Her yılın sonunda olduğu gibi bu yıl da, geride bıraktığımız yıl dünyada ve Türkiye'de neler oldu diye dönüp bakmak istedik. Önümüzdeki yılın barış, iyilik ve güzellik getirmesi dileğiyle...
***
Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık
Ocak 2012
Dinlemek için:
İndirmek için: mp3, 16.7 Mb.

Mayaların kehaneti tutmadı. Dünya halen bildiğimiz gibi dönmeye devam ediyor. Ama Şimdilik!
Yeryüzü olarak 21 Aralık’ı atlatmış olsak da, bundan tam bir sene önce, 27 Aralık 2011’de meydana gelenler sanki Türkiye’nin 2012’de nasıl bir yıl geçireceğinin erken bir habercisi oluyordu.
Türk savaş uçaklarının 27 Aralık 2011’de Şırnak Uludere’ye bağlı Ortasu köyü kırsalında düzenlediği bombardımanda, çoğu genç ve çocuk 34 sivilin parçalanarak hayatını kaybetmesinin haberi televizyon, radyo ve gazetelerde 11 saat sonra “haber” olabilmişti.

Uludere, 28 Aralık 2011
Korkunç olayın şoku halen sürerken Türkiye’de televizyonların eğlence programlarının canlı ve heyecanlı gayretiyle, yılın haberi olarak yılbaşına rengârenk binlerce havaifişek patlatılarak coşkulu kutlamalar eşliğinde giriliyordu.
Uludere'de incelemede bulunan STK’lar, katliama ilişkin yaptıkları ortak açıklamada, "Yapılanın toplu katliam” olduğuna dikkat çekiyor, soruşturmaya gizlilik kararı getiren hükümet ise kesin konuşuyordu: “Özür yok, kasıt yok, tazminat hemen ödenecek!”. Yaşları 12 ile 28 arasında değişen gençler için 123’er bin lira bedel biçilmişti kelle başına, biz vergi verenlerin cebinden ödenmek üzere...
2012 yılı boyunca Türkiye’nin gündeminde buna benzer keskin karşıtlıklar sıkça görülecekti. Bir tarafta katliamın faillerinin bulunup her şeye rağmen adaletin sağlanmasını isteyen insanlar, diğer tarafta ise bir çeşit sus payı öneren yetkililer. Uludere’de bombardımana kimin nasıl, hangi istihbarata dayanarak bu yanlış kararı verdiği konusunda yapılan TBMM soruşturması yılın son gününde sonuç vermemiş, Uludere raporu 1 yılda tamamlanamamıştı.
Ocak Ayında karara bağlanan gazeteci ve yazar Hrant Dink cinayeti davasında çıkan karar da bu çelişkili ortamın bir başka örneği olarak tarihe geçti.
Duruşmadan hemen önce Dink ailesinin avukatları, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın gönderdiği kayıtlara göre, cinayet günü bölgede olan 5 kişi veya telefon numarasının, sanıklarla doğrudan irtibatlı olduğunu saptadıklarını mahkemeye aktarııyor, olayın organize bir suç olduğunun altını çiziyordu.
Bu somut kanıtlara rağmen, İstanbul 14’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, cinayette örgüt bağlantısı bulunmadığına hükmetti; 2’si tutuklu 19 sanığın tümü, “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan beraat etti. Azmettirici olarak yargılanan 2 tutuklu sanıktan Yasin Hayal, adam öldürmeye azmettirmekten müebbet hapse mahkum edilirken, Erhan Tuncel, suçsuz bulundu. Tuncel, Trabzon’daki Mc Donalds’ın bombalanması nedeniyle 10 yıl hapis cezası aldı.Tutuksuz yargılanan 17 sanık, silah bulundurmak gibi suçlardan çeşitli hapis cezalarına çarptırıldılar. Sanıklardan, Yasin Hayal'in eniştesi Coşkun İğci'yle ilgili ise hüküm kurulması unutuldu!
Dink ailesinin avukatlarından Fethiye Çetin bir komedinin sona erdiğini söyleyerek “dava bizim için asıl şimdi başlıyor” yorumunu yaptı.
Karar çok tartışıldı. Tartışılmaya devam edeceği benziyordu. Başbakan Erdoğan katıldığı bir TV programında kararın kamuoyunda vicdani bir rahatsızlık yarattığını belirtiyor ve ekliyordu; “Cinayetten 32 saat sonra failini yakaladık ve konuyla ilgili yürütmeden istenen her şeyi yerine getirdik.”
Davada ‘terör örgütü yok’ kararı veren hakim Rüstem Eryılmaz Vatan gazetesine yaptığı açıklamada bu cinayetin basite indirgenmesine karşı olduklarını söylüyor ama ellerindeki delillerin bu kadar olduğunu söylüyordu.
