Rapor: Hava kirliliğinde yüzde 20’lik artış, Covid-19 vakalarını iki katına çıkartıyor

-
Aa
+
a
a
a

Açık Gazete’nin köşelerinden Korona Günleri’nde Prof. Selim Badur, Hollanda’da hava kirliliği ile koronavirüs ilişkisini irdeleyen rapordan ve son gelişmelerden bahsetti. 

Selim Badur'la Korona Günleri
 

Selim Badur'la Korona Günleri

podcast servisi: iTunes / RSS

Ömer Madra: Günaydın Selim Badur, merhabalar.

Selim Badur: Günaydın, merhabalar, nasılsınız?

Özdeş Özbay: Günaydın.

SB: Günaydın Özdeş. 

ÖM: Nasıl gidiyor durumlar?

SB: Şöyle başlayalım isterseniz, Noam Chomsky’nin röportajından dün biraz sözünü etmiştik, sanırım ona ayrıca değinmediniz. 2 gün önce The Wall Street’te bir yorum vardı ve orada “geleceğin dünyası daha globalleşmiş, teknolojiye daha fazla yer veren ve yatırımlar açısından kartellerin daha da önem kazandığı bir dünya olacak” diye bu yeni düzen tanımlanmıştı, ifade aynen böyle. Buna karşın Diem25’te Srecko Horvat’a bir röportaj veren Noam Chomsky aslında uygarlığın bir kriz dönemi yaşadığını ve söz konusu olanın piyasa ekonomisinin başarısızlığı olduğunu dillendirip sonunda “iki seçeneğin önündeyiz” diye devam ediyor “birincisi oldukça zalim, otoriter, devletlerin yerleşmesi ve daha sert, daha zalim bir yapının oluşması. İkinci seçenek ise toplumun kazanç yerine insani koşullara göre yeniden yapılandırılacak bir düzeni seçmesi. Böyle iki seçenek önündeyiz, bu yollardan birine doğru gidecek önümüzdeki günlerde dünya” diye bir yorum var. Bu yorumları bir kenara bırakıp biraz önce iklim krizinden bahsediyordunuz, Covid’le ilişkisi konusunda ilginç bir rapor yayınlandı, World Bank grubu yayınlamış bu raporu, Pieter Johannes Andrée isimli bir araştırıcı yapmış, uzun da bir rapor. Rapor “Hollanda’da hava kirliliğinin Covid-19’la ilişkisini irdeliyor. Rapor 355 belediye bölgesinde eğer hava kirliliğinde yüzde 20 artış olursa –sıkı durun- olgularda yüzde 100’lük artış ortaya çıkıyor” diyor. Bu çok çarpıcı bir bilgi, hava kirliliğinin Covid-19’un yayılımını nasıl etkilediğini gösteren ilginç bir olgu. 

Dün biraz aşılardan bahsetmiştik ve bugün de biraz kullanılan antiviralleri değineceğimi söylemiştim. Birincisi hammaddesi remdesivir olan antiviral. İzlemişsinizdir 29 Nisan’da Beyazev’de bu saygın bir bilim insanı olarak kabul edilen Anthony Fauci, daha sonra da New England Journal of Medicine’da yayınlanan bir konuşma yaptı, bu konuşmasında remdesivir’in çok olumlu sonuçlar verdiğini, tedavide çok başarılı bir molekül olarak hemen FDA onayı alınıp devreye sokulacağını ilan etti. Bu konuşmadan birkaç saat sonra Çin’den bir açıklama geldi ki Lancet’de de yayın şekline dönüştü; onlar bu ilacın başarısızlığından bahsediyorlar. Aslında remdesivir ebola için geliştirilen ama Ebola tedavisinde başarılı olmayan bir ilaç. Karaciğerde de yan etkileri olan bir polimeral inhibitörü. Eğer dinleyiciler anımsarsa bundan bir süre önce önemli bir etkisi olan mutasyonun Covid-19’a etkili olan SarsCov-2’de saptandığını, bu mutasyonun da polimeraz genindeki bölgeye ait olduğunu söyleyip geliştirilen polimeraz inhibitörlerine karşı virüslerin şimdiden direnç kazandığını belirtmiştim, bununla ilintili olabilir.

ÖM: Evet.

SB: Çin bu konuda “remdesivir çok iyi sonuç vermedi” dedi, arkasından da DSÖ Çin bulgularına gönderme yaparak bir yararı saptanmadığını vurguladı. Remdesivir konusundaki sürtüşme ya da bir savaş böyle devam ederken 1 hafta içinde: Life Science, New England Journal Medicine, Travel Medicine, British Medical Journal’da 4 tane yayın çıktı. Bir de Lombardini İtalya Enfeksiyon ve Tropikal Hastalıklar Derneği bir rapor yayınladı. Bütün bunlar remdesivir’in çok iyi sonuçlar verdiğini vurguluyorlar. Sonuçta bu konuda henüz DSÖ ve Çin bir tarafta, ABD ve Avrupa ülkeleri bir tarafta bir sürtüşme ya da zıt görüşler, bulgular öne sürülüyor. Bu bahsettiklerim remdesivir’le ilgiliydi, bir de mart ayının başından beri artık klasikleşen ve ülkemizde de sağlık bakanlığı tedavi rehberinde yer alan hidroksiklorokin konusu var, hidroksiklorokin’in kullanımına ait eleştiriler var biliyorsunuz.

