Birçok Avrupa ülkesi yılbaşı haftası için yeni kısıtlamaları devreye soktu

-
Aa
+
a
a
a

Korona Günleri’nde Prof. Selim Badur, Avrupa ülkelerinin aldığı yeni kısıtlama kararlarının yanı sıra aşı konusu ve ilk olarak İngiltere’de ortaya çıkan yeni varyantı mercek altına aldı. 

Selim Badur'la Korona Günleri
 

Selim Badur'la Korona Günleri

podcast servisi: iTunes / RSS

(21 Aralık 2020 tarihinde Açık Radyo’da Korona Günleri programında yayınlanmıştır.)

ÖM: Günaydın Selim Badur merhabalar.

Selim Badur: Günaydın efendim, günaydın.

Özdeş Özbay: Günaydın.

SB: Günaydın Özdeş, günaydın Feryal. İyi haftalar.

ÖM: Söze önce ben girmek istiyorum izninizle, ‘Pandemi ve Covid-19’ adlı Ayrıntı yayınlarından çıkan kitap için kutlamak isterim. Şadi Yenen’le birlikte editörlüğünü yaptığınız devasa bir kitap diyebiliriz, 500 sayfayı aşkın. Çeşitli yönlerine değinen ilginç bir kitap, o yüzden üzerinde daha sonra daha fazla durma fırsat bulmak umuduyla şimdilik sadece tebriklerimi ileteyim.

SB: Çok teşekkür ederim efendim, sağ olun. Son programımızdan bu yana artık Korona Günleri’ni böyle sayısal değerlerle açıyoruz. Günlük ortalama 650 bin kadar yeni olgu eklendi. Sayı her gün artıyor, 77 milyona doğru ilerlemekte. Biraz gazete haberlerinden sonra isterseniz şu İngiltere’deki mutasyon olayına bakmak istiyorum. O konuda ne kadar gerçek, ne kadar tehlike, ne kadar abartı var. Onlara değinmekte yarar var, elbette Türkiye’den haberlere fırsat buldukça değineceğim. Hafta sonu bizim son programımızdan bu yana cuma, cumartesi, pazar günleri Fransa Devlet Başkanı Macron’un biliyorsunuz PCR testi pozitif çıktı, yedi günlük bir izolasyona girdi. Kendisi Versay’daki başkanlık konutunda eşi Brigitte Macron negatif çıktığı için Eliza’da kalmış. Aslında bütün yaklaşım şöyleydi Avrupa ülkelerinde, Kasım ayında bir sıkı kapanma olsun, daha sonra kasım sonu, aralık başı bu kısıtlamaları kaldırırız. Böylece Christmas ve Noel alışverişi biraz rahatlatır ekonomiyi. Noel’de aileler kutlarlar bu Noel yemeği ritüelini sürdürürler diye ama öyle olmadı. Örneğin Fransa’da 5 binin altına düşmesi beklenirken olgu sayısı asla kasım ayından bu yana tüm önlemlere rağmen 10 binin altına düşmedi. Sadece Fransa değil, baktığım zaman çok çeşitli ülkelerde sorunlar var. Örneğin İtalya yeniden kapanıyor ve ilginç olarak şimdi söyleyeceğim tarihlerini, aralığın sonundan ocağın sonuna kadar söz konusu olan kapanmalar devrede Avrupa ülkelerinde. 21 Aralık – 6 Ocak bu Noel döneminde yayılma çok olmasın diye şehirlerarası seyahatler yasaklandı. Kendi kır evlerine bile gidemeyecekler arabalarına atlayıp Noel yemeği için. Bar ve restoranlar kapalı, bütün Noel tatili sırasında her aileden de 1 kişi dışarı çıkabilecek. Avusturya’da Noel’i rahatlatacak, Noel’i atlıyor 26 Aralık’ta başlıyor yasaklar. 26 Aralık – 24 Ocak arasında şimdiye dek gece 20.00’den sabah 06.00’ya kadar dönem dönem uygulanan sokağa çıkma yasağı, gündüzleri de yayılacak ve kısıtlı şekilde sokağa çıkılabilecek. Dükkanlar ve okullar 18 Ocak’a dek kapalı, 18-24 Ocak arası antijen testi yaptırıp negatif çıkanlar okullara, dükkanlara ya da restoranlara gidebilecekler. Öğretmenler, müşteriyle temas eden satıcılar ve toplu taşımada görevli yapan kişiler 18 Ocak’tan itibaren her hafta antijen testi yaptıracaklar. Yani ülkeler gerçekten en ufak bir homojen, birlikte hareket etme ve ortak karar alma yok, herkes kendi yerel doğrularına göre farklı uygulamalara geçiyor. Almanya çarşambadan itibaren tüm acil olmayan ticarethane ya da mağazaları ve okulları kapattı. Doğrusunu isterseniz ilkbahar döneminde, ilk dalga sırasında olayı iyi kontrol etmişti Almanya ancak bu dönem sonbahar-kış döneminde pek öyle değil. 24 saatte en az 30 bin olgu çıkıyor Almanya’da. İngiltere’de restoran ve oteller Londra’da üçüncü kez kapanacak, İrlanda Noel’den sonra 6 hafta kapandı, Polonya 28 Aralık’tan sonra 3 hafta için kapanıyor, yılbaşında sokağa çıkma yasağı uygulayacak Polonya. Litvanya’da Noel’de şehirlerarası yolculuk yasaklandı, Brezilya’da günde ölüm sayısı 1000’i geçti, Hindistan’da da olgu sayısı 10 milyonu geçti. Önemli bir nokta, nasıl değerlendirirsiniz bilmiyorum ama Fransa’da ‘Noel yemekleri nasıl olacak?’ tartışması var. Çünkü burada küçük çaplı bir üzücü durum, Fransa’da Hastaneler Birliği Başkanı Remy Salomon televizyonda 24 Kasım’da bir konuşma yapmış ve bu Noel pastası (Buche de Noel dedikleri pastayı) 2’ye kesilsin ve bunu anneler babalar ayrı olarak mutfakta yesinler” demişti. Buna çok tepki var, özür diledi “ben büyükleri korumak istedim” dedi, birtakım abartılı yorumlara tepki geliyor. İsviçre’den bahsetmek istiyorum, İsviçre 19 Aralık’ta Pfizer aşısına onay verdi. Nüfusu 8,6 milyon olan ülke 15,8 milyon doz alıyor; 3 milyon Pfizer, 7.5 milyon Moderna, 5.3 milyon Astra Zeneca. 22 Aralık’tan itibaren de 1 ay boyunca İsviçre restoranları kapıyor, okullar ve maçlar açık, ancak okulların kantinleri kapalı, maçlar da seyircisiz oynanacak. Burada iki noktaya değineceğim, son programımızda okulların durumundan bahsederiz demiştik ama gördüğünüz gibi bazı ülkeler açıyor, bazıları kapıyor. Bunu daha ayrıntılı hazırlamam gerekiyor ama birkaç gün izin verin bu konuda.

