Rapor: Değişen iklim koşulları nedeniyle fındık üretimi Batı Karadeniz'e doğru kayacak

-
Aa
+
a
a
a

Rainforest Alliance, EKOLOGOS Sürdürülebilirlik Araştırma birimi tarafından hazırlanan rapor değişen iklim koşulları nedeniyle, Türkiye'nin fındık üretiminde önemli değişiklikler öngörüyor.

Fotoğraf: Berna Fosmaoğlu
Gezegenin Geleceği
 

Gezegenin Geleceği

podcast servisi: iTunes / RSS

Rainforest Alliance, EKOLOGOS Sürdürülebilirlik Araştırma birimi tarafından hazırlanan ve kamuoyuyla paylaşılan “Fındık, İklim Değişikliği ve Çevresel Etkileri Türkiye Raporu”, değişen iklim koşulları nedeniyle, Türkiye fındık üretiminde önemli değişiklikler öngörüyor. Gerekli önlemler alınmazsa kayda değer verim düşüşleri yaşanabileceği konusunda uyarılarda bulunan rapor, değişen iklim koşullarının, özellikle yeni tip bitki hastalık ve zararlılarının yaygınlaşmasına neden olduğunu vurguluyor. Rapora göre, şimdiye kadar en yüksek verimin alındığı 250 metreye kadar olan bölgeler, önümüzdeki dönemde, küresel ısınma nedeniyle önemli sorunlara gebe. Fındık üretiminin daha yüksek rakımlara ve Batı Karadeniz’e doğru kayacağını ortaya koyan rapor, fındık üretiminin, özellikle toprak, yeraltı suları ve biyolojik çeşitlilik üzerinde önemli çevresel etkilere sahip olduğunu ortaya çıkarıyor. Çalışma kapsamında, öncelikle iklim değişikliğinin genel­de küresel, özelde Türkiye ve Karadeniz Bölgesi’ndeki etkile­rini ve gelecek dönemde yaşanabilecek değişiklikler ele alın­ıyor. Ardından, bunun tarım ve özellikle de fındık üzerinde nasıl bir etki yaratabileceğini gösteren araştırmalara yer veriliyor. Saha araştırması ve uzmanlarla yapılan derinlemesi­ne mülakatlarla, bilimsel projeksiyonlar ile sahada yaşanan­ların uyum ve ayrım noktaları saptanmaya çalışılıyor. Çalışmada, fındığın toplumsal ve biyolojik temelli yapısal sorunları ile iklim de­ğişikliğinin etkilerinin nasıl iç içe geçtiği inceleniyor. Ve fındık yetiştiriciliğinin iklim değişikliği ve çevre üzerindeki negatif ve pozitif etkileri ortaya konuyor. Araştırmaya göre, miras hukuku kaynaklı arazi parçalanması, üretici yaş ortalamasının yükselmesi, alan bazlı tarımsal teşvik sistemi gibi bir dizi “Yasalar-Mevzuatlar Kaynaklı Yapısal Sorunlar” da, fındık üretiminin sürdürülebilirliği konusunda önemli etkilere sahip. Sürdürülebilir fındık üretimi için, alana dair daha çok bilimsel araştırmaya, paydaşlar arası güçlü bir iletişim ve koordinasyona ve “Bütüncül Bir Kamusal Fındık Politikası”na ihtiyaç var.

