“Olmayan bir örgütlenme bir gecede ortaya çıkmaz”

-
Aa
+
a
a
a

Toplumsal cinsiyet ve yerel siyaset üzerine çalışan, Kadın Koalisyonu üyesi İlknur Üstün'ü konuk ediyor ve afet sonrasında feminist politikaya duyduğumuz ihtiyacı konuşuyoruz. 

Fotoğraf: Kâzım Kızıl
Fotoğraf: Kâzım Kızıl
Toplumsal cinsiyet ve yerel siyaset
 

Toplumsal cinsiyet ve yerel siyaset

podcast servisi: iTunes / RSS

(Bu bir transkripsiyondur. Metnin son hâli değildir.)

Yağmur Yıldırım: Öncelikle hem İlknur Üstün’ün hem de kadın artı dinleyicilerimizin Kadınlar Günü'nü kutluyorum. Feminist mücadeleye, feminist dayanışmaya çok ihtiyacımız olan günler geçiriyoruz.

Afet bölgesinde neler oluyor? Toplumsal cinsiyet, adaletsizliğini nasıl derinleştiriyor? Afet ve sonrasında yaşananlar... Biraz da hele ki bugünlerde afet zamanının sonrasında yaşadığımız bütün bu toplumsal, politik krizlerin, politik depremlerin ortasında neden feminist politikaya ihtiyacımız var? Belki de her zamankinden fazla… Bunları konuşacağız. Umut veren feminist dayanışma örneklerini konuşacağız sevgili İlknur Üstün’le birlikte. Kendisinin neler yaptıklarına, bu programın kısıtlı süresinde yer vermek oldukça zor. Ama ben, kendisini tanımayan dinleyicilerimiz var ise eğer kısaca kendisini tanıtmak isterim.

Felsefe okudu kendisi ve Ankara Üniversitesi'nde kadın çalışmaları ana bilim dalında yüksek lisans programında da özel öğrenci olarak devam etti. Felsefe öğretmenliği yaptı. Feminist bir yayınevi olan Ayizi’nin de kurucularından. Ayizi’nde editörlük ve yayın yönetmenliği yaptı. Amargi Feminist Politika Dergisi yayın kurulu üyesi ve editörlerindendi. KADER'in Ankara şubesinin başkanlığını yaptı, politikalar sorumluluğunu yürüttü. Çeşitli uluslararası toplumsal cinsiyet eşitliği komitelerinde görev yaptı. Aynı zamanda insan hakları örgütlerinde de şiddet, ayrımcı adalet konularında çalışmalar yürüttü. Yerel siyaset çalışmaları grubu, kadın koalisyonu, Avrupa Kadın Lobisi Türkiye Koordinasyonu kurucularından kendisi. Ve de gönüllülerinden. Toplumsal cinsiyet eşitliği, feminizm, örgütlenme, siyasal katılım, yerel siyaset, adalet, ayrımcılık üzerine pek çok yazısı, araştırması, saha çalışmaları var. Gündelik yaşam, yerel siyasette kendisinin özel ilgi alanlarından. Yerel yönetimlerin cinsiyet eşitliği açısından izlenebilmesinde bir model geliştirmek için uğraşmakta, aynı zamanda da farklı kadın örgütlerinden yerel-uluslararası farklı çalışmalara feminist politika üretmeye devam ediyor.

İlknur Hanım hoş geldiniz. İyi ki geldiniz. Böyle bir gün böyle bir akşam üzeri birlikte olmak, radyo dalgaları üzerinden dinleyicilerle buluşmak bizler için çok çok önemliydi. Yoğun programınızda vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.

İlknur Üstün: Merhaba. Çok teşekkür ederim ben de. Bu özel gün de sizlerle birlikte olmak ve en azından gündeme dair konuşmak hakikaten bana da çok iyi geldi. Teşekkür ederim.