İsviçre dediğimiz zaman hoşgörünüze sığınıp sizlerin ve dinleyicilerin 3 dakikanızı rica edeceğim. Çünkü dönem dönem Açık Radyo’nun o dikkatli dinleyicileri yapılan bir hatayı hemen düzeltirler ve mail yoluyla bizi uyarırlar. Şimdiye dek eğer yanılmıyorsam Korona Günleri’nde de 3 kez yanlış söylediğim ya da eksik söylediğim bilgileri düzelttiler ve biz de kendilerine teşekkür ettik. Ancak 14 Aralık günü yapılan bir haberde ben İsviçre’nin aşılamayı 2 ay ertelediğini belirtmiştim, bu konuda sosyal medyada şu başlıklar bir mesaj gördüm. Buna üzüldüğüm için dillendirmek istedim, ‘Açık Radyo’nun dezenformasyonu’ başlığı altında bir haber. “Reyting için ilginç ve iddialı söylemlerde bulunuyor Açık Radyo. Haber nerede? Haber olmayan olayı gerçek gibi iddia ediyorlar” diye. Şimdi bu üzücü bir şey, böyle bir şey olmaması lazım. Aslında bu haberin altına hemen Açık Radyo’nun dinleyicileri “abartıyorsunuz, böyle bir şey yok!” gibi mesajlar atmışlar ama ben kısacık bir düzeltme yapmak istiyorum. 

ÖM: Bir şey sormak istiyorum, sosyal medyada çıkan bu yazının diyelim altında imza var mı, gerçek bir imza?

SB: Bir imza var ama gerçek mi değil mi bilmiyorum. 

ÖM: İşte o yüzden, sosyal medyanın çok kritik bir durum arz ediyor, bence çok da ciddiye almamak gerektiği kanaatindeyim naçizane. 