ÖM: Evet.

SB: Aslında ülkemizde Yalansavar sitesinde yayınlanan bir rapordan, bir bulgudan bahsetmekte yarar var herhalde. Bu makale Fransa’da Marsilya kentinde Didier Raoult yönetimindeki bir laboratuvarda saptanan bulgular üzerinden yayınlanmış bir rapor. İlk yazar Philippe Gautret, son isim de ekibin başındaki Dr Gautret. Bunlar bir yayın yaptılar ve makaleleri International Journal of Antimicrobial Agents ’da yayınlandı. Eleştirilerden birincisi: çalışma ekibi 16 Mart’ta dergiye yazıyı yolluyorlar, 17 Mart’ta kabul ediliyor, 20 Mart’ta da yayınlanıyor. “Ne kadar hızlı oldu böyle?” diye bir eleştiri var. Aslında böyle olağanüstü durumlarda eldeki ön bulguların bir an önce uluslararası platformda paylaşılması için süratle davranılması şaşırtıcı bir durum değil. Ayrıca makalede birtakım aksaklıklar saptandı ve bunları da etik konuşunda çalışan Hollandalı araştırıcı Dr. Elisabeth Bik, Science Integrity Digest isimli bloğunda yayınlamıştı. Orada diyor ki “bu makalenin bazı etik sorunları var, çünkü kullanılan hidroksiklorokin’in sıtma ilacı için endikasyon almıştır, onay almıştır, başka bir hastalık için kullanılacaksa bu ilaç yeni endikasyonu için de etik kuruldan, ilaç güvenliği komitelerinden onay almalı idi; bu yapılmamış belki durumun aciliyeti nedeniyle bu yapılmamış olabilir. Ayrıca Kontrol grubu ile tedavi alan grup arasında bir uyumsuzluk var; şöyle ki kontrol grubu tedavi alınan grupla yaş, cinsiyet ve hastalığın şiddeti açısından benzerlik göstermeleri, kontrol grubuna çok ağır hastalar alıp deneyler yaptığınız hasta grubunu çok hafif hastalıklı alırsanız doğal olarak tedavi başarılı olacaktır. Burada bir uyumsuzluk var. Bunun dışında 26 hastaya tedavi veriyorlar, sonra sonuçlarda sadece 20 hastanın bulgularından bahsediyorlar, o 6 hasta ne oldu?”. Yani “işine gelmeyen sonuçlar çıktıysa eğer bu 6 hastanın sonuçları vurgulanmadı makalede” diyor. Nihayet PCR testiyle ilacın etkili olup olmadığına bakarken bu PCR testinin sonuçlarında belirli aralıklarla her hasta için yapılan testlerin sonuçlarında birtakım sorunlar var: “Bir gün var, bir gün yok, işine geldiği zaman o gün elde edilen sonuçu yazmış ya da yazmamış” diyor. Nihayet yazarlardan biri JM Rolain yayının yapıldığı International Journal of Antimicrobial Agents Dergisi’nde kendisi de makalenin yazarlarından bir tanesi, derginin de editörlerinden bir tanesiymiş. Bu tarz eleştiriler var, tabii bunlar hoş olmayan, doğru olmayan birtakım yönleri ama sonuçta hidroksiklorokin Türkiye örneğinden olduğu gibi ülkelerin tedavi protokollerine girdiği de unutulmamalı. 

ÖM: Bütün bu belirsizliklere hatta bilimsel bakımdan tereddütlere yol açacak bulgulara rağmen yetkililer tarafından, özellikle de Sağlık Bakanı tarafından hidroksiklorokin’in başarılı bir model olarak kullanılmasında başlıca rol oynadığı da belirtilmişti. 

