Aramızdan ayrılışının yirminci yılında: Claude Nougaro

-
Aa
+
a
a
a

Bu haftaki programımızda, Açık Radyo programcılarından Sedat Nemli ile, bundan yirmi yıl önce aramızdan ayrılan Claude Nougaro'nun kariyerinin farklı dönemleri ve repertuarının öne çıkan parçaları hakkında sohbet ettik.

Claude Nougaro

Devrim Özkan: Merhabalar, ben Devrim Özkan, 95.0 Açık Radyo’da Fransız Öpücüğü'nde birlikteyiz. Bu hafta bir konuğumuz var yine. Ocak ayında, Françoise Hardy’nin sekseninci yaş gününü birlikte kutladığımız Açık Radyo programcılarından Sedat Nemli ile bu kez bir anma programı için bir aradayız. Kaleme aldığı şarkılarda Fransızcayı büyük bir ustalıkla kullanan, bunun yanı sıra Fransız şansonunu cazla buluşturan Claude Nougaro, 4 Mart 2004’te, başka bir deyişle bundan yirmi yıl önce aramızdan ayrılmıştı. Biz de bugün Sedat Bey’le birlikte onun kariyerini, unutulmaz şarkıları eşliğinde gözden geçireceğiz. Hoş geldiniz Sedat Bey bir kez daha Fransız Öpücüğü'ne.

Sedat Nemli: Hoş bulduk.

D.Ö: Sizin için Claude Nougaro ne anlam ifade ediyor?

S.N: Claude Nougaro sizin de bahsettiğiniz gibi çok önemli bir sanatçı, şansonla cazı birleştirdi belirttiğiniz gibi ama aynı zamanda çok önemli de bir şair. Birçok caz bestecisinin melodilerine uyguladığı kendi sözleriyle adeta o şarkıları kendisine mal edebileceğimiz bir şarkıcı aslında. Bunların arasında Thelonious Monk, Sonny Rollins hatta Güney Amerika'dan Chico Buarque var. Birçok caz standardını adeta Fransızlaştıran önemli bir şarkıcıydı, o gür sesiyle. O yüzden benim için gelmiş geçmiş en önemli isimlerden biri. 

D.Ö: Şimdi çok kısaca hayat hikâyesine göz atacağız Claude Nougaro'nun. 9 Eylül 1929'da “Pembe Şehir” ismiyle tanınan Toulouse kentinin Minimes mahallesinde, babaannesi ve dedesi tarafından yetiştirilen Nougaro, küçük yaştan itibaren Edith Piaf, Charles Trenet, Louis Armstrong ve Bessie Smith gibi isimlere hayranlık besliyormuş.  Yatılı okul yıllarında Victor Hugo, Charles Beaudelaire ve Paul Verlaine gibi ustaların eserlerini yalayıp yutmuş -ki bu da şarkı sözlerine yansıyor. Bu sayede Fransız dilinin gücünü keşfeden genç Claude, bu dönemde yazar olmaya karar verdi. Fas’taki askerlik görevini tamamlamasının ardından önce Le Journal des curistes ve L’Echo d’Alger gibi gazetelerde yazarlık yaptı. 50’li yılların başında, Garnier Operası’na bariton olarak atanan babasının peşinden giderek Paris’e yerleşti. Burada 1965’te anısına Chanson pour le maçon’u yazacağı şair Jacques Audiberti ile tanıştı. Philippe Clay ve Marcel Amont gibi isimler için şarkı sözü yazarlığı yaptıktan sonra 1954’ten itibaren Le Lapin Aigle isimli kabarede kendi şarkılarını seslendirmeye başladı. 1958’de neredeyse kariyeri boyunca birlikte çalışacağı piyanist Maurice Vander ile tanışmış ki bu da önemli bir isim.

S.N: Evet, önemli bir isim. Fransa'nın önemli caz kişiliklerinden biri. Bütün kariyeri boyunca neredeyse Claude Nougaro'ya eşlik etmesi tabii ki çok önemli ama bunun dışında kendi başına da, kendi triolarıyla da Fransa cazının en üst seviyelerinde yer almış önemli bir piyanist ve de besteci. 

