‘Assos’ta taş ocağı istemiyoruz!’

-
Aa
+
a
a
a

Çanakkale Ayvacık’taki Assos yakınlarında yapılmak istenen taş ocağına yöre halkının ve çevrecilerin tepkisi sürüyor.

Gezegenin Geleceği: 12 Mart 2024
 

Gezegenin Geleceği: 12 Mart 2024

podcast servisi: iTunes / RSS

Çanakkale Ayvacık’taki Assos yakınlarında yapılmak istenen taş ocağına yöre halkının ve çevrecilerin tepkisi sürüyor. Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) süreci başlatılmış olan taş ocağıyla ilgili olarak topladıkları imzaları Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne teslim etti. Ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü önünde “Assos’ta taş ocağı istemiyoruz. Tarım ve turizm bize yeter!’ başlıklı basın açıklaması okundu. Açıklamada, ‘Proje alanında köylülere ait tarım alanları bulunmakta. Hayvancılık ve arıcılık yapılmakta. Yine projenin çok yakınında zeytinyağı fabrikası ve şarap fabrikası gibi tesisler yer almakta. Proje alanı bölge için çok önemli olan Tuzla Çayı’nın hemen bitişiğinde. Proje alanıyla üç kilometre mesafe içinde zeytinlik alanlar bulunmakta. Ayrıca bölge deprem bölgesi. Taş ocağı faaliyeti nedeniyle oluşacak toz, toprak, ağır metal, radyasyon yüklü partikül maddelerin havada asılı kalacağına, yörede hâkim rüzgârlar nedeniyle çok geniş bir alanda köyleri, turistik mekânları, tarım alanlarını etkileyeceğine’ dikkat çekildi.

Milas’a 2.6 milyon metrekare genişliğinde baraj projesi

Devlet Su İşleri (DSİ), Muğla’nın Milas ilçesinde 2.6 milyon metrekare genişliğinde alana baraj projesi yapacak. Proje kapsamında barajın yanı sıra taş ocakları, kırma ve eleme tesisi ile beton santralı orman ve tarım alanlarına inşa edilecek. Cumhuriyet’ten Rıfat Kırcı’nın haberine göre, Zeytin ambarı Milas’ta yapılmak istenen Kemikler (Gökçeler) Barajı ve Sulaması, Malzeme Ocakları, Kırma-Eleme-Yıkama Tesisi ve Beton Santralı Projesi’ne ÇED olumlu kararı çıkmasının ardından, Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) hukuk mücadelesi başlattı. MUÇEP’in açtığı dava dilekçesine eklenen rapora göre, tarım ve orman alanları proje kapsımda yok olacak. Buna göre proje alanının 478 bin metrekaresi yani yaklaşık %18’i ormanlık alandan oluşuyor. Projenin 1 milyon 455 bin metrekaresi ise tarım alanlarını kapsıyor. Projenin yapım aşamasında beş yılda 337 bin 500 ton su kullanılacak. Ancak kullanılacak suyun nereden temin edileceği belirtilmiyor. Proje detayında yapımı planlanan ocaklardan birisi için kullanılacak suyun Yardibi ve Kocadere’den elde edileceği aktarılsa da bu dereler yılın beş ayı kuru. Dilekçede yer alan diğer detaylar ise şu şekilde, “Baraj yapımı gerçekleşirse oluşacak doğal yıkımla birlikte bu müdahaleden etkilenecek alanın sınırları Akbelen Ormanı’na kadar kuzeydoğuda uzanacak yani Gökçeler’den Çamovalı’ya, Milas Savran Damlı boğaz üçgenine, Avşar’dan Güllük Körfezi’ne ve hatta Kıyıkışlacık’a kadar alan etki altında kalacak. Kaybedilecek alanlar sadece baraj su göletinin altında kalacak olan alanlar olmayacak,” dendi

‘İliç’te asıl dikkat edilmesi gereken konu, ağır metaller’

Cumhuriyet’ten Eylül Barut’un haberine göre, Erzincan İliç’te yaşanan maden faciasının çevreye ve insan sağlığına olumsuz etkilerine yönelik tartışmalar sürüyor. Bölgedeki asıl tehlikenin siyanür olmadığına dikkat çeken Bozoğlu, “Asıl dikkat edilmesi gereken konu, ağır metaller. Çünkü siyanür canlıların vücudunda biriken kimyasal bir madde değil. Öldürücü etkisi var ama kalıcı bir etki bırakmıyor. Ancak ağır metaller çok daha yoğun ve kalıcı bir şekilde yüzyıllar sürecek bir kirlilik yaratma riski barındırıyorlar,” diye konuştu. Kadminyum, arsenik, cıva gibi ağır metallerin bu bölgede toprakta çözünmüş halde bulunduğunu belirten Bozoğlu, “Yağmur ve karla birlikte hem toprağa bulaşıyor, hem de yer altı sularıyla Fırat’a karışma riski bulunuyor. Ağır metaller bu anlamda Erzincan İliç’teki şu anda en önemli çevresel riski oluşturuyor,” ifadelerini kullandı. Bozoğlu, ağır metallerin bünyesinde biriken balık tarzı canlıların yenince insanlara geçme tehlikesinin altını çizerek, “Bu ağır metaller vücuttan atılamıyor ve birikiyor; kansere ve çeşitli hastalıklara neden oluyor. Siyasi iktidar ve bu konunun sorumluları, sadece siyanürü konuşturuyor ve yapılan analizlerde de genelde siyanür üzerinden yorum yaptıklarını görüyoruz,” dedi. Bozoğlu, maden ocaklarında yığın liçlerin dikkatli şekilde bilime ve tekniğe uygun şekilde depolanması gerektiğini ancak bu önlemlerin Erzincan İliç’teki altın madeni sahasında alınmadığını söyledi. Bozoğlu ayrıca, Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı’nın ağır metaller üzerine yaptığı analiz ve çalışmaları resmi dökümanlarla kamuoyuyla paylaşılmasını da talep etti.

Tanrı Dağları'na yapay buzullar

Kırgızistan'da Tanrı Dağları'nda yer alan köylerdeki çiftçiler, kuraklıktan etkilenen tarlalarını kurtarmak için yapay buzullar oluşturmaya başladı. Köylüler tarafından oluşturulan buzulun şu anda beş metre uzunluğa ve 20 metre genişliğe sahip olduğu, kışın en çetin zamanlarındaysa buzulun 12 metre yüksekliğe kadar eriştiği ifade edildi. AFP'ye konuşan çiftçi Erkinbek Kaldanov, "Buzul eridiği zaman hayvanlara ve toprağa yetecek kadar su olacak," dedi. Buzulun bölge halkı tarafından sonbaharda iki hafta boyunca Tanrı Dağları'nın zirvesinde gelen suyun yönünün değiştirilerek oluşturulduğu belirtildi. Köylüler, bölgenin doğal su kaynağı olan buzulların yok olmasından dolayı böyle bir çözüme gittiği aktarıldı. Orta Asya'da artan sıcaklıklar nedeniyle son yıllarda kış aylarında artık buzullar oluşmuyor. Bilimsel dergi Science'ta yayımlanan bir çalışmada, bölgedeki buzulların erime hızının 2035 - 2055 periyodunda zirve yapacağı belirtilmişti.