"Yeşil Havadis" ile ekolojik gündem ve İkizköy Çevre Komitesi Sözcüsü Nejla Işık'la söyleşi

-
Aa
+
a
a
a

Yeni programımız Yeşil Havadis'in üçüncü bölümünde haftanın öne çıkan iklim, ekoloji ve demokrasi haberlerini paylaştık. Afet döneminde sorumlu gazetecilik yapmaktan, süregelen eko-kırımdan, Türkiye ve Afganistan'da demokrasi ve insan haklarından söz ettik. Tür koruma ve keşif haberleriyle olumlu bir tonda kapattığımız bu bölümümüzün konuğu Akbelen Ormanları'nın linyit madeni kurmak üzere kesilmesine engel olmak için mücadele eden İkizköy Çevre Komitesi Sözcüsü Nejla Işık oldu.

İkizköy Çevre Komitesi Sözcüsü Nejla Işık'la söyleşi
 

İkizköy Çevre Komitesi Sözcüsü Nejla Işık'la söyleşi

podcast servisi: iTunes / RSS

Afet Zamanı Gazetecilik

İklim kriziyle birlikte afetlerin şiddetlendiği ve sıklaştığı, dolayısıyla medyada daha çok gündem olduğu malum. Ancak bu haberlerin ne şekilde aktarıldığı da oldukça önemli. Bu hafta Yeşil Gazete’den Havva Cuştan, sahada ve editör masasında görev yapan gazeteci ve uzmanlarla, afet haberciliğinin 5N1K’sını konuştu. 

Görüş bildiren uzmanlardan Dr. Ümit Şahin, haberlerin, hak temelli dilden şaşmadan ve iklim krizi vurgusuyla verilmesinin gerekliliğine değindi. İklim krizine dikkat çekilmeksizin verilen haberlerin, fosil yakıt şirketlerinin değirmenine su taşıdığını aktardı. 

Benzer şekilde, İklim Haber editörü Bulut Bagatır da afetlerde ve iklim krizindeki insan parmağının öne çıkarılması gerektiğini iletti. 

Yeşil Gazete editörü Alev Karakartal ise 5N1K kuralının iklim krizi döneminde daha da önem kazandığını ve haberlerin insan odaklı kurgulanmaması gerektiğini belirtti.

Haber kapsamında, sahadaki gazetecilerden de görüş alındı. Kastamonu’nda yaşanan sel felaketini takip eden gazeteci Seda Taşkın, habercilerin sahaya hazırlıklı gitmelerinin ve haberleri kurgularken empati yapmalarının önemini vurguladı. Haberlerin abartıya başvurulmadan ve sağlam kaynaklarla yapılması gerektiğini söyledi. AFP’den Yasin Akgül ise afetten etkilenen insanların psikolojisini dikkate almanın gerekliliğine değindi. 

Kısa Kısa İklim

Bilim insanları, ısınan dünyaya uyum sağlamaya çalışan hayvanlarda fizyolojik değişimler meydana geldiğini ortaya çıkardılar. Buna göre birçok hayvan, vücut ısılarını daha iyi düzenleyebilmek için vücutlarının belirli bölümlerinin boyutlarını ve şekillerini değiştiriyor. Bu genelde daha büyük gaga, bacak ve kulaklar anlamına geliyor. 

 

Bu sene, Avrupa’da kaydedilen en sıcak yaz mevsimini geride bıraktık. Bunun sonucu olarak Güney Avrupa’da ciddi yangınlar yaşanmıştı. Yunanistan, bu tecrübeye dayanarak bir iklim krizi bakanlığı kurmaya karar verdi. 

 

Dünyanın farklı yerlerinden 200’den fazla sağlık dergisi, dünya liderlerini iklim değişikliği konusunda acilen önlem almaya ve toplum sağlığını korumaya çağıran bir bildiri yayımladı. Bildiriye imza atanlar arasında Lancet, New England Journal of Medicine, East African Medical Journal, Chinese Science Bulletin, National Medical Journal of India, Medical Journal of Australia ve BMJ Global gibi alanında tanınmış dergiler de var.