Gürhan Ertür: Hemen ilk sorumuzu soralım: Kadın koalisyonu oldukça uzun süredir kadınların bir ortak koalisyonu olarak çalışmalarını yürütüyor. Bu koalisyon hakkında bize biraz bilgi verir misiniz lütfen?

İlknur Üstün: Tabii. Yirmi yılı aşkın süredir örgütlü bir yapı kadın koalisyonu ve aslında yirmi yıldan daha önceye dayanan çok çeşitli alanlarda bir tür feminist mücadele, eşitlik mücadelesi veren kadınların bir araya gelip, çok çeşitli alanlarda “eşitlik mücadelesinin katılımla mümkün olacağı” anlayışını tartışarak başladı. Kadın koalisyonu yerel ulusal ve uluslararası örgütlenen, katılımı odağa alan bir yapı. Yüz elli civarında kadın örgütlenmesi var içinde ve feminist politika bu koalisyonun motor gücü. LGBTİ hareketten, feminist hareketten, Kürt kadın hareketinden, çeşitli karma örgütlerdeki kadın hareketlerinden, kadınlardan oluşuyor. Özellikle burada altını çizmek istediğim bu koalisyon birçok çeşitli alanlarda çalıştı ama, biraz önce Yağmur'un ifade ettiği gibi, gündelik hayatı, yaşanan yerleri özel bir mesele haline getirdi. Yani yerel siyasette uğraştı. Belediyelerde cinsiyet eşitliği politikalarını görünür kılmaya, kadın örgütleriyle işbirliği geliştirilmesi konusunda baskı yapmaya ve özellikle hem yerelde hem de ulusalda oluşacak politika ve uygulamalarda kadınların söz ve etki sahibi olabilmesi ve katılabilmesi için mücadele etti. Yani özetle aslında sokağın çöpü, çamuru da memleketin şiddeti de kentler de koalisyonun meselesi oldu. Ve bugüne kadar geldi.

Y.Y.: Evet gündelik hayatın siyasetten ayrı olamayacağını savunuyorsunuz. Bununla ilgili çalışıyorsunuz. Gündelik pratiklere kadınların pratiklerine yer vermeye çalışıyorsunuz çalışmalarınızda, Kadın Koalisyonunda. Deprem sonrasında da sizler Kadın Koalisyonu olarak hızlıca örgütlendiniz ve on Şubat itibarıyla da ilk bildirinizi “Dayanışma için buradayız” başlığıyla yayınladınız. “Yaşadığımızın bir doğal afet olmadığını, kamu kaynaklarının yağmalanmasına yol açtığı bir yıkım olduğunu ve bu yıkımın enkazını, bu yıkımın mimarlarının nasıl kaldıracağını” soran, hesap soran ve “dayanışma için burada olduğunuzu” belirten bir duyuru yayımlamıştınız.

Afet ânı ve sonrasında nasıl bir araya geldiniz? Nasıl ilk harekete geçtiniz?