Yokoluş İsyanı'ndan eylem

İklim krizinin önüne geçilmesi için etkili ve acil adımlar atılması talebiyle bir araya gelen Yokoluş İsyanı aktivistleri İstanbul’da düzenlediği eylemler ile banka ve medya sektörüne mesaj verdi. “Gerçeği Söyle” yazılı tekne ile eylemciler, buradan kurumlara seslendi ve onlar için hazırladığı mektupları paylaştı. Özel bir şirketin Beyoğlu’nda yer alan binası önüne giden iklim aktivistleri gelecekten manşetlerin yer aldığı gazeteleri ellerinde taşıdı.  Manşetlerde ise “Dünya’daki son altın madeninin ihalesi de Türkiye’de gerçekleşti”, “Grönland’a göç etmek için çekilen piyangoyu Türkiye’den otomotiv sanayi yöneticisi aile kazandı”, “Survivor’ın yeni çekimleri obruk cenneti haline gelen Konya’da yapılacak”, “Paniğe gerek yok! Dünya’da hala 30 tane ağaç var” başlıkları yer aldı.  Yokoluş İsyancıları, aralarında medya kuruluşlarına hitaben yazılmış mektupları da çevreden geçen vatandaşlara dağıttı. Mektupta, “İklim krizi hepimizin sorunu. Seller, orman yangınları, fırtınalar, kuraklık gibi felaketler yurttaşları evlerinden, işlerinden, canlarından ederken, bu olayların insan eliyle doğanın tahrip edilmesinin bir sonucu olduğunu gizliyorsunuz. Hem yurttaşların haber alma hakkını ihlal ediyorsunuz, hem de geleceğimizi karartan doğa tahribatına suç ortağı oluyorsunuz” ifadeleri yer aldı. Gezegen 6. kitlesel yokoluşa sürüklenirken, iklim krizinden daha önemli bir gündem konusu olmadığının belirtildiği mektupta “İklim krizini yok saymanız bu konudaki cehaletinizden kaynaklanmıyor. Krizin sorumluları olan fosil yakıt şirketleriyle ortak çıkarlarınız apaçık ortada. Artık gerçeği söyleyin. Medyayı da fosil yakıtlar karartıyor” denildi. 

En zenginler en çok kirletenler

Yeni bir araştırmaya göre, dünya nüfusunun en zengin % 1’i, 1990’dan 2015’e kadar olan süreçte dünyanın yoksul nüfusunun yarısının iki katından fazla karbondioksit salımından sorumlu. 25 yıllık dönemde karbondioksit emisyonları % 60 arttı, ancak en zengin % 1’lik dilimden kaynaklanan emisyon artışı, en yoksulların yarısından kaynaklanan emisyon artışından üç kat daha fazlaydı. Oxfam ve Stockholm Çevre Enstitüsü tarafından derlenen rapor, aşırı tüketimin ve zengin dünyanın yüksek karbonlu ulaşıma bağımlılığının dünyanın “karbon bütçesini” tükettiği konusunda uyardı. Oxfam International’da araştırma ve politika sorumlusu Tim Gore, Guardian’a verdiği röportajda, “Küresel karbon bütçesi, insanlığı iyileştirmek yerine zaten zengin olanların tüketimini artırmak için israf edildi” dedi. Gore, “İklim krizinin en kötü etkilerinden kaçınmak istiyorsak, atmosfere sınırlı miktarda karbon salınabilir. Mümkün olan en iyi ve ahlaki açıdan savunulabilir olan, tüm insanlığın düzgün bir yaşam sürmesi; ancak karbon bütçesi zaten zenginler tarafından daha zengin olmak için kullanıldı” dedi. Gore, zengin ülkelerdeki insanların yüksek emisyonlu arabaları kullanma ve daha fazla uçuş yapma eğilimi göstermesiyle birlikte, ulaştırmanın emisyonlardaki artışın temel itici güçlerinden biri olduğuna işaret etti. Oxfam, yatırımı düşük karbonlu alternatiflere yönlendirmek ve yoksulların çoğunu iyileştirmek için sık uçan yolcu vergisi gibi yüksek karbonlu lüks eylemler için daha fazla vergi talep ediyor. Koronavirüs krizi emisyonlarda geçici bir düşüşe neden olurken, dünya çapındaki karantinaların ardından emisyonlar yeniden arttı.

Öte yandan İstanbul’da Eyüpsultan ilçesine bağlı Pirinçci Mahallesi‘nde bulunan Şahintepe Gölü‘ne iddiaya göre kimliği belirsiz kişilerce ‘boya’ olduğu düşünülen kimyasal atık boşaltıldı. Gölün bir kısmı ve kenarı yeşile büründü. Göle balık tutmak ve piknik yapmak için gelenler gördüğü manzara karşısında şaşkına döndü.