Açık Radyo'nun Yansımaları

Türkiye ve dünya medyasında Açık Radyo’nun yayınları, yapısı, programcıları, programları ve etkinlikleri hakkında şu ana kadar 6 binden fazla sayıda haber, yazı, röportaj vb. yayımlandı (ayda yaklaşık 30, günde 1 haber/değinme). Türkiye’deki belli başlı bütün televizyon kanallarında radyo hakkında yaklaşık 120 haber-röportaj yapıldı. Açık Radyo üzerine üç belgesel film çekildi, bunlardan biri, programcılardan Beysun Gökçin’in, radyonun 10. yıldönümünde hazırladığı Bir Radyo Macerası isimli belgeseldi. İkincisi, dünyanın önde gelen sanatçı ve akademisyenlerinden Antoni Muntadas’ın On Translation: Açık Radyo: Myths and Stereotypes Açık Radyo: Mitler ve Klişeler adlı filmiydi. 

Açık Radyo en az 3 roman, 1 araştırma kitabı, 1 uzun metrajlı sinema filmi ve 1 polisiye romanda konu edildi.

Ayrıca, Açık Radyo’da yapılan programlardan "kaynak kitap"lar doğdu; bu gelişmelerin en önemli örneklerinden biri de radyoda Ali Rıza Tiryaki ve Cem Melikoğlu tarafından gerçekleştirilen programların kitaba dönüştürülmüş hali olan Testi Kırılmadan: İş Sağlığı ve Güvenliğinde Önleyici Yaklaşım (editör: Çiğdem Vatansever, 2011) oldu.

Kaynak kitapların ikincisi: Cihan Uzunçarşılı Baysal’ın Kentin Tozu adlı programlarının aynı adla yayınlanan Kentin Tozu – Kent Hakkı Üzerine Konuşmalar’ı (Encore, 2015) oldu. Baysal, bu programla günümüzün büyük talan tehdit ve tehlikesine karşı koyanlarla birlikte kentlerin, köylerin, mahallelerin ve tüm doğanın direnişgünlüğünü tutuyor. Programlardaki sohbetlerin azıya dökülmüş hali olan bu kitapsa tahrip etmeye çalışanlara inat bir bellek oluşturmayı amaçlıyor.

2017 yılında yayımlanan bir diğer kaynak kitap ise: Bu Şehr-i İstanbul ki (Encore, 2017). Tanyeri Erkman ve Murat Belge’nin radyonun ilk yıllarında yaptıkları bu özel programda; Şişli’den Kadıköy’e, Sulukule’den Kandilli’ye kadar İstanbul semtlerinin bildiğimiz bilmediğimiz, övündüğümüz, sevindiğimiz, paylaştığımız, içimizi ferahlatan, içimizi acıtan hikâyeleri var bu kitapta. Taşı, toprağı, camisi, kilisesi, hamamı, yemekleri, insanları, kedileri, köpekleri, martıları ve de şarkılarıyla bütün İstanbul var!

Radyonun kitabî yansımaları bunlardan ibaret değil tabi ki:

Gerek modern kayıt teknolojileri, gerekse –“podcast” gibi– hem kaydı, hem de yayını bir arada yapmaya olanak veren “postmodern” teknolojik gelişmeler sayesinde “Söz Uçmaz” olmuştu olmasına, ama farklı programlarda yeşerip gelişen anlatılar, gene de Kadim Romalıların “Yazı Kalır” düsturuna uygun şekilde usul usul birer kitaba, kısacası bir tür “külliyat”a dönüşmeye başladı.

Kitapların ilki, yeni yüzyılın başında ortaya çıktı. “Sada” yazıya dönüşüvermişti. Tiyatrocu ve araştırmacı Cemal Ünlü’nün ağırlıklı olarak Açık Radyo'daki “Sadânüvis” programlardan yola çıkarak yazdığı “kaydedilmiş seslerin kitabı” Git Zaman Gel Zaman, 2000’de yayınlandı (Pan). Kitap, daha sonra ARSC’nin (Association for Recorded Sound Collections/Ses Kayıt Koleksiyonları Birliği) Dünya Müziği Kayıtları konusunda en iyi araştırma ödülünü alacaktı!

Radyo’nun kendi yayıncılık macerasının ilk ürününde ise, “ses-çizgi-yazı” hattı izleniyordu. Birçok programda yıllardır döne döne üstünde durulan iklim değişikliği konusunda aktivist sanatçı Kate Evans, acayip havaları hikâye eden Acayip Havalar – İklim Değişikliği Hakkında Bilmek İstemediğiniz Ama Muhtemelen Öğrenmek Zorunda Olduğunuz Her Şey’i yazıp çizmişti; Radyo bu “tarihin ilk küresel ısınma çizgi romanı”nı 2007’de yayınladı. Türkçe çevirinin önsözünde dendiği gibi bu, “Türkiye’de bir radyonun, dinleyicisinin desteği ile gerçekleştirdiği ilk kitap yayıncılığı denemesi” idi. Acayip Havalar, acayip ilgi gördü ve kitabın üstüste birçok baskısı yapıldı!