D.Ö: Sonraki yıl ilk albümü "Il y avait une ville"i National etiketiyle kaydetti ancak ilk büyük başarısını 1962 yazının en sevilen şarkılarından biri olan, düzenlemesi Michel Legrand, müziği ise Jacques Datin imzalı Une petite fille ile elde etti. Yine aynı albümde yer alan Le Cinéma ve Les Don Juan sanatçının favori temalarından biri olan yarı melek yarı şeytan ruhlu kadınlardan bahsederken, Yves Montand’ın da seslendirdiği Le jazz et le java onu Edith Piaf ve Louis Armstrong arasında bir yerde konumlandırıyordu. 1963’te Philips etiketiyle çıkan albümü, yeni doğan kızına adadığı Cécile, ma fille isimli balad ile dikkat çekerken sanatçı bu dönemde gelecekte C’est Eddy isimli şarkıyı ithaf edeceği Eddy Louiss gibi caz müzisyenleriyle de çalışmaya başlayacak ve kendini, bu ilk albümlerinden itibaren, farklı müzikal alanları keşfetmeye adayacaktı. Şimdi bu döneme ait iki parça dinleyeceğiz. Önce 1962 yılına ait Le cinéma gelecek Açık Radyo mikrofonlarına, 1991 yılında gerçekleşen bir canlı performans kaydıyla.

S.N: Le cinéma aslında buram buram Michel Legrand kokan bir beste. Hatta Youtube'da bu görünüyor. İkisinin birlikte aynı parçayı yorumladıkları bir klip var Youtube'da, geçenlerde rastladım. Nougaro'yla Legrand aynı şarkıyı beraber söylüyorlar bu kez ama Nougaro'nun yorumu üstün, onu da kendine mal etmiş bir güzel fakat Michel Legrand o dönemde yaptığı film müzikleriyle de o tarzı çok iyi pekiştirmekteydi, onu çok iyi belli eden bir parça. Nougaro da bahsettiğiniz gibi Paris'e geldikten sonra yavaş yavaş kendini göstermeye başlaması, o çok kuvvetli Toulouse aksanıyla Parisli seyircilere hakikaten kendini çok sevdirmiş, o aksan da çok değişik gelmiş ve onu benimsetmiş. 

D.Ö: Evet adeta kucaklamışlar. Şarkı sözlerinden de bahsettik. Mesela Le Cinéma'da: "Uykusuz gecelerimin siyah ekranında, hayaller kuruyorum, parasız ve kamerasız, Bardot isterse tatile gitsin, benim yıldızım daima sensin” diyor. Gerçekten çok güzel sözler. Le jazz et la java'nın bestesi için de Amerikalı caz müzisyeni Dave Brubeck’in Three to Get Ready adlı parçasını ödünç almışlar.

S.N: Bir dakika için Le cinéma'ya geri döneceğim tekrar. Le cinéma'nın ortasında da Duke Ellington'ın ünlü Caravan parçasından ufak bir alıntı yapıyor parçanın ortasında, sonra tekrar parçaya dönüyor, o da Michel Legrand'ın hüneri, onu da içine entegre etmiş. 

D.Ö: Yine bu döneme ait iki parçayla devam edeceğiz programa. Bunlardan ilki Cécile, ma fille. Bu parça hakkında bir babanın kızına yazabileceği en güzel şarkılardan biri deniyor. Kızının doğumunu anlatıyor burada, bir oğlan beklerken kız çocukları olduğunu söylüyor, eşinin onu bir çocuk yapmaya ikna ettiğinden bahsediyor ve daha sonra da bebeğiyle olan iletişimden söz ediyor. İlerleyen yıllarda da kızı Cécile bu parçayla ilgili bir şeyler söylemiş değil mi Sedat Bey?

