Editörden
23 Nisan'ın 100. yılında çocuk gelişimi ve eğitimcisi, çocuk hakları aktivisti Ezgi Koman Türkiye'deki çocuk hakları gündemini ve salgın gibi olağanüstü dönemlerde çocukların yaşadığı hak ihlallerini anlattı.
Küresel ekonomi, öngörüldüğü üzere yavaşlarken hükümetlerin sosyal korumaya ilişkin kamu harcamalarını muhafaza etmeleri, hatta artırmaları gerekmektedir; bunu yapmazlarsa, çocuk haklarına dair bugüne kadar kaydedilen önemli ilerlemeleri kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabilirler.
İklim değişikliği veya yabancı bir virüs gibi dış olayların bizi tehdit ettiğini varsaymak büyük bir hatadır. Yaşayan bu gezegene ve diğer tüm türlere asıl tehdit bizleriz.
Democracy Now’dan Amy Goodman’a konuşan Noam Chomsky, ABD’nin koronavirüs mücadelesi, Trump'ın açıklamaları ve Bernie Sanders'ın kampanyası hakkında yorumlarını paylaştı.
İnsan faaliyeti azaldıkça karbon emisyonları azaldığı halde, sonuç olarak iş siyasette bitecek.
New Yorklular, birkaç saniye sonra bile olabilecek ölümü hiç düşünmezlerdi. Şimdi inkâr edilemeyecek kadar yaklaşan ölüm öç alır gibi New York'un çaresiz saçlarına, nehirlerine, gözyaşlarına yapışıyor.
İktidara yakın kimi isimler, ‘afet yönetimi, kriz yönetimi, kamu yönetimi’ gibi yönetenin sorumluluğunda olması gereken konuları es geçti.
Şu anda sadece bu salgının akışını değiştirmeyeceğiz, kolektif geleceğimizin önemli bir kısmını da şekillendireceğiz. Hedefimiz statükoyu eski konumuna geri getirmek olmamalı...
İşler ne kadar kötü olursa olsun, merhamet ve bilgelik bundan iyinin çıkmasını sağlayacak.
İnsan türü evrimin ve tarihin neresinde, nasıl bir geleceğin eşiğinde? Dünya, bu salgın nihayet sona erdiğinde, nasıl bir yer olacak? Seçeneklerimiz ne, yapabileceklerimiz neler?
"Sanki salgın bir hastalık insanları kırıp geçirmiyor ve sanki tutukluları sürekli çoğaltan bir ceza sisteminden kimse sorumlu değilmiş gibi, üstüne alınan yok…"
Evet, kriz herkes için gelecek. Ancak iklim krizi, korona demokratik değil, tam tersine ekonomik ve ekolojik adaletsizliği daha da katmerleştiren bir rol oynuyor.
Covid-19 sonrası üzerine kumdan şatolar kurma değil, bugün ve burada, bu insani felakete sebep olan politikaların sorumluluğunu teşhir etme ve başka türlü bir toplumsal varoluşun somut adımlarını atma, iktidarları bunları atmaya mecbur kılma zamanı değil midir?
Sonunda balon patladı, peki şimdi insanlığın karşısındaki diğer tehditler ile ilgilenecek miyiz?
Türkiye bu hafta Meclis'te bir 'hukuk-vicdan' testinden geçecek.
“Koronavirüsün iyi yanı, belki de insanları nasıl bir dünya istediğimiz konusunda düşünmeye itmesi olacak. Koronavirüs öncesi sosyal yakınlıklar yüzeyseldi ve insanlar birbirinden yalıtılmış haldeydi.’’
Tarihsel olarak, pandemiler insanları geçmişlerinden kopmaya ve nasıl bir dünya istediklerini tekrardan düşünmeye zorladı. Bu da farklı değil. Bu bir portal, bir dünya ile diğer bir dünya arasındaki geçit.
288 gün aç kalarak ölen bir insanın yaşama dönmesi sağlanamadı, sağlayamadık. Budur asıl yaşamak utancı. Hayatta kalmak için uğraşmaktan rahatsızlık duymak böyle zamanlarda vurur insanın yüzüne.
Veba'yı Ömer Madra’nın sesinden hafta içi her sabah 7.45 ve gece 00.45’te, haftasonları ise 08.45 ve 01.45’te takip edebilirsiniz.
Bu mecburi tecrit günlerinde kapalı kapılar ardında kendimizle karşılaşıyoruz. Etkinliklerle dolup taşmasına alışık olduğumuz hayat donmuş durumda.
İşte bu ânı yakalamamızı, hayatla ilişkimiz üstüne düşünüp kafa yormamızı, nihayetinde bize faydası dokunacak bir can sıkıntısına batmamızı öneriyor Roger-Pol Droit.




















