“Ankara, Yunanistan ile neredeyse 200 yıllık meselelerin hepsini masaya yatıralım istiyor”

Nereye Doğru
-
Aa
+
a
a
a

Cengiz Aktar bu haftaki Nereye Doğru köşesinde Kafkas cephesi ve Ege-Akdeniz cephesinde yaşanan sıcak gelişmelerden bahsetti.

Oruç Reis gemisi geçen günlerde tekrar limandan ayrıldı.
Nereye Doğru
 

Nereye Doğru

podcast servisi: iTunes / RSS

(14 Ekim 2020 tarihinde Açık Gazete programının Nereye Doğru köşesinde yayınlanmıştır.)

Akdeniz cephesi gündeminde; Oruç Reis Gemisi’nin Kıbrıs’la Girit-Rodos arasındaki denize geri döndüğünü söyleyerek başlayan Aktar, birçok ülkenin bu arama gemilerini kiralarken Türkiye’nin fosil yakıt aramak üzere Barbaros ve Yavuz gemilerini satın almayı tercih ettiğini açıkladı.

Kıbrıs seçimleri konusunda “Maraş’ın kıyısı tamamen bir mizansenle açıldı” dedi vezaten iç bölgelere erişimin zor olduğunu, 46 yılın sonunda alanın tamamen doğanın kontrolü altında geliştiğini, insanların dolaşımına imkân tanımadığına değindi.

Aktar, Kıbrıs seçimlerini özetlerken; “Kıbrıs’da 11 Ekim’de bir seçim oldu. Birinci sırada Ersin Tatar (eski Başbakan), ikinci sırada Mustafa Akıncı (Cumhurbaşkanı). Ersin Tatar birebir Ankara’nın adayı… ikinci turda kazanması için dört kol çengi çalışılıyor’ dedi. Üçüncü sıradaki Cumhuriyetçi Türk Partisi adayı Tufan Erhürman’ın da Akıncı’ya destek vereceğini açıkladı. Türkiye’nin tüm bu hamlelerinin başta Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti olmak üzere Avrupa Birliği’ni telaşlandırdığını belirtti.

Aktar gelen tepkileri aktarırken Rusya’nın Maraş konusunda sert bir açıklama yaptığını, bunu kabul edilemez bulduğunu ve Birleşmiş Milletler’in de benzer tepkiler verdiğini açıkladı. Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas’ın bölgeye ziyarette bulunduğunu, Lefkoşa –Atina-Ankara ziyareti yapmayı planladığını ancak sonrasında Ankara ziyaretini iptal ettiğini belirtti. Türkiye ve Avrupa Birliği’nin gündemde anlaşamadığını, Avrupa ve Yunanistan için tek gündem maddesinin ‘Deniz YetkiAlanları’ olduğunu belirtti. Aktar devamında: “Ankara ise Yunanistan ile neredeyse 200 yıllık meselelerin hepsini masaya yatıralım istiyor, 1821’den sayıyoruz yani. Zaten en başından olmayacak duaydı bu” dedi.

Ömer Madra’nın belirttiğine göre Yunanistan hükümet sözcüsü Stelyo Petsas da “Oruç Reis gemisi bölgede kaldığı sürece Türkiye ile istikşafi görüşmeler yapmayacağız” ifadesini kullandı.

Aktar seçimlere yönelik görüşünü “Tüm bu hercümerç pazar günü yapılan seçimle daha kritik bir hal alacak. Beklentim Ersin Tatar’ın ite kaka seçtirilmesi, iş oraya doğru gidiyor” diyerek sürdürdü.

Oruç Reis ve Maraş konusunda, Avrupa Parlamentosu Büyük Parti Lideri Manfred Weber ve ABD’den çok sert tepki geldiğini söyledi Aktar. Bugüne kadar hep ortaya konuşan ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Morgan Ortagus’un da Türkiye’nin 11 Ekim’de yeniden araştırma faaliyetleri duyurması üzerine “Türkiye’yi bu hesaplanmış provokasyonu sona erdirmeye ve Yunanistan ile derhal istikşafi görüşmelere başlamaya çağırıyoruz” dediği söyledi. 

“Türkiye’nin masada ikinci sınıf bir pozisyonu var”

Kafkasya cephesine gelindiğinde ise 10 Ekim’de ateşkes sonrası Azerbaycan ile Ermenistan arasında AGİT ve MİNSK grupları arabuluculuğunda, çözüm prensipleri temelinde barışçıl bir çözüm için müzakerelere başlanacaktı yorumunda bulundu. Tarafların müzakere formatının değişmeyeceğini yani başka ülkeye yer vermeyeceklerini duyurduklarını söyledi. Aktar “tabii Türkiye ima ediliyor burada’ diyerek açıklama getirdi.

Cengiz Aktar, Azerbaycan açısından bakıldığında bir kazanımın olmadığını, Rusya Savunma Bakanı Şoygu’nun Aliyev ile görüşüp cihatçıların gönderilmesini talep ettiğini, Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlem Evi’nin 119 cihatçının cephede öldüğünü duyurduğunu ve toplam 1450 cihatçının Azerbaycan için savaştığını anlattı.

Aktar Azerbaycan-Ermenistan savaşı üzerine şu sözleri söyledi: “Minsk Grubu meselesi önemli. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, İsveç Dışişleri Bakanı ile yaptığı basın toplantısında ‘bizim de orada yerimiz var’ dedi. Var nitekim ama, ikinci sınıf bir pozisyonu var Türkiye’nin. Belarus, Kırgızistan, Kazakistan ile birlikte… Taraflar müzakere süreci formatının değişmeyeceğini teyit ettikleri ölçüde Türkiye’nin orada bir yeri olmayacak gibi gözüküyor.

Ömer Madra Türkiye’nin Eylül’de Savunma ve Havacılık Sanayi sektöründe en yüksek ihracatını 77 milyon 167 bin dolarla Azerbaycan’a yaptığı haberi yer verdi.

Aktar son olarak üç cepheden, Suriye-Irak-Libya cephesinden söz etti. Libya cephesinde askeri bir faaliyet kalmadığını ancak yine de Sirte ve Cufra’ya bir saldırı olabileceğinin söylendiğini belirtti. Fas’da Libya’nın yeniden birleşmesi konusunda iki düşman kardeşlerin bir araya gelmesi yani sivil ayağı konuşulurken, Mısır’da da askeri ayağının konuşulduğunu belirtti ve şunu söyledi: “Tüm bu görüşmeler ABD’nin kontrolünde sürdürülüyor. Rusya ve Türkiye bu iki görüşmeden de tamamen tecrit edilmiş durumda.”

Irak cephesinde, TSK ve PKK arasında savaşın sürdüğünü ancak sonuca varılmadığını açıkladı. Suriye cephesinde ise İdlib’de fırtına öncesi sessizliğin hâkim olduğunu, Türk Dışişleri Bakanı ile İsveçli mevkidaşının yaşadığı tartışmayı anlattı.

 

(Program özetinin hazırlanmasına destek olan Aygen Kalkavan’a teşekkür ederiz.)