S.N: Evet. Cécile, Nougaro'nun dört çocuğundan ilki. Cécile, Fanny, Théa ve Pablo adlı çocukları olmuş fakat ilki Cécile bahsettiğiniz gibi çok özel. Hatta yıllar sonra Cécile bu beste hakkında şöyle demiş:

Bu şarkının herkes tarafından dinlenemeyecek kadar özel olduğunu hissediyorum. Şarkı benim sonsuza kadar küçük bir kız olarak kalmama neden oldu, zaten duyduğunuz gibi sesim de küçük bir kızın sesine benziyor. Babamın bu şarkıda kelimeler aracılığıyla hayatımı dikte ettiğini düşünüyorum. Babamın kelimeleri benim için birer emre dönüştü. Bir yaratıcı beşiğime doğru eğildi ve beni biraz gerçek dışı bir varlığa dönüştürdü. Bu nedenle gerçek hayatla, gerçek hayatın içine girmekle de birçok problem yaşadım.

Cécile Nougaro – Nisan 2013

D.Ö: Evet bu da enteresan. 1963'te yazılan bir şarkı, bütün hayatı boyunca etkilemiş onu ve yer etmiş onda. Bu döneme ait dinleyeceğimiz ikini şarkı da Je suis sous ismini taşıyor. Bu da 1964 yılına ait eğlenceli bir parça. Eşiyle ya da sevgilisiyle kavga etmiş bir adam daha sonra onun balkonunun altına geliyor, adeta Romeo gibi serenat yapıyor ona:

"Altındayım balkonunun, Tıpkı Romeo gibi, Marie-Christine / Geldim tıpkı bir katil gibi, Cinayet yerine dönen / Ama bizim aşkımız ölmedi değil mi? Hayır de bana / Sevmediğin o arkadaşlarım, Şimdi ben olmadan eğleniyorlar / Bak zaten getirdim hepsini buraya, Yeterli sorman onlara"

D.Ö: Yazdığı şarkılarda kullandığı kelimelere sihirli bir anlam yükleyen, müzik eşliğinde kullanmak suretiyle onlara gerçek güçlerini yeniden kazandıran Nougaro, gazeteci Fred Hidalgo’nun deyimiyle bir “kelime ustasıydı (motsicien)”. Kariyerinin ilk yıllarından itibaren herhangi bir dine ait olmadığını açıkça belirten “Oksitanya pigmesi”’nin inancı, Je crois (İnanıyorum) isimli şarkısında belirttiği gibi Tanrı’nın ötesinde bir varlığaydı (Ben başka bir şeye inanıyorum / Ben kendime inanıyorum). Bu mistik düşünce yapısı çerçevesinde kayıp bir cennetin varlığına ve onun bir gün geri döneceğine dair olan umutlarını Armé d’amour gibi şarkılar vasıtasıyla dinleyicisine aktaran sanatçı, bir yandan da içinde yaşadığımız dünyanın sefaletinden duyduğu rahatsızlığı dile getirmekten çekinmiyordu (Bidonville).  Bununla birlikte topluma yönelttiği bu eleştirel bakışa rağmen kariyeri boyunca herhangi bir politik duruş sergilemekten özenle kaçınan Nougaro, Mayıs 1968 olaylarından esinlendiği Paris Mai isimli şarkıda bile sadece manevi bir devrimin olası getirilerini sorguluyordu. Onun için ütopyanın yolu aktivizmden değil vicdandan geçmekteydi. Bu şekilde 70’li yılların başına kadar şarkılarında kullandığı temaları genişleten sanatçı, bu dönemde çocukluk ve gençlik anılarına da daha fazla eğilmeye başlayacaktı. 1967’de doğduğu şehre adadığı Toulouse’u yazdı.

"Pembe Şehir" olarak da bilinen Toulouse'un medarı iftarı diyebileceğimiz bir isim Claude Nougaro, Carlos Gardel ile birlikte. Toulouse'da birçok eser var, Nougaro'yu temsil edeni, hem ölümünden önce hem de ölümünden sonra yapılan. Mesela, bu ünlü meydanda bir heykel var galiba, şimdi Sedat Bey onlardan bahsedecek biraz.

