“BM’nin Libya’daki rolü bitti, bu topyekûn savaş demek oluyor”

Nereye Doğru
-
Aa
+
a
a
a

Açık Gazete’nin köşelerinden Nereye Doğru’da Cengiz Aktar ile Suriye ve Libya’daki gelişmelerle göçmenlerin durumu konuşuldu.

Nereye Doğru
 

Nereye Doğru

podcast servisi: iTunes / RSS

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) raporları üzerinden bilgi verdi Aktar. Suriye’ye dair verilerin artık Libya’yı da içerdiğini çünkü Türkiye’den ve Suriye’den Libya’ya cihatçıların gönderildiğini belirtti: “Son verilere göre Suriye’deki TSK mensubu asker sayısı 10 bin civarında. Önemli de bir askeri mühimmat yığınağı var. Bunlar kalmak üzere yapılan işlere benziyor. İsrail’in Golan Tepesi’nde yaptıkları gibi.”

Aktar dört önemli gelişmeden söz etti. İlk olarak, İdlib’te, oranın sahibi gibi davranan Doğu’nun Kurtuluşu Heyeti anlamına gelen Heyeti Tahrir-i Şam (HTŞ) ile TSK arasında ilk kez çatışma yaşandığını anlattı: “HTŞ 5 Mart’ta Moskova’da varılan anlaşmaya karşı. Deniz kıyısını Halep’e bağlayan M4 karayolunun terk edilmesine karşı. Orada Rusya-Türkiye ortak bir devriye yapıyor anlaşma çerçevesinde ama bu devriye sadece 3 km içerisinde yapılabiliyor. Bir yerden sonra yolu kesmiş durumda HTŞ. Bu geçtiğimiz günlerde tekrarlandı ve bu sefer askerler ateş açtı. Ölümler oldu çatışmada. Sonrasında Heyet ile TSK görüşmüş ama sonuç çıkmamış. Türkiye, bu konuda Rusya ile HTŞ arasında sıkıştı. Bu çatışmaların arkası gelebilir. Er ya da geç bu bölgede savaş artacak.”

Cengiz Aktar, Rusya’nın da Türkiye’nin anlaşma şartlarına uyarak o bölgeyi M4 karayolunu “teröristlerden” arındırması gerektiği konusunda beklemekte olduğunu ama kendisinin de koronavirüs salgının hızla artması ve petrol fiyatlarının çakılması sonucu sarsılmakta olduğunu belirtti. Putin’in ölene kadar başkan kalması düzenlemesinin de sekteye uğradığını söyledi.

İkinci gelişme olarak, BM Güvenlik Konseyi’nde Rusya’nın talebi üzerine Irak-Suriye sınırındaki geçiş kapısı olan Yarubya Sınır Kapısı’ndan yardım girişlerinin yılbaşından beri durdurulduğunu söyledi Aktar. Yarubya üzerinden BM’nin Suriye’ye tıbbi yardım gönderdiğini ve salgınla birleşince büyük bir sorun ortaya çıktığını söyledi. Aktar, şimdilik bu tıbbi boşluğu ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin gidermeye çalıştığını belirtti ama Yarubya’da ABD’nin bir tahkimat da yapmakta olduğunu vurguladı.

Üçüncü olarak, Kobane’deki gelişmeleri ise şöyle anlattı Aktar. “Kobana’ye (Ayn El Arab) TSK tarafından alınan iki yerden, Rasulayn ve Tel Abyad, ateş açıldı. İlk kez ÖSO ve TSK, Kobane’ye ateş açtı” dedi.

Dördüncü gelişme ise Haseke vilayetinin su şebekeleri meselesi dedi. Türkiye’nin kontrolündeki bölgede su kesintilerinin hâlâ devam ettiği ve salgın döneminde bu kentte 500 bin kişinin suya erişemediğini söyledi.

Libya’daki gelişmelerden de bahsetti Aktar: “Yine SOHR verilerine göre Libya’da Suriye’den gelen 7 bin 400 cihatçı var. 10 bine çıkartılmak üzereler. Bunlar Türkiye’de eğitim görüp Libya’ya gönderiliyorlar. Gizli saklı bir şey değil bu. Bu gruplar, Tunus sınırında Trablus güçleri (resmi hükümet) adına iki kasabayı geri aldılar en son. 600 hükümlüyü serbest bıraktılar ki bunların çoğu IŞİD’li. İki gün önce de Hafter güçleri, Libya’nın büyük kısmını kontrol eden güçler, 2015’te BM girişimiyle taraflar arasında imzalanan Libya siyasal anlaşmasını tek taraflı olarak fesih ettiğini duyurdu. Bu artık topyekûn savaş demek. BM’nin de buradaki rolü bitti demek bu. Hafter ayrıca devlet başkanlığını da ilan etti. Bu ilanı bir tek Rusya tanımadığını söyledi şimdilik! Rusya aslında Hafter’e destek veriyor ve taktik olarak bu açılamayı yaptı.”

Cengi Aktar, son olarak göçmenlerden söz etti ve beş önemli gelişme olduğunu belirtti: “Birincisi, Suriye’de, Türkiye sınırında bulunan ve Reyhanlı’daki kamplara alınan göçmenlerin İdlib’e geri döndükleri anlaşılıyor. İkinci gelişme, TSK’nın aldığı iki bölgeden kaçanların sığındığı Tel Tamr kasabası Suriye Milli Ordusu ve TSK tarafından bombalanıyor. Üçüncü gelişme, 1992’de Türkiye tarafındaki Kürt sınır köylerinden kaçarak Irak’a sığınan Mahmur kampı mültecileri (Türkiye vatandaşı bunlar) geçtiğimiz hafta TSK tarafından bombalandı. Dördüncüsü, Ege adalarındaki mültecilerin durumu. Çok az da olsa Ege adalarına Türkiye’den mülteci geçişi sürüyor. Bu mülteciler hemen karantinaya alınıp anakaraya gönderiliyor çünkü adalarda artık yer yok. 5 bin ebeveynsiz çocuğun AB ülkeleri tarafından alımı da başladı. Sonuncu gelişme ise, korona salgını ve göçmen ilişkisi üzerine International Rescue Committee’nin, ki 1933 yılında Yahudileri Nazilerden kaçırmak için kurulan bir STK’dır, bir raporu yayınlandı. IRC’nin başında şuan, Labour Partisi eski lideri Ed Miliband‘nin kardeşi ve Birleşik Krallık Dışişleri eski bakanı David Miliband var. Bu örgütün koronovirüs, göç ve sağınmacı hali hakkındaki raporuna internetten ilgilenenler ulaşabilir.”