Rapor: Türkiye’nin 6 aylık stoğu var, tarım ve besin krizi yaşayabilir

-
Aa
+
a
a
a

Korona Günleri programında Selim Badur, Türkiye’yi de yakından ilgilendiren bir Avrupa Komisyonu raporundan bahsetti.

Selim Badur'la Korona Günleri: 30 Nisan 2020
 

Selim Badur'la Korona Günleri: 30 Nisan 2020

podcast servisi: iTunes / RSS

(30 Nisan 2020 tarihinde Açık Radyo’da Korona Günleri programında yayınlanmıştır.)

Ömer Madra: Günaydın Selim Badur, merhabalar.

Selim Badur: Günaydın, merhabalar.

Özdeş Özbay: Günaydın.

SB: Günaydın Özdeş.

ÖM: Bir gün aradan sonra beraberiz.

SB: Evet.

ÖM: Bir de şunu söyleyeyim, yarın da tatil, resmî tatile uyuyoruz, yarın da olmayacak, şimdiden bildirmiş olayım.

SB: Ama o zaman ben şimdiden söyleyeyim, yarın biz Önce Sağlık programını yapacağız ve ne olup bittiğini öğrenmek için İsveç’e bağlanacağız ve İsveç’ten haberler alacağız. 

ÖM: Çok iyi!

SB: Aynı zamanda bir de sürpriz olacak, programın ikinci bölümünde de Türkiye’den bir hekim arkadaşımız, Prof. Dr. Özgür Karcıoğlu, Covid-19’a ait ilk kitabı yayınladı ya da yayınlanmak üzere. O da konuğumuz olacak.

ÖM: Harika!

SB: Sizi dinliyordum “Covid-19 ile bağlantılı ilginç bir hastalık” dan bahsettiniz, aslında o Kawasaki hastalığı, ilk kez 1967 yılında Japonya’da Tomisaku Kawasaki tarafından tanımlanan bir hastalık. Sizin bahsettiğiniz 6-7 Avrupa ülkesi ve ABD dışında aslında Covid’le ilk ilintilendirildiği ülke Avustralya, oradan bildirilmişti. Bu hastalık bir mukokutanöz, yani hem deriyi hem de mukozada birtakım belirtiler oluşturan ve lenf nodülleri sendromu diye de tanımlanan bir hastalık. Aslında herhangi bir enfeksiyona bağlamak mümkün değil çünkü biliniyor ki hangisi olursa olsun bir enfeksiyon hastalığını tetiklediği otoimmün bir yanıt sonuçu ortaya çıkıyor. Yani bunu Covid’ten sonra da görürsünüz, diğer farklı bakteri ya da virüslerle oluşan bir enfeksiyondan sonra da görebilirsiniz. Bu bilinen bir olgu; bugün sayıları artmakta olan Kawasaki olguları, Covid-19 nedeniyle oluşmuş olabilir ama bu tabloyu Covid’in bir yan belirtisi ya da yan tezahürü diye değerlendirmemek lazım. Bu bir enfeksiyon hastalığı olduğu zaman küçük bir grup da olsa, belirli sayıdaki hastada oto immun yanıt yani bizim kendi yapımıza karşı oluşan bir immün yanıt şeklinde ortaya çıkıyor. Önemli ama çok da abartmaya gerek yok.

ÖÖ: Peki neden çocuklarda görülüyor?

SB: Günümüzde genellikle çocuk yaş grubunda görülüyor, nedeni tam bilinmiyor.

ÖÖ: Çünkü çocuklar esas Covid-19’dan çok da etkilenmiyor diye görünüyordu ama burada onlar arasında görünüyor.