İ.Ü.: Öncelikle söyleyeyim: Olmayan bir örgütlenme bir gecede ortaya çıkmaz. Ya da bir politik irade bir anda gelişmez. Kadın Koalisyonunda ilk deprem olduğu günün ilk saatleri herkes gibi şaşkın, üzgün arkadaşlarımızdan, yakınlarımızdan haber almakla geçti. Ama akşam kendi ilişki ağlarımızda haberleşip online olarak bir araya geldik. Ve ne yapacağımızı konuştuk. Pek çok bilgi ve deneyim hem afet hem zor zamanlarda ne yaşadığımıza ilişkin bir öngörü sağlıyordu bize. Hızla yaptığımız konuşmalar sonucu o akşam afet koordinasyon ağı kurduk. Bu ağda özellikle kadın koalisyonunun ülkenin çok çeşitli yerlerinden kadınların bir arada olduğu bir ağ oldu. Hem afet bölgesinden hem afet bölgesi dışından aynı zamanda koalisyon da olmayıp gönüllü olan kadınların da girdiği bu ağda bir yol haritası oluşturmak için planlama çalışmasına başladık ve iki grup oluşturduk. “Operasyon grubu” ve aynı zamanda “savunuculuk grubu”. Çünkü çalışmaları ne sadece o an akut ihtiyaçlara yönelterek çözebilirsiniz ne sadece durumun yükümlülerine vazifesini hatırlatarak. Dolayısıyla biz buna bütüncül bir yerden bakarak hemen on ili arkadaşlarımızla aramızda paylaştık. İl sorumluları bir çalışma grubu oluşturdu her ilde ve sahada zaten bileşenimiz ve birlikte yol yürüdüğümüz arkadaşlarımızdan harekete hazır hale gelenlerden saha ekipleri oluşturduk. Her ilin kendi sorumluları, saha ekipleri ve sahada kadın örgütleri dışında hangi kurum, kuruluş, örgüt varsa onların listesini, yapıp ettiklerini yani aslında o ildeki kaynakları ihtiyaçları ve hak ihlallerini listelediğimiz, tespit etmeye çalıştığımız bir haritalama çalışmasına giriştiler. Bu haritalama çalışmasını yaparken bir yandan da sahada acil ihtiyaçlar konusunda, enkaz altından birilerini çıkarmak için araç gereç peşinde koşmaktan, kayıp çocuklar için ülkenin dört bir tarafında örgütlenmemizin parçası olan Sosyal Hizmet

Derneği'yle hastane ve çeşitli yerlere bakmaya, hijyen pedinden jeneratöre aklınıza gelebilecek her türlü ihtiyaç için bir şekilde köprü oluşturduk. Yani aslında ilk anda ihtiyaçlar ve kaynaklar arasındaki karşılaştırmayı, bir araya getirmeyi sağlamaya, arada yaratılan boşlukta da kendi başka bağlantılarımızı kullanarak orayı doldurmaya özen gösterdik. Yani felaketin büyüklüğüyle yaptığımız arasındaki mesafeyi biliyoruz. Ama hızlı koşarak, geniş alanda hareket ederek yardımcı olabilmeye çalıştık. Öte yandan da siyasilerle, milletvekilleriyle, belediyelerle sivil ve meslek örgütleriyle, kamu idaresinin çeşitli yerel teşkilatlarıyla, özel sektörle, uluslararası kuruluşlarla görüşmeleri sürdürdük. Sizin biraz önce sözünü ettiğiniz dayanışma çağrısı bu ilişkilerin ortasında kurduğumuz, sekiz dilde yayınlayıp sadece Türkiye'ye değil tüm dünyaya yaydığımız bir dayanışma çağrısı oldu. Bunları yapmaya çalışırken hem acil müdahale edeceğimiz zaman olarak çok kısa erimli, hem de hayatı yeniden planlamayı içerecek uzun erimli bir yol haritası oluşturduk. Savunuculuk grubumuz olarak da bir yandan kamu idaresini harekete geçirecek siyasi iktidara, muhalefete yükümlülüklerini hatırlatan, öte yandan kamuoyunda ihtiyaçları, hak ihlallerini görünür kılan bir yandan da afet yönetiminde kadınların etkin bir biçimde yer alması, özellikle yerel halkın yer alması konusunda savunuculuk çalışmaları yürüttük. Bütün bu çalışmaları yaparken toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin afette bize gösterdiği manzara, bizim geçmiş deneyimlerimizden şiddetle mücadelede, pandemide, Van depreminde, İzmir depreminde, İstanbul depreminde yaşadığımız bildiğimiz dolayısıyla burada ön görebildiğimiz şeylerdi. Kamu idaresinin koordinasyonsuzluğu, kararlı bir siyasi iradenin yokluğu, güç ve iktidar hırsının insanın çok önüne çıkmış olması…

