Kayıt Arşivi
Podcast kanalları ve üyeliği hakkında daha detaylı bilgi almak için tıklayın.
Kadıköy'ün bugünkü haline nasıl geldiğini konuştuğumuz program serimize devam ediyoruz. Serinin 4. Bölümü'nde Kadıköy'ün 90'lardaki dönüşümünü müzik yazarı, şair, aynı zamanda da Açık Radyo programcısı Tayfun Polat anlatacak.

Kadıköy nasıl Kadıköy oldu?
Ümit Şahin New York’taki İklim Haftası kapsamında yapılan büyük eylemleri, Bill McKibben’ın Here Comes the Sun kitabını ve güneş enerjisinin dünya çapındaki hızlı yükselişini anlatıyor. McKibben, güneşin artık dünyanın en ucuz enerji kaynağı haline geldiğini, gelişmekte olan ülkelerin bu dönüşümde başı çektiğini ve siyasi engellere rağmen kitlesel hareketlerin büyük bir potansiyel taşıdığını vurguluyor. Ayrıca programda Çin ve Türkiye’nin yeni iklim hedefleri (NDC) değerlendiriliyor; Türkiye’nin “azaltım” olarak sunduğu hedefin aslında emisyon artışı anlamına geldiği eleştiriliyor.

Bill McKibben, Güneş Devrimi ve Türkiye’nin İklim Hedefleri
Trump, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na altı yıl aradan sonra döndüğü konuşmasında göçmenleri hedef aldı; sınırların kapatılmasını, “açık sınır” politikalarının terk edilmesini ve Birleşmiş Milletler’in “yozlaşmış bir yapı” olarak görülmesini savundu. Bu söylemler, kan ve toprak milliyetçiliğinin yeniden üretilmesine zemin hazırlarken göçmenlerin yaşam hakkını da doğrudan tehdit ediyor.
The Guardian’ın araştırmaları, göçmen emeğinin nasıl sistematik biçimde sömürüldüğünü gözler önüne seriyor. Birleşik Krallık’tan Türkiye’ye gönderilen atıkların geri dönüşüm tesislerinde mültecilerin kölelik koşullarında çalıştırıldığı; iş cinayetlerinde düzenli olarak hayatlarını kaybettikleri ortaya konuyor. Bu tablo, atık sömürgeciliğinin görünmez ama ölümcül yüzünü açığa çıkarıyor.
Göçmen ve Mülteci Dayanışma Ağı’nın son açıklaması ise Nicolai Palamarcıuc cinayetinin “münferit” değil, cezasızlık ve sömürü düzeninin bir sonucu olduğunu vurguluyor. Irkçılık, patriyarka, kapitalizm ve iklim krizinin kesişiminde en savunmasız bırakılan göçmenlerin mücadelesi, küresel adalet arayışının tam merkezinde duruyor. Programda, bu çok katmanlı tabloyu birlikte ele alıyoruz.

Trump’ın BM Konuşması: Göç, Emperyalizm ve Adalet Arayışı

Nereye Doğru: 01 Ekim 2025

Açık Gazete: 01 Ekim 2025
Antroposen Sohbetler'de Utku Perktaş'ın konuğu Çukurova Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Sedat Gündoğdu, birlikte mikroplastikler üzerine konuşuyorlar.

Mikroplastiklerin Görünmeyen Yükü: Bilim, Riskler ve Çözümler.
Gündüz Apollon Gece Athena filmine bestelediği parçalarla Altın Koza En İyi Film Müziği Ödülü'nü kazanan Barış Diri'yle buluşuyoruz.

Side'den Japonya'ya: Barış Diri ile söyleşi

30 Eylül 2025 bülteni
Bu yıl onuncu yaşını kutlayan Diğerkâm, yayınına ara veriyor. Kısa bir on yıl değerlendirmesi yapacağımız bu program, aynı zamanda dinleyicilerimize bir veda yayını.

Diğerkâm 10 yaşında!
Bir kadının gördüğü rüya üzerine et yemeyi bırakma kararının giderek bedeninden ve toplumsal normlardan kopuşuna dönüşmesini anlattığı “Vejetaryen” ile 2016’da Uluslararası Booker Ödülü’nü kazanarak dünya çapında edebiyat sahnesine güçlü bir giriş yaptı. Bu ödül kısmen Kore edebiyatı için de tarihî bir dönüm noktasıydı. “Çocuk Geliyor”da 1980 Gwangju Katliamı’nı farklı anlatıcıların gözünden aktarırken, “Beyaz Kitap”ta yas ve kayıp üzerine şiirsel bir metin kuruyordu.
Eserlerinde insanın şiddetle, doğayla, kendi varoluşuyla ilişkisini derinlikli biçimde işliyor. Travma, hafıza, suçluluk ve insanın kırılganlığı gibi temaları, Kore tarihindeki toplumsal acılarla harmanlayarak anlatıyor. 2024’te edebiyat dünyasının en büyük onurlarından biri olan Nobel Edebiyat Ödülü “tarihsel travmalarla yüzleşen ve insan hayatının kırılganlığını gözler önüne seren yoğun şiirsel dili” gerekçesiyle verildi. Han Kang böylece Nobel’i kazanan ilk Koreli ve ilk Asyalı kadın yazar oldu.
“Dünyayı Çevirenler”de bugün şimdiye kadar hiç uzanmadığımız bir coğrafyaya, Güney Kore’ye uzanacak ve çağdaş Kore edebiyatının en önemli yazarlarından Han Kang’ı çevirmeni Göksel Türközü’yle konuşacağız. Aklımda ise hep şu soru: Savaşın, zulmün, vahşetin ve tüm bunların suskunlaştırdıkları karşısında hatırlamak, yaşantıları hikâyeleştirmek yani dile getirilmeyeni, anlamlandırılmayanı ifade etmek hayatta kalanların sorumluluğu mudur?

Göksel Türközü ile Han Kang üzerine
