Haftanın Kitabı'nda Ceyhan Usanmaz, KaraKarga Yayınları’nın 'Kayıp Kitaplar Kütüphanesi' serisinin dokuzuncu kitabı "Çarşamba Karısı" hakkında bilgi veriyor.
KaraKarga Yayınları’nın Kayıp Kitaplar Kütüphanesi serisi, her yeni kitabıyla heyecan uyandırıyor! İlkleri barındırması bir yana, özellikle de belli türlerdeki kitapları ön plana çıkarmasıyla... Şimdi de, bu serinin dokuzuncu kitabı olarak, Vassaf Kadri’nin Çarşamba Karısı romanı yayımlandı. Çevirisini ve günümüz Türkçesine uyarlanmasını –dizinin genelinde olduğu gibi– Merve Köken’in üstlendiği Çarşamba Karısı, Osmanlı’dan günümüze kayıp bir korku-komedi romanı olarak ilk defa Latin harfleriyle okur karşısında!
Vassaf Kadri, yabancısı olduğumuz bir isim değil aslında. Daha önce, Süleyman Sûdî ile birlikte kaleme aldığı ve polisiye edebiyatın önemli eserlerinden biri olan Millî Cinâyât Koleksiyonu romanını da, ilk defa Latin harfleriyle 2013 yılında okuma şansı bulmuştuk (haz. Didem Ardalı Büyükarman, Labirent Yayınevi). Ne var ki, Vassaf Kadri’yi yakından tanıdığımızı da söyleyemeyiz çünkü yaşantısı hakkında oldukça sınırlı bilgiye sahibiz. Her ne kadar, dönemi için oldukça üretken ve edebiyatın farklı türlerinde kalem oynatmış bir yazar olsa da, biyografisi büyük ölçüde gölgede kalmış durumda.

Çarşamba Karısı’nda Vassaf Kadri, sunuş yazısında Merve Köken’in de altını çizdiği gibi, Türk kültüründen bir öğeyi romanının merkezine taşıyor. Halk arasında saçı başı dağınık, kıyafetleri pejmürde, kötücül bir figür olarak bilinen Çarşamba Karısı; çocukları kaçıran, eve musallat olduğu vakit evi dağıtan, hane halkına huzur vermeyen son derece ürkütücü bir varlıktır. Romanda da, Üsküdar’daki bir konakta yaşayan hane halkı, ilk olarak, duydukları kedi seslerini insan konuşması gibi yorumladıkları için huzursuzlanıyorlar; üstelik bunu kıyametin kopacağına dair bir işaret olarak algılıyorlar. Sonrası büyük bir telaş silsilesi ve bu kaostan yararlanmak isteyenlerin hikâyesi... Okuma zevkini bozmamak adına daha fazla ayrıntıya girmeden şunu söyleyebiliriz belki: Zaten Vassaf Kadri’nin de asıl derdi okuru doğaüstü varlıklarla değil, dünyevi hesaplarla, fırsatçılıkla ve daha doğrusu insanın zaaflarıyla, cehaletin nasıl kolaylıkla istismar edilebileceğiyle yüzleştirmek...
Bu yönüyle Çarşamba Karısı, yani halkın batıl inançlarını mizahi bir dille eleştirmesiyle ister istemez Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Gulyabani romanını hatırlatıyor. Belli ki Vassaf Kadri, zamanında, Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın metninden etkilenmiş, esinlenmiş. Kılık değiştirmeler, hurafe istismarı, akılcı bir müdahale ile sonuca varma gibi unsurlar iki metnin ortak noktalarından... Elbette iki roman birebir aynı çizgide ilerlemiyor ancak iki metin de okuru cinlerden, perilerden, gulyabanilerden çok, bunlara inanmayı bekleyen zihnin “kırılganlığı” üzerine düşündürüyor.
Vassaf Kadri
Çarşamba Karısı
Çeviri ve sadeleştirme: Merve Köken
KaraKarga Yayınları, 2026, 112 s.