S.N: Evet, kariyerinin büyük kısmı Paris'te geçmiş olmasına rağmen Toulouse'luluğunu hiçbir zaman unutmayan ve inkâr etmeyen bir şarkıcı. Toulouse da onu her zaman hatırlamaya devam ediyor. Hatta sanatçı Raymond Moretti, 1997 yılından bu yana Toulouse'daki Arcades du Capitole'nin tavanını süsleyen 29 tabloya imza attı. Bunlardan biri Claude Nougaro'yu çeşitli formlarda temsil ediyor.

Şarkıcının ölümünden 10 yıl sonra, 2014 yılında açılışı yapılan bronz heykel, tarihi belediye binası olarak kullanılan tarihi Capitole'ün arkasında, Charles-de-Gaulle Meydanı'nda bulunuyor. Sébastien Langloÿs'un katılımcı çalışması (yüzlerce Toulouse sakini heykelin yapımına katkıda bulundu!), heykelin fotoğraflarını çekmeye gelen pek çok hayranın ilgisini çekiyor. Birçok kişinin heykelin elini sıkması bu bölgenin parlamasına neden oldu. Eserin başka bir ilginç özelliği de Nougaro şarkılarının sözlerinin heykelin üzerine yazılmış olması.

Garonne nehrinin kıyısında, Nougaro’nun nehrin sesini dinleyebildiği evinin yakınında C'est une Garonne şarkısının bir plaka üzerine yazılmış sözleri bulunuyor. Şarkıcının külleri de nehre saçıldı. Yine Garonne'da, Fransa'nın ve dünyanın farklı şehirlerinde, Lego'larla farklı kişiliklerin portrelerini oluşturan sanatçı Brikx, Claude Nougaro'nun bu şekilde yarattığı bir portresini Pont-Neuf'a yerleştirdi.

D.Ö: Nougaro'nun Toulouse şarkısını daha önceki programlarda çalmıştık. Bir de Toulouse'daki Garonne nehrine adadığı C'est une Garonne adlı parça var. Şimdi onu dinleyeceğiz. Bu şarkıyla alakalı da Le Parcours du Cœur Battant isimli kitabı yazan Christian Laborde, Nougaro'yu Toulouse'daki senfonik konser salonu Halle aux grains’de izlemiş ve şöyle demiş:

C’est une Garonne’u söylemesini hatırlıyorum. Claude’un ağıtsı ve esnek sözleriyle Ray Lema’nın katıksız müziğiyle. Şarkının sonunda Claude mikrofonu bırakıyor, bir dizini yere koyuyor ve kürek çekmeye başlıyor, dudaklarında bir gülümsemeyle, kanosunun içindeki bir Afrikalı gibi, ritim ona tıpkı akıp giden suyunkine benzer perküsyonlar tarafından dikte edilirken... Ve Garonne nehri Kongo’ya dönüşüp, onun kendine has Old Man River’ı olurken. Evet, Pirenelerin içinde ufacık şekilde doğan Garonne, Halle aux Grains’in sahnesi üzerinde akmaya başlamıştı. Bu gerçek, ben bunu gördüm, ben ordaydım... 

Christian Laborde (Le Parcours du Cœur Battant)

D.Ö: C'est une Garonne, 1993 yılına ait bir parçaydı ama biz tekrar altmışlı yıllara geri dönersek; 1966’da L’amour sorcier ile başlayan Afrika müziği macerası 70’lerin başında Locomotive d’or ile daha deneysel bir hal almıştı. Yine 60’lı yıllarda Berimbau uyarlaması Bidonville ile Brezilya müziği tutkusunu dinleyicileriyle paylaşan Nougaro, yetmişlerde Gilberto Gil’in Viramundo ve Chico Buarque’nin O que sera isimli şarkılarını sırasıyla Brésilien ve Tu verras isimleriyle Fransızcaya uyarlayarak bu geleneği devam ettirdi.