Bu kitabı bir yıl sonra, 2008’de aynı hikâyenin doğal tamamlayıcısı olan Karbon Ayak İziniz – Karbon Kirliliğinizi Düşürmek İçin Basit Yöntemler izledi. Açık Radyo Kitapları’nın ikincisi, Mark Lynas’ın karbon “hesap makinesi”nin basit bir çevirisi olmakla kalmıyor, çevirmen Neşet Kutluğ’un kaleminden Türkiye’nin enerji altyapısı ve politikaları hakkında çok kapsamlı bilgi de veriyordu. Önsözünde dendiği gibi, sadece sözüyle değil, “sivil toplumu harekete geçiren bir eylem alanı olarak da [...] öncü bir mecra olan Açık Radyo, [...] iklim değişikliğine karşı hayata, sokağa ve politikaya yeni bir katkı yapıyor”du. “Ne de olsa, Söz Uçar!”dı çünkü.

Programlardan kitaba dönüşen bir diğer “rehber” kitap da, yine aynı yıl yayınlandı. Kendisi de bir iletişim uzmanı olan Alâeddin Asna, 1998 - 2002 arasındaki dört4 yıllık dönemde Açık Radyo'daki programlarında ülkenin önde gelen “iletişim ustaları” ile yaptığı ve dinleyicilerden yoğun ilgi gördüğünü belirttiği konuşmaları derledi ve Önce İletişim Vardı – Ustalar Ne Diyor adı altında kitap halinde yayınladı (Derin, 2008). Tanıtım metninde, : “İletişim mesleğinin çeşitli dalları ile uğraşan ustaların ve işlerinde iletişimi ön plana alan diğer profesyonellerin görüşlerinin, birikimlerinin, deneyimlerinin” konuşulduğu belirtiliyor.

Kendi yayıncılık serüveninde yazının kalıcılığını pekiştirme yolundaki tuhaf inadımızı ortaya koyan üçüncü eser, 2010’da Açık Radyo’nun 15. yıldönümünde yayınlanan Açık Kitap – Yazı Kalır oldu. 550 “madde”den oluşan büyük boy 750 sayfa hacmindeki bu “dev ansiklopedik eser”in yayınlanış amacı, önsözünde şöyle belirtiliyordu:

“Zaten sürekli olarak genişleyen, kendi otokontrol mekanizmalarının süzgecinden geçerek durmaksızın yazılmaya devam eden bir kitap gibi” birşey olan Açık Radyo’yu anlatan bir kitap yerine, Açık   Radyo gibi bir kitap olsun...”

Ya da bir Açık Radyo Sözlüğü:

Açık Kitap: “Aynı Açık Radyo gibi her konuda içeriğin yer aldığı, konu ne olursa olsun tek bir dünyada hep birlikte, insanca yaşama arzusu, sorumluluğuyla ve vicdanla ele alındığı alternatif bir sözlük. [...] Dünyada olup biten acımasızlık ve felaketler kadar, iyilik ve kötülüğün ezeli savaşında vicdanla yaşamayı tercih eden, hayal kuran, hayallerine inanıp onları gerçek kalan insanların hikâyelerini anlatan bir kitap.”

Efsanevî  radyocu Amy Goodman, Açık Radyo’ya verdiği bir mülakatta, “Bağımsız radyonun esas işlevi ‘sessizleştirilmişlerin sesi’ olmaktır,” demişti. Açık Radyo’nun bu doğrultudaki “etkin araç”larından biri de “Testi Kırılmadan” adlı programdı. Programcı Dr. Ali Rıza Tiryaki ile editör ÇiğdemVatansever işçi sağlığı ve iş güvenliği gibi, “canalıcı” kavramları, tarihsel önemde tanıklıklarla birlikte yayına yansıtan programı 2011’de bir Açık Radyo kitabına dönüştürdüler: Testi Kırılmadan – İş Sağlığında ve Güvenliğinde Önleyici Yaklaşım. Önsözde: “Kitap Türkiye’de ilk kez düzenlenen Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi’ne yetiştirildi ve tartışma alanının genişlemesine küçük ama önemli bir katkı yarattı” deniyordu.