SB: Bunun nedeni herhalde birkaç hafta içinde ortaya çıkacaktır. Tabii eğer rahat verirlerse çünkü dün bir yazı çıktı Sophie Roborgh ve Larissa Fast diye iki araştırıcı, Manchester Üniversitesi’nden iki genç araştırıcı. Dünyadaki Covid-19 pandemisi sırasında farklı ülkelerdeki sağlık çalışanlarını bakışı incelemişler. Özellikle Yemen, Afganistan, Suriye, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Sudan’da çok ciddi saldırılar oluyormuş sağlık çalışanlarına karşı. Her ne kadar bir takım Avrupa ülkelerinde insanlar belirli saatlerde korna çalarak ya da alkışlayarak destek verseler de, her ne kadar ‘Health Care Worker’ yerine ‘Health Care Heroes’ diye tanımlansa da, böyle bir fiziksel saldırıya maruz kaldıkları ülkeler var. Yazının ikinci bölümünde ise bir başka grup ülkede hükümetlerin uyguladığı sağlık politikasını ya da alınan önlemleri beğenmeyen, eleştiren ya da çok şeffaf olmamakla suçlayan sağlık çalışanlarının tutuklanmasının söz konusu olduğu ülkeler var. Bunlar da, yazıdan aktarıyorum, Çin, Tayland, Türkiye ve Pakistan. Bu ülkelerde de sağlık çalışanlarına bir takım resmi politik görüşlerle örtüşmeyen beyanatlarına cezalandırma söz konusu. Tabii ülkelerden bahsederken beni gülümseten farklı ülkelerdeki uygulamalar var. İşte Peru’da bir gün erkeklerin bir gün kadınların sokağa çıkma yasağından bahsetmiştik. Benzer bir ilginç yaklaşım Korsika’dan dün geldi “biz bir adayız onun için kontrol etmemiz daha kolay girişlerde denetim yaparak” diyen muhalefet, iktidardan şunu istiyor ya da şu andaki yöneticilerden “paraları temizleyin” demişler. Yani paraların dezenfekte edilmesini önermişler. 

ÖÖ: Bu vardı ama mikrodalga fırına koyanlar falan haberlerde, hatta bir tanesi yakmıştı 10 bin dolarını.

SB: Farklı ülkeler dedik tabii bazen bilimsel olmayan yaklaşımlarda çıkıyor; ülkelerin kendi aralarındaki çelişkiyi de gösteriyor. Lancet Infectious Diseases’de bir yazı çıktı Mısır’da Covid hastalığıyla ilgili. Fakat o yazı çıktıktan sonra farklı gruplardan 5 adet eleştiri geldi yazıya. Konuyu uzatmayayım ama Mısır’da devlet başkanı önce “bize bu hastalığı turistler getirdi” demişti, bunu savunanlar ya da buna karşı çıkanlar “turist mi getirdi, yerli vaka mı, ithal vaka mı?” tartışmasını yapıyorlar. Mısır’a özgü bilimsel birtakım verilerini bildireceklerine birbirlerini suçlamadan öteye gitmiyor hem de bunu bir tıp platformunda oluşturuyorlar. Ülkelere şöyle bir tur atarken Nijerya’dan bir haber var “bu Covid-19 nedeniyle şu anda ülkemizin esas sağlık sorunu olan HIV ve tüberkülozun ihmal edildiğini görüyoruz, bu yapılmamalı” diye bir çalışma var. İki haber de sinema dünyasından, anımsamıyorum biz konuştuk mu bu konuyu ama biliyorsunuz mayıs ayı Cannes Film Festivali’nin dönemi; Cannes, Venedik ve Berlin film festivalleri tabii erteleniyor. Ancak bu film festivalleri, özellikle Cannes Film Festivali yöneticileri 29 Mayıs – 7 Haziran arasında Youtube’dan birçok etkinlik düzenleyeceklermiş. Eski-yeni, kısa-uzun metrajlı filmler, açık oturumlar, konserler, bunu izlemek ilginç olabilir diye bir haber vardı. 

ÖÖ: Filmleri de mi göstereceklermiş online olarak?

SB: Onu bilmiyorum. 

ÖÖ: Şu anda direkt ona odaklandım!

SB: ‘Unutmak’ diye bir duyuru yayınlandı Fransa’da, Jeanne Balibar, Jean Dujardin gibi sinema çalışanlarının yanı sıra Benjamin Biolay gibi Fransız müzisyenler Cumhurbaşkanı’na “sanatı ve kültürü sırtlarında taşıyan milyonlarca sinema çalışanını unuttunuz” diye bir duyuruda bulundular. Bilimsel yeniliklere değinmeden önce bir de tarımla ilgili haberlere bakalım. Avrupa Komisyonu’nun tarım raporu, (daha önce belirtmiştim, orada çalışan bir Belçikalı arkadaşım tarafından gönderiliyor), oradan bir iki ilginç noktayı aktarma olanağı bulunuyorum. Türkiye ile ilgili bir haber var Avrupa Komisyonu’nun raporunda “Türkiye tarım ve besin krizi yaşayabilir, Türkiye’nin 6 aylık stoğu var, eğer şu anda ekimler başlamaz ise Türkiye sorun yaşayabilir” diye bir yazı. Aynı zamanda Avrupa ve Rusya’da epeydir yağmur yağmamış, Mart’ın başından beri Fransa tarım alanlarına bir damla yağmur düşmemiş, ilginç bir bulgu tabii iklim kriziyle ilintili. İlginç olan da Fransa’da yağmur duasına çıkılmıyor da ‘yağmur dansına’ çıkmış Fransız köylüleri. Onlar farklı yaklaşıyorlar. Fakat tarım ve beslenmeden bahsederken ABD’de covid-19 nedeniyle olan bitene göz attığımızda tarım ve çiftlik ürünlerini imha ediyorlar Amerika’da; bir yandan insanlar kuyruklarda bekliyor alışveriş merkezlerinde, bir yandan da tonlarca gıda maddesi imha edilmekte çünkü satacakları restoranlar, oteller kapalı. Çok büyük bir miktar da oluşturuyor büyük ülkede, her gün imha edilen 3 tane ürün söyleyeceğim, rakamlara inanamadım bir daha teyit ettim bu sabah. Her gün 14 milyon litre süt, haftada 750 bin yumurta, 500 ton da soğan imha ediliyormuş. Günde imha edilen süt miktarı çok çarpıcı 14 milyon litre süt! O ilginç geldi bana, biraz fazla. 

