Ukrayna’da taşıyıcı anneler: Verilen ‘siparişler’ alınmadığında

-
Aa
+
a
a
a

Açık Gazete'nin köşelerinden Avrupa Ne Konuşuyor? programında Tuğba Tekerek, Avrupa gündemine ilişkin üç konuyu aktardı.

Avrupa Ne Konuşuyor?
 

Avrupa Ne Konuşuyor?

podcast servisi: iTunes / RSS

Avrupa gündeminden bu haftaki program için seçtiğim üç başlık şöyle: 

Aşı şirketlerine ABD’den yakın markaj 

Bir yandan bulunacak aşının tüm insanlara ulaştırılması yönünde çağrılar yapılırken öte yandan şirketler ve siyasetçiler sessizce kendi anlaşmalarını yapıyorlar.

Bu mesele geçen hafta, Fransa’da ilaç devi Sanofi’nin Genel Müdürü Paul Hudson’ın yaptığı bir açıklamayla patlak verdi. Hudson, ABD'nin kendilerine mali kaynak sağladığını bu nedenle de Covid-19'a karşı aşının bulunması halinde ilk olarak ABD’nin faydalanacağını söyledi. 

Bu durum Fransa’da küçük çaplı bir infiale yol açtı, bir eski milletvekili buna “ihanet” dedi. Sanofi’nin üst düzey yönetimi Elysee Sarayı'na çağrıldı. Şirket sonra Twitter’dan Covid-19 aşısının “bütün vatandaşlara ulaştırılacağı” yönünde genel bir açıklamada bulundu ama somut olarak değişen bir şey yok gibi.

Mesele Sanofi’yle sınırlı değil. Görünen o ki, ABD, İsviçre’den bir başka şirketi de kontrolü altına almaya çalışıyor. Aargauer Zeitung gazetesinden de şu bilgileri öğreniyoruz:

İsviçre’de bulunan Lonza adlı ilaç şirketi büyük ölçekte aşı üretebilen az sayıda kuruluştan biri. Lonza ABD'li yetkililerin baskısı altında. Şirketin öncelikli olarak ABD’ye sevkiyat yapmasını istiyorlar. Trump’ın cuma günü Lonza yönetim kurulu üyelerinden birini ABD’deki aşı kampanyasının başına getirmesi de bu tabloya uyuyor. Lonza bu baskılara direnmeli. Şu anda önemli olan kârlı işler bağlamak değil, pandemiyle mücadelede küresel çapta koordineli bir mücadele inşa etmek.

Putin’in kriz yönetimi

Rusya’da Koronavirüs vakaları hızla yayılıyor. Ancak asıl tablonun, resmi vaka sayılarının gösterdiğinden de kötü olduğu yönünde iddialar var. Bu iddialar, resmi yetkilileri kızdırmakla birlikte doğru gibi görünüyor. 

Rusya’ya ilişkin olarak, Putin’in kriz yönetimi de yoğun olarak tartışılıyor. Pandemi ortaya çıktıktan sonra, pek ortalarda görünmemesi, Moskova’dan çekilmesi, az açıklama yapması ve Korona mücadele tedbirlerini valilere bırakmış olması eleştiriliyor. 

Guardian’dan bir köşe yazarı, tüm bunların Putin’in imajına ciddi şekilde zarar verdiği düşüncesinde. 

Putin'in kendini olası zararlara karşı koruma ve Moskova'nın merkezinden geri çekme kararı, korkusuz ve sert devlet adamı imajına büyük zarar verdi. Putin, sağlık ve ekonomi alanlarında yaşanan felaketten şahsen sorumlu tutulmamak için, krizle mücadelede sorumluluğu bölgelere devretti. Şimdi bu bölgeler krizle mücadelede kendi yağlarıyla kavruluyor. Boşluğu oligark olarak bilinen varlıklı iş insanları dolduruyor. Bir siyasi lider gücünü işte böyle kaybeder.

Ukrayna: Taşıyıcı Anneler

Rusya’nın komşusu Ukrayna’da ise koronavirüsün görünür kıldığı son derece çarpıcı bir mesele var: Taşıyıcı annelik. 

Ukraynalı kadınlar, çocuk sahibi olamayan Batı Avrupalı çiftler tarafından düşük ücretleri nedeniyle taşıyıcı anne olarak tercih ediliyor. Ukrayna bir nevi Avrupa’nın taşıyıcı anne merkezi gibi. Yasal düzenlemeler de Batılıların bu işi kolayca yapmalarına izin veriyor.  Ancak son dönemde taşıyıcı annelerin dünyaya getirdiği yüzden fazla çocuk, ebeveynler pandemi nedeniyle seyahat edemeyince Ukrayna'da mahsur kaldı. 

Ukrayna’dan 2000.ua adlı internet sitesindeki bir köşe yazısında bu mesele şöyle yorumlanmış: 

Bu yaşananlar kadınlarımızı birer et fabrikasına dönüştürüyor.

Polonya’da Polityka gazetesindeki bir köşe yazısından bu “taşıyıcı annelik piyasasının” ayrıntılarını öğrenebiliyoruz 

Taşıyıcı annelerin daha önce en azından bir çocuk sahibi olmuş olmaları, 35 yaşından küçük olmaları, doktor tavsiyelerine uymaları ve gebelik esnasında cinsel ilişkiye girmemeleri gerekiyor. ... yasa, kadınların doğumdan sonra fikirlerini değiştiremeyeceklerini, yani çocukları ebeveynlere vermek zorunda olduklarını söylüyor. Yaptıkları bu 'iş' karşılığında 10 bin ila 13 bin dolar alıyorlar; gebelik süresinceyse ayda 300 dolar. Karşılaştırma yapmak açsından, ABD'de taşıyıcı anneliğin yasal olduğu eyaletlerde bu hizmetin bedeli bazen yüz binlerce dolara çıkabiliyor.

Eurotopics bültenlerinden bu hafta aktaracaklarım bunlar. İnternet sitemizde çok daha fazlasını bulabilir, bizi Twitter ve Facebook’tan da takip edebilirsiniz.