Dünya Mirası Adalar Kayıt Arşivi
Podcast kanalları ve üyeliği hakkında daha detaylı bilgi almak için tıklayın.
Heybeliada Sanatoryumu’yla ilgili yıllardır süren tartışmalı süreçte yeni bir gelişme yaşandı: Cumhuriyet tarihinin ilk modern pandemi ve verem hastanesi olarak kabul edilen Heybeliada Sanatoryumu’nun yeniden amacı dışında Diyanet İşleri Başkanlığı’na tahsis edilmesi kararı çıktı. Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tahsis için olumlu görüş verdi. Adalar Belediyesi’nin karşı oyuna rağmen karar oy çokluğuyla kabul edildi.
Daha önce yargı tarafından iptal edilen tahsis süreci yeniden gündemdeyken, sivil toplum kuruluşları ve belediye, odalar yeni bir dava hazırlığında.
1924 yılında Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla kurulan Heybeliada Sanatoryumu; yalnızca bir sağlık kurumu değil, Cumhuriyet’in kamusal sağlık anlayışının, modern mimarlık mirasının ve toplumsal hafızasının simgelerinden biri olarak görülüyor.
Peki süreç şimdi nereye gidiyor?
Sanatoryumun geleceği ne olacak?
Kamusal miras, sağlık hakkı ve ekolojik koruma açısından bu karar ne anlama geliyor?
Konuğumuz TTB Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Benan Koyuncu ile bir araya geliyoruz.

Heybeliada Sanatoryum’u yeniden Diyanet'e devrediliyor
Çaydanlık Gibi Olun kitabının yazarı ve İstanbul Bulgar cemaatinin önde gelen isimlerinden yazar Elena Kovaçi Uygan ile İstanbul Bulgar cemaatinin hafızasını, Selanik’ten İstanbul’a göç hikâyelerini ve 'bir zamanların Burgazada'sını konuşuyoruz.

Çaydanlık Gibi Olun
Konuğumuz Engin İpci ile 2 Mayıs Cumartesi günü Müze Gazhane ev sahipliğinde gerçekleşecek “Asi Nehri’nin Bugünü ve Geleceği” panelini konuşuyoruz.
Hatay’ın kalbinden geçerek Suriye ve Lübnan’ı aşan Asi Nehri’nin, 6 Şubat depremlerinin ardından karşı karşıya kaldığı ekolojik krizleri ve sunduğu yeniden inşa fırsatlarını ele alıyor; kısa belgeseller eşliğinde, doğayla uyumlu ve dayanıklı kentlerin nasıl mümkün olabileceğini uzmanlarla birlikte tartışıyoruz.

Hatay’dan İstanbul’a çevre vizyon planı
Büyükada’daki kültürel mirasın korunmasında hafıza mekanları odaklı kültür rotası çalışmasını konuğumuz yüksek mimar Zeynep Çoban Keleşmehmet ile konuşuyoruz.
Bu araştırma, Büyükada’daki tarihi ve kültürel mirası temsil eden “hafıza mekânlarını” tespit ederek, bu mekânların korunması ve yeniden canlandırılması için bir kültür rotası önerisi şeklinde çalışılmıştır. Burada temel hedef, adanın kolektif belleğini görünür kılmak ve sürdürülebilir şekilde yaşatmaktır.
* Farklı 224 yapı incelenmiş,
* Belirlenen kriterlere göre puanlama yapılarak 75 yapı hafıza mekânı olarak seçilmiştir.
* Değerlendirme kriterleri arasında: tarihsel etki, özgünlük, hikâye değeri, önemli kişilerle ilişkisi ve kültürel/sanatsal işlevler yer almıştır.
* Seçilen mekânlar üzerinden bütüncül bir kültür rotası kurgulanmıştır.
Adalar tarih boyunca farklı kültürleri barındırmış, zengin mimari ve sosyokültürel mirasa sahip bir yer olmasına rağmen bu potansiyel yeterince değerlendirilememiştir. Bunları görünür kılan bu tez çalışmasına Dünya Mirası Adalar olarak verdiğimiz katkıdan dolayı çok mutlu olduğumuzu da belirtmek isteriz.