 Kadın Yaşam Merkezleri

Geçmişte biz kadın cenazelerini nasıl bunlar nedeniyle kaldırıyorsak afette de bununla karşılaştık. O nedenle kadın yaşam merkezleri oluşturmak için harekete geçtik. Kadınlar, yalnız kadınlar, yalnız ebeveyn kadınların çocuklarıyla birlikte çamaşır yıkanabilecek, banyo yapılabilecek, psikososyal destek alınabilecek, çocukların kapalı ve açık oyun alanlarının bulunduğu koruyucu, önleyici sağlık hizmetlerinin, bilgilendirmenin yapılacağı mekanların, kadınların bir araya geleceği ortak mekanların olduğu alanlar yaratmayı planladık. Bunun için on ilde harekete geçtik. Adana, Hatay ve Malatya'da bunun çalışmalarına başladık. Fakat bunu yaparken iki şeyin altını çizmek isterim: Bir kadın örgütleri dışındaki örgütlenmelerle iş birliği, ortaklıklar kurmak birlikte hareket etme zemini yaratmak oldukça güçlendirici, sonuç alıcı ve önemli bir pratik. Biz bunu pandemide de deneyimlemiştik. Birbirini tamamlayan ve daha kısa sürede daha hızlı yol almayı sağlayan sonuç alıcı işler. Nitekim bu yaşam merkezleriyle ilgili çalışmayı yaparken de bir yandan Tabip Odasıyla cinsel sağlık, üreme sağlığıyla ilgili, öte yandan Mimarlar Odası'yla mekân tespiti, belediyelerle ortak çalışma ve birlikte yürüme, özel sektörün ıslak zemin alanlarının teşrifatını yapma gibi şeylerin gerçekleştirmesi şeklinde bir tür kaynakları da buluşturan bir organizasyona gittik.

G.E.: Bunlar geçici barınma yerleri midir? İlknur Hanım, yoksa daha uzun vadeli düşündüğünüz bir yapılaşma mı?

İ.Ü.: Aslında barınma yerleri değil bunlar. Şimdi deprem bölgesinde özellikle çamaşır, banyo, psikososyal destek, sağlıkla ilgili önleyici, koruyucu hizmetlerin alınabileceği yerler ne yazık ki iflas etmiş durumda ve bunun yarattığı yoksunluklar çok ciddi sorunlar yaratıyor. Özellikle güvenlik, sağlık ve daha birçok yoksunluk. Burada hedefimiz barınmadan ziyade bu desteklerin alınabileceği mekanlar oluşturma. Aslında yıllardır belediyelerde danışma merkezi diye açtırmaya çalıştığımız yerleri daha kapsayıcı ve çok temel ihtiyaçları gidermeye yönelik alan. Yalnız barınmayla ilgili sorunuz önemli; biz bu yaşam merkezleriyle ilgili planlamayı çeşitli biçimlerde bir tür projelendirdik. Mesela Adana'da kurulacak konteyner kentin bir parçası ama aynı zamanda konteyner kentin buna uygun biçimlenmesi yani buradan barınma hakkının tesisine yönelik bir planlamayı da sağlayacak. Ama yaşam merkezleri kendi başına barınma yerleri olmayacak. Örneğin Malatya'da önce merkezi oluşturup sonra barınmaya yönelik çalışmaları eş zamanlı olarak yürütme. Burada yaşam üçgeni dediğimiz zaten politik olarak da koalisyonun odağa aldığı bir şey var, onu çok önemsiyoruz: Üçlü bir birliktelikle, Yerel belediye- yerelin kadın örgütü- Koalisyon arasında bir üçgen. Yani yapılacak, edilecek her şey tasarımından uygulamasına kadar yerelin kendi dinamiklerinin hayata geçireceği ama dayanışma temelinde yürüyecek bir çalışma olacak.

G.E.: Bu üçlü yapıyı biraz daha açabilir misiniz? Nasıl bir yaklaşımdır? Bir de tabii tam yapılanma projesinden bahsetmiştiniz. Anlaşıldığı kadarıyla geçici barınma alanında, yani konteyner kent diyelim adına, orada yapılacağını belirttiniz. Evet söz sizde efendim.

