"Koronavirüse bağlı bu kriz ne kadar kirli ve sorunlu kentlerde yaşadığımızı gösterdi"

-
Aa
+
a
a
a

''100 binden fazla insanın hayatını kaybettiği bu kriz, bize doğanın kendini toparlama hızını ve aslında ne kadar kirli ve sorunlu kentlerde yaşadığımızı bir kez daha gösterdi.''

Gezegenin Geleceği
 

Gezegenin Geleceği

podcast servisi: iTunes / RSS

Koronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında birçok ülkede uzun süreli sokağa çıkma yasağı uygulanırken, bazı ülkelerde de evde kalınması yönünde uyarılar yapılıyor ve kısıtlamalar getiriliyor. Salgın nedeniyle binlerce insan hayatını kaybederken, alınan tedbirler nedeniyle yavaşlayan dünyada hava kirliliği azalıyor. Türkiye’de birçok ilde hava kalitesi gözle görülür bir şekilde düzelirken, veriler yine de gelecek günler için bizi uyarıyor. Türkiye’deki illerde de hava kirliliği salgından önceki döneme göre azaldı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın havaizleme.gov.tr adresinde yayımlanan verilerine göre, 2-9 Mart 2020 tarihleri arasında Ankara Bahçelievler’de partikül madde (PM10) günlük ortalama değeri 66,75 µg/m3 ölçülmüştü. Bu değer Dünya Sağlık Örgütü’nün sınır değer kabul ettiği 50 µg/m3’ün üzerindeydi. 30 Mart-6 Nisan tarihleri arasındaysa bu değer 42,99 µg/m3’e, sınır değerin altına geriledi. Hayatın büyük ölçüde durmasına rağmen, günlük ve saatlik bazda sınır değerlerin hâlâ aşılıyor olması, PM 2,5 gibi önemli bir değerin her istasyonda ölçülmüyor olması, bize temiz bir hava için atılması gereken çok daha fazla adım olduğunu ve hayatımızda radikal değişiklikler yapmamız gerektiğini bir kez daha gösterdi. “İklim krizinde de böylesine büyük acılar yaşayabiliriz” Ekosfer Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Özgür Gürbüz, “100 binden fazla insanın hayatını kaybettiği bu kriz, bize doğanın kendini toparlama hızını ve aslında ne kadar kirli ve sorunlu kentlerde yaşadığımızı bir kez daha gösterdi. Binlerce insanın hayatını, yüz binlerce kişinin de işini kaybettiği bir dünyada hava kirliliği azaldı. Alıştırıldığımız hayatın durma noktasına geldiği bir noktada ancak temiz hava ve doğadan bahsedebiliyoruz. Elbette bu böyle olmamalı. Hızımızı yavaşlatmak, tüketimi azaltmak ve ekonomiyi karbonsuzlaştırarak, daha sağlıklı bir gezegende yaşamak mümkün. Sonuçta hayatta en önemli şeyin sağlığımız, temel gıdalar ve sevdiklerimiz olduğunu bu salgın hepimize gösterdi. Buradan ders çıkarmazsak, sadece ulaşım ve enerjideki araçları değil, yaşam tarzımızı da hızla değiştirmezsek, giderek büyüyen iklim krizi nedeniyle  benzer acılar yaşayabiliriz” dedi. 

Japonya'da rekor düşüş

Japonya’nın seragazı emisyonları 2018-2019 finansal yılında %3.9 oranında düşerek rekor kırdı. Hükümet verilerine göre, yenilenebilir enerjinin daha yaygın kullanılması, nükleer enerjiye kademeli dönüş ve kış aylarının daha sıcak geçmesi nedenleriyle Japonya’nın seragazı emisyonları 2019’da %3.9 oranında düşüş gösterdi.

Çernobil'de orman yangını sürüyor

Ukrayna’da Çernobil nükleer faciasının yaşandığı bölgede çıkan orman yangını söndürülemiyor. Yangın, nükleer atıkların depolandığı bölgeye yaklaştı. İki ayrı alanda başlayan yangını söndürmek için yoğun çalışmalar sürüyor. Yangının Çernobil Nükleer Santrali’nden sadece bir kilometre uzakta olduğu ve radyasyon riski oluşturduğu bildiriliyor. Yangında, büyük kısmı nükleer felaketin ardından tahliye edilmiş olan 12 köyün, mezarlıkların ve geniş ağaçlık alanların yandığı bildirildi. Çevreye yayılan dumanlar nedeniyle, yangının kapladığı alan tam olarak tespit edilemiyor. Geçtiğimiz hafta yapılan açıklamada, yangın bölgesindeki radyasyonun normal seviyenin 14 kat üzerinde olduğu bildirilmişti.

EastGRIP projesi durduruldu

Grönland’ın en büyük buzul dağında her yıl 150 iklim bilimcinin katılımıyla gerçekleştirilen EastGRIP projesi koronavirüs nedeniyle durduruldu. Çalışmada, bilim insanları dağ buzulunun altında kalan buzların okyanusa nasıl aktığını ve bunun yükselen deniz seviyelerine olan etkisini araştırıyordu. Deutsche Welle’den Alex Matthews tarafından hazırlanan ve İklim Haber’den Çisil Sevinç’in çevirdiği habere göre salgının önlenmesi için alınan önlemler araştırmayı imkansız hale getirdi. Grönland hükümeti yerli nüfusu tehlikeye atmaktan ve sağlık hizmetlerinin aksamasından kaçındığı için ülkeyi yabancılara tamamen kapattı. Ülkeye girişler açık olsa dahi uluslararası ekibi toplamak ve hastalanma risklerine karşın onları en yakın havaalanından 1600 kilometre öteye taşımak zorunda kalacaklardı. Ancak ekipleri taşıyan ve tedarik sağlayan aktarma uçakları da yasaklanmış durumda. Araştırmanın durması da pek çok planın ertelenmesine neden oldu. Bilim insanları, beş senedir üzerinde çalıştıkları projede nihayet aradıkları buz akıntılarına ulaşmayı umuyorlardı. Ekip gelecek sene çalışmaya geri döndüğünde, veriler kaybedilmiş olacak. 

Salda Gölü çevresinde çalışma başlatıldı

Salda Gölü çevresinde yapılması planlanan Millet Bahçesi inşaatına başladı. Koronavirüs salgını nedeniyle bir süredir ziyaretçi girişine kapatılan alanda iş makineleri görüntülendi. Göl çevresine 300 bin metrekare alana yayılan bir millet bahçesi yapılmak isteniyor. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ve Emine Erdoğan Salda Gölü’ne yaptıkları ziyaret sonrasında bir açıklama gerçekleştirmişlerdi. İnşaat sırasında doğal malzemeler kullanılacağının sözünü veren Erdoğan “Hiçbir şekilde burayı betonlaştırmayacağız, asfaltlaştırmayacağız” demişti. Geçtiğimiz ayda ise ihaleyi alan şirketin göl çevresinde konteynerler getirip yerleştirdiği, beyaz çizgilerle bazı alanları belirlediği bildirilmişti. CHP Burdur Milletvekili Mehmet Göker, yaptığı paylaşımda “Korona salgınını gerekçe göstererek ziyarete kapatılan, doğallığına dokunmayacağız dedikleri Salda Gölü’nde iş makinaları ile katletmeye başladılar” diye tepki gösterdi. Kamuoyu tepkisi sonunda çalışmalar şu anda durmuş durumda.