Bundan kırk yıl önce aramızdan ayrılan Daniel Balavoine’a ayırdığımız serinin üçüncü ve son programında, sanatçının ağırlıklı olarak sosyal ve politik meseleleri ele aldığı son iki albümünden parçalara kulak verdik.
Programın açılışını Danie Balavoine'ın 1983 tarihli "Loin de yeux de l’Occident" (Batı’nın gözlerinden uzakta) adlı çalışmasında yer alan Revolucion adlı parçayla yaptık. Arjantin’de yıllar boyunca, askeri diktatörlük döneminde kaybolan yakınları için, "Batı’nın gözlerinden uzak bir şekilde", protesto eylemleri gerçekleştiren Mayıs Meydanı Annelerine ithaf etmişti Balavoine bu etkileyici şarkıyı. Güney Amerika’daki diktatörlük rejimlerinde yaşanan işkence ve ölüm olaylarını konu alan bir başka şarkı olan Frappe avec ta tête de yine bu albümde yer alıyordu. Dili ve parmakları kesildiği için kendisini daktilonun tuşlarına kafasıyla basarak ifade etmek zorunda kalan bir yazarı konu alan parçayı, Arjantinli piyanist Miguel Ángel Estrella’ya ithafen kaleme almıştı Balavoine. Estrella da 1977’de askeri cunta tarafından tutuklanmış ve hapiste olduğu sürece işkence görmüş ve parmakları kırılmış, buna karşın hapsedildiği hücrede, zihninde yarattığı hayali bir piyano ile çalmaya devam etmişti. 1980’de serbest bırakılan Estrella bunun ardından Fransa’ya sığınmış ve burada müzisyenlerin haklarını korumayı ve barışı inşa etmeyi amaçlayan Umut Müziği adlı bir vakıf kurmuştu. Estrella’nın hikâyesi Balavoine’ın yanı sıra onun yakın dostu Michel Berger’ye de ilham vermiş, Berger ondan esinlenerek seksenlerin başında, diktatörlüğün hüküm sürdüğü ülkelerde hapsedilen muhalif isimlere adadığı Diego libre dans sa tête (Diego, kafasının içinde özgür) adlı parçayı kaleme almıştı.
Bu albümde yer alan Partir avant les miens adlı parça: “Anne, baba ve kardeşlerim, Sizi çok güçlü bir şekilde seviyorum, Hiçbir dua etmeyin, Nereye gidersem gideyim sizi bekliyorum. Toz, Zamanın dışında yaşar, Işığın içinde kalmak gerek, Dans edin, için beni sallayarak, Sizi severek uykuya dalayım” sözleriyle sona eriyordu. Şarkıyı henüz otuz bir yaşındayken kaleme alan sanatçı, bundan iki yıl sonra trajik bir şekilde hayata veda etmişti. Böyle olunca da "Acaba böyle bir şeyi öngörmüş müydü?" diye düşünmeden edemiyor insan. Balavoine’ın 1983 tarihli albümündeki bestelerde Genesis’in eski vokalisti Peter Gabriel’in de etkisi hissediliyordu. Bu konuyla ilgili şöyle demiş sanatçı 1984 tarihli bir röportajda: “Perküsyonları her zaman sevdim ama son albümüme dek pek fazla kullanmadım. Bağlantı, hayranlık duyduğum iki ismin müzikleri sayesinde gerçekleşti: Peter Gabirel ve Talking Heads’in gitaristi David Byrne. Bu konuyu ele almamı sağlayan bu iki kişi oldu. Sadece Afrika davullarını dinlemek pek de hoşuma gitmiyor. Bunun aksine, Peter Gabriel'in yaptığı karışım beni daha çok ilgilendiriyor ve bu yaklaşım beni çekiyor; o yüzden bu beni 'karışımın karışımını' yapma konusunda daha da heveslendiriyor." Böylelikle albümdeki bazı bestelere Afrika’ya özgü ritimleri de entegre eden Balavoine, albümün açılış şarkısında da bu kıtadan bahsediyordu. Pour la femme veuve qui s’éveille (Uyanan dul kadın için) adını taşıyan bu parçayı, 1983’te ilk kez Paris-Dakar rallisine katıldıktan ve Afrika’yı ve oradaki insanların yaşadığı açlık, susuzluk ve fakirlik gibi sorunları yakından gözlemleme şansını yakaladıktan sonra kaleme almıştı Balavoine. Özellikle eşleri öldükten sonra ailelerini geçindirmekten zorunda kalan kadınların durumlarından çok etkilenmişti sanatçı. Parçada da, üç farkı coğrafyada, Çin’de, Sovyetler Birliği’nde ve Afrika’da yaşayan kadınları bir araya getiriyor ve “Şanghaylı, Kostanaylı kadın, Maasaï