Ön denemelerde aşı etkinliğini yüzde 70’in üzerine çıkaran bir proje yok

-
Aa
+
a
a
a

Korona Günleri’nde Selim Badur, Science Dergisi’nden Myron Cohen’in editoryal yazısını paylaştı: “Ön denemelerde etkinliği yüzde 70’in üzerine çıkartan çalışma yok.”

Selim Badur'la Korona Günleri
 

Selim Badur'la Korona Günleri

podcast servisi: iTunes / RSS

(11 Mayıs 2020 tarihinde Açık Radyo’da Korona Günleri programında yayınlanmıştır.)

Ömer Madra: Günaydın Selim Badur, merhabalar. 

Selim Badur: Günaydın, merhabalar.

Özdeş Özbay: Günaydın.

SB: Günaydın Özdeş, iyi haftalar dileyerek başlayayım. 

ÖM: Teşekkürler, nedir genel durum?

SB: Klasik bir deyim vardır “bir iyi bir de kötü haberim var!” diye aslında benim iyi haberim yok, kötü haberlerim var. Bir kere siz de belirttiniz, farklı ülkelerde bildirimlerde bir standardizasyon eksikliği olduğu net olarak ortaya çıkmaya başladı. Haberlerin ilki Rusya’dan geliyor, bu olumsuz ya da karamsar haberlerin. Yekaterinburg gibi önemli kentlerin bulunduğu Sverdlovsk bölgesinde ölüm oranları yüzde kaç artmış biliyor musunuz? Yüzde 233! 

ÖM: Aman yarabbi!

SB: Saratov’da yüzde 200, Ryazan’da yüzde 60... Ayrıca hasta ve ölüm kayıtlarına, aynen Türkiye’de olduğu gibi, sadece PCR testi pozitif olanlar alınmakta; bunu da bir not düşmekte yarar var. En fazla mortalite ilginç bir şekilde Belçika’dan bildiriliyor, çünkü gayet liberal bir yaklaşımı oldu Belçikalıların: bir süreden beri yaşlı ve bakım evlerindeki pnömoni hastalarının, test yapılmamış bile olsa, eğer klinik ve tomografi sonuçları uyumlu ise, hepsini covid hastası kabul edip bu şekilde bildirim yapmaya başladılar. Meksika’da mortalite yüzde 21’e çıkmış durumda, çok yüksek bir oran...ama en garip olan durum Brezilya’da yaşanıyor, hafta sonu günde 10,600 ölüm olmuş, en fazla olgu görülen 6. ülke haline gelmiş Brezilya ve “210 milyonluk ülke aslında pandeminin merkezi olma yolunda ilerliyor” şeklinde yorumlar var. Ölümlerin bu kadar fazla olması nedeniyle, bir günde 10,000’in üzerinde ölüm saptandığından 3 günlük yas ilan edilmiş ülkede. Tabii herkes Başkan Bolsanaro’ya dönmüş ne diyecek diye, bir şey dememiş. Niye bir şey söylememiş biliyor musunuz? Çünkü bütün bunları olup da ülkede 3 günlük yas ilan edilirken bir demeç vermek, bir görüş bildirmek yerine Brasilia gölünde jetski yapıyormuş kendisi.
ÖÖ: Gerçekten mi? Bu Avustralya orman yangınları sırasında bir adada tatil yapan Avustralya başkanı gibi!

ÖÖ: Başbakanı evet.