İ.Ü.: Bu çok önemli nokta. Yerelin kendi dinamiklerinin birlikte tasarladığı, birlikte hayata geçirdiği, denetlediği ilerlettiği bir yapı olmak zorunda. Nihayetinde afetin yarattığı yıkımın bu halde olmasının bir nedeni de katılımı tamamen dışlayan bir siyasi erkin fail olması. Şimdi dolayısıyla özellikle yerelin belediyesi mesela Adana'da, Adana Büyükşehir Belediyesi, Adana'da kadın örgütü ve Türkiye genelinde yerelde de örgütlü olan kadın koalisyonu üçgeninde kurulacak. Ama bu üçgen içinde mesela cinsel sağlık, üreme sağlığıyla ilgili Türkiye Aile Planlaması Vakfı, Tabipler odası, iç teşrifatla ilgili özel sektör gibi aslında çeşitli uzmanlıkların, çeşitli kaynakların çeşitli güçlerin birlikteliğini sağlayacak yapılar olacak. Örneğin bunu Adana Büyükşehir Belediyesi'yle görüştüğümüzde mahallelere yaygınlaştırmanın mümkün olduğu gördük. Bir başka kentte afet kentinde bu model sadece bir yerde mümkün görünüyor, yıkımlar nedeniyle. Değişik formlar var. Bu yaşam merkezleriyle ilgili bir şey daha söylemem gerekiyor: Yaşam merkezleri üzerine planlama ve çalışmaya başladığımızda umuyorum ki ihtiyaç analiz yapılır. Bir ay içerisinde hayata geçireceğiz üç ilde. Yerinde destek gibi bir çalışmanın da gerekli olduğunu yine özellikle yerelde pek çok Kadın örgütüyle birlikte yaptığımız çalışmada gördük. Mesela kimisinin bahçesi var. Bahçede üç beş sebzesi var. Ve evi terk etmek istemiyor. Üstelik de oralarda yaşayan bazı ailelerin ve kadınların da bir araya geldiği yerler tespit ettik. Ayrılmak istemedikleri gibi aslında orada yaşamı kurmak istiyorlar. Orayı desteklemenin daha uzun erimli ve pek çok şeyi aynı anda çözmemizi sağlayacak bir yöntem olduğunu da gördük. İkinci çabamız ve çalışmamız bu yönde olacak. Biraz önce söylemeyi unuttuğum bir şey de depremde bütün bu acı, yıkım yanında bilgi kirliliği de bizim için aşılması zor problemlerden biri oldu. Fakat öyle bir örgütlenmemiz var ki bununla baş etmenin zorluğunu görünce hemen bu işi üstlenen birkaç arkadaş sayesinde bilgi teyit koridoru kurduk. Bu koridor şu anlama geliyor: Ortalığa bir yandan yardım, destek çağrısı, kayıp bilgisi yağıyor, öteki yandan da destek vermek isteyen, elinde herhangi bir kaynak olan… Bunlarla ilgili iletişim bilgisi sorgulamasıyla ve doğrudan iletişim kurarak özellikle bu kaynaklar ve ihtiyaç sahiplerini buluşturma aşamasında örgütlenmesi kurmamızda bu teyit koridorunun çok faydasını gördük. Yine başka bir nokta, biz sadece on afet iliğiyle sınırlı kalamadık. Çok kısa bir sürede göç başladı. Yine bir grup arkadaşımızla göç alan kentlerde de çalışma yürütmeye, gelenlerin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik bir çalışmayı hızla başlattık. Hatta her gün güncellenen Ankara Afet destek rehberi diye bir rehber çıkardık. Biz bu kadar işe yarayacağını tahmin etmiyorduk. O kadar olumlu geri bildirimler alındı ki! Çünkü o rehberde barınmadan eğitim bursuna, kılık kıyafetten sıcak yemeğe, ayakkabıdan sağlık hizmetine hangi desteği nereden alabilir, buna ilişkin bir rehber oldu. Ve çok fazla insan yararlandı. Şimdi bunun çalışması diğer illerde de sürüyor.

