“Bütün diktatörler, muhaliflerinin yabancı ajanlar tarafından yönetildiklerini söyler”

Ufuk Turu
-
Aa
+
a
a
a

Açık Gazete’nin köşelerinden Ufuk Turu’nda Ahmet İnsel, Belarus’taki son durumu aktarırken iklim krizi ve aşı inkarcılığı konularına da değindi. 

Ufuk Turu: 10 Ağustos 2021
 

Ufuk Turu: 10 Ağustos 2021

podcast servisi: iTunes / RSS

Ahmet İnsel’le Ufuk Turu bu hafta programına Belarus’u gündemine alarak başladı. İnsel, Belarus’ta geçen yıl 8 Ağustos’ta Aleksandr Lukaşenko’nun beşinci kez başkan seçildiğini ve ardından seçime hile karıştırıldığına ilişkin büyük protestoların başladığını hatırlatarak bu yıl da Lukaşenko’nun seçilmesinin yıldönümünde kesintisiz 8 saat 20 dakika süren bir basın toplantısının yapıldığını; bir iddiaya göre ihtiyaç molasının bile verilmediğini; basının, birkaç yurtdışından gazeteci dışında yerli ve rejim yanlısı basın mensuplarından oluştuğunu; İngiltere’nin Belarus’a yeni yaptırımlar uygulayacağını BBC muhabirinden öğrenen Lukaşenko’nun muhabire sert çıktığını bunun dışında toplantının ‘sorunsuz’ geçtiğini aktardı. 

3 Ağustos’ta Kiev’de bir ormanda asılı şekilde ölü bulunan 25 yaşındaki Belarus muhalifi Vitaliy Şişov’un ölümünün Ukrayna polisi tarafından şimdilik intihar süsü verilmiş cinayet olarak tanımlandığı; vücudunda ve burnunda kırıklar tespit edildiği; Vitaliy Şişov’un geçen sonbaharda Ukrayna’ya iltica ettiği ve Ukrayna’da diğer muhaliflerle beraber Belarus Evi isimli Belaruslu siyasi mültecilere yardım ve dayanışma amaçlı bir dernek kurduğu; Lukaşenko’nun konuya ilişkin, Şişov’un Ukrayna veya Belarus için hiçbir şey ifade etmediği bu sebeple de onu öldürmek için bir sebeplerinin olmadığı yönünde açıklamalar yaptığı aktarıldı. İkinci bir vakıa olarak ise; geçen hafta önde gelen üç kadın muhalefet figüründen zorla sınırdışı edilmeyi son anda pasaportunu imha ederek engelleyen Maria Kolesnikova hakkındaki davanın görülmeye başlandığı; 9 Ağustos’ta ABD başkanı Joe Biden’ın Belarus’la ilgili yeni yaptırım kararları alınacağını açıkladığı; uygulanacak yaptırımlar arasında özellikle büyük suni gübre şirketlerine yönelik ekonomik yaptırımların söz konusu olduğu aktarıldı. İnsel, Lukaşenko’nun yaptığı basın açıklamasında ‘ülkesinde hiçbir zaman bir baskı rejimi yaşanmadığını ve yaşanmayacağını, bu göstericilerin Amerikan gizli servis ajanlarınca yönlendirildiğini’ ifade ettiğini aktardıktan sonra “Biliyorsunuz bütün diktatörler muhaliflerinin yabancı ajanlar tarafından yönetildiklerini, para verildiğini, onların kuklaları olduklarını söylerler, bütün dünyada” dedi. Sekiz saat yirmi dakika süren konuşmada, çok fazla konu dışına çıkıldığı; Gürcistan’dan konuşulurken konunun Gürcistan kadınlarının ne kadar güzel olduğuna kaydığı da eklendi. Diğer bir Belarus gündemi olarak Litvanya sınırındaki gerginlikle alakalı Lukaşenko’nun mülteci şantajı kartını Litvanya’ya karşı açık bir  şekilde kullandığı; pek çok Belarus muhalifinin Litvanya’ya sığınmış durumda olduğu; Lukaşenko’nun da Litvanya sınırına Irak’tan getirttiği mültecileri yığdığı ve bu sebeple de Litvanya’nın sınırları kapatmak zorunda kaldığı; Avrupa Birliği müdahalesiyle Irak’tan taşınan mülteciler nedeniyle yoğunlaşan uçuş trafiğinin azalttırıldığı; ancak Bağdat-Minsk uçuşlarının azalmasının İstanbul-Minsk uçuşlarının arttırdığı yönünde duyumların olduğu bildirildi. İnsel, basın toplantısında Lukaşenko’nun kendisine yöneltilen Avrupa ile mi yoksa Rusya ile mi ittifak halinde yoluna devam edeceğine yönelik soruya ‘Rusya ile aralarında herhangi bir problem olmadığı’ şeklinde yanıt verdiğini; Lukaşenko’nun iktidara gelmesinde de Rusya ile yakın ilişkilerinin etkili olduğunu; ancak seçimlerde Lukaşenko’nun Rusya’nın ajanlarının seçimlere hile karıştırdığını da iddia ettiğini hatırlatarak söylemlerin çok hızlı bir şekilde değişebildiğine vurgu yaptı. Lukaşenko’nun ‘Diktatör değilim, ılımlı biriyim, muhalefet darbe yapmayı planlıyordu.’ dediği; Minsk muhabirinden gelen ‘Üzülmüyor musunuz bu eleştirilere?’ sorusuna ‘Üzülüyorum, hatta ağlıyorum zaman zaman.’ şeklinde cevap verdiği; son seçimleri tam bir demokrasi içerisinde yaptıklarını ifade ettiği eklendi. İnsel; “Artık muhalefet yorulmuş durumda ve artık ne olursa olsun, gidelim buradan halinde; çünkü en küçük bir eleştiriye dahi tahammül edemeyen bir iktidar söz konusu” diyerek gündemi tamamladı. 