SB: Evet. Önümde Umberto Eco’nun sosyal medya hakkında söylediği bir cümle var ama bunu söylemeyeyim, buna da alınırlar ama ilginç, size yollarım bunu. Neden İsviçre 2 ay sonraya attı aşılamayı? Ben genellikle sizlerin New York Times, The Guardian gibi anglosakson basın organlarının haberlerini verdiğiniz için ben de başından beri İsviçre, Fransa, Belçika gibi daha Fransızca konuşulan bölgelerden haberleri aktarmaya çalışıyorum. Programımızdaki bu medya haberlerini özellikle Le Monde’u tarayarak, oradan hareketle vermeye çalışıyorum. Bu haberi de 14 Aralık günkü Le Monde gazetesinde görmüştüm “İsviçre aşılamayı 2 ay erteledi” diye. Daha sonra bu mesajı alınca o tarihe dönüp İsviçre basınına baktım. ‘Kaynağı belli değil haberi pek yoktu, referans yoktu’ denen habere nerelerde yer verilmiş? LCI televizyonunun sitesinde diyor ki “Jennifer Knock isimli bir haberci, 7 Aralık günü İsviçre’nin aşılamayı, 2 ay ertelemesini tartıştı. Bir diğer haber Ma Commune isimli İsviçre kanalında var. Hiç ayrıntıya girmeyeceğim, sadece izin verin şu siteleri söyleyeyim. Agnes Pedrero isimli imzalı bir haber, Ajans France Press’de çıkmış 7 Aralık günü. Yine bir diğer haber Le Parisien gazetesinde. İsterseniz başlığını da okuyayım: “Vaccin Anti-COVID: pourqoui la Suisse prend son temps”; yani ‘neden İsviçre biraz bekleyecek” gibi. Bütün bu haberlerde İsviçre’nin “bizim acele durumumuz yok, Amerika’daki, Fransa’daki kadar çok olgumuz, sayımız çok fazla değil. Bu nedenle biz biraz daha güvenilir olup olmadığını görmek için 2 ay fazla bekleyip, 2 ay sonra aşılamaya geçeceğiz” diye açıklamaları var. Açıklamaları yapan ve röportajlarda genellikle İsviçre’nin önemli bilim insanlarından Dr.Claire-Anne Siegrist ’le yapılmış. Bu haberi ben uydurmadım, bunun dayanağı var, her ne kadar bu kararı aldıktan sonra aşı kontratı yapmış olsa da verdiğim haberlerin varlığı değişmiyor. Ülke aşıları alır ve 2 ay sonra uygulayabilir. Zaten bu aşılar da hemen gelmiyor. İkincisi de erteleme kararından vazgeçmiş olabilir, ama ben dayanaksız bir haber vermemiştim. Birazcık kendimi aklamak istedim, kusura bakmayın, sizlerden, dinleyicilerden özür dilerim. 

ÖM: Estağfurullah, bence hiç kıymet-i harbiye ifade ettiği düşüncesinde değilim sosyal medyadan yapılan bu iftira hikayeleri…

SB: Siz bahsettiniz Gaziantep’teki bir özel üniversitesi hastanesinde 11 hastanın yaşamını yitirmesine yol açan o felaketle ilgili olarak hatırlayacaksınız Balkan ülkelerinden birinde, Romanya’da sanıyorum -Romanya mı Polonya mı unuttum, bakmam lazım- orada da bir hastane yangınında Covid hastalarından yaşamını yitirenler olmuştu, daha fazla sayıdaydı ama Türkiye’de de bu felaket yaşandı. Sağlık bakanının ilginç bir açıklaması var, buna ne diyeceğimi bilemedim. “Türk sağlık sisteminin ve fedakâr sağlık çalışanlarımızın üstün başarısından milletçe gurur duymalıyız” deyip “başından beri sizlere en açık şekilde bilgileri gelişmeleri paylaştık, en açık bir şekilde yani gayet şeffaf olarak. Hiçbir ayırım gözetmeden tüm vatandaşlarımızı, tüm siyasi parti mensuplarını ve tüm sosyal gruplara, yani STK’lara, meslek odalarına eşit mesafede ve kucaklayıcı bir üslupla yaklaştık” demiş. Bir şey demek istemiyorum buna bir yorum yapmayayım. “Biz hasta sayısından, vaka sayısından bağımsız olarak açıklıyoruz, oysa ki birçok ülke açıklamıyor, dolayısıyla hangi ülkenin hastası daha çok bilmiyoruz. Dünyadaki filyasyon temaslı takip konusunda en başarılı ülke biziz. Sağlık altyapımız birçok Avrupa ülkesinden daha iyi, bizim vakaları tespit etmede, temasları takip etmede, hastaları takip ve tedavi etmede daha başarılı olduğumuz gayet açık” gibi bir açıklaması var. Onu yorumsuz vereyim, bir de bu bir polemik aslında, ortaya çıkan bir polemik sonucunda söylemiş bu açıklamaları. “Bir hastanın ölüm kaydı üzerinden Covid-19’dan öldüğü halde farklı bir ölüm nedeni yazıldığının belgesi üzerinden tartışma var. Bu hastamızın ölüm belgesinin ölüm şekli hanesine ‘bulaşıcı olmayan hastalık’ yazmaktadır. Bu ifade kişinin Covid-19 ölüsü olmadığı anlamına gelmemektedir.” Bunları ben anlayamıyorum, siz anlarsanız bana yardımcı olun. Türkiye’den başka haber, Ipsos’un araştırmasının geçen programımızda çok süremiz kalmamıştı ama aralığın ilk haftasında kasım ayına oranla %16 artarak “aşı olmam” diyenlerin oranının %26’ya çıktığını belirteyim. Bu tartışmalar, bu polemikler, bu kafa karıştırmalar aşılara olan yaklaşımda çok kuşkulu bir toplumun oluşmasına yol açıyor. Bilim Kurul üyelerinden sayın Prof. Dr. Tevfik Özlü Oxford aşısı için “ön sözleşme imzalandı” demiş ama aşılamanın başlayacağı tarih giderek uzaklaşıyor. Aralık sonuydu, şimdi “yeni yılın ilk haftası başlayabilir” deniyor. “Alternatif aşı teminine ilişkin görüşmeler devam ediyor” diye belirtmiş sayın Bakan. Bunlar Türkiye’den haberler.,