SB: Evet ancak sadece Türkiye’de değil, birçok ülkede de gerçekten resmi tedavi protokollerinin içine girmiş durumda. Hidroksiklorokin artı aritromisin kombinasyonu ile tedavide başarılı sonuç alan ülkeler var. Ancak hidroksiklorokin tedavisiyle bir takım kardiyolojik sorunlar yaşandığından bahsedilmeye başlanmıştı. Nitekim bakıyorum JAMA Cardiology, JAMA Internal Medicine dergilerinde Francis Bessiére ve arkadaşları, Robert Bonow ve arkadaşları, Nicholas Mercuro ve arkadaşları, Colette De Jong ve arkadaşlarının çalışmalarında bu sorun dle getiriliyor. Hidroksiklorokin’in farklı oranlarda örneğin ilk çalışmada yüzde 33 oranında tedavi verdikleri hastalarda kardiyolojik birtakım sorunlara yol açtığı saptanmış. Aslında bu tedavi protokolün belirli aşamadaki hastalara verildiğinde yararlı olduğu, hastalığı ilerlemiş olgularda çok da etkili olmadığı söyleniyor. Buradan şuraya geçeceğim, hidroksiklorokin + azitromisin tedavisinden sonra saptanan kardiyolojik sorunlara ait bir yazı da Türkiye’den çıktı. RehileZengin ve arkadaşları hidroksiklorokin’in kardiyolojik sorunlar saptadıkları bu tedavi protokolündeki 3 olguyu rapor etmişler. Dün nedense ilginç bir şekilde çok fazla sayıda Covid-19 konusunda Türkiye’den makaleler yayınlandığını gördüm. Dr. Mahir Kapmaz yazmış, kendisi bir enfeksiyon hastalıkları uzmanı ve Covid-19’a yakalanmış. Bir enfeksiyon uzmanının Covid’de neler yaşadığını yazmış, ilginç. İki ayrı yazı daha var İlker Kaya- Sibel Sakarya ikilisi, alınan önlemlerin etkisini Infectious Diseases and Clinical Microbiology Dergisi’nde yayınlamışlar. Bir de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’den İrfan Civcir, o da Türkiye’de alınan önlemlerin getirilerini, götürülerini özetleyen bir yazıyı ön izleme grubuna iletmiş. Bunlar Türkiye’den çıkan yazılar, bir de TUBITAK’ın Turkish Journal of Medical Science Dergisi’nin son sayısında Türkiye’den 19 makale var derginin tamamında yer alan. Bu 19 makalede İngilizce olarak yazılan Türk araştırıcıların Covid-19’un farklı açılardan ele alan makaleleri yer alıyor. Bunlar benim bahsedeceğim ilaçla ilgili kısımlardı, vaktim kaldıysa son bir haber vermek istiyorum. 

ÖM: Buyurun.

SB: Covid-19’la ilgili çok farklı organ tutulumlarından bahsediliyordu, dün Takashi Moriguchi ve arkadaşları International Journal of Infectious Diseases’de ilk olarak SARS-CoV-2’nin yol açtığı menenjit olgusundan bahsetti, raporladılar. Önemli bir olgu, yapılan çalışmalarda farklı ülkelerde bir takım matematik modellemelerle ne olacağı öngörülmeye çalışılıyor. Afrika ile ilgili Kevin Von Zandvoort bir rapor yayınlamış; ilgilendiği ülkelerden bir tanesi Nijer, Nijer’in Çalışma Bakanı da Covid-19’dan yaşamını yitirmişti dün. Nijer’de 39 bin, Nijerya’da 605 bin, Moritanya’da 17 bin ölüm olacağını hesaplamışlar eğer bir önlem alınmaz ise. Benzer bir çalışma Hindistan’da da yapılmıştı “Hindistan’da da çok sayıda kişi hayatını kaybedecek eğer 10 haftalık bir eve kapanma uygulaması yapılmazsa” diyor Anupam Singh. “283 bin olgu ve 10 binden fazla da ölüm olur” diyor eğer Haziran’ın ortasına kadar 10 haftalık bir tam izolasyon gerçekleştirilmez ise. 

Bu arada yavaş yavaş önlemleri azaltmak konusunda farklı hükümetler karar almaktalar. iş dünyasının tekrar eski çalışma temposuna dönmesi söz konusu, ancak nasıl dönecek? Bu konuda Scandinavian Journal of Work, Environment & Health isimli bir dergide Ian Pejtersen isimli bir araştırıcının grubu açık ofis çalışanlarıyla, ayrı odalarda çalışanları kıyaslamışlar ve açık ofiste, herkesin aynı, büyük bir alanda çalıştığı koşullarda yüzde 62 oranında daha fazla hastalık izninin alındığını ve bunun riskli olduğunu belirtmişler. Sanıyorum bana ayrılan sürenin sonuna geldim, burada durayım.

ÖM: Peki çok teşekkür ederiz. Yani büyük bir belirsizlik, muğlaklık hüküm sürmeye devam ediyor.

SB: İyimser ya da karamsar bir şey söylemekten çok çelişkili bilgilerin, haberlerin ortada dolaştığı bir dönem. Yarın devam edelim, bu arada tabii Açık Radyo Dinleyici Destek Projesi’ni hatırlatmış olayım ben de. Korona Günleri’nde bu sene biliyoruz ki mesafe kuralları dolayısıyla telefonla irtibat kuramıyoruz ama sevgili dinleyicilerimiz desteklerini internet üzerinden yapabilirler ve destek olabilirler Açık Radyo’nun yaşaması için. 

ÖM: Çok teşekkür ederiz, biraz sonra zaten Eraslan’la bunu sizden sonra da konuşmaya birazcık devam edeceğiz. 

SB: Tamam, iyi yayınlar o zaman. 

ÖM: Çok teşekkürler.

ÖÖ: Teşekkür ederiz, görüşmek üzere. 

SB: İyi günler sağ olun.