“Savaş hiçbir zaman bitmedi, yalnızca olayın geçtiği yer değişti"

Editörden
-
Aa
+
a
a
a

Haftanın Kitabı'nda Ceyhan Usanmaz, Werner Herzog'un iki etkileyici hikâyeye sahip "Buzda Yürüyüş" ve "Dünyanın Alacakaranlığı" adlı kitapları üzerine konuşuyor.

""

“Arabamdan otoban üst geçitlerinde dikilip bakınan insanlar görüyordum bazen; şimdi ben onlardan biriyim.” 
 
Werner Herzog'un Buzda Yürüyüş kitabı, Türkçede ilk olarak 2016'da yayımlanmıştı. Bu etkileyici kitabın aklımda kalan en net 'sahnesi' (bir yönetmen söz konusu olduğu için 'sahne' diyebiliriz sanırım), Herzog'un üst geçitlere ilişkin bu cümlesiydi. Bir bakış açısı farklılığını, sinematografik bir şekilde dile getirmişti Werner Herzog. Genel olarak kitap ise, zaten başlı başına etkileyici bir 'hikâye'ye sahipti. 



“Kasım 1974’te, Paris’te Lotte Eisner ağır durumda hastaneye kaldırılır. Kendisi sinema tarihçisidir ve Alman sinemasıyla ilgili önemli yapıtlar kaleme almıştır. Durumunu öğrenen sinemacı Werner Herzog, dinsel bağlam dışında bir adak haccı geleneği uyarınca onun ölüm vaktinin henüz gelmediğine karar verir.” Werner Herzog’un verdiği karar, Münih’ten Paris’e yürümektir; Lotte Eisner’i ziyarete yürüyerek giderse onun ölmeyeceğine, iyileşeceğine dair çılgınca bir inançla ilk adımlarını bir cumartesi günü atmaya başlar. “Bir ceket, bir pusula ve gerekli malzemelerle dolu bir kamp çantası aldım. Çizmelerim o kadar sağlam ve yeniydi ki yüzümü kara çıkarmayacaklarına emindim.”  
 
Werner Herzog, 23 Kasım’da başlayıp 14 Aralık 1974’te sona eren bu üç haftalık kış yürüyüşü boyunca notlar da tutar. Aslında yayımlamak gibi bir düşüncesi yoktur ama dört yıl sonra küçük not defterini eline yeniden alınca beklenmedik bir hisse kapılır ve bu metni tanımadığı kişilere gösterme arzusu, yabancı gözlere kapıyı ardına kadar açmanın dehşetine ve çekinliğine baskın gelir. İşte Buzda Yürüyüş kitabı, Werner Herzog’un bu benzersiz tecrübesi boyunca gün gün tuttuğu notları içeriyor; yalnızca bazı çok özel kısımlar çıkarılmış haliyle. 


 
Türkçede yakın bir zaman önce yayımlanan Dünyanın Alacakaranlığı kitabında da yine etkileyici bir 'hikâye' anlatıyor Werner Herzog. İkinci Dünya Savaşı sona ermesine rağmen teslim olmayıp (ilk başlarda haberdar olmadığı için) ve sonrasındaki emarelere de inanmayıp görevini inatla sürdüren Teğmen Hirō Onoda'nın hikâyesi az çok bilinir aslında. İşte Dünyanın Alacakaranlığı romanında 1974'e kadar süren bir inadın portresini çiziyor Herzog. 

Nasıl ki Buzda Yürüyüş kitabında sadece yürüyen birinin görebileceği, fark edebileceği ayrıntılar eşliğinde, çoğunlukla kasvetli ve donmuş bir toprak üzerinde, yıkıntı halinde, bitmekte, dağılmakta olan bir dünyayı hatırlatan işaretlerle yoğrulmuş, zamanın ve mekânın karışmış gibi gözüktüğü her şeyi önceleyen bir yürüyüşe dahil olmuşsak; Dünyanın Alacakaranlığı romanında da Teğmen Hirō Onoda'nın, çevresiyle bütünleşmiş bir 'yaprak adam'ın bakış açısına bürünüyoruz. 

Bu sefer zihnimize kazınan cümle ise şöyle: "Gerçek şu ki, savaş hiçbir zaman bitmedi. Yalnızca olayın geçtiği yer değişti."


Werner Herzog
Dünyanın Alacakaranlığı
çev. Pınar Akkoç
Can Yayınları, 2024, 103 s.

Werner Herzog
Buzda Yürüyüş
çev. Ali Bolcakan
Jaguar Kitap, 2016, 106 s.