ÖM: Ben de buna ufak bir ilavede bulunayım izninizle.

SB: Tabii.

ÖM: ABD’de bu yiyecek içecekle ilgili çok önemli bir başka kriz de et üreticileri, mezbaha gibi yerlerde, mesela domuz çiftliklerinde, domuz satış piyasalarında var, tavuk ve aynı zamanda sığır eti filan, çünkü Trump izin vermiyor bunların şey yapmasına, büyük bir salgın var çalışanları arasında çok zor şartlarda çalıştıkları için. Buna izin vermiyor, çalışmanın devam etmesi gereken kritik alt yapısı sayıyor. 1 Mayıs’ta da onlardan da bir grev gelmesi ihtimalinden de bahsediyordu Democracy Now’da gördük. 

SB: Ekonomiden bahsederken İngiltere’deki üniversitenin gelirlerine ait bir bilgi aktarayım. İngiltere’de üniversitelerin gelirlerinin yüzde 17’si yabancı öğrencilerden gelirmiş, diyorlar ki “bu Covid-19 süreci bitince Oxford ve Cambrigde dışında birçok üniversite sarsılacak ve ayakta durmayacakları hale gelebilirler”; çünkü 480 bin İngiltere dışından öğrenci varmış İngiltere üniversitelerinde, bunların 120 bini Çinliymiş ve her bir öğrencinin üniversitesine değişen oranlarda 23 bin ila 34 bin Euro arasında bir harç ödermiş. Yani İngiltere üniversite sisteminin de biraz sarsılacağı ya da etkileneceği aşikâr. Bu bulaşla ilgili bir nokta, daha önceki programlarımızda adına değinmiştim Jean- François Delfraissy diye Fransa Covid-19 Bilim Kurulu Başkanı, şöyle bir hesaplama yapıldığını açıkladı 2 gün önce: “herhangi bir izolasyon yapıldığında günde 2-3 bin yeni vaka ortaya çıkıyor, ama izolasyon yapılmadığı zaman bu sayı günde 60-80 bin vakaya çıkıyor” diye; bu kolay, ama farklı bir hesaplamayı beraberinde getiriyor. Önemli bir nokta yani 2 binlerden 60 binlere çıkıyor bulaş oranı. 

Değinmek istediğim bir de önemli yayın var, bahsetmiştim, ilk haftalarda hep Çin’den ve kısıtlı sayıda hastalarla yapılan bulgular bize aktarılıyordu. Artık gün geçtikçe batıdan, Avrupa ve Amerika’dan daha büyük seriler, daha güvenilir seriler yayınlanmaya başlandı. Fransa’da dün önemli bir yazı çıktı, Hollanda asıllı Sylvie van der Werf isimli Fransız araştırıcı, kendisi Pasteur Enstitüsü’nün “solunum yolları virüsleri laboratuvarının” yöneticisi. 51 Fransız araştırıcısı yer alıyorlar çalışmanın yazar kısmında, oldukça büyük bir konsensüs olduğu belli. İçinde Yazdan Yazdanpanah gibi İran kökenli Fransa’nın önde gelen genç enfeksiyogları, a da Arnaud Fontanet gibi Fransa’nın en önemli epidemiyologu (televizyonlarda Fransa’nın sağduyusu olarak yer alan ve gençlik yıllarında Türkiye’ye bir kongre için gelmişti). Tüm bu insanların imzaladıkları bir yazı, bunlar 4 tane farklı ELISA antikor testini kıyaslıyorlar ve semptomlu olguların yani gerçekten covid-19 olduğu belli olan ve bulguları olan yani klinik belirtileri olan, tomografisi pozitif çıkanların sadece yüzde 29’unda antikor testi pozitif çıkıyor, kan donörlerin yüzde 3’ünde. Şimdi bu ne demek?