G.E.: Ankara afet destek rehberine sizin sitenizden mi ulaşıyoruz?

İ.Ü.: Evet web sitesinden ulaşabilirsiniz. Aynı zamanda da pek çok yerde, bizim sosyal medya hesaplarımızda da güncelleniyor ve yayınlanıyor.

Bizim cinsiyet eşitliği temel çalışma alanımız kadınlar. Feminist politika yapıyoruz. Ama bu demek değil ki sadece kadınlar için oradayız. Birbirinden çok çeşitli koşullarda yaşayan, farklılıklarıyla orada bulunan ihtiyaç sahipleri var. Çok önemli bir başka şey: sürekliliği sağlamak. Dolayısıyla akut ihtiyaçları karşılarken bunun devamının en azından belli bir süre garanti altına alınmasının ne kadar rahatlatıcı olduğu deneyiminden, bilgisinden yola çıkarak çalışıyoruz. Başında da söylemiştim, hiçbir zaman sadece uzun erimli hedeflere yönelmek mümkün değil. Örneğin kadınların çok ihtiyaç duyduğu kadın pedi, bebek maması, sabun, iç çamaşırı gibi. Bu bugüne kadar programımıza katılan pek çok arkadaşım bunları dillendirdiğini duydum. Ama bunları şimdi altı ay süresince düzenli olarak sağlayacak bir bağlantıyı bir başka sivil toplum kuruluşu aracılığıyla sağladık. Ve ayda otuz bin destek kitini özellikle bölgede koalisyon bileşeni olan ve işbirliği yaptığımız örgütlere yollayarak dağıtımın sağlanmasını mümkün hale getirdik.

Burada süreklilik önemli ama şunu unutmamak lazım ki bir hiyerarşi kurmadık: “Şu en elzemdir”, “bu sonradır hele bir o gün gelsin.” Çünkü bunun acısını biz kadınlar olarak çok yaşadık. Hiyerarşi hepimizi pek çok şeyden etti. Mağduriyet hiyerarşisi de öyle. O nedenle mümkün olduğunca kapsayıcı, birbirine paralel ötekini dışlamayan bir yaklaşımla hareket ettik.

Mor Çatıyla birlikte, taciz bilgileri, tecavüz tehditleri gelmeye başladığında hızla koalisyonun da bileşeni olan Mor Çatıyla birlikte bir rehber ve çeşitli stickerlar hazırladık. Farkındalık yaratacak, kadınların ya da çocukların böyle bir şeye maruz kalırlarsa başvurabilecekleri yeri işaret eden, ihtiyaca binaen karşılıksız başvurabileceklerini, şikâyet edebileceklerini anlatan stickerlar. Burada önemli olan bir şey, bir bütün bu hengame arasında nasıl ciddi bir şiddet, güvenlik tehdidi yaşandığını aynı zamanda da kadın dediğiniz zaman tek tip bir kadınlıktan söz etmediğimizi unutmuyoruz. Dolayısıyla hem bu malzemenin Türkçe, Kürtçe, Farsça gibi orada yaşayan farklı dilleri konuşanlar için çok dilli olması gerekliliğini göz önünde tutan, hem de okuma yazma bilmeyenlere, farklı dinsel ve etnik kökenlerden gelenlere, yaşları farklı olanlara, herkese hitap eden, bütün bunları hesaba katan, bu farklılıklara göre çözümler üretmeye çalışan, yani aslında çeşitliliği gözeten bir yaklaşımla da bütün bunları yapmak önemliydi.