ÖM: Bir ekleme yapayım ben de lütfen.

SB: Tabii.

ÖM: Romanya’da olmuş, Piatraneamt şehrinde 14 Kasım’da 10 kişi enfekte olmuş, 10 hastayı öldürmüş. Yani hem Türkiye’dekinden daha az ölüm sayısı, Türkiye’de bir de 52 yaralı vardı. 

SB: Evet. Bu mutasyona elverdiğince geçeceğim, aslında İsveç’e ait haberler vardı, onu bırakayım da mutasyon konusu çok spekülatif, dün akşam haberlerde vardı. Herkes çok abartarak yorumlar yaptılar. Bu mutasyonlarla ilgili haber bir yayını olmadı, Andrew Rambaut ve arkadaşları tarafından bir rapor şeklinde sunuldu. Bu raporda, bütün İngiltere’deki izole edilen virüsler, hastalardan saptanan, alınan virüslerin dizi analizleri yani sekanslanmaları yapılmakta. En fazla sekanslama yapan ülkelerden bir tanesi, ‘ne olup ne bitiyor, ne tür mutasyonlar var’ı araştırıyor İngiltere. Bunlar yaptıkları araştırma sırasında çok fazla sayıda virüsü incelemişler. Bir grup virüs buluyorlar, bunların adı da B.1.1.7 grubu virüs diyorlar. Bunlarda 24 kadar mutasyon saptıyorlar ya da değişim saptıyorlar. Bunlardan 17’sinin önemli olduğunu belirtiyorlar. Bu 17 mutasyonun genomun 4 farklı bölgesinde oluştuğunu hemen söyleyeyim. Bunlardan 3 tanesi delesyon şeklinde yani blok halinde amino asit grubu 2, 5, 8 adet amino asit dizisi genomdan dışarıya çıkmış, genomun dışına itilmiş, genomdan kopmuş. Bir bu delesyonlar var bir de bu genom üzerindeki bazı aminoasitlerin tek tek nokta mutasyonlarıyla değişmesi. İşte A yerine T, adenin yerine timin, ürasil yerine sitozin gibi değişimler olmuş. Yani bir kısmı tek amino asit değişimi, 3 tanesi ise bir grup aminoasitin kopması genomdan. Bunların içinde önemli olan bu 501. bölgedeki bir mutasyon var, bunun üzerinde duruluyor. Aslında bu 501 numaralı mutasyon daha önceden de gösterilmişti kasım veya ekim ayında. Virüsün hücreye bağlanma ve etkili biçimde hücre içine girme hızını arttırıyor, arttırmaya neden oluyor şeklinde bir açıklama var. Bu kesin değil ve hastanın seyrini nasıl etkileyeceği de tam bilinmiyor. Bu önemli bir nokta. İkincisi, bir delesyon yani bir kopma incelendiğinde 69-70 aminoasitlik bir delesyon belirli bölgede -o ayrıntıya girmeyeyim- bu da bağışıklıktan kaçmasına yol açabilir. Yani örneğin aşılandınız, antikorlar oluştu, bu tür bir delesyon olan virüs ile siz enfekte olursanız o aşının oluşturacağı antikorlar bu mutant virüsün enfeksiyonu korumaz mı korkusu var. Örneğin bulaşıcılık artıyor, ve bu artış %70 oranında, evet ama bu %70 oranında bulaşıcılığın arttığı bilgisayarda yapılan bir hesaplamayla saptanmış. Yani yine söylüyorum, gerçek hayatta ‘real world’ dediğimiz datalarda hem aşı etkinliği olsun, hem bu tarz mutasyonların getirisi götürüsü, bunlar her zaman bilgisayar başında elde edilen verilerle gerçek hayatla durumuyla tam örtüşmüyor bazen. Bu nedenle İngiltere’de kısaca NERVTAG denilen bir grup var “New and Emerging