İnsanlığın ortak tarihi: Albert Camus'nün Veba'sı Açık Radyo'da

Editörden
-
Aa
+
a
a
a

Veba'yı Ömer Madra’nın sesinden hafta içi her sabah 7.45 ve gece 00.45’te, haftasonları ise 08.45 ve 01.45’te takip edebilirsiniz.

“Camus örneğine bakalım, (...) bazı düşünceler bazı ahlak çıkışları bir dönem çok yoğun etki gösterip, sonra tam tersi alanlar tarafından kenara itilebilirler, ama potansiyelleri yüksekse itildikleri köşede bir anlamda bir yay gibi toplanıp kendi üstlerine, sanki sonra bir zaaf anında tekrar davranıp toplumu farklı yerlere doğru itebilirler.” 

Bu sözler Enis Batur’un. Bundan yaklaşık 10 sene kadar önce Açık Dergi’de Noksan kitabı vesilesi ile buluşmuşken konuyu bir biçimde Camus’ye getirmişiz. Büyük altüst oluşların arefesinde (hem ülkece hem dünya çapında) Camus’nün çağdaşlığını anlamaya, daha doğrusu teslim etme uğraşı. 

Bu söyleşiden yıllar sonra Fransa’nın ve dünyanın en güçlü entellektüellerinden birisi olan Camus’nün 100. doğum yıldönümünde manalı bir kutlama yapmak fikri aklımıza düştü ve Radio France ile görüşmelere başladık. Yabancı’nın çok dilli bir radyo-okumasını yapacak (Fransızca, Türkçe, Arapça ve Kürtçe) ve iki ülke arasında eş zamanlı yayınlar gerçekleştirecektik. Aylar geçtikçe idrâk ettik ki, o zamanlar Sarkozy’nin sultası altında bulunan Fransa’da - bir retrospektif anma sergisi dışında - dişe dokunur bir hareketlilik yok. Radio Franceda sessiz. O zamanlar bu durumu talihle değil de, Camus’nün “pied-noir” oluşuyla izah etmeye çalışmış ve ardından kendi ülkemizin dertlerine gark olmuştuk. Sene 2013, malûm. 

**

Açık Radyo web sitesinden izleyebildiğimiz kadarıyla, radyo yayınlarımızda Albert Camus’yü - dünya tarihsel manada - çok önemli kavşaklarda anmışız. 

2003 Şubatı’nda ABD’nin Irak’ı işgâline giden yolda, şöyle yazıyor Ömer Madra: “Yarın, yani 6 Şubat 2003, tarihin dönüm noktalarından biri: Türkiye, dünyanın en güçlü devletinin “dayanılmaz” baskıları altında bir yıkım ve katliam olayına sürüklenebilir. Ülke, bölge ve dünya açısından sonuçları asla kestirilemeyecek bir olayın aktörlerinden biri olma durumuna sokuluyor” ve ardından bir Nazi işgaline karşı Direniş’in keskin seslerinden Camus’den şu alıntı geliyor:  

“Şimdi insanlığın önündeki dehşet verici olasılıklar karşısında, uğrunda mücadele etmeye değecek tek şeyin barış olduğunu daha da açık bir şekilde görüyoruz. Bu artık bir dua değil, tüm halkların kendi hükûmetlerine yöneltecekleri bir taleptir: Nihaî olarak cehennemle akıl arasında bir seçim talebi.” 

Bugün halen cehennemi yaşadığımıza kimsenin bir şüphesi var mı? 

2011 Mayıs’ın da Arap Baharı ve Wall Street İşgali’ne giden günlerde Albert Camus bu sefer Sisifos’u ile zuhur ediyor yayında:  

“Saçmalığın farkına varmak, intihar etmeyi gerektirir mi?” 

Sonra, kendisi cevap veriyor: “Hayır. Başkaldırmayı gerektirir.” 

Camus denemesini, şu vargıyla sona erdiriyor: 

“Mücadelenin kendisi [...] insanın kalbini doldurmaya yeter. Sisifos’u mutlu biri olarak hayal etmeliyiz.”

Müteakip yıllarda dünya çapında halklar -Camus’den alıntılarsak-  “mutlu olmak” ve eşitlik kavgasını yükseltmek için meydanları doldurdular. Ve sistemin gidişatına dur demek için bitmek tükenmek bilmez bir mücadeleyi sürdürdüler.  2018-2019 yılları milyonlarca insanın “iklim adaleti” talebi ile grevlere çıkıp, yine kentlerin meydanlarını doldurmasına şahitlik etti. Ta ki COVID-19 salgınına kadar. Ve sokağa çıkma yasakları, gönüllü ya da zorunlu karantinalar - ve bizim coğrafyamızda görüldüğü şekliyle - sokağa çıkmama tavsiyeleri ile geçen son iki-üç ayda Albert Camus bir hayalet gibi geri döndü. Yazarın Veba romanı tüm dünyada çok satarlar listesinde.

**

Karşılaştırmalı edebiyat, sosyal bilimler ve tıp alanında çalışan Aurélie Palud France Culture’e verdiği bir mülakatta “salgın motifi çok enteresandır zira çok geniş bir hayal gücünü harekete geçirir” diye belirtiyor, “Camus’de esas ilgi çekici olan ise, bu hayal gücünü, tarihsel hayal gücü ile birleştirmesi. Meselenin birey ve kolektiflikle alakalı olduğunu çok iyi anlamıştır. Bir tür zihin tarihidir [Veba]”. Öyle ki roman uzunca yıllar bir İkinci Dünya Savaşı alegorisi olarak okunduktan sonra, 2011 yılında yaşanan büyük Fukuşima Nükleer Felaketi’nin ardından Japonya’da bir anda çok satanlar listesine oturmuştur [a.g.y.]. 

Veba’nın Türkçe çevirmenlerinden Nedret Öztokat Kılıçeri de, Salgın Günlerinde Edebiyat başlıklı yazısında eserin geçerliliğini şöyle yorumluyor: “Edebiyat bize salgını anlattığında, belki de hiçbir söylemin yapamadığını yapıyor: Kolektif  imge evrenimizin (imaginaire collectif) insanlığın ortak tarihiyle bağını görmemizi talep ediyor. İçinde yaşadığımız dünyada, toplumsal olanla bireysel olanın, birbirinden ne denli kopmuş olduğuna işaret ediyor. Ve yazarak eylemde bulunan, insanlığın karanlık gecesini aydınlık bir bilinçle kaleme alan Camus’nün angajmanını hatırlatıyor. (..) Olanlar karşısında alçakgönüllülük ve dayanışmayla, açık görüşlü ve aydınlık bir düşünceyle yolumuza devam etmekten başkaca bir yol yok”.

Camus’nün çağdaşlığı, geçerliği bu sözler ışında iyice değerlendirilebilir. Dünya çapında veriler yazarın bir ok gibi olduğu yerden gündemin bağrına yerleştiğini gayet açıkça gösteriyor. Veba’ya olan ilgiyi “umarım okuyanlara umut verir” sözleri ile karşılayan Catherine Camus’ye biz de katılıyoruz. COVID-19 salgınında kesintisiz radyo yayınımızla sizlere eşlik ettiğimiz bugünlerde Veba’yı Ömer Madra’nın sesinden evde radyolarınıza taşıyoruz. Hafta içi her sabah 7.45 ve gece 00.45’te, haftasonları ise 08.45 ve 01.45’te takip edebilirsiniz. Can Yayınları’na işbirlikleri için minnet duygularımızı sunarak, sizleri 94.9’a bekliyoruz.