Bir kültür rotası çalışması
Adalar Belediyesi Başkan Yardımcısı Fırat Durak ile faytonların kaldırılmasının ardından Adalar’da artan akülü araç kullanımıyla ortaya çıkan belirsizlik, denetimsizlik ve yeni araç modelleri tartışmalarını; yerel yönetim ile merkezi idare arasındaki yetki dengesi üzerinden ele alıyor, çözümün ise adanın dokusuna uygun, sınırlı ve denetimli bir ulaşım modelinde olduğunu konuşuyoruz.

Adalar’da çözülemeyen araç karmaşası
23. Radyo Şenliği özel yayınında Dünya Mirası Adalar programcıları Derya Tolgay ve Nevin Sungur, doğa, kültür ve birlikte yaşam üzerine konuşurken; Apaçık Radyo’nun dayanışma, güven ve kolektif üretimle ayakta duran yapısını vurguluyor: “Bu radyo, sadece bir yayın değil; birlikte yaşamanın ve dünyayı koruma iradesinin sesidir.”

Dünya Mirası Adalar: 23. Radyo Şenliği Özel
Validebağ Korusu’nun korunmasına yıllarını gönülden adamış iki değerli konuğumuz Nilüfer Ağırdır ve Neşe Şahna ile sivil toplumun gücünü ve Validebağ Korusu’nun Avrupa’da örnek gösterilmesini konuşuyoruz.

Bir Korunun Mücadelesi: Validebağ gönüllüleri
Beş yıl önce müsilajla nefesi kesilen Marmara Denizi bugün hala can çekişiyor; görünen o ki kriz geçmedi, yalnızca derinleşti.
Konuklarımız araştırmacı gazeteciler Alev Karakartal ve Burak Altınok’un yedi ay süren kapsamlı saha çalışmasını, Marmara havzasındaki altı ili, Marmara’yı kirleten nehirleri ve resmi verileriyle mercek altına alıyoruz. Bulgular hayli vahim: Karasal kirlilik durdurulamadı, yetersiz arıtılan atık sular ve kontrolsüz sanayi ve tarım faaliyetleri denizi zehirlemeyi sürdürüyor.
Adını Gabriel Garcia Marquez’in Kırmızı Pazartesi romanından alan çalışma, herkesin bildiği ama engellemediği bir felaket metaforuyla Marmara’nın “koma” haline dikkat çekiyor ve acil, radikal önlemler çağrısı yapıyor.

Marmara Denizi için Kırmızı Pazartesi
8 Mart vesilesiyle deprem sonrası Hatay’da dört kadın tarafından yürütülen Asi Nehri ve Havzası Çevre Vizyon Planı'nı ekoloji ve kadın perspektifinden konuşuyor; suyun, toprağın ve biyolojik çeşitliliğin korunmasına odaklanan bu sivil çevre planını; şehir plancısı ve hidrolog Sera Tolgay Marshall, Nilgün Karasu, Aysim Türkmen ve Derya Tolgay ile ele alıyoruz.

Dört Kadın, Bir Nehir, Bir Gelecek
Konuklarımız yazar Hüseyin Irmak ile Tatavla’dan Heybeliada Çam Limanı’na, İstanbul’un Karnaval Kültürü: Baklahorani’yi konuşuyoruz.
Kökenleri Antik Yunan şenliklerine uzanan, Kurtuluş’un (Tatavla) çok kültürlü kamusal eğlence geleneği Baklahoran’ı maskara alayları, müzikli yürüyüşleri ve gazinoları ile hatırlıyor; hafızasını tazeliyoruz.
1940’larda sona eren bu karnaval, Hüseyin Irmak’ın 2009’dan itibaren başlattığı çalışmalarla yeniden görünür oldu.

Tatavla’dan Heybeliada Çam Limanı’na, İstanbul’un Karnaval Kültürü: Baklahoran
