Enerji şoku!

-
Aa
+
a
a
a
""
Gezegenin Geleceği: 26 Mart 2026
 

Gezegenin Geleceği: 26 Mart 2026

podcast servisi: iTunes / RSS

ABD ve İsrail’in İran’a savaş açmasının, İran’ın misillemelerinin ve Orta Doğu’da gerilimin tırmanmasının ardından küresel ekonomideki sarsıntılar sürüyor. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasıyla dünya, petrol ve doğalgaz başta olmak üzere enerji kaynaklarının arzında ani kesinti ve sert fiyat artışlarıyla karşı karşıya kaldı. “Enerji şoku” ihtimali gündeme oturmuşken böyle bir durumda, küresel olarak yaşam maliyetleri yükselebilir, büyüme yavaşlayabilir, işsizlik artabilir ve piyasalarda sert dalgalanmalar görülebilir. Uzman analizleri de krizin, enerji fiyatları ile birlikte enflasyonu, gelir dağılımını, küresel finansal istikrarı ve gıda güvenliğini tehdit ettiğini gösteriyor.

Uluslararası Enerji Ajansı’na (IEA) göre, dünya tarihin “en büyük enerji güvenliği krizi” ile karşı karşıya. Sorun bizim yıllardır ekonomimizi fosil yakıtlardan bağımsız yerel enerj kaynaklarına dayalı bir sisteme geçirmemiş olmamız. San Francisco merkezli bir girişim, yapay zeka altyapılarının hızla artan enerji ve su talebine çözüm sunmak amacıyla yüzer rüzgar enerjili veri merkezi platformunu tanıttı. Açık deniz rüzgar türbinlerini doğrudan yüksek performanslı bilgi işlem sistemleriyle birleştiren bu yenilikçi teknoloji, okyanus suyunu pasif soğutma için kullanarak çevresel yükü minimize etmeyi hedefliyor. Norveç’te test süreci devam eden sistemin, rüzgar enerjisi ve entegre batarya depolama çözümleriyle birlikte 2028 yılına kadar Birleşik Krallık’ta ticari olarak faaliyete geçmesi ve teknoloji dünyasına sürdürülebilir bir alternatif sunması planlanıyor.

İspanya’nın Extremadura bölgesinde hayata geçirilen devrim niteliğindeki proje ile dünyanın ilk şebekeden bağımsız güneş enerjili hidrojen üretim tesisi kuruluyor. Yenilikçi teknoloji “Ayrıştırılmış Su Elektrolizi” (DWE) teknolojisini kullanarak yeşil hidrojen üretim maliyetlerini düşürmeyi hedefliyor. Şebeke bağlantısına veya pahalı batarya depolama sistemlerine ihtiyaç duymadan doğrudan güneş enerjisinden beslenen tesis, Avrupa’nın enerji altyapısına entegre edilecek sıfır emisyonlu yakıtların geleceği için kritik bir dönüm noktası.

Araştırmacılar, havadaki nemden elektrik üretebilen yenilikçi bir pamuklu kumaş teknolojisi geliştirdi. Özel polimerlerle kaplanan bu kumaş, herhangi bir harici şarja veya bataryaya ihtiyaç duymadan gece gündüz kesintisiz enerji sağlayabiliyor. Giyilebilir teknoloji alanında devrim niteliği taşıyan bu buluş, doğal buharlaşma süreçlerini kullanarak küçük elektronik cihazları ve LED ışıkları çalıştırabiliyor. Nem gradyanı prensibiyle çalışan sistem, hem çevresel sürdürülebilirliğe katkı sunuyor hem de kendi kendine yeten enerji çözümleri için yeni bir kapı aralıyor.

2025 Dünya Hava Kalitesi Raporu’na göre Türkiye’nin 2024’te 15.3 olan PM2.5 değeri 19.2’ye yükseldi. Bu yükseliş, 143 ülkeyi içeren listede 2024’te havası en kirli 67. ülke olan Türkiye’yi 39. sıraya taşıdı. Avrupa’da ölçüm yapılan yerleşimler arasında hava kirliliğinin en yüksek olduğu 10 yerden 5’i de Türkiye’de. Avrupa sıralamasında Iğdır havası en kirli şehir olurken, onu Buca (İzmir) takip etti. 4. sırada, Gödekli (Iğdır), 6. sırada Konya ve 9. sırada Düzce hava kirliliğinin en yüksek olduğu yerler arasında. Bu, Türkiye’deki 3 milyondan fazla insanın Avrupa’nın en kirli havasını soluduğu anlamına geliyor. Yanı sıra Türkiye, Avrupa’da hava kirliliği en yüksek 4. ülke oldu. İlk üç sırada Bosna-Hersek, Kuzey Makedonya, Sırbistan yer aldı. Greenpeace Türkiye İklim ve Enerji Kampanya Sorumlusu Emel Türker Alpay, Türkiye’nin Avrupa’da hava kirliliği en yüksek 4. ülke olmasını ve Avrupa’daki en kirli 10 yerin 5’inin Türkiye’de bulunmasının endişe verici olduğunu söyledi. Temiz Hava Hakkı Platformu Koordinatörü Deniz Gümüşel “PM 2.5 hava kirliliğinin Türkiye ekonomisine yükü bir yılda tam 138 milyar dolar yani 2024 GSYH’sinin yaklaşık yüzde 10’u. Oysa temiz hava için alınacak önlemler kirli havanın yarattığı sağlık bedelinden çok daha düşük maliyetli. PM2.5 kirliliğinin azaltılmasıyla her yıl 60 binin üzerinde hayat kurtarılabilir ve ekonomi üzerindeki ağır yük hafifletilebilir” diyor. Temiz Hava Hakkı Platformu Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na PM2.5 için ulusal limit değeri belirleyin diyor. Bu taleplerini hedeftemizhava.org adresinden destekleyebilirsiniz.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, plastik çatal, bıçak, tabak ve pipet gibi doğayı zehirleyen ürünlerin piyasaya arzını yasaklamayı hedefleyen bir yönetmelik taslağını görüşe açtı. Bakanlığın adımının önemini vurgulayan Greenpeace, yönetmeliğin plastik krizine karşı gerçek bir çözüm olması için üretim yasağını ve genişletilmiş üretici sorumluluğunu da içermesi gerektiğini söyledi. Bakanlığın sunduğu yönetmelik taslağına görüşleri sunmak için son tarih 3 Nisan. Greenpeace, yönetmeliğe “üretim yasağı” ve “genişletilmiş üretici sorumluluğu” maddelerinin eklenmesi talebini içeren görüşünü hazırladı. Plastik Kirliliğine Karşı Son Adımı Birlikte Atalım”  kampanyasıyla bu talepleri yüz binlerin ortak talebi olarak Bakanlığa teslim etmek için görüş metnini imzalama çağrısı yapıyor. Greenpeace Türkiye Sosyal ve Ekonomik Kampanyalar Sorumlusu Berk Butan, bakanlığın adımını çok önemli bulduklarını, bu adımdan geri adım atılmadan gerekli genişletmelerin sağlanmasını beklediklerini söyledi.