kadını; çökmekte olan bir dünyanın dul eşi, hiçbir şey erişemez senin yüceliğine." diyordu. Şarkı, 1970'lerde Çin’de, nüfusu kontrol altına almak için getirilen ve ülkede büyük demografik dengesizliğe neden olan tek çocuk politikasını sert bir şekilde eleştiriyordu. Bunun yanı sıra: “Dünyanın her yeri aynı, uyanan dul kadın için, Tıpkı şu Kostanaylı kadın gibi, çalışma kampında ölen sevgilisi, yalnızca bir ayrıntıydı, tek savaş meydanı orasıydı” dizleriyle de Sovyetler Birliğindeki gulag adı verilen çalışma kamplarına gönderme yapıyordu. Parça, aynı zamanda, savaşlar ve baskıcı politikalar yüzünden dul kalan kadınların hikâyelerini anlatıyor ve bu kadınların hem ailelerini ayakta tutan bir "direk" haline geldiğini hem de kendi gerçekliklerinin bilincine vararak bir "uyanış" yaşadığını dile getiriyordu.
1983'te ilk kez Paris-Dakar rallisine katılan Balavoine, bu organizasyonda 1985’te bir kez daha yer alacak ve bu kez otuzunculuğu elde edecekti. Gün geçtikçe toplumsal sorunlarla daha fazla ilgilenmeye başlayan Daniel, yine o yıl Etiyopya için düzenlenen çeşitli yardım konserlerinde yer alırken yeni şarkılar üretmeyi de ihmal etmedi. Sanatçının müzik marketlerdeki yerini 1985 Ekim’inde alan “Sauver l’amour” isimli albümü bir milyon iki yüz kırk binlik bir satış rakamına ulaşıp ona kariyerinin en büyük ticari başarısını getirirken bu albümde yer alan L’Aziza, Tous les cris les SOS ve Aimer est plus fort que d’être aimé gibi parçalar, single satışlarının da tavan yapmasını sağladı. Albümdeki şarkıların çoğu, sosyal ya da politik meseleleri ele alıyordu. Örneğin Ekim 1985’te single olarak da piyasaya çıkan L’Aziza’yı, o dönemde yükselen aşırı sağ harekete bir tepki olarak bir Fas Yahudi’si olan eşi Corinne’e ithaf etmişti. 1985 Fransa'sındaki genel siyasi iklim, Balavoine'i git gide daha fazla endişelendiriyordu zira büyük bir hayranlık duyduğu Cumhurbaşkanı François Mitterrand, onun duygularını paylaşmıyor ve 1986 seçimlerine orantılı temsil sistemini dâhil ederek, aşırı sağ temsilcisi Front National’in Meclis'e girmesinin kapısını aralıyordu. İşte böyle bir ortamda, öfkesini bir barış mesajına dönüştüren Balavoine da L'Aziza'yı kaleme aldı. Le Roman de Daniel Balavoine adlı kitabın yazarı Didier Varrod'ya göre bu parça, tamamen spontane bir çığlıktı. Sanatçı, ırkçılık karşıtı birçok derneğin yaptığı gibi düşmanlarını damgalama modasına kapılmayı reddediyor ve ırkçılıkla mücadele etmek için bambaşka bir yol seçiyordu. Ona göre “Irkçılığa karşıyım” demek kolay ve safça bir şeydi. Onun L'Aziza ile ifade etmek istediği ise daha çok: “Ben Le Pen'e karşı değilim. Ben Araplardan yanayım” tarzı bir düşünceydi. Balavoine o dönemde “Artık eskisi gibi tuzağa düşmeyeceğim” diyerek stratejisini değiştirdiğini açıkça dile getiriyordu. Sanatçı 1985’te Paris Match’la yaptığı bir röportajda bu yeni düşünce tarzını: “SOS Racisme gibi derneklerle ilgili beni rahatsız eden şey, insanlara ırkların hiçbir sorun olmadan karıştırılabileceğini, birleştirilebileceğini inandırmaya çalışmaları. Oysa ırkların güzelliği tam olarak farklarında yatıyor. Irklar arasında devasa bir uçurum var, ama bu uçurumu aşmayı öğrenmek gerekiyor. Arapları seviyorum; onlar harika insanlar, çoğu zaman onlardan iğrenç bir şekilde bahsedenlerden çok daha fazla onur ve haysiyete sahipler.” sözleriyle açıklayacaktı. Yukarıda da belirttiğimiz gibi eşi Corinne’e ithaf etmişti Balavoine parçayı, bu konuyla ilgili de: “Faslı bir Yahudi kadınla birlikte yaşıyorum. Bu yüzden bazı insanların 'göçmenleri dışarı atalım' dediğini duyduğumda, korkuyorum; ya bir gün gelip onu benden alırlarsa diye.” ifadelerini kullanmıştı sanatçı.