Yirmi yıl önce kaleme alınan Manifesto’sunda Açık Radyo, amaçlarından birini “sağırlara program yapmak” diye tanımlanmıştı. “Kâinatın tüm seslerine, renklerine ve titreşimlerine açık radyo” sloganıyla yola çıkan bir radyoda böylesine soyut bir amaç o kadar şaşırtıcı olmayabilir. İşitme engelliler, titreşim yoluyla yayınları algıladılar mı bilinemez, ama bazı yayınların en az üç yıl boyunca “koklandığının” garantisi var! Kendi tanımıyla “obsesif bir meczup” olan Vedat Ozan, Radyo’da 154 hafta boyunca koku programı yaptı. Sonra bu programlar “podcast” oldu, ardından “sesler harflere ve metinlere dönüştürüldü,”, derken deşifre edilen metinler imgelerle eşleştirilip yorumlandı ve sonunda 4 ciltlik Kokular Kitabı’nın 3. cildi raflarda yerini aldı (Everest, 2017). Kitaptan üniversitede “master” derslerine geçildi. Soyutlamanın sonu yoktu velhasıl ve külliyat gittikçe genişliyordu.

Avon’lu Ozan’ın söylediği gibi, müzik “aşkın gıdası” ise eğer, o zaman Açık Radyo’nun bu aşkı beslemek için yıllardır elinden geleni ardına koymadığı rahatlıkla söylenebilir. Olabilecek tüm müzik türlerini dinleyicileriyle paylaştı radyo. Bu türlerin başında da şüphesiz, caz  geliyordu. Caz “kuşak”ları, radyonun ilk gününden beri var olageldi. “Dünyanın Cazı” yapımcılarından, yazar, eleştirmen ve fotoğrafçı Levent Öget, Shakespeare’in sözüne uyarak caz “çalmaya devam etti.”. Ama bununla yetinmedi ve Türkiye’deki cazsever azınlığın sorunlarını ve çözüm yollarını değişik kesimlerden isimlerle Açık Radyo’da aylar boyunca enine boyuna tartıştı. Ama bununla da yetinmedi ve caz sözünü Caz Etraflı Konuşmalar adı altında kitaplaştırarak “kalıcı” kıldı. (Bencekitap, 2015)

Edebî serüvenlerin sonu yok. 2013 yılında Gurur  ve Önyargı'nın basımının 200. yılında Jane Austen'in eserlerı arasında Irmak Ertuna-Howison ve Özgür Çiçek’le seyahat ettik. İngiliz edebiyatının klasik yazarları arasında yer alan ve eserlerı pek çok kez farklı mecralara uyarlanan Austen, 2013'te hâlâ okunmaya devam ediyor. Yazdıkları ve yazmadıklarıyla, Jane Austen'ı ve bir imparatorluğun kadın-erkek ilişkilerini, politikalarını ve kültürel değişimlerini inceledik.  Şimdi bu özel yayın Jane Austen’la Adab-ı Muaşeret  başlığıyla raflarda.

Külliyat’a –şimdilik– son katkı 2015’te geldi: 100. doğum yılında Cemal Reşit Rey – Açık Radyo’da Cemal Reşit Rey Özel Programı.  Türkiye’nin uluslararası alanda tanınan ilk klasik müzik bestecisi Cemal Reşit Rey, on10 yıl önce, doğumunun 100.yılında Açık Radyo’da kapsamlı olarak anılmıştı. Hasan Ersel, Deniz Koloğlu ve Ali Pınar, Eylül 2004 – 28 Nisan 2005 arasında geniş bir çevreden, farklı görüşlerde pek çok müzik insanını konuk etmişlerdi. Önsözde şöyle deniyor: “Programların tümü gözden geçirildiğinde, katılımcılar sayesinde bir Cemal Reşit Rey portresi ortaya çıktığı görüldü. Hem bu konuda çalışmak isteyecekler, hem de genel okuyucu için bir anlam taşıyacağı düşünülerek, aradan geçen sürenin ortaya konulan görüşleri eskitmediği noktasında birleştik ve programları kitaplaştırma çabamızı sürdürdük. Girişilen uzun bir çalışma sonunda kitap okura ulaştı.” (Pan, 2015).

Görüldüğü üzere, Açık Radyo’nun bugüne kadar sürdürdüğü radyo yayınlarının yanı sıra doğrusu başlangıçta hiç de hesapta olmayan hatırı sayılır bir kitap “yayıncılığı” da ortaya çıkmış durumda. Özetle, destekçi, dinleyicileri ve dostlarından aldığı gönüllü yardımlarla oluşturulan kolektif bir çaba sonucu kendi yayımladığı kitaplarla ile programlardan gelişmiş ama radyodan “bağımsız” olarak meydana gelmiş beş  kitap daha var ortada. Konuları ise hem birbirinden çok farklı, hem de tamamen birbiriyle bağlantılı: Açık Radyo ve onun ilgi alanına giren konular bunlar: yani hemen hemen her şey!...