Yeni liderler geliyor

Yeni liderler geliyor

05 Nisan 2019
Fotoğraflar: Getty Images

Önümüzdeki 10-20 yıl yaşanabilir bir iklim ve yeryüzü talebinin büyük bir hızla yaygınlaşacağı geçiş dönemi olacak. Yeni bir kuşak, 'iklim kuşağı' geliyor, belki de geldi bile..

Ümit Şahin, Yeşil Gazete, 04.04.2019

Önümüzdeki 10-20 yıl yaşanabilir bir iklim ve yeryüzü talebinin büyük bir hızla yaygınlaşacağı geçiş dönemi olacak. Yeni bir kuşak, 'iklim kuşağı' geliyor, belki de geldi bile..

ABD’de Temsilciler Meclisi’ne daha geçen sene sonunda seçilen New York milletvekili Alexandria Ocasio-Cortez’in ortaya attığı 'Yeşil Yeni Düzen' tartışması ülkenin normalde bu konulara kapalı olan medyasında gündemin üst sıralarına yerleşmiş durumda. Ocasio-Cortez’in arkasında büyük bir gençlik hareketinden Trump’ın 2020’deki rakibi olması beklenen Senatör Bernie Sanders’a ve Bill McKibben, Naomi Klein gibi ülkenin en önemli yazar ve aktivistlerine kadar önemli bir destek ekibi var.

İsveç’te Greta Thunberg’in geçen ağustos ayında başlattığı iklim için okul grevi eyleminin bütün dünyaya yayılmasının ardından, 16 yaşındaki iklim aktivisti Greta, Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterildi. Bu da yetmedi, geçen hafta Berlin’de Almanya’nın en önemli medya ödülü Altın Kamera’ya layık görüldü ve yüzlerce medya ünlüsünün olduğu ödül töreninde tıpkı Katowice’de hükümet yetkililerine ve Davos’ta büyük şirket yöneticilerine karşı yaptığı gibi sert ve net bir iklim değişikliği konuşması yaptı.

İngiltere’de 'Yokoluş İsyanı' hareketinden bir grup aktivist Avam Kamarası’ndaki bitmek tükenmek bilmeyen Brexit müzakerelerini basıp soyundular ve yarı-çıplak bir eylemle hem Brexit görüşmelerini alaya aldılar, hem de iklim değişikliğinin Brexit gibi saçmalıklarla uğraşmaktan çok daha önemli olduğu mesajını verdiler. Bugünlerde İngiltere’de de 'Yeşil Yeni Düzen' tasarıları konuşuluyor ve Yokoluş İsyanı aktivistleri 15 Nisan’da daha büyük sürprizler hazırlıyor.

***

ABD, İngiltere, Almanya ve İsveç… Endüstriyel tüketim toplumu yaşam biçiminden taviz vermeye niyeti olmayan kitlelerin yaşadığı büyük kapitalist merkezler. Hükümete hangi görüş hakim olursa olsun; ister cumhuriyetçi, ister liberal, ister muhafazakar, ister sosyal demokrat; iklim değişikliği gibi bir konunun 'asıl önemli meselelerin' yanına yaklaşamayacağı ülkelerde, şimdi iklim krizinin çözümsüz bırakılmasına karşı isyan ana akım siyasete, ana akım medyaya ve kentlerin ana meydanlarına yayılıyor.

Bunları umut vermek veya harekete geçmek için kendimizi motive etmek amacıyla yazmıyorum. Bu bir durum tesbiti. Bundan diyelim on yıl önce, 2008’de başlayan küresel ekonomik krizin ardından ve 2009’daki Kopenhag iklim zirvesi yaklaşırken denenen, ama 'bastırılan' büyük hareket, yani ekonominin yeşil önceliklerle yeniden düzenlenmesi ve iklim krizini çözmek için yapılması gerekenlerin bütün sisyasi ve ekonomik öncelikleri etkileyecek kadar belirleyici olması talebi bu kez engellenemeyecek bir şekilde gündemin ön sıralarına yerleşiyor.

Bunu 40 yılı aşan ekoloji mücadelesinin ve 20 yıla yaklaşan iklim hareketlerinin olgunlaşma noktası olarak görebiliriz. Bıçak kemiğe dayanmaya başladı, ama daha tam da dayanmadı. Önümüzdeki 10-20 yıl yaşanabilir bir iklim ve yeryüzü talebinin büyük bir hızla yaygınlaşacağı geçiş dönemi olacak. Yeni bir kuşak, 'iklim kuşağı' geliyor, belki de geldi bile… 2030’larda dünyada konuşulan daha önemli bir konu olmayacak. Sıcaklık arışı 2 dereceye yaklaşırken, dev kasırgalardan, sellerden, Beria gibi su altında kalıp yok olan kentlerden, Mati gibi orman yangınlarının yuttuğu kasabalardan, Novaya Zemlya gibi kutup ayılarının yiyecek aradığı yerleşim yerlerinin hikayelerinden başka bir şey konuşamaz hale geleceğiz.

Bugün 'ciddi medyanın' vazgeçemediği Brexit gibi, Trump’ın yalanları ve ırkçı tweet’leri gibi, finans piyasalarındaki dalgalanmalar gibi yapay gündemlerin yavaş yavaş tarihe karıştığını göreceğiz. Çünkü hayatta kalmak söz konusu olduğu zaman, bütün bu oyalanmalar önemsizleşir.

***

Yeşiller, ekolojistler, iklim aktivistleri olarak geçen 10-20 yılda o günlerin şartları ve gündemi içinde bu konuları gündeme getirmekte öncülük ettik, daha doğrusu elimizden geldiğince bir şeyler yaptık. Ama az ve yetersiz de olsa, biraz el yordamıyla, biraz politik dinamiklerin yardımıyla yapılan, çokça görmezden gelinen ve çokça da engellenen her şeyin elbette bugünkü uyanışa bir katkısı olmuştur.

Şimdi yeni bir 10 yıla giriyoruz. 2030’a doğru her şeyin önüne geçecek büyük hareket hazırlanırken bu kez daha bilinçli ve dikkatli çalışmakta fayda olabilir.

Küresel iklim hareketi ilk büyük eylemlerini yaparken Greta daha yeni doğmuştu. Yeni kuşağın kontrolü ele alacağı yeni dönem geldi. Bu kuşak kendi zamanının iklim değişikliği tarafından yok edilmesine izin vermeyecek. Eski kuşaklar olarak, onların adına düşünmeden, onları yönetmeye, istediğimiz tarza çekmeye, doğrusunu biz biliyoruz demeye kalkmadan kendi rolümüzü oynayacağız. Yeşil yeni düzen politikalarıyla iklim kirizinin kontrolden çıkmasını önlemek için bir şeyler yapmak, yokoluş isyanı gibi cesur girişimlerle iklim kuşağının önünü açmak bu yüzden doğru. Ama bu krizi aslında yine biz çözemeyeceğiz…

Çünkü yeni liderler geliyor!

 

Dipnot: Yazının Yeşil Gazete'de yayınlanan orijinaline ulaşmak için tıklayınız.