 

İngiltere‘de Manchester Üniversitesi bünyesindeki Tyndall İklim Değişikliği Araştırma Merkezi, Massive Attack grubunun konserlerinden gelen verilere dayanarak, müzik dünyasının iklim değişikliğini körüklemeden konserler organize etmesi için yol haritası ortaya koydu. Öneriler arasında turne rotalarını, yolculuğu en aza indirecek şekilde planlamak; etkinlik biletlerine toplu taşıma ücretlerini de dahil etmek ve etkinlik alanına kurulacak güneş paneli gibi araçlarla yenilenebilir enerji üretmek var. 

Kısa Kısa Ekoloji 

Cengiz Holding bünyesindeki Eti Bakır Şirketi’nin Samsun’da kuracağı katot bakır ve kimyasal gübre tesisi için 1.6 milyar TL devlet desteği verileceği, Resmi Gazete’de duyuruldu. 

 

Milas’taki Mandalya Körfezi’nde ise Ali Ağaoğlu tarafından yapılması planlanan 30 bin kişilik dev konut projesinin ÇED raporu, bakanlık tarafından onaylandı. 

2001 yılında Important Bird Area tarafından korunması gereken bölge ilan edilen, 197 kuş türüne ev sahipliği yapan ve 52 türün de daimi üreme alanı sayılan bu kıymetli sulak alanda üç binden fazla villa, dört otel, dinlenme tesisleri, okul, AVM, banka, kongre merkezi gibi yapıların yükselmesi planlanıyor. 

Projenin ilk başvurusunun 2008 yılında yapılmış, Orman Bakanlığı tarafından reddedilmişti. 

 

Geçtiğimiz hafta 62 caretta caretta yavrusu, Antalya Belek’teki bir otelin sahile koyduğu yürüme bandına sıkışarak can vermişti. Bir başka otelde ise 71 yavru, benzer şekilde altında kaldıkları yürüme bandından son anda sağ kurtarılmıştı. Bu iki otele verilecek para cezası belli oldu: Otel başına 241 bin 395 TL idari para cezası kesildi.

 

Suriye’den Akdeniz’e yayılan petrol sızıntısı, denizi ve bölge ülkele sahillerini tehdit etmeye devam ediyor. Petrol kirliliğinin bu hafta Hatay’ın Samandağ ilçesine ulaştığı tespit edildi. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Hatay Büyükşehir Belediyesi, vatandaşlardan denize girmemelerini istedi.

Aynı konuyla ilgili Sedat Gündoğdu imzalı bir köşe yazısı, Yeşil Gazete’de yayımlandı. Yazıda Gündoğdu, Akdeniz’e kıyısı olan tüm ülkelerin ortak hareket etmelerinin ve petrol fazla seyrelmeden temizlemeye başlamalarının öneminden bahsediyor. ‘Yakıt kıyıya ve deniz dibine çöktükten sonra iş işten geçmiş olacak’ diyor. 

 

Bu yaza damgasını vuran konulardan müsilaj ise, deniz yüzeyindeki tabakanın dağılmasıyla ülke gündeminden düştü. 1 Eylül itibariyle Marmara Denizi’ndeki balık avı yasağı da kaldırıldı. Ancak uzmanlar, tehlikenin geride kalmadığı konusunda ciddi uyarılarda bulunuyor. 

Yeşil Gazete’de, Nazlı Eda Piyade imzasıyla yayınlanan bu dosya haber kapsamında görüşülen Prof. Dr. Mustafa Sarı, müsilajın diplerde hala etkili olduğu konusunda uyarıyor ve denizin 40 yıldır kirletildiğine işaret ediyor. 

Müsilajın bir sonuç olduğunu vurgulayan Sarı, tekrar yaşanmaması için de nedenlerin ortadan kaldırılmasını söylüyor ve atık suların hala hiçbir işlem görmeden Marmara’ya boşaltıldığına dikkat çekiyor. 

