“AB’nin Türkiye'ye yaklaşımı konusunda Almanya ile Fransa çatışıyor gibi görünüyor”

Ufuk Turu
-
Aa
+
a
a
a

Açık Gazete’nin köşelerinden Ufuk Turu’nda Ahmet İnsel, çeşitli ülkelerdeki gelişmeleri yorumladı.

Ufuk Turu
 

Ufuk Turu

podcast servisi: iTunes / RSS

Ahmet İnsel, özellikle Yunanistan ve Fransa’nın, Türkiye’yle ilgili yaptırım taleplerinin görüşüleceğini, Türkiye’yle ilişkilerin gidişatına karar verileceği Avrupa Konseyi Zirvesi’nden söz ederek başladı. Zirvede, Fransa ile Almanya’nın Türkiye’ye yaklaşım konusundaki farkın ortandan kalkıp kalmadığının ortaya çıkacağını vurgulayan İnsel, “Merkel ile Macron arasında Türkiye’ye yönelik tavrın ne olması gerektiği konusunda bir fark var. Merkel görüşmelerle, pazarlıklarla, diyaloglarla Türkiye’ye ilişkileri ve yakınlığı devam ettirmek amacını güdüyor. Alman şirketlerinin Türkiye’deki yatırımları kadar Merkel’in de yaklaşım tarzının da bir etkisi var. Almanya’nın dış politikası da buna yatkın. Macron ise Türkiye’nin artık güvenilir bir ortak ve NATO üyesi olmadığı gibi AB için de bir tehdit oluşturduğunu düşünüyor ve bunu açıkça dile getiriyor, birçok konuda ortaklık değil düşmanlık olduğunu ve buna göre Türkiye’ye davranılması gerektiği iddia ediyor. Dolayısıyla AB’nin bu iki ana gücü arasında dengenin ne yönde olacağını kısmen de olsa göreceğiz. AB’de Erdoğan nasılsa burada kalacak değil, dolayısıyla da Erdoğan sonrasının kapısını açık bırakmak gerekir yaklaşımı var. Fransa- Almanya çatışıyor gibi görünüyor ancak onun da ötesinde AB’de Türkiye’ye yönelik iki farklı eğilim söz konu. Ancak AB’de hiçbir ülke Türkiye’yle üyelik müzakerelerinin yeniden başlamasına taraftar değil, varsa belki Bulgaristan’dır, en fazla üyelik müzakerelerinin dondurulmasını talep ediyorlar” diye konuştu. 

Ermenistan’da hayal kırıklığı var

Ardından Dağlık Karabağ konusuna giren İnsel, Ermenistan’da Paşinyan hükümetine yönelik büyük bir güven krizi olduğunu, dış işleri, savunma, çalışma ve sosyal güvenlik bakanlarının istifa ettiğini hatırlattı. Ermenistan’da büyük bir hayal kırıklığının yaşandığını vurgulayan İnsel, “Türkiye-Rusya arasında bir ateşkes izleme gözlem noktası oluşturulacak, burada Türkiye’den subaylar ve teknisyenler Ruslarla beraber olacak ama buranın ne kadar etkili olacağından şüpheliyim. Azerbaycan’a Türkiye’nin asker yollama tezkeresi, Ermenistan tarafından Azerbaycan ile Türkiye’nin askeri entegrasyonu olarak yorumlanıyor. Rusya ise bu durumu Azerbaycan’ın içişi olarak değerlendirdi, Ruslar, Türkiye ile NATO arasındaki mesafeyi açmak açısından bu tür gelişmelerden çok rahatsız değil. Rusya karşısında AB’yi veya ABD’yi görmek yerine kendisine zarar verme kapasitesi daha az olan ve aynı zamanda Suriye’de, Libya’da partnerlik ilişkisinin devam ettiği Türkiye’yi görmeyi tercih ediyor” dedi.

Peru’da sular durulmuyor

“Peru’da önemli toplumsal hareketler olduyor” diyen İnsel, şu bilgileri verdi: “Bir kamuoyu yoklamasına göre halkın %13’ü çeşitli kentlerde gösterilere katıldığı ve %73’ü de bu gösterileri onaylıyor.”  Anayasa Mahkemesi’nin meclisin Martin Viscarra’nın görevden alınması kararının yasal olup olmadığına karar vermeyi reddetmesinin ardından herkesin şaşkına döndüğünü aktaran İnsel, ülkede Covid-19 nedeniyle 36 bin kişinin öldüğünü hatırlattı: “Sağlık hizmetlerinin çöktüğü bir ülke Peru. Maalesef 36 bin kişinin öldüğü tahmin ediliyor Covid yüzünden. Vekâleten görevde bulunan Sagasti ise esas işin salgınla mücadele ve Nisan 2021’de yapılacak olan seçimleri hazırlamak olduğunu söylüyor. Ancak halk, protestolar sırasında iki gence ateş ederek öldüren polislerin yargılanmasını istiyor ve şiddet kullanılmasına da son verilmesini talep ediyor.”

Fransa’da tartışmalı yasa

Son olarak Fransa’dan bahseden İnsel biri oylanan iki yasa tasarısına karşı çok ciddi bir toplumsal muhalefet yapıldığını, Global Güvenlik Yasası adlı yasanın 24. maddesiyle güvenlik güçlerinin eylem sırasında çekilmiş fotoğraf ya da videoların yayılmasını yasaklamasına çok büyük tepkiler gelince basının haber verme özgürlüğünü kısıtlamama koşuluyla yasanın kısıtlandığını, bu görüntülerde polisin tanınmaması için yüzünün flulaştırılması gibi önlemler talep edilebileceğini belirtti. Ömer Madra, Fransa’da bu olanların demokrasiye çok ciddi tehdit oluşturabilecek girişimler olduğunu söyledi. Ahmet İnsel, 33 tanınmış sanatçının geçen günlerde doğrudan Macron’a hitaben bir bildiri yayımladıklarını, sanatçıların bildiride bunları yapmanız için size oy vermedik dediklerini belirtti ve bildiriden şu ifadeleri paylaştı: “Dünyanın karışıklığına karşı hayali bir güvenlik gerekçesiyle getirilen bu yasadan çok endişeliyiz. Global Güvenlik Yasası ve Ayrılıkçı Güvenlik Yasası özgürlükleri kısıtlıyor. Neofaşist aşırı sağın hayal ettiğini, otoriter devleti, polis devletini hayata geçiriyor, toplumsal hareketleri kriminalize ediyor.” 

Son olarak İnsel aşırı sağı engellemek gerekçesiyle aşırı sağın güvenlik devleti taleplerini yerine getirmenin Batı dünyasında da çok rastlanılan bir sorun olduğunu, karşımıza nerede özgürlük-güvenlik dengesi lafı çıkarsa bunun hep güvenliğe doğru bir adım daha attırdığını ama özgürlüğü ise adım daha daraltmak demek olduğunu, Türkiye’de de bunu 2010’larda Ahmet Davutoğlu’nun dile getirdiğini belirtti. 

 

(Program özetini hazırlayan Sehel Oto'ya teşekkür ederiz.)