Hrant Dink cinayetini araştırmak için Cumhurbaşkanı tarafından görevlendirilen Devlet Denetleme Kurulu’nun raporunda ise cinayetin aydınlatılmasında önem taşıyan evrakta tahrifat yapıldığı ve bazı belgelerin de ortadan kaybolduğu tespitinin yapıldığını sonradan öğrenecektik.
Ama karara asıl tepki Hrant’ın arkadaşlarından geldi. Onbinlerce insan yine Agos Gazetesi’nin Osmanbey’deki Binası önünde toplanarak 5 değil 95 yıl da geçse bu dava böyle bitmez!” mesajını haykırdı.
Sonradan bir traji komedi haline gelecek olsa da, Türkiye tarihinde bir ilk niteliği taşıyan davada da ilk adım atılıyor, 12 Eylül darbesine ilişkin soruşturmada iddianame kabul ediliyordu.
İddianamede askeri cuntanın hayattaki üyeleri Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya için ağırlaştırılmış müebbet hapis istenirken, darbe döneminde işlenen işkence suçlarına dair ayrı bir soruşturma da eski Genel Kurmay Başkanı orgeneral Doğan Güreş, eski adalet ve içişleri bakanlarından, eski polis şeflerinden Mehmet Ağar ve eski MİT’çi Mehmet Eymür gibi kişilerin ismi geçiyordu.
Bir diğer ilk ise, internet andıcı davasında görüldü. Cumhuriyet tarihinde ilk kez eski bir genelkurmay başkanı tutuklandı.. Orgeneral İlker Başbuğ ”silahlı terör örgütü yöneticisi olmak ve darbeye teşebbüs” suçlamalarını reddetti.
Kabul edilen bir diğer iddianame de Ergenekon soruşturmasını etkilemeye teşebbüs suçlaması hakkındaydı. Eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay dahil 11 zanlı, Ergenekon’un yargı yapılanması içinde faaliyet göstermekle suçlanıyordu. Bu arada, 2’nci Ergenekon davasında tutuksuz yargılanan eski 1’inci ordu komutanı Hurşit Tolon, savcının talebiyle tutuklandı.
Ocak ayının ortasında Diyarbakır’da bir eski cezaevi ve Jitem merkezi olarak kullanılan bölgede insan kafatasları ve kemikleri bulundu. Bu haberin ardından haber bültenlerini, gazeteleri korku filmlerinin birer parçası olacak ama Türkiye’nin de devletin ve zihinlerin en derinde kalmış bazı gerçeklikleri ile, faili meçhul cinayetlerle yeniden yüz yüze getirecek bir süreç başlamış oluyordu.
Suriçi semtindeki tarihi İç Kale'de yapılan kazı çalışmalarında önce 15 kafatası bulundu, sonra bu sayı gün gün artarak 26’yı buldu. Topraktan adeta kemik fışkırıyordu. Sadece Suriçi’nde değil, Silopi’ye bağlı Görümlü köyündeki Jandarma komutanlığının bahçesindeki kazılarda da kemik parçaları bulundu...
Yeni yılın ilk günleri KCK tutuklamaları açısından da bütün yıla yayılacak bir projeksiyon niteliğindeydi. 17 ilde yapılan operasyonlarda aralarında eski BDP'li vekiller, BDP Merkez Yürütme Kurulu üyeleri ve gazetecilerin bulunduğu 32 kişi gözaltına alındı. Arama yapılan yerler arasında BDP, KESK ve Eğitim Sen merkezleri, Diyarbakır Belediye Başkanlığı ve bağımsız Milletvekili Leyla Zana’nın evi de vardı.
2012 senesinde dünyanın en kanlı yeri olan Suriye’de ise, Beşşar Esad ilk kez bir mitingde halkın karşısına çıkıyor ve bütün sene devam ettireceği argümanlarını dile getiriyordu. Rejim karşıtı gösterileri uluslararası bir komplo olarak nitelendiren Esad, “terörist” olarak adlandırdığı isyancılarla mücadelenin süreceğini söylüyordu.
Esad’ın Yemen’deki muadili devlet başkanı Ali Abdullah Salih ise protesto gösterileri karşında ince bir pazarlık sonucu ülkesini terk ederken, Arap Baharı’nın ilk somut sonucu Mısır’da görülüyordu.

Tahrir Meydanı, 25 Ocak 2012
Mısır’da devrimin birinci yılı Tahrir meydanını kutlayan kalabalıklarca büyük bir coşkuyla kutlanırken, ülke tarihinde yapılan ilk demokratik seçimlerde uzun süredir yasaklı olan Müslüman Kardeşler, siyasi parti olarak katıldıkları ilk seçimleri beklendiği gibi zaferle tamamlıyordu.
Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık
