"Geleceğin Fırını": Cam ambalaj endüstrisinin karbonsuzlaştırılmasında bir kilometre taşı

-
Aa
+
a
a
a

Avrupa Birliği Cam Ambalaj Üreticileri Derneği’nin öncülüğünde tasarlanan “Geleceğin Fırını”, cam ambalaj endüstrisinin karbonsuzlaştırma yolculuğunda önemli bir kilometre taşı görevi üstlenecek.

Fotoğraf: İklim Haber
Gezegenin Geleceği
 

Gezegenin Geleceği

podcast servisi: iTunes / RSS

Avrupa Birliği Cam Ambalaj Üreticileri Derneği’nin öncülüğünde tasarlanan “Geleceğin Fırını”, cam ambalaj endüstrisinin karbonsuzlaştırma yolculuğunda önemli bir kilometre taşı görevi üstlenecek. Mevcut fosil yakıtlı enerji kaynaklarının yerini alacak fırın, cam üretiminde toplam karbondioksit emisyonunu %50 oranında azaltacak. Avrupa’daki 150 cam üretim tesisinin bir kısmı şu anda elektrikli fırınla çalışıyor olsa da bunların çoğu küçük ölçekte ve yalnızca işlenmemiş hammaddeler ile üretim yapıyor. Bu nedenle geri dönüştürülmüş cam neredeyse hiç kullanılamıyor. Cam ambalaj üretiminde söz sahibi firmalarsa daha fazla oranda geri dönüştürülmüş hammadde kullanabilmek için yeni teknolojilere yöneliyor. Bu yeni fırınla endüstri, yüksek seviyelerde geri dönüştürülmüş cam kullanarak tek fırında günde 300 tondan fazla cam üretebilecek. Türkiye’de projenin ilk fırınının 2022 yılında tamamlanması planlanırken, ilk sonuçların 2023 yılında elde edilmesi öngörülüyor.

'Konya'da suyu korumak için önlem alınmalı'

TEMA Vakfı Ankara Temsilcisi Nevzat Özer, Türkiye’nin en az yağış alan ve iklim senaryolarında en riskli olarak değerlendirilen Konya Kapalı Havzası’nda içme ve kullanma suyu sıkıntısı çekildiğini belirtti. AA’dan Enes Duran ve Mustafa Çalkaya’nın görüş aldığı Özer “Havza 5,5 milyon hektarlık yüzölçümü ile ülkemizin yüzde 7’sini oluştururken, yer altı su potansiyelimizin de yüzde 17’sine sahip. Havzada toplam yıllık kullanılabilir su kaynağı 4,5 milyar metreküp, yıllık su kullanımı ise 6,5 milyar metreküp seviyesinde. Yani havzanın su bütçesinde her yıl 2 milyar metreküp açık olduğu görülüyor” değerlendirmesinde bulundu. Özer, 300 milimetre yağışın düştüğü havzada 800-1200 milimetre su ihtiyacı duyan yonca, şeker pancarı, mısır gibi ürünlerin ekim alanlarında büyük artışlar görüldüğüne dikkati çekerek, ürün seçiminden tarımsal üretim tekniklerine kadar uzanan yanlışlıkların yer altı su kaynakları üzerindeki baskıyı artırdığını belirtti. Özer, “Yer altı su seviyelerindeki düşüşe bağlı toprak çökmeleri ve obruk oluşumları endişe verici düzeyde. Suların azalması yer altı su depolarında tuzlulaşmayı da beraberinde getirmekte.” dedi. Özer, şu önerilerde bulundu: ‘’Bölgede acilen su talebini azaltacak önlemler alınmalı. Yetiştirilen ürün deseni, suyun gelecekteki durumu düşünülerek oluşturulmalı. Sulama şebekeleri iletim hatlarından tarla içine kadar su kayıplarını en aza indirecek kapalı, basınçlı sistemlerle yenilenmeli. Toprak ve su kirliliğini önlemek, atık suyu geri dönüştürmek, su kullanılan bütün alanlarda kayıp ve kaçakları en aza indirmek hedeflenmeli’