Respiratory Virus Threats  Advisory Group” diye. İçinde tanıdığımız insanlar var, Peter Openshaw, Maria Zambon, Jonathan Van Tan gibi bizim İstanbul Tıp Fakültesinde grip konusunda işbirliği yaptığımız hocalar var. Neil Ferguson gibi olayın başında adını sık duyduğumuz bir epidemiyolog vardı İngiltere’de Ferguson var, bir de Türk var araştırıcı Dr. Müge Çevik. Bu önemli grup incelemiş bu raporu. Evet, bulaşmayı arttırıcı bir sorun çıkabilir, sorun yaratabilir bu virüs ancak bütün bunların kuramsal olduğunu ve her ne kadar çeşitli ülkeler İngiltere’den gelecek uçaklara seyahatlere, hatta Fransa Manş’tan gelecek gemilere deniz yoluyla gelecek olanlara da bir kısıtlama, yasaklama getirmiş olmasına rağmen şu an için alarma geçilmesi gereken, yakından izlenmesi gereken bir olay ama birdenbire “aşılarda etkisi olacakmış”, işte “felakete gidiyoruz” gibi abartılı yorumlar yapılmamasını söylüyor. Nitekim 2 önemli açıklama geldi, bütün bu çok tehlike, çok büyük değişim, gelişim gibi haberlerin üzerine DSÖ temkinli bir yaklaşımla dikkat edilmesi gerektiğini uyardı. Harvard üniversitesinden Doç.Dr. Emre Altındiş bu haberlerin abartılı olduğunu, virüste ne mutasyona uğradığını söyledi. Almanya Sağlık Bakanı Jens Spahn da aşıların yeni tür üzerinde aynı şekilde etkili olacağını söyledi. Bu mantıklı bir açıklama. Bir virüse karşı sadece o bölgenin, o mutasyona uğramış bölgeye değil virüsün her tarafına karşı antikorlar oluşur, biri korumazsa diğer kalan 5-6 tanesi koruyabilir. Önemli bir nokta, önemli bir gelişme, ancak “dünya alarma geçecek ve bu mutant ile aşılar etkisiz kalacak, eyvah ne yapacağız?” demeye gerek yok. İzlenip takip edilmesi gereken bir durum. Ancak büyük olumsuzluklara yol açıp açmayacağı hem düşük bir olasılık hem de şu anda bilimsel kanıtlanmış hastalar üzerinden ortaya atılan bir bulgu yok. Sadece dikkat edilmesi gereken bir nokta. Bunu belirterek herhalde süreyi doldurduk.

ÖM: Süreyi bitiriyoruz ama ben gelecek programlarda, belki perşembe günü de kısaca konuşmak üzere bir şey söylemek istiyorum. 

SB: Elbette.

ÖM: Bu belli bir süre için, belki 4 hafta belki daha uzun 8 haftaya varan çeşitli öneriler var, daha doğrusu uyarılar var ama tam bir kapatma olmaksızın bu işin bitirilmesinin imkansız olduğuna dair çok sayıda yorum geliyor bilim insanlarından. Sizin de böyle bir demeciniz vardı T24’te. 

SB: Evet.

ÖM: Bunu birazcık konuşmak istiyorum, benim bulunduğum yerden de günde 40-80 bin aracın hem de kapalı olduğu zamanda bile geçtiği bir Boğaz Köprüsü iki kıta arasında yolculuk varken bu Türkiye’de nasıl kapatılabilir? Bu konuya da bir 5 dakika ayırabilir miyiz daha sonra?

SB: Elbette, çok da önemli bir pratik ve önemli bir konu. 

ÖM: Peki o zaman bitirebiliriz değil mi?

SB: Elbette, süremi geçtim, Ali beyi kızdırmayalım!

ÖM: Çok teşekkür ederiz.

SB: İyi haftalar efendim, teşekkürler.