Balavoine’ın son stüdyo albümündeki başyapıtlardan biri de Ekim 1985’te L’Aziza ile birlikte single olarak piyasaya çıkan Tous les cris les SOS’ti. İskoçya’daki ünlü Loch Ness gölü kıyısında yazdığı bu şarkı aracılığıyla yalnızlığın yol açtığı acıyı, umut ve hayal kırıklığı arasında kalmanın verdiği ıstırabı dile getiriyordu sanatçı. Nakarat kısmında söz edilen ve camdan bir gemi olarak nitelenen denize atılan ve sürekli olarak onu atan kişiye geri dönen şişe, insanın hayat boyunca yaptığı girişimlerin başarısızlığını temsil ediyor ve sonunda kayalara çarpıp parçalanıyordu. Bu çarpıcı sözlerin yanı sıra etkileyici vokalleri ve yenilikçi orkestrasyonuyla da dikkat çekiyordu parça. Şarkının girişi ve ritmik altyapısı, Balavoine'nin 1984'te Avustralya'dan getirttiği, 80’lerin başında popülerleşen dijital örnekleyicilerin öncülerinden biri olan Fairlight CMI IIx kullanılarak oluşturulmuştu. Şarkının oluşturduğu kasvetli atmosferde de; Afrikalı bir perküsyon topluluğunun çaldığı timballer eşliğinde tren düdükleri, lastik gıcırtıları, zil sesleri duyuluyordu. Önceki çalışmalarına göre daha iyimser bir havaya sahip bu parça ile ilgili 1985’te kendisiyle yapılan bir röportajda: “Sanırım ben iyimser biriyim ama bu aklı başında ve gerçekçi bir kişi olmamı da engellemiyor”. Şarkıda: “En iyinin henüz gelmediği bir dünya” diyorum, bu kötümserlik değil. Bu, şu ana kadar yapılanların iyi olmadığı ama belki de yeni bir başlangıç için yeterli olduğu anlamına geliyor.” ifadelerini kullanmıştı sanatçı. Bunun yanı sıra şarkının müzikal altyapısı hakkında: “Tuhaf sesler arıyorum. Olağanüstü bir disket koleksiyon var ve Fairlight aracılığıyla öncelikle aklıma gelen sesleri arıyorum ve ararken, daha önce aklıma gelmeyen seslerle karşılaşıyorum. Şarkının hemen başında aslında gerçek bir tren düdüğünün sesini duyuyorsunuz ama ben buna bir vibrato ekledim ve sonuçta dünyanın hiçbir yerinde olmayan tuhaf bir enstrümana dönüştü. Bu bana sınırsız bir alan açtı. Bunun yanı sıra bir takım Afrika vurmalı çalgılarını da dönüştürdüm. Müziğimin başkalarının yaptıkları arasından öne çıkması için sesleri bozuyorum. Bir şarkıyı gerçekten tuhaf ve alışılmadık seslerle donatabilme düşüncesi oldukça rahatlatıcı. Bunu yapmayı seviyorum zira bu hem daha az geleneksel hem de daha zenginleştirici.” demişti.