Koronavirüs: Otomobil kaynaklı CO2 emisyonları azaldı

İklim Haberden Gülce Demirer’in haberine göre, Amerikalı araştırmacılara göre koronavirüs pandemisi, otomobil kaynaklı karbonmonoksit emisyonlarında, gerekli olmayan tüm seyahatler yasaklandığı için, geçtiğimiz yıla kıyasla %50 oranında bir azalma yaşanmasına neden oldu. Karbondioksit emisyonlarında ise özellikle Avrupa uçuşlarının azalmasıyla büyük düşüş yaşandı. Havayolu şirketi, %90’ı uzak, %80’i ise yakın mesafe olan 23 bin uçuşu iptal edeceğini duyurdu. Seragazı emisyonlarının Çin ve Avrupa da dahil olmak üzere küresel bir ölçekte düşmesi, temiz enerjiye geçişi hızlandırmak adına hükümetlere önemli bir teşvik sağlayabilir. Sonuçta, şu anda gözlenen emisyon düşüşü geçici ve ekonomik daralmanın bir sonucu; ancak hükümetlere bundan ders almaları ve fosil yakıtlardan düşük karbonlu alternatiflere geçme sürecini hızlandırmaları için bu olağanüstü koşullardan faydalanmaları öneriliyor. Stanford Üniversitesi’nde çevre araştırmacısı olan Rob Jackson, “Karbon emisyonlarının düşmesi için Büyük Buhran yaşanmasını istemiyoruz. Ekonomik olarak gelişmeye devam edebilmemiz için etkili ve yenilenebilir enerji istiyoruz” diyor. Dünyadaki birçok bölgenin ekonomik zorluklarla baş ettiği ve yakın bir gelecekte zorlanacağı doğru olsa da, kendini daha yeşil bir temelde yeniden inşa edecek yenilenmiş bir ekonomi, teknolojik yenilikler, girişimler ve istihdam adına, eğer doğru dersler öğrenilir ve politikaya çevrilirse, yeni fırsatlar sunabilir.

İnsanlar evde, hava kalitesi iyileşiyor

Covid-19 salgını nedeniyle insanların dışarı çıkmaması ve trafik yoğunluğunun azalması hava kalitesini iyileştirdi. İstanbul’da hava kirliliği %30 azaldı. İTÜ’den Prof. Dr. Hüseyin Toros, ocak ayında partikül madde değerlerinin 50 mikrogram olarak ölçüldüğünü, şu anda ise %30 azalarak 30 mikrograma düştüğünü söyledi. Toros, atmosfere çıkan kirleticilerin üç ana nedeni olduğunu belirtti: “İlki ulaşım, ikincisi sanayi tesisleri, üçüncüsü ise ısınma amaçlı kullanılan araçlar. Dolayısıyla havayı kirleten üç etken azalınca havanın kalitesinde de ciddi iyileşmeler oldu.” Toros şöyle devam etti: “Artık daha temiz bir hava soluyoruz”. 

ODTÜ'ye yurt iptal

ODTÜ’deki Kavaklık arazisi üzerine Kredi ve Yurtlar Kurumu’na ait 2 bin kişilik yurt yapılması söz konusu olunca büyük protestolar olmuştu.  Ankara 11’inci İdare Mahkemesi oy birliğiyle “Kurulu bulunan intifa hakkına aykırı kamu gücüne dayalı üstün ve ayrıcalıklı yetkileri kullanarak davalı Kredi Yurtlar Kurulu Genel Müdürlüğü ile aralarında, taşınmazın öğrenci yurdu yapımı için tahsisine ilişkin protokolün hukuka aykırı olduğu ve bu protokol kapsamında gerçekleştirilen inşaat işleminde de hukuka uyarlı bulunmadığı sonucuna ulaşıldı. Açıklanan nedenlerle dava konusu işlemin iptaline” karar verdi.