S.N: Tu verras o dönemin en çok sevilen, en çok beğenilen şarkısı oldu, bir hit oldu adeta birçok ülkede. Nougaro'yu Fransa'nın dışına taşıyan parçalardan biri oldu aslında ki Nougaro hep Fransa sınırları içinde ün yapmıştı. Onu belki de en çok uluslararasılaştıran eser, Tu verras oldu. 

D.Ö: Yine yetmişli yıllarla devam edersek; 1977’de Olympia’da klasik formattan saparak izleyicilerine konserin tam ortasında arka planda ressam Daniel Estrade’ın eserleri eşliğinde Victor ve Plume d’ange isimli, toplamda otuz beş dakika süren iki uzun fantastik şiir sunan şarkıcının bu sıra dışı projesi, bir kısım hayranının pek de hoşuna gitmeyecekti.

Bu dönemde 1978 tarihli bir parça da göze çarpıyor. Bir uyarlama bu da: Autour de minuit. Bestesi Thelonious Monk’a ait 1944 tarihli caz müzik klasiği Round Midnight’tan uyarlanmış. İlk olarak Cootie Williams kaydetmiş. İlerleyen yıllarda Miles Davis, Charlie Parker, Bud Powell tarafından da yorumlanmış. Parça, Bertrand Tavernier’nin 1986 tarihli aynı adlı filminin açılışında da yer alıyor, aynı zamanda Nougaro’nun cenazesi sırasında da çalınmış.

Ey sen uğurlu yıldızım, hadi, hadi, in aşağı, ışık yıllarının kollarına, toza dönüşmek istiyorum, gece yarısında, yıldız tozuna... (Autour de minuit - 1978)

S.N: Parçayı vokal anlamda en iyi yorumlayanlardan biri Claude Nougaro. Parçanın başka bir Fransızca versiyonunu ben bilmiyorum, İngilizce vokal versiyonları var ama bunların içinde en hoşu Nougaro'nun yorumu, şimdi dinleyeceğimiz parça. Programın başında da söylediğimiz gibi Nougaro'nun bu önemli caz standartlarını, klasiklerini kendine mal edecek şekilde yorumlaması hakikaten çok hoş. Bunların arasında Sonny Rollins, Gerry Mulligan, Dave Brubeck ve Nat Adderley gibi büyük caz müzisyenlerinin parçalarını ayrı ayrı yorumlamış fakat adeta hepsi birer Nougaro klasiği olmuş. 

D.Ö: Biz de önce bu parçayı dinleyeceğiz, bunun ardından da 1977 yılına ait başka bir uyarlama olan Comme une Piaf'ı seslendirecek Nougaro. Bu da Amerikalı saksafoncu ve caz müzisyeni Wayne Shorter’ın Beauty and beast şarkısından uyarlanmış. Burada Piaf'a ne kadar özendiğinden bahsediyor. Piaf'a da büyük bir hayranlık duyuyor Nougaro:

"Erkek bir Piaf gibi, Telefon rehberini söylemek isterdim" diyor, ünlü: "Edith Piaf telefon rehberini söylese onu bile bir hit şarkıya dönüştürür" sözünden ilham almış. 

Aynı zamanda: "Alırdım hepinizi derimin altına acısızca" ki burada da Je t'ai dans la peau şarkısına atıfta bulunuyor. "Giderdim sonsuz uykuma / Katılırdım senin satenine, Değil mi Piaf, sonunda" sözleriyle şarkıyı sonlandırıyor Nougaro.

