Son analog

-
Aa
+
a
a
a

Bu yazı da olsa olsa, kaset kültürü içerisinde büyümüş, müzikle haşır neşir olmuş, müziği tanımış ve sevmiş bir kuşağın fanisinin kasete atfettiği bir güzellemedir.

Kasetin mucidi Hollandalı Lou Ottens, 6 Mart 2021’de 94 yaşında dünyaya veda etti. Philips fabrikasında çalışırken, banttan bantta kayıt, ebat gibi mevcut kayıt pratiklerinin olumsuzluklarını gidermek gayesiyle 1960 yılında icat ettiği kaset, 1963'te Berlin'deki bir elektronik fuarında "Bir paket sigaradan daha küçük" sloganıyla dünyaya tanıtıldı.

Ottens bir mülâkatında plak, CD, kasetin ses kalitesine dair bir soruyu, “Bence insanlar çoğunlukla duymak istediklerini duyar" diye yanıtladı.

Kaset, bir kayıt aracından fazlasıdır. Bugün dijital dinleme mecralarının pratik, her yerden, her zaman, her şeye ulaşılabilir olması nedeniyle kasetten bahsetmenin, bu mecralar ile mukayesesini yapmanın gereksiz olduğunu, bunun manasız bir romantizm içerdiğini düşünebilirsiniz. Fakat konu müziğin nasıl, ne şartlarda ve kalitede duyulduğunun biraz ötesinde. 

Birçok şey gibi müziği de gerek içerik gerekse de temsil ve kültürel bir öğe olarak değiştiren araçları, aktarıcıları ve bunların gündelik hayat ile ilişkileri var. Kaset, aradaki bazı ömrü kısa girişimleri saymazsak, plak ile CD arasına konumlanıyor. Analogdan dijitale geçişteki kilit taşı. Analog kayıt teknolojisini sürdürürken dijitalin aktarılabilir, çoğaltılabilir pratiği ile kayıtın cismi olarak ortadan kalkması ile sonlanacak küçülen ölçek sürecinin bir emaresi.

Her ne kadar 1960’larda gün yüzüne çıksa da popüler olması 70’lerin ikinci yarısı hatta 1980’leri buluyor. Bunun birkaç nedeni olabilir. Popüler müzik yani duyulan, tutulan, dolaşan her tür müzik o yıllar hâlâ plaklar üzerinden dolaşıyor. Plak üretimi yaygın bir endüstri ve kaset üretimi için oluşturulacak alt yapıyı kurmak o kadar da kolay değil. Ayrıca plak endüstrisi 45’lik, 33’lük gibi formatlar ile çoğalıyor. Müzisyenler de plak formatlarının uzunluğunu kollayan bir müzik üretimi içerisindeler. Albümler, parçalar mevcut kayıt teknolojisinin nefesine göre kendini ayarlamış. Bir tür müzikal kalibrasyon söz konusu. Kayıt ve dolaşım sistemini değiştirmek demek müziği ve icrasını da doğrudan etkilemek, etkilenmesi demek. Plaktan gelen bu alışkanlık hakeza kaset çağında da devam ediyor ve C46, C60 ve sonrasında iki yüzüne iki plak alabilmesi için piyasaya verilen C90 uzunlukları plak referansı ile kaset formatlarını belirler oluyor. 

Kaset ile beraber müziğin kolay kaydedilebilir olması ve taşınabilirliği müziğin güzergâhını hem dinleyiciler için hem de müzisyenler için temelden değiştirdi. Dinleyiciler artık müzik dinlemek için bir yerde olmak, bir yerde sabit durmak zorunda değillerdi. Hele walkman çıktıktan sonra artık hareket halinde de müzik dinleyebileceklerdi. Ayrıca o zamana kadar bir stüdyoya ihtiyacı olan müzisyenler düşük kalitede de olsa kendi evlerinde, odalarında kayıt yapabilir duruma geldiler. Kasetin yaygın kullanımı ile punk müziğin, kendin yap (DIY) kültürünün gelişimi birbirine paralel seyretti. Fanzin gelişim de buna ilave edilebilir. Fanzinler ve kendi kayıtlarını yapan müzisyenler kaset aracılığıyla müziklerini dolaşıma sokmaya başladı. Şirketlerden muaf, ana akım dışında seyreden “indie” (bağımsız) müzik geleneği kasetler sayesinde 80’ler itibariyle önemli bir kulvar açtı. Kaset kültürü üzerinde yükselen ve palazlanan “indie” müzik ve varyasyonları müzikte var olan erkek yoğunluğunu da sekteye uğrattı. Kaset çağı ile kadın müzisyenler, kadın gruplar ve gruplarda kadın üyeler ön plana çıkmaya başlar. Müzik artık talep edilen formatların, kurguların dışında da gelişime açıktı. 

Sadece müziğin yayılması, paylaşımı değil; sözü, fikri hızlı, ucuz ve kolay bir yoldan yayma kabiliyeti kaseti siyaset ve propaganda sahnesinde de dünyanın muhtelif yerlerinde başvurulan en önemli araçlardan biri yapmıştır. 70’lerin ortası itibariyle elden ele dolaşan kaset kayıtlarının bazı politik gelişmelerde, vakalarda bugünün sosyal mecrası gibi çalıştığını söylemek yanlış olmaz.

Taşınabilir kayıt cihazları ile kullanılabilen kasetler gazetecilikte röportaj, ortam sesi kaydetmek, ses belgelemek gibi maksatlar için de kullanılagelmiş yazılı belgenin mahremini, gizini kasete aktarmıştır.

Müziğin şahsileşmesi, herkesin kendi albümünü yaratması, dinleyicinin ise kendi dinleme kaydını oluşturması, müzik kayıtlarının derlenebilme özelliği de kaset sayesinde hayata girmiştir. Bugün bunların tümü sıradan görülse de zamanı içerisinde değiştirici ve dönüştürücü bir güzergâh yarattığı açıktır. 

Bir dinleme deneyimi olarak kaset nazlı bir kayıt dinleme enstrümanıdır. Plak veya CD gibi kaydın dilediğiniz yerine kolayca gelemezsiniz. Aradığınız sesin nerede olduğunu nokta atışla bulamazsınız. Dolayısıyla size kendini dinletir. Kaset dinleme alışkanlığı ve/veya geçmişi olanlar albümlerin, kayıtların bütününe genellikle hâkimdir. Ayrıca kaseti cihaza her sürdüğünüzde kaldığınız yerden devam eder. Kaset birçok kez üst üste kaydetmeye müsaade eder. Bir palimsesttir, önceki izlere sonunda bucağında rastlamak mümkündür.

Güncel “akışkan” (stream) müzik dinleme pratikleri, muhtelif dijital kayıt teknolojileri veya plak kalitesi, hi-fi gibi parametreler bu yazı dâhilinde kaset ile elbette aynı potada değerlendirilemezdi. Her müzik kayıt teknolojisinin etrafında gelişen ve başka noktalara evirilen bir kültürü doğar ve büyür. Bu yazı da olsa olsa, kaset kültürü içerisinde büyümüş, müzikle haşır neşir olmuş, müziği tanımış ve sevmiş bir kuşağın fanisinin kasete atfettiği bir güzellemedir.