SB: Bu arada “olgular Avrupa’da çok azaldı, işler yavaş da olsa yoluna giriyor, birçok ülke alınan önlemleri gevşetiyor” şeklinde haberler var. Yalnız bir takım olumsuz haberler de Uzakdoğu Asya’dan geldi; önlemler açısından çok başarılı olduğundan bahsedilen, bu şekilde tanımlanan Güney Kore Çarşamba günü sınırlamaları kaldırmak üzere girişimlerde bulunmuştu, hatta kaldırmıştı büyük kısmını. Ancak hafta sonuna gelindiğinde aradan 2-3 gün gibi çok kısa bir süre geçince özellikle 5 tane gece klübü, bar, diskotek tarzı gece eğlence merkezlerinden ciddi bir yayılım olduğu saptandı ve ülke genelinde gece hayatını şu anda durdurdu dün aldıkları kararla. Bütün bar, diskotek, gece klüpleri faaliyetlerine ara verdiler; Güney Kore’nin dışında son 2 gün içinde olguların birdenbire yükseldiği yer, ilginçtir, Çin’in Wuhan bölgesi... bir süredir bu bölgede herhangi bir yeni olgu yoktu, birdenbire yeni olgular çıkmaya başladı Wuhan’da. Yine ülkelere bir gezinti yapıyoruz, Kanada’da ilginç olarak, Quebec bölgesi “cennet gibi” neredeyse, olgu sayısı çok az ancak Montreal en fazla vakanın, olgunun bildirildiği Kanada kenti. Nasıl oluyor da Quebec’te bir şey yokken Montreal’de bu kadar yoğunluk yaşanıyor? “Çok kalabalık, yoksulluk var, işsizlik var Montreal’da” şeklinde açıklamalar var ve ölenlerin yüzde 80’i de yaşlı bakım evlerinde kalanlar. 

ÖÖ: Bu galiba küresel bir olgu, İsveç’te yüzde 90’a kadar şu anda geçen hafta sonu İsveç Sağlık Bakanlığı özür dilediğini açıkladı huzur evlerinde yaşayan insanlardan. Kendileri %90 ölümlerin burada gerçekleştiğini söyledi. Dünya genelinde de çok yüksek huzur evlerinde, yaşlı bakım evlerinde kalanlarda.

SB: Belçika’da da öyle. 

ÖÖ: Bu sizin geçen hafta bahsettiğiniz bir makale vardı Evren Balta ile Soli Özel’in, onlar mesela bu meseleyi özel olarak üzerinde duruyorlardı, Türkiye’deki aile yapısının bir fark yarattığını söyledi, çünkü Türkiye’de aileler bakıyor, yaşlı bakım evlerinde görece daha az diyorlardı.

SB: Doğru katılıyorum, mortalitenin yani ölüm oranının bizde düşük olma nedeninin hem bu bahsettiğiniz yaşlı bakım evleri konusu olduğunu, hem de bana kalırsa tedavinin batı ülkelerine oranla çok daha erken başlanması. Yani solunum güçlüğü çekip yoğun bakıma girdiğinde başlanan tedavi protokollerini Türkiye’de hemen hemen her merkezde, covid şüphelenen herkese hiç hasta ağırlaşmadan uygulanmaya başlıyor, bu da bir yaklaşım ve bir seçim, tercih tabii. Ülkelerden bahsederken Equador Başkanı Moreno kendisinin ve bakanlarının maaşlarını yarı yarıya indirmiş ve elde edilen geliri bu konuya adıyorlar. Sanıyorum Eraslan’a bağlanacaksınız ama bir iki noktadan daha bahsetmek istiyorum.

ÖM: Daha var vaktimiz. 

SB: Benim çok önemsediğim çünkü metodolojisi açısından çok doğru olduğunu düşündüğüm bir rapordan bahsetmek istiyorum. Bu çalışmayı gerçekleştirenlerden bir araştırıcıyı İstanbul Tıp Fakültesi’nden de tanıyorum, sonradan bizim üniversitemizden ayrılmıştı ama Doç. Dr. Oktay Özdemir ile Prof. Dr. Tuğrul Erbaydar, ki Tuğrul’u tanırım, Ankara Üniversitesi Halk Sağlığı’nda profesör şu anda, Türkiye’de Sars-cov-2 virüsü ile enfekte kişi sayısının belirlenmesi üzerine bir çalışma yapmışlar. Yöntem ve modelleme açısından eksiksiz bir çalışma. Analizi 3 basamakta yapıyorlar, Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan resmi olgu sayısına dayanarak toplumdaki PCR pozitif enfekte kişi sayısının hesaplanması; PCR negatif olgu sayısını tahmin ederek ilk basamakta hesaplanan pozitif olgu sayısına eklenerek toplumdaki enfekte kişi sayısını hesaplanması ve bu enfekte kişilerin büyük kentlere dağılımı. Bu hesaplamaya göre isterseniz daha sonraki programlarda ayrıntılarına bakarız ama toplam Sars-cov-2 ile enfekte kişi sayısı resmi olgu sayısının 12,6 katı. Türkiye’de 6 Mayıs itibariyle 1,654 milyon Sars-cov-2’li enfekte kişi olduğunu hesaplıyorlar. Enfekte kişilerin 1 milyon 31 bini İstanbul’da. Bu ilginç ve önemsediğim bir çalışma, doğruluk payının da yüksek olduğunu düşünüyorum. Eğer ilgilenirseniz önümüzdeki günlerde belki bu rapordan daha ayrıntılı bahsedebiliriz.