D.Ö: 1980’de Maurice Vander’in kendi müzik grubunu kurmak üzere uzun yıllar süren ortaklıklarına son vermesinin ardından ünlü akordeoncu Richard Galliano ve İtalyan trampetçi Aldo Romano ile çalışmaya başlayan Nougaro’nun söz konusu dönemde yazdığı şarkılar oldukça karmaşık sözlerden oluşuyorlardı. 1981 tarihli “Chanson nettes” ve 1983’te çıkan “Ami Chemin” albümlerinde kullandığı bu formül tutmayınca 1984’de eski ekibi yeniden bir araya getirmeye karar veren sanatçı, Maurice Vander, Pierre Michelot ve Bernard Lubat üçlüsünü yanına alarak Güney Amerika ve Afrika da dâhil olmak üzere Dünya’nın farklı bölgelerinde konserler verdi. Şimdi önce 1980 yılına ait Des voiliers adlı parçayı dinleyeceğiz Nougaro'dan. "Assez" adlı albümde yer alıyor. Sözleri Claude Nougaro, bestesi Richard Galliano imzalı. Bunun ardından da 1985 tarihli Bleu, blanc, blues adlı parça gelecek Açık Radyo mikrofonlarına. Bu parçanın sizin için özel bir anlamı var Sedat Bey.

S.N: Çok doğru, çünkü o yıl, 1985 yılında, kendisini Paris'te Olympia'da bu bahsettiğiniz triosuyla, Maurice Vander, Michelot ve Lubat'yla görme fırsatım oldu. Müthiş bir konserdi. İlk ve son kez sahnede görmüş oldum kendisini. O ufak tefek boksör haliyle, - zaten lakabı "Küçük boğa"- o sahneyi dolduruşu, o gür sesiyle, karizmasıyla hiç unutamayacağım çok güzel bir konserdi ve geçenlerde bu konserin artık bir kaydının olduğunu keşfettim, artık bulunabiliyor en azından. "Nougaro sur scène - Olympia 85" adıyla otuz parçadan oluşan bir CD var, umarım dinleyicilerimiz araştırıp bulurlar, bu konserin ruhunu yakalamış bir kayıt, müthişti. 

D.Ö: Sahnedeki bu başarısına rağmen özellikle son yıllarda düşen albüm satışları yapımcılarını pek de memnun etmiyordu. 1985 tarihli “Bleu Blanc Blues” isimli albümünün ticari anlamdaki beklentileri karşılamaması bardağı taşıran son damla olacak, Barclay sanatçıyla olan sözleşmesini feshedecekti. Bu gelişme sorasında bir hayli sarsılan Nougaro kendini sorgulamaya başladı ve Fransa’daki evini satarak kariyerinde yepyeni bir sayfa açmak üzere New York’a gitti. Burada yapımcı Mick Lanaro’nun tavsiyesiyle Manhattan’da yaşayan elektronik klavye ustası Philippe Saisse ile tanışan sanatçı, geri dönüş şarkısı Nougayork’u da onunla birlikte yarattı. Rock müzik esintileri taşıyan bu güçlü parça sayesinde Anka Kuşu misali küllerinden yeniden doğarak müzik listelerinin tepesine konan Nougaro. Siz de bu dönemde kendisiyle karşılaşmışsınız sanırım Sedat Bey?

S.N: Evet, tesadüf oldu. New York'ta, Café Un, Deux, Trois diye bir Fransız brasserie'sinde, öğlen yemeği için oradayken arkadaşlarımla, baktım köşede bu, elinde Le Figaro ya da L'Express gibi bir dergiyle oturmuş, kendi başına bir şeyler yiyor içiyor. Ben de hiç çekinmeden gidip kendisine "Merhaba" dedim ve Türkiye'den bir hayranı olduğunu söylemiştim ve birkaç dakika da sohbet etmiştik. Çok sempatikti. "Nougayork" dediğiniz gibi onun geri dönüş albümü oldu o dönemde. Biraz farklı bir tarza geçti fakat her zaman Amerikan müziğine, cazdan başlayarak merakı olduğu için bu söylediğiniz yeni tarza da ayak uydurmakta güçlük çekmedi. 