Sarı, aynı zamanda sürdürülebilir balıkçılığın da önemine değiniyor:

“Bir koridor olan Marmara Denizi’nde balıklar Karadeniz ve Ege Denizi arasında geçit yapar. Bu koridorun iki kapısı; İstanbul Boğazı ve Çanakkale Boğazı’dır. Eğer balık çoğalsın istiyorsak bu kapıları ‘açık’  tutmamız gerekir.’

‘Balıkların rahatça üreyip büyüyebileceği koruma alanları oluşturmamız, bu alanları avcılığa kapatmamız ve buradaki balıkların tüm Marmara’ya dağılmasının sağlanması gerekiyor. Bunu da yapmadık.’

 

Bölgedeki linyit madenini genişletebilmek adına yok edilmek istenen Akbelen Ormanı’nda ise mücadele devam ediyor. Bu hafta, genişletme izninin iptali için beklenen bilirkişi heyetinin incelemesi oldukça olaylı geçti. 

Keşif sırasında hakimin davacı avukatlara ‘ruh hastası’ dediği iddiası hem hukukçuların hem de aktivistlerin tepkisiyle karşılandı. Bu olayı takiben İkizköy avukatları bir reddi hakim başvurusunda bulundular.

İkizköy Çevre Komitesi sözcüsü Nejla Işık ile İkizköy ve Akbelen’deki son durumu konuştuk. Hem köye çok yakında gerçekleşen orman yangınları süresince deneyimlediklerini hem de bilirkişi incelemesi sırasında yaşananları konuştuk. 

İkizköy Çevre Komitesi Sözcüsü Nejla Işık ile Röportaj

“17 Temmuz’daki ilk ağaç kesiminden sonra başlayan nöbetimiz hala devam ediyor. Yangınlar sebebiyle bulunduğumuz noktadan Ören karayoluna sürülmüş olsak da, Akbelen Ormanı’nı terk etmedik. Nöbetimizi, gelen misafirlerimizle devam ettiriyoruz. Nöbeti karayoluna inmemiz bizim açımızdan çok iyi oldu. Jandarmanın hesaplayamadığı bir şeydi. Ören’e turizm için gidenler ‘Akbelen Ormanını Vermeyeceğiz’ pankartını görünce dönüyor, durumu anlatmamızı istiyor ve desteklerini gösteriyor. Motivasyonumuz yerine geliyor.”

Işık’a, orman yangınları sırasında Akbelen Ormanı’nda yaşanan kesimi de sorduk. İlk kesimlerin 2019’da Orman İşletme tarafından yapıldığını belirten Işık, başka bahaneler öne sürülse de kesimlerin aslında maden için yapıldığını söylüyor. 17 Temmuz’daki nöbetlerine kadar çok fazla kere çeşitli sebeplerle Akbelen’e girilmiş. 8 Ağustos’ta ise orman yangınları sırasında bir kez daha habersiz kesim oldu. 

“Yangınlar canımızı acıtıyorken müdahale edilmez diye düşünüyorduk. 8 Ağustos’ta yangın adına Akbelen Ormanı’na 15 işçinin girdiğini duyduk ve inanamadık. Bütün Muğla yanıyorken biz nereye desteğe gideceğimizi düşünürken termik santralin işçileri bölgeye gelmiş. Farklı yerlerden gelen işçilere yangın söndürmeye destek olacakları söylenmiş. Ormanda yaptıkları kesimde küçük büyük demeden çok fazla ağaç kesmişler,” dedi.

Işık, bilirkişi ziyaretine dair izlenimlerini de paylaştı. “7 Eylül bizim için önemliydi ve iyi hazırlandık. Ne istediğimizi biliyorduk ve biliyorduk ki buraya gelen bilirkişiler gördükleri ve duydukları karşısında duyarsız kalamaz. Maden bölgesi dibimize kadar girmiş durumda. Susuzlukla, tarım alanlarımızın kaybıyla mücadele ediyoruz.” 

Bilirkişi heyetinin geleceği gün buluşma noktasında insan zinciri oluşturduklarını aktaran Işık, heyetin bu noktada durmayarak başka yere gittiğini aktardı. Gözlemci olarak uzmanların ve avukatların da katılımını sağlamaya çalıştıklarını söyleyen Işık, bilirkişinin doğrudan maden tarafına geçtiğini ve davacı olarak kendilerinin alana alınmadığını aktardı. Orman bölgesinin değil madenin gezildiğini ve burada medyaya da yansıyan hakaret olayının gerçekleştiğini paylaştı. 