ÖM: Bundan bahsedelim, yani hem bu sözünü ettiğiniz yeni araştırma nerede yayınlandı onu da bildirirseniz?

SB: Bu aslında bir rapor şeklinde bana geldi, nerede yayınlandığını bunu hemen Tuğrul’dan öğrenip ben size ileteyim. 

ÖM: Açık Radyo web sitesine koyalım. 

SB: Tamam. 

ÖM: Aynı zamanda Evren Balta ve Soli Özel’in Institute Montaign’de yayınlanan yazısını da İngilizce olarak onu da koyalım siteye.

ÖÖ: Güzel bir analiz çünkü ikisinin makalesi.

SB: Evet evet ben de katılıyorum, hatta yurtdışında konuyla ilgili birtakım arkadaşlarıma yollayıp onların yorumlarını da aldım, bir ara onlardan da bahsederiz. İki tane önemli haber var, bunlar bilimsel makaleler, bunlardan bir tanesi JAMA Dergisi’nde hafta sonu çıktı, Diangeng Lee ve arkadaşlarının. PCR pozitif çıkan covid-19 oldukları kanıtlanmış olgularda semen incelemişler. Yani spermleri de içeren seminal sıvıyı ve yüzde 15,8 ile pozitiflik saptamışlar. Bu neyi getiriyor? Etkenin cinsel yolla bulaşma özelliğini gündeme getirir; bu da yeni bir yaklaşım. Cinsel ilişki ile bulaşan “cinsel yolla bulaşan hastalıklar”dan mı acaba? Bu konu da devreye giriyor. Bunun dışında en olumsuz ve olumlu haberle bitireyim. Olumsuz haber Science Dergisi’nde dün yayınlandı, Myron Cohen bir editoryel kaleme almış: “aşı ön denemelerinde ilk elde edilen sonuçlara bakıldığında, hangi proje olursa olsun tümünde ortak olan, aşının etkinliğnin yüzde 60-70’in üzerine çıkmadığı ve %100 korumanın olmadığı” şeklinde. Günün en iyi ve tek iyi haberini sona sakladım! O da sayın Mehmet Barlas’ın yazdığı köşe yazısında “salgın sonrası Türkiye AB üyeliğine hazırlanıyormuş” şeklinde bir yorum getirmiş...siz de lütfen gerekli hazırlıklarınızı yapmalısınız.

ÖÖ: Ben de şaşırmıştım niye Mehmet Barlas’ı veriyorsunuz diye!

SB: Özdeş hazırlıklarımızı yapalım. 

ÖÖ: Yine bir fırsat kapısı yani?

SB: Evet evet ve gayet doğru bir analiz tabii, yanılma payı bence hiç yok! Peki ben bitireyim isterseniz.

ÖM: Çok teşekkür ederiz.

SB: Evet sevdiklerinizi ve kendinizi korumak için aman birtakım önlemleri, kişisel mesafe ve maske kullanmayı unutmayın ama sevdiğiniz radyonuzu da korumak için desteğinizi sürdürün, ihmal etmeyin deyip bitireyim. 

ÖM: Çok teşekkür ederiz Selim Badur, görüşmek üzere. 

SB: Görüşürüz, sağ olun.