İşte en başta söylediğiniz gibi feminist politika burada gerçekten önemli. Herkes için hizmet etmek ve herkes için yaşanası bir kentin inşası çalışması içinde o “herkes kim?” sorusunun cevabını açık vermek gerekiyor. Bazı yerlerde barınma olanakları örneğin LGBT'lerin barınabileceği yerler olamadılar. Dolayısıyla birine barınma olanağı sağlarken çok çeşitli koşulları gözetmeniz gerekiyor. Entübe olmuş bir depremzedeyi Ankara'da giriş kat ya da asansörlü bir yer dışında barındırmanız mümkün değil mesela. Sadece barınma sağlamak, sadece destek kiti yollamak yetmiyor. Neye ihtiyacı olduğunu bilmek lazım. Belki işte tam burada bizim yıllara dayanan, öyle kendiliğinden bir haberleşme ağı gibi değil, gerçekten yan yana durmanın, ortak söz söylemenin, birlikte çalışma pratiğinin, o ortak dili kurmanın deneyiminden gelmenin sonuçları bugün yapabildiklerimiz: afet için bu kadar hızlı örgütlenmek ve ulaşmaya çalışmak. Bunu yaparken de hakikaten eşitsiz koşullarda olanları, toplumsal olanaklardan yararlanmasının önünde engel olanları misliyle etkileyen afeti ayrıca bu insanları gözeterek ele almak gerekiyor. Örneğin pandemide biz çalışma yürütürken, belediye izleme çalışması ile, İstanbul'da üç yüz elli bin yalnız ebeveyn kadın olduğunu gördük. Yalnız ebeveyn kadını olmak şu demek: Bu anne olabilir, babaanne, anneanne, abla, teyze, hala. Ama kadın çocuklarla kalmış. Dışarı çıkma yasağı var çoğunun. Çocuğu bırakacak yer yok. İşe de gidemiyor. Çocuğa gelir yok. Çocuğa da bakım gerekiyor. Yani o kadar çoklu problem aynı anda devreye giriyor ki bir krizle birlikte. Bugün ne yazık ki afette de işte tüm bu yılların verdiği mücadeleyle edinilen deneyimle bunları çözmenin araçlarını geliştirmeye çalışıyoruz. O nedenle mesela bu yaşam merkezlerini, Kadın Yaşam Merkezleri’ni kuruyoruz. Burada kamuyu temsilen bir belediyenin varlığı ve ayrıca oradaki koşulların ne olduğunu, oradaki kadınların ne istediğini ne yaptığını bilen bir grubun yani oradaki kadın örgütünün sürecin içinde katılımcı olması önemli.

Bugün kentler kurulacak. Mücella Yapıcı'yı burada anmak isterim. Şöyle bir cümlesi vardı, 2011’di sanıyorum, yazdığı bir yazıda “kendi yaşam hakkının, kentle olan ilişkisinin farkına varamayan bir kadın hareketi kendini geliştiremez” diyordu. O nedenle 2002’den beri kadın koalisyonu hakikaten kent hakkıyla ilgili mücadele ediyor. Yerel siyaset çalışması yapıyoruz. Çünkü yaşam hakkıyla doğrudan ilişkili.

Y.Y.: Evet yaşam hakkıyla doğrudan ilişkili gerçekten. Siz dinlerken şunu düşündüm. Feminist yazar Audre Lorde’un “efendinin araçları efendinin evini asla yıkmaz” sözü vardır, bilirsiniz siz de. Siz burada yeni araçlar, yeni feminist araçlar, yeni feminist politika dilleri üretmek için bir arayıştasınız. Ve bunu konuşmak, bugün konuşmak, başka günlerde konuşmak çok çok önemli diye düşünüyorum. Yani bu bahsettiklerinizde olduğu gibi o öznellikten beslenen, homojen bir gruba dayanan, tepeden inmeci, soyut olarak değil, o yere, oradaki dile, oradaki öznelere, oradaki spesifik ihtiyaçlara duyarlı çözüm önerileri geliştiren, bireysel bir edime değil, bütün bu kolektif ilişkilerden gücünü alan bir dile ihtiyacımız var. Ve dört-beş haftadan beri bu afette, bu afetin yönetiminde tersi yaklaşımın getirdiği sonuçları görüyoruz maalesef. Dolayısıyla kadın koalisyonunun bunun tam tersi bir yaklaşımla bu afetin yaralarının, iyileştirilebilmesi sosyal hayatın yeniden kurulabilmesi için neler yapılabileceğiyle ilgili bir arada arayarak, bir arada keşfederek geliştirmekte olduğu tüm bu yeni araçlar, yeni cevaplar, yeni alanlar, yeni mekanlar, yeni birliktelikler çok çok önemli.

