"Olası bir salgın, az sayıda üyeye sahip türlerin soyunu tüketme riskini taşıyor"

-
Aa
+
a
a
a

Nature dergisinde yayınlanan açık mektupta bilim insanları vahşi gorillerin, şempanzelerin ve orangutanların virüsle karşılaşma riskini azaltmak için yeni önlemlere ihtiyaç duyulduğunu yazdı. 

Gezegenin Geleceği
 

Gezegenin Geleceği

podcast servisi: iTunes / RSS

Nature dergisinde yayınlanan açık mektupta bilim insanları vahşi gorillerin, şempanzelerin ve orangutanların virüsle karşılaşma riskini azaltmak için yeni önlemlere ihtiyaç duyulduğunu yazdı. BBC‘den Helen Briggs‘in haberine göre, doğa koruma uzmanları, insanın en yakın akrabası kabul edilen büyük insansı maymunları korona virüsten korumak için derhal harekete geçilmesi çağrısında bulundu. Büyük insansı maymunların bugüne kadar karşılaştığı en büyük tehditler arasında yaşam alanlarının azalması ve yasa dışı avlanma bulunuyor. Ancak bilim insanları koronavirüs salgınının da göz ardı edilemeyecek bir tehlike olduğunu belirtti. Liverpool John Moores Üniversitesi’nden Prof. Serge Wich, “Koronavirüsün onları nasıl etkileyeceğini bilmiyoruz, bu yüzden virüse maruz kalma risklerini azaltmamız lazım” dedi: Ayrıca, "Turizm azaltılmalı, bazı ülkeler bunu yapmaya başladı bile. Ayrıca araştırmalar azaltılmalı ve doğaya geri bırakma programlarında çok dikkatli olunmalı. Çünkü bu eylemler büyük insansı maymunlarla insanların fiziksel olarak yakınlaşmasına yol açıyor ve bulaşma riskini artırıyor. Virüs, bakteri ve parazitler, büyük insansı maymunlarda genellikle herhangi bir zararlı belirti ortaya çıkarmasa da bazıları hastalıklara yol açabiliyor. Daha önce yapılmış olan araştırmalar şempanzelerin nezle virüsüne yakalanabildiğini göstermişti. Ebola virüsünün de Afrika’da binlerce şempanze ve gorili öldürdüğü tahmin ediliyor.’’ dedi. Prof. Wich, büyük insansı maymunlarla yürütülen tüm projelerin detaylı olarak incelenmesi gerektiğini söyledi: ‘’Olası bir salgın, az sayıda üyeye sahip türlerin soyunu tüketme riskini taşıyor.’’

Yenilenebilir enerji rekor kırdı

2019 yılında inşa edilen yeni elektrik santrallerinin neredeyse %75’inin yenilenebilir enerji kullanmasıyla yeni bir rekora imza atıldı. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı’nın verilerine göre, güneş, rüzgar ve diğer yeşil enerji teknolojileri artık dünya enerjisinin üçte birinden fazlasını karşılarken bu bir başka rekor kırıldığı anlamına geliyor. Fosil yakıt santralleri, Avrupa ve ABD’de azalmaya başladı. Ancak kömür ve doğalgaz santralleri Asya, Orta Doğu ve Afrika’da yükselişe geçti. IRENA’ya göre, geçtiğimiz 10 yılda dünya genelinde yenilenebilirlere yapılan yatırımlar yaklaşık 3 trilyon dolar değerindeydi ancak iklim acil durumuyla mücadele edebilmek için yıllık yatırımların 2030 yılına kadar iki katına çıkması gerekiyor. IRENA genel müdürü Francesco La Camera, “Gidişat iyi görünse de, küresel enerjiyi sürdürülebilir kalkınma yoluna sokabilmek için daha fazlasının yapılması gerekiyor. Geçirdiğimiz zor günlerde, ekonomilerimizi dirençli hale getirmemiz gerektiğinin önemini bir kez daha gördük” dedi. La Camera, koronavirüs salgınıyla mücadele eden hükümetlerin planladıkları büyük harcamaların fosil yakıtlar yerine yeşil girişimleri desteklemesi gerektiğini söyledi.

20 yıllık fiili koruma politikası son erdi

Avustralya’da Yeni Güney Galler eyaletinde hükümet, Sydney’de yer alan kömür madeninin barajın altına gelecek şekilde genişletilmesi için onay vererek 20 yıllık fiili koruma politikasını sona erdirdi. Sydney Morning Herald’tan Peter Hannam’ın haberine göre Planlama Departmanı Nisan ayının başında şirketin  kömürü açılacak yeni üç adet yeni uzunayaktan çıkarabileceğini söyledi. Açılması planlanan uzunayakların iki tanesi ise Woronaro Barajı altında yer alıyor. Planlama Departmanı yetkilisi Mike Young, Büyükşehir Madenciliğine yazdığı mektupta planlanan uzunayağın ilk kez bir barajın altında açılması düşünüldüğü için, oluşacak çökmenin su varlığı üzerindeki etkisini kısıtlamak amacıyla çıkarma planının “yeterince sağlam” ve “uygun bir uyum yönetimi” ile yapıldığından emin olunması gerektiğini yazdı. Milli Parklar Derneği madencilik projeleri bilim memuru Peter Turner, en son bir su varlığını yok sayan kömür madeni operasyonunun 2000 yılında Cataract Barajı’nda yapıldığını ve çatlamalara yol açtığını hatırlattı. Turner’e göre kömür çıkarıldıktan sonra çökmekte olan kayadan kaynaklanan çöküntü, yüzeye ulaşan çatlaklar oluşturabiliyor ve başka yerlerde su kaçağına neden oluyor. Turner, çöküşün madencilikten 25 yıl sonra devam edebileceğini ve yeraltı madenciliğinden kaynaklanan “barajdaki su sızıntısını ölçmek için güvenli bir yol olmadığını” söyledi.

Edirne'de kumsalların kiralanmasına tepki sürüyor

Birgün’den Kardelen Tatar’ın haberine göre, Edirne’nin Keşan ilçesine bağlı Erikli, Yayla, Danişment ve Mecidiye köylerindeki kumsal ve kıyılarda bulunan 11 adet alanın özel bir şirkete 10 yıllığına kiralanması tepki çekmeye devam ediyor. Edirne Keşan Kent Konseyi üyeleri yaptığı açıklamada “Bilinen bir gerçeklik var ki eğer bu ihale ve şirkete kiralama haberleri doğruysa bu kumsallara hiç kimse elini kolunu sallayarak ve para ödemeden giremeyecek” dedi. Konsey üyeleri “Anayasa’nın 43. maddesi kıyıların kamu yararı gözetilerek kullanılacağını belirtiyor. Halka ait sahillerin ihale ile şirketlere kiralanması kamu yararına zıt bir işlem. Halkın kıyılardan serbestçe yararlanma hakkına büyük bir darbe. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının görevi Doğal SİT alanları olan kumsalları ve kıyıların kirlenmesini engellemek ve halkın tüm kıyılardan serbestçe yararlanmasını sağlamak” ifadelerini kullandı.

Şarkıcı / YorumcuParça AdıAlbüm AdıSüre