Kısa Kısa Demokrasi

2017 yılından bu yana Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Osman Kavala’nın tahliye talebi, 1 Eylül’de bir kez daha reddedildi. 

Kararın ardından Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komisyonu bir açıklama yaparak Kavala’nın haklarının ihlal edildiğini ve yaşananların, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin nihai kararlarına uyma yükümlülüğüyle bağdaşmadığını söyledi. 

Açıklamada Kavala’nın en baştan tutuklanmaması gerektiği vurgulandı ve ‘Kavala’nın yasa dışı tutukluluk hali insan hakları ve hukukun egemenliğine saygısızlık göstergesidir,’ ifadesi kullanıldı.

 

Türkiye’de hukukun durumuna ilişkin olay yaratan gelişmelerden biri de Yargıtay binası açılışında Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın da hazır bulunması ve dua okuması olmuştu. Yargıtay Başkanı da üzerinde cübbeyle bu duaya eşlik etmişti. 

Erbaş, İmam Hatipliler Derneği ÖNDER tarafından bu yıl Aksaray Üniversitesi’nde düzenlenen İmam Hatipliler Kurultayı’nda yaptığı bir konuşmada bu eleştirilere yanıt verdi ve ‘“Önderler olarak boş alan bırakmamamız lazım. Adaletsiz İslam olur mu?’ dedi.

 

Bu sırada Afganistan’da yönetimi ele geçiren Taliban, geçici hükümette başbakanın BM terör listesinde yer alan Hasan Akhund olacağını duyurdu. Taliban’ın iki numaralı ismi olarak bilinen Molla Birader ise, başbakan yardımcısı olarak görev alacak. Bu süreçte kadınlar ve kız çocuklarının çalışma ve eğitim gibi hakları konusunda gelen ilk sinyaller ise beklendiği üzere olumlu değil.

Kabil’deki İbni Sina Üniversitesi’nde bir sınıf perdeyle ikiye bölünerek kız ve erkek öğrenciler ayrı oturtuldu. Taliban Kültür Komisyonu Başkan Yardımcısı ise bir açıklama yaparak kadınların spor etkinliklerine katılmasının yasaklanacağını açıkladı.

 

Türkiye’de ise Ağustos ayında en az 34 kadın ve 6 çocuk, erkekler tarafından öldürüldü. Bianet’in Erkek Şiddet Çetelesi’ne göre 32 failden yalnızca 20si tutuklandı. 

İyi Haberler

İBB, deniz taksi sistemini geri getiriyor. Üstelik bu ulaşım biçiminin yalnızca üst gelir grupları için değil, herkes için ulaşılabilir olmasının hedeflendiği belirtilmiş. 

Tasarımları şehir Hatları Genel Müdürü Sinem Dedetaş’a ait olan 50 deniz taksi, hem ekonomik hem de düşük yakıt tüketimine sahip olacak. 5 tanesi ise tamamen elektrikle çalışacak. İlk etapta 98 iskeleden çağrı yapılabilecekken daha sonra uygulama genişletilerek yolcuların istenilen yerden inip binmesine imkan sağlanacak. Altı ay sonra, paylaşımlı taksi dolmuş modeline geçilecek.

 

Adıyaman’da ise yeni bir tatlı su böceği keşfedildi. Çalışmalarda, endemik olan “bidessus anatolicus anatolicus” alt türünden sonra ikinci endemik alt tür bulundu. Böceğe “bidessus anatolicus adiyaman” adı verildi. 

 

Samsun’da ise nesli tehlike altında olan kızkuşları için bir koruma projesi başlatıldı. Yeşil Gazete’den Merve Özçelik’e konuşan projenin koordinatörü Melisa Bal, 'Bu konudaki farkındalığın yalnız Samsun'da değil tüm Türkiye'de artmasını istiyoruz' dedi.