G.E.: Ben de bir iki bir şey söylemek istiyorum. Anlattıklarınız son derece umut verici. Hakikaten özellikle uzun vadeli bir planlama ve çalışma içinde olmanız son derece değerli. Ayrıca “koalisyon” adının da ne kadar anlamlı olduğunu sizin anlattıklarınızdan sonra çok daha iyi anladığımı ifade etmek isterim. Belki de artık üçgenden değil, dörtgenden, beşgenden bahsetmek gerekiyor. Çünkü koalisyon, kadın örgütleri ve yerel yönetimlerin dışında özel sektörle ilişkiler kuruyorsunuz ve farklı örgütlerle, kadın örgütleri dışındaki örgütlerle de ilişki kuruyorsunuz. Bu geleceğimiz açısından gerçekten son derece önemli ve etkili olabilecek bir yaklaşım tarzı. Kaldı ki bilgi teyit koridorunu sayenizde öğrenmiş olduk. Bunun da son derece önemli olduğunu kayda geçmek isterim.

Y.Y.: Şu soru ile devam edeyim: şu sıralar ne üzerinde çalışıyorsunuz? Ve destek vermek isteyen, çalışmalarınızın parçası olmak isteyen dinleyicilerimiz size nasıl destek olabilirler?

İ.Ü.: Çok teşekkür ederim. Tabii şöyle bir uyarıyla devam edeyim: “ne yapabilirim?” “Şöyle de bir şey var mı?” diyenin kucağına hemen yapmak istediği şeyi bırakabiliyoruz. Gerçekten önemli çünkü. Şu anda tabii ki afet inanılmaz bir odakta. Ancak hemen şunu söyleyeyim bütün bunlarla birlikte zaten devam eden bir çalışmamız vardı: Siyasi partiler seçim kanunu ve daha eşit bir yaşam daha adil, daha özgür bir yaşam için siyasi partilerin kendi mevzuatlarında programlarında olması gerekenler üzerinde çalışıyorduk. Bir yandan tam da yerelde, gündelik hayatımızı hemen orada, o anda belirleyen yerel yönetim izlemesi yapıyorduk. Bunlara devam edeceğiz. Özellikle eşitlik eylem planları yapılması, kadın örgütleriyle birlikte bunları hayata geçirecek mekanizmaların kurulması halihazırda yürütmekte olduğumuz çalışmalardı. Belki diğer çalışmalarda da bizi arayacak, gelecek arkadaşlarla paylaşıp birlikte yürümeye başlayabiliriz.

Y.Y.: Harika! Güç veren, bir aradalığa davet eden bir 8 Mart akşam üzeri mesajıyla bitirmiş olduk bu programı Çok teşekkürler sevgili İlknur Üstün. Kadın koalisyonuna, kadın koalisyonuna, afet koordinasyonu ağına, daha yaşanabilir gelecekleri birlikte nasıl inşa edebileceğimize, mümkün kılabileceğimize dair çok umut veren, güç veren bir söyleşi oldu. Çok teşekkürler vakit ayırdığınız için.

Tüm dinleyicilerimizin, kadın artı dinleyicilerimizin tekrar 8 Mart'ını kutluyorum