İkinci bir gündem olarak yeni bir muhalefet biçimi şeklinde ortaya çıkan -var olan gerçeğe muhalefet-‘i ele alan İnsel; ‘İklim krizi yoktur’, ‘Aşı hastalıktan daha tehlikelidir’ gibi söylemlerle ya da kendi faşizan söylemlerine aldırmadan aşı olma konusundaki tedbirlerin faşizan tedbirler olduğunu ileri sürenler eliyle müthiş bir komplo teorisi enflasyonunun söz konusu olduğunu; bu muhalefet tarzının Türkiye’de de söz konusu olduğunu, insanların vücuduna çipler yerleştirilip kontrol edileceğine inanan ciddi bir kesimin olduğunu; aşının etkisiz, tehlikeli olduğu ya da aşısız hasta oranının aşılı hasta oranına eşit olduğu yönünde istatiksel çarpıtmalar gibi söylemlerin söz konusu olduğu; aşısız olanların aşılı olanlar için önemli bir sağlık tehdidi olduğunu ve bu noktada bireysel aşı olmama özgürlüğü ile kamu sağlığı arasında bir çatışmanın ortaya çıktığını aktardıktan sonra “Burada gerçekten bireysel özgürlük kavramının bir tür fetişleştirilmesi ve yolundan çıkarılması ve mutlak bir kendi-merkezliliğe dönüşmesi söz konusu” dedi. Yanlış stratejilerini tevazuu ile kabul etmeyi beceremeyen hükümetlerin yanlışlarını açık etmeyerek uyguladıkları tutarsız politikaların insanların güvenini zedelediği ve bu komplo teorilerinin rağbet görmesine biraz da bunun yol açtığı; bu komplo teorilerini kullanan bazı hükümetlerin de olduğu; tüm dünyada çıkan sayısız yangınların bazı otokratlarca bir terör eylemi olarak ileri sürülerek iklim krizinin yok sayıldığı aktarıldı. Tüm bunların Goebbels’in meşhur ‘’Yalan ne kadar büyük olursa o kadar inandırıcı olur.’’ sözlerini hatırlattığını ifade eden İnsel; toplumdaki bu komplo teorilerine inanmak, aşıya veya iklim krizine inanmamak gibi davranışların iktidarla aynı frekanstan ilerleyen bir tutuma sebep olduğunu aktararak, “Çoğu yerde bu iklim krizine karşı olanlar, aşıya karşı olanlar, aşı ile ilgili tedbirlere karşı olanlar iktidara karşı mücadele verdiklerini zannediyorlar ama aslında bu tür faşizan iktidarlar ile aynı düzlemde yer alıyorlar” dedi ve sözlerini tamamladı. 

 

(Program özetini hazırlayan gönüllümüz Merve Avdan’a teşekkür ederiz.)