D.Ö: Evet, bu da ilginç bir anıydı gerçekten. Nougayork”un aksine Kiné, Quatre ou cinq jours ve yeni kaybettiği babası için yazdığı Toi là-haut gibi duygusal şarkılarla dikkat çeken albümdeki besteler; Barbara ve Brigitte Fontaine gibi isimlerle de çalışan Michel Colombier ve genç yaşta hayatını kaybeden Claude Gaudette’e aitti. Belli bir müzik türü içine hapsolmaktan hoşlanmayan Nougaro, 1991’de tarzını yeniden değiştirdi ve “Une voix dix doigts” isimli canlı performans albümünde, Amerikan rüzgârlarını arkasında bırakarak kariyerinin ilk günlerindeki, müzikal yapı açısından daha basit şarkılara geri döndü. 1993’te piyasaya sürdüğü ve çok farklı türde parçalardan oluşan “Chansongs” isimli albümün ardından 1997’de, Charles-Cros Akademisi Ödülü’ne layık görülecek olan “L’enfant phare”ı çıkardı. 2000 yılında çıkan ve Jet Set, Mademoiselle Maman ve Langue de bois gibi eserlerin yer aldığı “Embarquement immédiat” şarkıcının hayattayken yayınlanan son stüdyo albümü oldu ve 4 Mart 2004'te aramızdan ayrıldı Claude Nougaro. Ölümü tüm Avrupa'da büyük ses getirdi.

S.N: Ama Amerika'da hiç ses getirmedi. Amerika derken tabii tüm Amerika'dan bahsetmemek lazım. New York Times gibi saygın ve uluslararası sanatı çok yakından takip eden bir gazetede onun ölümünün haber olmamasına dikkat edince, biraz üzüldüm açıkçası. O zamanlar, bir dönem İstanbul'da New York Times'ın muhabirliğini yapmış ve hatta Açık Radyo'da da program yapmış olan Stephen Kinzer adlı arkadaşımızı arayarak: "Bu Nougaro önemli bir kişiydi, nasıl atladı gazeteniz bunu?" şeklinde biraz serzenişte bulunmuştum. Kendisi de "Ben bir ilgileneyim" deyip New York Times'ın Paris muhabiri ve daha çok sanat ve kültür haberleri yapan Alan Riding adlı meslektaşına haber vererek benim bu konudaki sıkıntımı ya da eleştirimi iletmiş olmalı. Nitekim Alan Riding 22 Mart 2004 tarihinde, New York Times'da, Nougaro'ya etraflıca yer verdi, ölümünü duyurdu ve kariyerinden bahsetti. Bu da çok sevindirici çünkü bu kadar kıymetli bir sanatçının, şarkıcının herkes tarafından bilinmesi, duyulması gerekiyordu, ölümünün dahi olsa. 

D.Ö: Evet, biz de ölümünün yirminci yıl dönümünde, onu tanımayanlara umarız biraz tanıtma fırsatımız olmuştur. Size çok teşekkür ediyorum Sedat Bey konuk olduğunuz için. Bence güzel bir program oldu, umarım dinleyicilerimizin de hoşuna gitmiştir.

S.N: Ben de teşekkür ediyorum, diğerlerinde görüşmek üzere.

D.Ö: Evet, bir sonraki programda görüşmek üzere diyelim ve Claude Nougaro'ya bırakalım mikrofonu, Nougayork adlı şarkısını 1989 yılına ait bir canlı performans kaydıyla seslendirmesi için. 

Şarkıcı / YorumcuParça AdıAlbüm AdıSüre
Claude Nougaro Le cinéma Une voix dix doigts 3:20
Claude Nougaro Le jazz et la java Olympia 1985 2:30
Claude Nougaro Cécile, ma fille Intégrale Grand Angle 1 3:26
Claude Nougaro Je suis sous Intégrale Grand Angle 1 3:15
Claude Nougaro C'est une Garonne Chansongs 4:32
Claude Nougaro Tu verras Zenith Made in Nougaro 3:15
Claude Nougaro Autour de minuit Nougaro 79 3:22
Claude Nougaro Comme une Piaf Intégrale Grand Angle 4 3:47
Claude Nougaro Des voiliers Une voix dix doigts 3:55
Claude Nougaro Bleu Blanc Blues Olympia 1985 2:20
Claude Nougaro Nougayork Zenith Made in Nougaro 3:39