ÖM: Bir kesinti oldu galiba. Bu arada olup bitenlerle ilgili olarak yeni bu hastalığın çeşitli yerlerde olduğunu gördüğümüz sırada ekonomik paketlerin de %1’inin sadece 700 milyon yoksula yettiğini ancak buna karşılık yapılmadığı yolunda önemli bir haber de vardı, koronavirüste salgının işsizler üzerinde büyük bir etki yaratacağı konusunda da toplumsal çöküntü tehdidi yaratacağı konusunda ciddi uyarılar geliyor. Onu da belki birazdan Seyfettin Gürsel’le de konuşma fırsatı buluruz diye ümit etmekteyiz. Bu şeyin tabii çok önemli bir durumu var ekonomik olarak da söyleyecek olursak özellikle bu et endüstrisinde çalışanların filan sağlıkları artık bir yıkım boyutuna ulaşmış durumda gibi görünüyor ABD’de.

ÖÖ: ABD’de de en fazla görülen vakalar arasında sayılıyor bu sanayide bu fabrikalarda çalışanlar, et sanayinde çalışanların 6500 işçide görülmüş şu ana kadar vaka.

ÖM: ABD’de bir de Vietnam savaşının tamamında ölen asker sayısını da aşmış olduğunu söylemek lazım covid-19’un boyutlarını anlatırken. Yani 58 bin 500 kadar insanın hayatını kaybettiği görülüyor. Bu da bütün Vietnam savaşı boyunca, yıllardır süren Vietnam savaşı boyunca ölenlerin sayısını aşmış. Ayrıca da ABD 1 milyon yeni koronavirüsü teşhisi vakası tespiti söylemişti ama bu sadece küçük bir bölümünü oluşturuyor yani ABD covid-19 ölümlerinin dünya çapındaki ¼’nin temsil ediyor. Konfirme olmuş, doğrulanmış, tescil edilmiş vakaların da 1/3’ünü temsil ediyor. Onun için de çok büyük bir problem olarak devam edeceği, yani Donald Trump’ın buna izin vermemesi kapanmasına ve işçilerin korunmasına izin vermemesi son derece ciddi bir problem olacağına dair de başka kaygı verici haberleri ortaya çıkarıyor. Bir de şeyden bahsedelim, büyük grevlerin de bu koronavirüsü yüzünden kiralarını ödeyemeyenlerin sayısının kat be kat arttığını ortaya koyan haberler var. Alexandria Ocasio Cortes de temsilci “ödeyemiyor insanlar ve zorla yaptıramazsınız, para yok bankada ve çocuklarını beslemek zorundalar, yedirip içirmek, çıkaramazsınız onları evlerinden” diyor ve yeni bir politika kurulması için yarın 1 Mayıs’ta greve gidileceği haberleri var. 

SB: Ben bağlandım ama nerede koptuğumu bilmediğim için 

ÖÖ: Tam “şu anlama geliyor” dediniz o sırada koptu.

SB: Bugün vaktimiz kalmadı ama önümüzdeki hafta (yarın program olmayacağı için) pazartesi günü biraz bu antikorları, biraz da vücutta asıl harabiyet oluşturan stokin fırtınasını ayrıntılı konuşalım program bize elverdiğince. Bugün şu bilgi ile bitirmeme izin verin.

ÖM: Estağfurullah.

SB: Bir yazı İngiltere’den bir araştırıcı Christian Yates’in bir yazısı var: “Acaba biz bu maksimum risk dönemine geldik mi?” diye. Yazıyı okumayacağım ama çok güzel bitirmiş bana kalırsa, diyor ki 1942 yılında Churchill’e demişler ki “siz Rommel güçlerine karşı El Alamein’de bir başarı elde ettiniz, zafer elde ettiniz, bitti değil mi 2. Dünya Savaşı?” Churchill’in yanıtı ilginç, müsaade ederseniz İngilizce okuyacağım “Now this is not the end, it is not even the beginning of the end, but it is perhaps the end of the beginning”. Belki de gerçekten işin başlangıcının sonu geldik sadece.

ÖM: Sonun başlangıcı

SB: Evet, “the end of the beginning” güzel laf. 

ÖM: Başlangıcın sonu.

SB: Bugünlük bu kadar, o zaman 1 Mayıs’ınızı kutlayayım. 

ÖÖ: Teşekkür ederiz. 

SB: İyi hafta sonları dileyeyim, pazartesi görüşmek üzere.

ÖM: Çok teşekkür ederiz.

ÖÖ: Görüşmek üzere. 

ÖM: Takip edeceğiz.

SB: Sağ olun, teşekkürler.