1986’da bu kez Paris du cœur adlı insani yardım kuruluşu adına, Paris-Dakar rallisinin altyapısını kullanarak Afrika’ya sulama pompaları götürmek için yollara düşen Balavoine, buna paralel olarak yarışın organizatörü Thierry Sabine ile birlikte, Fransa’ya döndüğünde izleyicilerle paylaşmayı planladığı bir belgesel de çekmeye başladı. Ne var ki 14 Ocak 1986 günü Sabine ve bir grup gazeteci eşliğinde Mali üzerinde yolculuk yaptıkları sırada içinde bulundukları helikopterin bir kum fırtınasının ortasında kalıp düşmesi, helikopterdeki tüm yolcuların hayatını kaybetmesine yol açacak ve çok büyük umutlar vadeden bir kariyer de böylelikle erkenden sonlanmış olacaktı. Bu beklenmedik kaza, özellikle de fırtına yüzünden iniş yapan helikopterin birkaç dakika içinde neden bir kez daha havalandığı sorusunun bugüne dek cevaplanamamasından dolayı, geçmişten günümüze dek birçok komplo teorisinin de ortaya atılmasına neden oldu. Bunlardan biri, Paris-Dakar rallisinin aslında bir silah ve insan ticareti zincirinin kılıfı olduğu, Balavoine'ın da bunu keşfettiği için "susturulduğuydu”. Bazılarına göre ise Balavoine siyasi görüşleri nedeniyle ortadan kaldırılmış, helikopterdeki kurşun izleri ve kazanın gerçek tarihi gizlenmişti. Tüm bunlara karşın Balavoine'ın kardeşi Guy ve diğer aile üyeleri bu teorileri defalarca yalanladı ve kazanın, pilotaj hatası, kötü hava koşulları ve riskli kalkış nedeniyle meydana geldiğini, komplo teorilerinin gerçeği yansıtmadığını net şekilde ifade etti. Sanatçının son albümüne ismini veren Sauver l'amour adlı parça ise, onun ölümünden yaklaşık iki ay sonra, 18 Mart 1986’da 45’lik olarak piyasaya çıktı. Balavoine, “Sevgiyi kim kurtarabilir?” diye sorduğu şarkıda, üçüncü dünya ülkelerindeki sefaleti anlatıyor ve Etiyopya’yı vuran kıtlıkla, İran-Irak savaşına vurguda bulunuyordu. On sekiz hafta boyunca Top 50 listesinde kalmayı başaran parça, toplamda üç yüz bin gibi bir satış rakamına da ulaştı. Tüm bunların sonrasında, gerek ölümün ardından piyasaya çıkan farklı kolektif albümler gerekse çeşitli anma organizasyonları sayesinde Daniel Balavoine, onu tanıma şansına sahip olamayan genç kuşakların da büyük ilgi gösterdiği bir efsaneye dönüştü. Sanatçı, 2000, 2016 ve 2025 yıllarında farklı nesillerden meslektaşlarının bir araya geldiği saygı albümleriyle anılırken Sauver l’amour 1997’de, Tous les cris les SOS de 2004’te düzenlenen Les Enfoirés konserlerinin resmi şarkıları oldu. Bunun yanı sıra 2006’da, Balavoine’ın ölümünün yirminci yılında, TF1 kanalında milyonlarca izleyici toplayacak özel bir program yayınlandı.
Kaynaklar:
- Daniel Balavoine - L'enfant caché du rock, Valérie Alamo, Stéphane Deschamps, Hors Collection, 2020
| Şarkıcı / Yorumcu | Parça Adı | Albüm Adı | Süre |
|---|---|---|---|
| Daniel Balavoine | Revolucion | Loin des yeux de l'Occident | 5:25 |
| Daniel Balavoine | Frappe avec ta tête | Loin des yeux de l'Occident | 5:00 |
| Daniel Balavoine | Partir avant les miens | Loin des yeux de l'Occident | 5:07 |
| Daniel Balavoine | Pour la femme veuve qui s'éveille | Loin des yeux de l'Occident | 5:30 |
| Daniel Balavoine | L'Aziza | Sauver l'amour | 4:20 |
| Daniel Balavoine | Aimer est plus fort que d'être aimé | Sauver l'amour | 4:08 |
| Daniel Balavoine | Tous les cris les S.O.S | Sauver l'amour | 5:05 |
| Daniel Balavoine | Petit homme mort au combat | Sauver l'amour | 4:56 |
| Daniel Balavoine | Sauver l'amour | Sauver l'amour | 4:22 |

