Bilim insanları: "Hükümetler eşgüdüm içinde hareket ederse iklim sistemleri iyileştirilebilir"

-
Aa
+
a
a
a

Bilim insanları, hükümetlerin eşgüdüm içerisinde hareket etmeleri halinde iklim sistemlerini iyileştirebildiklerini söylüyor.

Fotoğraf: Yeşil Gazete
Gezegenin Geleceği
 

Gezegenin Geleceği

podcast servisi: iTunes / RSS

Guardian’da yer alan habere göre, bilim insanları, hükümetlerin eşgüdüm içerisinde hareket etmeleri halinde iklim sistemlerini iyileştirebildiklerini söylüyor. Güney jet akışı, özellikle yaz aylarında, güney yarım küredeki hava durumu desenlerini ve okyanus akımlarını şekillendiren güçlü bir rüzgar. Yaklaşık 2000 yılına kadar her zamanki seyrinden kayıyor ve Güney Amerika, Doğu Afrika ve Avustralya üzerindeki fırtına izlerini ve yağışları etkiliyor, her on yılda, bir enlem oranında Antarktika’ya doğru yani güneye doğru ilerliyordu. Nature dergisinde yayınlanan yeni makale, Montreal protokolünün yüzyılın başından beri jet akışının güney hareketini duraklattığını ve ozon deliği kapanmaya başladığında tersine çevirmeye başlayabileceğini gösteriyor. Geçen Eylül ayında, uydu görüntüleri ozon deliğinin yıllık zirvesinin 1982’den bu yana en küçük ölçüde 16.4 milyon kilometrekareye küçüldüğünü ortaya koydu. Bu gelişmenin insanlar üzerindeki etkisinin ise bölgeden bölgeye değişeceği düşünülüyor. Patagonia‘da (güney Şili ve Arjantin), daha fazla yağmur ve daha az kanserojen ultraviyole ışık olacağı tahmin ediliyor. Önceki çalışmalar, tersine dönüşün daha fazla kuraklığa uğrayan Avustralya için iyi bir haber olabileceğini düşündürüyor çünkü jet akımının hareketi yağmur yağan fırtınaları kış aylarında sahilinden uzaklaştırmıştı. Bunun karbon emisyonlarındaki artışı dengelemek için yeterli olup olmadığı ise başka bir konu. Finlandiya Meteoroloji Enstitüsü’nde çalışan gazetenin eleştirmeni Alexey Karpechko, ‘’Bu kesinlikle iyi bir haber. Bu, eylemlerimizin iklim değişikliğini durdurabileceğini gösteriyor. Sera gazı salanlar olarak bize güçlü bir mesaj. Bu, iklimi her iki şekilde de değiştirebileceğimizi gösteriyor: yanlış bir şekilde ve yaptığımız hasarı tersine çevirerek’’ dedi. 

Kömürlü termit santrallar raporu çıktı

Her yıl yayımlanan kömürlü termik santralların mevcut durumunu analiz eden raporların beşincisi olan Yükseliş ve Çöküş 2020: Küresel Kömürlü Termik Santral Takibi, yapım ve proje aşamasındaki kapasitenin bir yıl öncesine göre %16 ve 2015 yılına göre ise %66 düştüğünü ortaya koyuyor. 2019 yılındaki inşaata başlama oranında da 2018’e göre %5 ve 2015’e göre %66 oranında bir düşüş gözleniyor. 2019 yılında, proje aşamasındaki kapasitede yaşanan düşüşe rağmen, küresel ölçekte kömürlü termik santral kapasitesi 34,1 gigawatt (GW) arttı ve 2015 yılından beri ilk defa yeni devreye alınan net kapasite artmış oldu. Dünyada yeni devreye alınan 68,3 GW’lık kurulu gücün neredeyse üçte ikisi Çin’de bulunuyor. Çin hariç tutulduğunda ise, diğer ülkelerin yeni devreye sokulan kömürlü termik santral kapasitesinden daha fazlasını emekli etmelerinden dolayı, küresel kömürlü termik santral filosu 2018 yılının ardından 2019 yılında da küçülmüş oldu. Raporun Başyazarı ve Global Energy Monitor Kömür Programı Direktörü Christine Shearer, “Yenilenebilir enerjideki büyüme ve elektrik talebindeki yavaşlamayla birlikte, kömüre dayalı enerji üretimi 2019 yılında rekor düzeyde düştü. Buna rağmen, şebekeye eklenen yeni kömürlü termik santral sayısında artış görüldü. Bu da dünyadaki kömürlü termik santrallerin çok daha az çalıştırıldığı; dolayısıyla daha fazla sayıda kömürlü termik santralın daha az elektrik ürettiği anlamına geliyor. Bu durum, yeni kömürlü termik santraller finanse etmeye devam eden bankalar ve yatırımcılar açısından kârlılığın azalması ve riskin artması demek” dedi. Türkiye 2019 yılında, Çin’den sonra dünyada inşaat öncesi aşamada en fazla kömürlü termik santral projesi bulunan ikinci ülke konumuna gelerek Hindistan’ı bile geride bıraktı. CAN Europe Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Elif Gündüzyeli, “Dünya çapında yeni kömürlü termik santral projelerinde sürekli bir düşüş yaşanırken Türkiye’nin kömür kaynaklı elektrik üretim kapasitesini artırma eğilimi atıl yatırımlara yol açabilir.” diye konuştu. “Tüm bu ekonomik şartlar, iklim krizinin baş tetikleyicisi olan ve havamızı, suyumuzu kirleterek halk sağlığını tehdit eden kömürün aleyhindeyken yeni termik santral planları rafa kaldırılmalı” diyen Gündüzyeli düşük karbonlu bir kalkınma modeli benimsenerek kimseyi arkada bırakmadan bir adil geçişin planlanması gerektiğini söyledi.

Kanal İstanbul'un ilk ihalesi yapıldı

Sözcü’den Özlem Güvemli’nin haberine göre, Türkiye koronavirüs salgını ile zor günler geçirirken, her gün can kayıpları ve hasta sayısı artarken Kanal İstanbul projesi kapsamımda tarihi Odabaşı ve Dursunköy köprülerini taşıma ihalesi salgına rağmen gerçekleştirildi. “Etüd proje hizmet alımı” ihalesinin tahmini bedeli 566 bin 649 TL olarak açıklandı. Yaklaşık yarım saat süren ihale sırasında salonda salgına karşı önlemler alındı. Teklif sunan firmaların temsilcileri salonda tek tek oturdu, ihale komisyonu üyelerinin maske ve eldiven taktığı görüldü.

Kars'ta doğa canlandı

pozy.org’dan pozy mutlu bir haber: Sarıçam ormanlarıyla kaplı Kars'ın Sarıkamış ilçesinde, uzun geçen çetin kışın ardından havaların ısınmasıyla doğa canlandı. Yaban hayatı çeşitliliğiyle dikkati çeken ilçede, bir tarafta üremek için dönen göçmen kuşlar sulak arazilerde gezinirken, diğer yandan da çiğdem çiçekleri baharı müjdeledi. Ekim alanlarında karların erimesiyle oluşan göletler, yaban kuşlarına barınma imkanı sağlıyor. Üremek için gelen angıt, yaban ördeği ve balıkçıl gibi kuşlar, küçük su birikintilerinde görülmeye başlandı.