında ikiye katlanıyordu. Kaçırılan Gazeteciler kervanına son olarak Milliyet Gazetesi foto muhabiri Bünyamin Aygün katılıyordu.

 

2013’ün huzursuzluğu Aralık ayında da ara vermedi, Tayland’da yüzbinler başbakanı Yingluk Şinavatra’ya karşı, Ukrayna’nın sokaklarında yine yüzbinler, hükümetin AB karşıtı politiklarına karşı, Arjantinliler Monsanto’ya karşı, Kolombiyalı çiftçiler geçim sıkıntısı için sokaklardaydı.

Bitmedi! ABD’de fast food işçileri, Pakistan’da drone karşıtları, Bangladeş’te İslamcılar, Filistin’de aktivistler yine dünyanın farklı yerlerinde farklı sorunlar için sokakları dolduruyordu.

 

Hükümetler protesto gösterilerinin önüne geçmek için protesto gösterilerini yasaklamayı tartışırken, ilk somut adım Darbeci Mısır hükümeti tarafından atıldı, Hüsnü Mübarek rejimini sona erdiren devrimin en önemli aktörlerinden 6 Nisan Hareketi kurucularından 3 aktiviste 3 yıl hapis cezası verildi.

 

Davalar ve soruşturmalar Türkiye’de de devam ediyordu. Çanakkale’deki Gezi Parkı eylemlerine destek yürüyüşünde yola sprey boyayla yazı yazdığı gerekçesiyle 6 yıla kadar hapsi istenen 13 yaşındaki B.T.İ babası “Çocuğumu kimseye yem etmem” derken,

 

Berkin Elvan'ın annesi, 191 gündür komada bulunan çocuğu için, 'Sokaklarda oynayan çocuklara bakıyorum benim çocuğum onların arasında yok. Neden benim çocuğum yoğun bakımda?' diye soruyordu.

 

Oğlunun üzüntüsünden kalp kapakçıkları şişen Mehmet Ayvalıtaş’ın annesi Fadime Ayvalıtaş geçirdiği kalp krizi sonucu Aralık ayında yaşamını yitirdi.

 

 

Fakat kentini savunanların mücadelesi devam ediyordu. Binlerce insan “İstanbul Biziz, İstanbul Bizim” sloganıyla çağrısı yapılan İstanbul Kent Mitingi için Kadıköy’de buluşurken, polisin attığı gazdan etkilenerek hastaneye kaldırılan 64 yaşındaki Elif Çermik'in durumu ciddiyetini koruyordu.

 

Aralık başında CHP’nin Ergenekon davasından tutuklu milletvekili Mustafa Balbay serbest bırakılırken, mahkemenin bu serbest bırakma kararı KCK davasından tutuklu Kürt milletvekilleri için emsal teşkil etmedi.

 

Başbakan’a göre her şey yolundaydı, 'OHAL kaldırmış, işkenceye sıfır tolerans getirilmişti'. Hatta adalet bakanına göre gözaltına alınarak çırılçıplak soyulan insanlar “utandırılmadan” soyuluyordu.

 

Ama görüntülere, ÇHD Başkanı Selçuk Kozağaçlı gözaltındayken, polisler tükürük ve kan örneği ile parmak izi alınması için üzerine bastırıldığı, kollarının çekildiği, başını tutulup ağzı zorla açıldığı yansırken, 1 sene önce hesabının sorulacağı söylenen 28 Şubat davasında tutuklu sanık kalmıyordu. Galiba bazı şeyler devam ediyordu.

 

Tıpkı fişlemeler gibi. Kasım ayında kapatılacağı üzerine hem kabine içerisinden hem de AKP ve Fethullah Gülen cemaati arasında bir krize neden olan dersanelerin Aralık ayının ilk gününde Taraf gazetesinin haberine göre halen fişlenmeye devam ettiği haberi Aralık ayının hayli hareketli geçeceği gösteriyordu.

 

AKP Sözcüsü Hüseyin Çelik önce MİT fişleme yapmaz diyor, ardından fişleme belgesinin MİT içerisinden sızdırıldığını söylüyordu. Kafaların karışık olması ile geçen günlerin belirsizliği  AKP milletvekili Hakan Şükür’ün istifası ile son buluyor, ardından aralarında işadamlarının, bürokratların, banka yöneticilerinin ve bakan çocuklarının da bulunduğu 47 kişinin "yolsuzluk, rüşvet" yaptıkları iddiasıyla gözaltına alınmasıyla yer yerinden oynuyordu.

 

 

 

Evinde yapılan aramada kütüphanedeki ayakkabı kutuları içerisinde 4,5 milyon dolar bulunan Halk Bankası genel müdürü hakkında “dürüstlüğünden şüphe duyulmadığı”,

 

Evinden 6 çelik kasa ve yatak odasında para sayma makinesi çıkan Bakan Güler'in oğlunun “yalısını yeni sattığı”,

Kilit isim olduğu söylenen İranlı Reza Zerrab (Rıza Sarraf) için  ne kadar hayırsever biri olduğu yolunda üst kademenin demeçleri gazeteleri süslerken, ülkenin dört bir yanında ayakkabı kutulu eylemler yapılıyor, gözler çocukları yolsuzluk soruşturmasına karışan bakanlara dönüyordu.

