“Azerbaycan ve Ermeni halkları muhtemelen ebediyen ayrı yaşayacak”

Nereye Doğru
-
Aa
+
a
a
a

Açık Gazete’nin köşelerinden Nereye Doğru’da Cengiz Aktar, Dağlık Karabağ anlaşması sonrasında Azerbaycan ve Ermenistan halklarının ‘ne savaş, ne barış’ halini sürdürecekleri yorumunda bulundu. 

Nereye Doğru
 

Nereye Doğru

podcast servisi: iTunes / RSS

Cengiz Aktar, Karabağ Cephesi’nde her ne kadar bir ateşkes olduysa da o bölgeye kalıcı bir barış geldiği veya barışa doğru ilerlendiğini söylemenin katiyen mümkün olmadığını belirterek konuşmasına başladı. 27 Eylül öncesinde ‘No War No Peace  -Ne Savaş Ne Barış’ halinin muhtemelen savaş sonrasında da devam edeceğini   belirtti ve  “Bu iki halkın birlikte yaşaması artık mümkün değil” dedi. Bunları bir araya getirecek AB gibi bir dinamiğin de olmadığına değinerek, “Rusya’nın sunabileceği bir model yok” ifadesini kullandı: “Azeriler ve Ermeniler muhtemelen ebediyen ayrı yaşayacaklar, durum iç açıcı değil.”

Aktar sözlerine “Ermenistan’da ortalık iyice karıştı. Parlamenter sisteme geçildi, Cumhurbaşkanı Armen Sarkisyan, Başbakan Nikol Paşinyan’a istifa etmesini ve erken seçim yapılmasını önerdi. Ermenistan şu sırada bir tayfunun tam gözünde” diyerek devam etti.

“Azebaycan tabii bayram ediyor” diyen Aktar ancak başka meseleler olduğunu Azerbaycan’ın tek kazanan olmadığını, Rusya’nın Karabağ’da kalıcı olduğunu belirterek, Karabağ’da silahsızlanmaya gidileceğini, 4400 km2’nin 700- 800 kilometre karesinin de Azerbaycan’a devredilmiş durumda olduğunu söyledi .

Cengiz Aktar, “Türkiye, Azerbaycan’la bağlantılı olarak bölgeden çıkma niyetinde değil” dedi. CHP’nin de büyük desteği ile Meclis’ten Azerbaycan’a asker yollama tezkeresinin geçtiğini açıkladı.

Ömer Madra, BBC’nin son dakika haberine göre Putin’in, Türk askerinin temas hattında yer almasının Ermeni tarafını tahrik edeceğini ve anlaşmanın bozulması için zemin hazırlayacağını ayrıca Birinci Dünya Savaşı ve 1915 olaylarına da atıf yaptığını vurgularken; Aktar da “Türk askerinin Karabağ’da olmayacağı açık ve net” diyerek yanıt verdi ve “Nerede bir dış macera varsa CHP onun arkasında malum” diyerek devam etti. 

Aktar ardından şunları söyledi: “Bazı gözlemciler Türkiye ile Ermenistan arasında 1993’te kapatılmış olan sınırın açılması yönünde engel kalmadı gibi saçma sapan şeyler söylüyorlar. O sınır da ilelebet açılmayacak ve  o defter de kapanmış durumda.”  

Ömer Madra, Ermenistan’ın, Dağlık Karabağ’ı hiçbir zaman resmen tanımadığını da not olarak ekledi.

"Libya'da anlaşmalar kalıcı değil"

Aktar Libya cephesi hakkında “Libya Cephesi Ulusal Mutabakat Hükümeti-Trablus ile Tobruk-Bingazi, Doğu ve Batı Cephesi görüşüyorlar. BM’nin gözlem misyonu başkanı Stephanie Williams (ABD Dışişleri Bakanlığı çalışanı) bir alt komite oluşturdu. Hem cihatçılar hem de orta-hafif silahlarla ilgili kararlar alındı” yorumunda bulundu. “Türkiye’nin Libya’ya götürdüğü 18-20 bin Suriyeli cihatçının artık geri dönme zamanı geldi” diyerek devam etti. Ancak Hulusi Akar’ın aynen Azerbaycan’da olduğu gibi “Biz Libya ile askeri anlaşmamızı devam ettireceğiz” ifadesini tekrarladığını, böyle bir imkân olduğunu düşünmediğini; ikili anlaşmaların kalıcı olamayacağını çünkü Türkiye’nin Tobruk-Bingazi’ye karşı savaşan taraf olduğunu belirtti ve “Türkiye’nin Libya’daki varlığı kabul edilemez” dedi.

Tunus’ta, Fas’ta, Mısır’da ve İsviçre’de sivil heyetlerin de konuşmalarda bulunduğuna değinen Aktar, görüşmelerde birtakım soru işaretlerinin belirmeye başladığını, Müslüman Kardeşler’ın sessiz ve derinden çok iyi çalıştığını ve bunun farkında olan diğer hizip gruplarının özellikle Tobruk-Bingazi’den gelenlerin bu gücü kırmaya çalıştıklarını belirterek “Libya’da daha iş bitmiş değil” dedi. Eski dönemde her iki tarafta görevde olanların Aralık 2021’deki seçimlere katılmaması yönündeki BM teklifinin kabul edilmediğini söyleyen Aktar, bunu ‘mide bulandırıcı’ olarak tanımladı ve “Kaddafi’nin dünyası da bu grupta, özellikle oğlu Seyf Kılıç’a yatırım yapan Libyalı siyasetçiler” diye açıkladı. Cengiz Aktar, Libya’da artık savaş olmadığını, cephenin askeri ayağının giderek gündemden düştüğünü söyledi.

Doğu Akdeniz Cephesi olarak tanımlanabilecek Kıbrıs Cumhuriyeti’nin denetiminde olan karasularında Yavuz gemisinin hidrokarbon aramaya devam ettiğini belirten Aktar, Kıbrıs’ın 1974’ten beri yaşadığı fiili durumla ilgili çok önemli bir durum yaşandığını sözlerine ekledi ve Maraş’ta Recep Tayyib Erdoğan katılımı ile piknik yapıldığını, bunun tam bir sirk olduğunu, tüm dünyanın izlediğini söyledi. Burada İki siyasi mesaj verildiğini, birinci mesajın “artık kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz” olduğunu ama burada kimin göbeğinin kastedildiğinin belli olmadığı “Türkiye’nin mi, Kıbrıs’ın mı?” diyerek vurguladı. İkincisinin de ‘artık iki devlet var’ mesajı olduğunu belirtti.

Cengiz Aktar, “1978 yılında Türkiye iki toplumlu federasyon tezini öne çıkarmıştı, şimdi kendi tezini çöpe atmış durumda. 15 Kasım 1983’ün yıl dönümü olarak gidilmişti Kıbrıs’a. 15 Kasım 2020 KKTC’nin lağvedilmesinin günü olarak tarihe geçti” diyerek sözleriyle devam etti.

Son konu olarak AB bütçe görüşmelerine değinen Aktar, AB’de kıyamet koptuğunu, Lehler ve Macarların 2,774 milyar avroluk 2021-2027 Avrupa Bütçesi’ni veto ettiklerini, bunun Covid desteğini ve bütçeyi kapsadığını belirtti.

Aktar, Alman dönem başkanlığı ve Parlamentonun, yargı bağımsızlığını ve hukuk devleti ilkelerine saygı meselelerini AB fonlarını kullanmak isteyen üye ülkelere karşı uygulamak konusunda anlaştıklarını söyledi. AB’nin kurucu antlaşmasının 7. Maddesi’nde yer alan ‘hukuk değerlerine saygı ve bu değerleri teşvik etme”nin uygulanması şartında uzlaşıldığını açıkladı.

Cengiz Aktar ayrıca Avrupa Birliği Konseyi sonrası Kuzey Makedonya’nın müzakerelere başlamasını Bulgaristan’nın “Makedonca diye bir dil yok, Bulgarcanın bir lehçesidir” diyerek veto edeceğini belirtti.