 

2'si bakan oğlu 16 kişinin tutuklandığı soruşturmada Türkiye’nin birçok bölgesinde önemli kademedeki 150’nin üstünde polisin görevden alınması gibi tuhaf bir durum yaşanıyordu.

 

Star, Akşam ve Yeni Şafak gazeteleri, manşetlerinde bu operasyonun arkasında ABD büyükelçisinin olduğu iddiasını yaparken, Başbakan Erdoğan kürsüden Elçiye seslenerek Seni ülkemizde tutmak zorunda değiliz” dedi. Ricciardone’nin bu haberleri kısa bir açıklama ile yalanlaması ise, Dışişleri Bakanlığı'nca yeterli bulundu.

 

Medya’nın hali aslında tam seyirlikti. Türk Hava Yolları (THY) yönetimi, Türkiye’yi sarsan ‘yolsuzluk ve rüşvet operasyonu’ ile ilgili yayın politikasını beğenmediği Zaman Gazetesi ile Today’s Zaman’a ambargo uygulamaya başladı.

 

Yolsuzluk dosyaları ciddi bulgular içeriyorsa tahkikatın selameti açısından 3 bakan istifa etmeli, edebilirler. Erdoğan yargının önünü açmalı” açıklamasını yapan Nazlı Ilıcak’ın Sabah Gazetesi’ndeki işine son verildi, Show TV bir bilgi yarışmasında cevabı “yiyici” olan soru sorulan programı yayından kaldırdı, Açıklamalar sansürlendi, medyanın da işin içinde olduğuna dair rüşvet iddiaları yapıldı.

 

Önce 'Büyük Rüşvet' operasyonu kapsamında oğulları tutuklanan Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ile İçişleri Bakanı Muammer Güler istifalarını açıkladı, ardından “oğlumun bu tür işlere bulaştığını sanmıyorum,” diyen Çevre ve Şehircilik bakanı Erdoğan Bayraktar, “soruşturma dosyasındaki imar planları Başbakan'ın talimatıyla yapıldı” diyerek, hem bakanlıktan, hem de milletvekilliğinden istifa ettiğini NTV’den duyurdu, o kanal kendi özel haberini bile otosansüre tabi tuttu.

 

Başbakan’ın Pakistan ziyareti sonrasında aralarında “Ben rahatım” açıklamasını yapan AB bakanı Başmüzakereci Egemen Bağış’ın da bulunduğu kabineden 10 üyenin yeri değişti.

 

Yeni operasyonlara girişen savcıların yolunu başsavcılar ve polis kesti, savcının operasyona girişmesini polis engelledi, savcılarla polisler, savcılarla başsavcılar, polislerle polisler, iktidar partisi ile Gülen Cemaati, iktidar partisi milletvekilleri ile iktidar partisinin başka milletvekilleri, iktidar yanlısı gazetecilerle onlar gibi düşünmeyen gazeteciler, televizyonlarla gazeteler, iktidar partisi ile muhalefet partileri, kefenlilerle kefensizler ve memleketteki bilumum diğer kurumlarla kişiler 2013 yılı sonunda, tarihte eşine raslanmamış bir patırtı gürültü içinde birbirleriyle savaşa girişmiş durumdaydı. Borsa deli gibi düşmeye, dolar deli gibi yükselmeye başlamıştı... Memlekete hakim olan havayı en iyi ifade eden sözcüklerden biri “anomi” olmuştu. Durum, bayağı anomik, biraz trajik birazcık da komikti.

Başbakan Erdoğan ise o davudi sesiyle, “ Yolsuzluk yok, komplo var; bu yeni Türkiye'nin istiklal mücadelesi!” diyerek yeni kabinenin savaş kabinesi olacağı iddialarını güçlendiriyordu.

 

İsmi lazım değil bazı radyoların sabah haber-yorum programlarında Thief in the Night, Bu Gözellik Sene de Kalmaz, Money, Dönülmez Akşamın Ufkundayız Vakit Çok Geç, Shake Your Money Maker, Gemilerde Talim Var, Money Money, Blue Suede Shoes, Makber, Banana Boat Song, Bilal Oğlan şarkı ve türküleri art arda çalınıyordu. Bu müzikal iyiydi de radyoculuğu biraz aşardı doğrusu. Neyse ki, 2014 yılının eli kulağındaydı. 2014’te asıl büyük usta, William Shakespeare, 450 yaşına basıyordu ve işte o hepimizi kurtaracaktı …

 

Hepinize iyi yıllar!

 

***

 

Ayın Sözü:

 

“Bu soruşturmadan bir şey çıkmaz.”

 

Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, aralarında öz oğlu ve özel kalem müdürlerinin de bulunduğu 52 kişinin gözaltına alındığı, bakanlık binalarının polisler tarafından basıldığı, Türkiye tarihinin en büyük yolsuzluk soruşturmalarından biri hakkında konuşuyor. (Kaynak: Hürriyet)

 

Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık