Sakat Muhabbet'te Alper Tolga Akkuş, down sendromlu ressam olarak da bilinen ZİÇEV öğrencisi Ayla Sökemen, ZİÇEV Mersin koordinatörü Burcu Ünlü Türkcan, ZİÇEV’de görsel sanatlar eğitmeni Hamit Memiş ve edebiyat öğretmeni olmasının yanı sıra 15 yıldır belgesel sinema alanında çalışmalar yürüten yönetmen Zülfü Gül ile "Çocuklar Gibi" adlı belgesel projesi üzerine konuşuyor.
Alper Tolga Akkuş: Merhaba Apaçık Radyo'ya, Sakat Muhabbet’e; sağlamcı zihniyetin kör topal muhalifine hoşgeldiniz, ben Alper Tolga Akkuş, bugün 4 Şubat 2026 Çarşamba.
Bu hafta Sakat Muhabbet olarak Apaçık Radyo'nun 63. yayın döneminin ilk programında karşınızdayız. 56. yayın döneminde başlamıştık, bu 8. yayın dönemimiz ve 125. bölümümüz.

Ben çok seviyorum aslında zoom dışında, yan yana program yapmayı. Tabii Mersin'de olunca çok denk gelmiyor ama bu hafta Mersin'de ZİÇEV’deyiz yani Zihinsel Yetersiz Çocuklar Yetiştirme ve Koruma Vakfı’ndayız. Şu anda dört tane konuğum var; Zülfü Gül, Ayla Sökemen, Burcu Ünlü Türkcan ve Hamit Memiş. Hepiniz hoşgeldiniz. Ben kendim hoşgeldim aslında ama siz de programa hoşgeldiniz. Nasılsınız, iyi misiniz? Aylacığım nasılsın?
Ayla Sökemen: İyiyim sen?
A.T.A.: Ben de iyiyim. Zülfü?
Zülfü Gül: Teşekkürler.
A.T.A.: Burcu Hanım?
Burcu Ünlü Türkcan: Merhabalar.
A.T.A.: Hamit Bey?
Hamit Memiş: Merhaba, teşekkürler.
A.T.A.: Benim bir ilk sorum var programda önce; siz kimsiniz, bugüne kadar neler yaptınız ve sakatlığınız var mıdır? Önce Ayla ile başlayalım.
A.S.: Mersin.
A.T.A.: Evet, kimdir Ayla Sökemen? Ne yapmıştır bugüne kadar? Kendini anlat biraz istersen. Neler söyleyebilirsin kendin hakkında, hiç mi bir şey yok?
A.S.: Söyleyeyim.
A.T.A.: Söyle.
A.S.: Selamlar var ya, ben onunla çok mutluyum.
A.T.A.: Evet.
A.S.: Huzurluyum çünkü.
A.T.A.: Evet.
A.S.: Bana desek veren Hamit Hoca, Burcu Hoca, Zülfü Hoca, Selin Hoca.
A.T.A.: Peki senin bir sakatlığın, engelin var mı Ayla?
A.S.: Hayır.
A.T.A.: Tamam, peki seninle ilgili bir sendrom diyorlar. Ne sendromu adı neydi? Down sendromu mu diyorlardı?
A.S.: Down sendromu şey... Bizim yaşam.. İnci var ya, o engeli söylüyorlar.
A.T.A.: Onlar söylüyor öyle, tamam. Zülfü, seni tanıyalım biraz.
Z.G.: Merhaba, Zülfü Gül ben. Normalde edebiyat öğretmeniyim ama 15 yıldır sinema ve fotoğraf ile uğraşıyorum. Çoğunlukla kısa, kurmaca filmler ve belgeseller yapıyorum. Bu alanda birkaç çalışmam var. Şimdi de Ayla’yla birlikte, Hamit Hoca ve Burcu yani ZİÇEV'le birlikte Çocuklar Gibi isimli bir proje üzerinde çalışıyoruz
A.T.A.: Bunu da konuşacağız detaylı olarak. Peki, senin bir sakatlığın var mı Zülfü?
Z.G.: Var aslında; topluma çok iyi uyum sağlayamıyorum.
A.T.A.: Tamam, Burcu Hanım, sizi tanıyalım.
B.Ü.T.: Merhabalar, ben Burcu Ünlü Türkcan. ZİÇEV Mersin koordinatörüyüm. Ben bundan önce özel sektörde, çeşitli firmalarda, satın alma, dış ticaret alanında çalıştım. Uzun yıllardır da ZİÇEV'deyim koordinatör ve aynı zamanda halkla ilişkiler uzmanı olarak görevdeyim.
A.T.A: Sizin bir sakatlığınız bulunuyor mu?
A.S.: Hayır.
B.Ü.T.: Valla zaman zaman olduğunu düşünüyorum ama...
A.T.A.: Zaten kimin yok ki... Ama genel olarak baktığımızda, teşhis almış bir sakatlığınız bulunmuyor. Hamit Bey, sizi tanıyalım.
H.M.: Ben Hamit Memiş, ZİÇEV’de görsel sanatlar eğitmeniyim.
A.S.: Görsel Sanatlar Eğitmeni.
H.M.: 2021 yılında Akdeniz Halk Eğitimi Merkezi'nden görevlendirmeyle geldim. Yaklaşık beş yıl oldu, bu yıl beşinci yılımız. Görev yapmaktayım, sergiler açtık.
A.T.A.: Sizin var mı bir engeliniz, sakatlığınız?
A.S.: Hayır.
H.M.: Engelli olarak ne düşünebilirim?
A.S.: Doğuştan öyle.
A.T.A.: Şimdi Ayla öyle söylüyor, kabul mü edeceğiz bunu?
A.S.: Doğuştan öyle.
A.T.A.: Ayla down sendromlu çok bilinen bir ressam aynı zamanda, ben de öyle öğrendim kendisini, Zülfü bana bunu söylemişti.
A.S.: Şimdi hatırladım. Down Sendromu Günü var ya, bana çiçek aldı o zaman hocam.
A.T.A.: Şimdi ZİÇEV’deyiz ve ZİÇEV’i bir anlatalım önce Burcu Hocam.

Zihinsel Yetersiz Çocuklar Yetiştirme ve Koruma Vakfı (ZİÇEV)
B.Ü.T.: ZİÇEV, Zihinsel Yetersiz Çocukları Yetiştirme ve Koruma Vakfı'nın kısaltılmış ismi. Mersin Şubesi, 1989 yılından bu yana kentte faaliyet gösteriyor ama merkezi Ankara Merkezi ve 14 şubesi olan, aslında alandaki en örgütlü sivil toplum kuruluşu.
Biz de sanat merkezi şeklinde faaliyet gösteriyoruz 2013 yılından bu yana. Son beş-altı yıldır hak temelli savunuculuk çalışmaları yapıyoruz aslında. Bununla ilgili projeler yaptık, raporlar hazırladık. Bu çerçevede tabii bakış açımız da değişti. Kültür sanatın sadece bir terapi değil, aynı zamanda bir hak olduğunu hem ailelere, hem öğrencilerimize anlatmaya çalıştık ve bunu yaparken de sanatçı olgusu ortaya çıktı.
Tabii bu konuda bizi en çok motive eden şey eğitmenlerimiz ile uyumlu çalışmamız. Bu anlamda Hamit Hoca'yla birlikte çalışmamız da bir şans oldu. Bizde bu sanatçı olgusu zaten vardı ama kendisi bunun dışa dönük aktarılmasına daha çok katkı sağladı.
A.T.A.: Kaç tane öğrenci var şu anda?
B.Ü.T.: ZİÇEV’de 50 kayıtlı öğrencimiz var aslında ama hepsi haftanın beş günü de geliyor diyemeyiz. Haftanın beş günü saat 09:30-15:30 arası tam gün eğitim alıyorlar.
Aslında dört ana atölyemiz var. Mersin Halk Eğitim Merkezi ile ortak çalışıyoruz tabii. Sivil toplum kuruluşu olduğumuz için finansal kaynaklarımız kısıtlı. Dolayısıyla eğitmen desteğini Mersin Halk Eğitim Merkezi'nden alıyoruz. Atölyelerimiz görsel sanatlar, takı tasarım ve şu anda tiyatro da var. Zaman zaman müzik ve dans atölyesi de açıyoruz eğitmen olduğu durumlarda.
A.T.A.: Peki ZİÇEV’e öğrenci alınma şartları nelerdir?
B.Ü.T.: Öğrencileri alırken öncelikle öz bakımını yapabiliyor olması önemli bizim için.
A.T.A.: Öğrencinin kendisinin yapması gerekiyor.
B.Ü.T.: Tabii, yapabiliyor olması, temel düzeyde yapabiliyor olması gerekiyor ve yaş sınırımız var. Biz yetişkin bireylerle çalışıyoruz yani en küçük öğrencimiz 18-19 yaşında. Genç ve yetişkin bireyler, 18-19 ve üzeri, 23 yaş ve üzeri aslında temel olarak. Zaman zaman 18-19 yaşında da öğrencilerimizin geldiği oluyor ama 23 yaş ve üzeri, temel düzeyde öz bakımını yapabilen, kendisini yine temel düzeyde ifade edebilen, iletişim kurabileceğimiz bir dille konuşması anlamına gelmiyor yani hiç konuşmayabilir ama müthiş şekilde derdini anlatır.
A.T.A.: Söyle Aylacığım.
A.S.: Senin ismin ne?
A.T.A.: Alper.
A.S.: Şey, o Mustafa Kemal Atatürk var ya.
A.T.A.: Evet.
A.S.: O benim baş öğretmenim. Baş öğretmenim çünkü bana öğreten ikisi.
A.T.A.: Evet.
A.S.: Onun da ben katılmasını istiyorum.
A.T.A.: Aylacığım, şimdi programda ortalara geldik sayılır. Biz müzik çalıyoruz, müziği de konuğa soruyorum. Senin sevdiğin bir müzik parçası var mı? Sen söyle, onu dinleyelim şimdi. Ne var, aklına ne geliyor?
A.S.: Barış Manço'nun şarkısını istiyorum.
A.T.A.: Tamam, Barış Manço. Hangi şarkısı olsun?
A.S.: Unutma ki dünya var ki...
A.T.A.:Sakat Muhabbet devam ediyor. Şu anda ZİÇEV’deyiz. Uzun ismini söylemiştim, bir daha söyleyeyim; Zihinsel Yetersiz Çocuklar Yetiştirme ve Koruma Vakfı. Konutlarım da Ayla Sökemen, Burcu Ünlü Türkcan, Hamit Memiş ve Zülfü Gül.
Bugün aslında Zülfü'nün ZİÇEV ve Ayla ile yaptığı bir projeyi konuşacağız. Zülfü öğretmen, aynı zamanda da yönetmen, belgeselleri var. Yeni belgeseli de Çocuklar Gibi belgeseli. Culture Civic desteği de aldı, bunu da söyleyeyim ben. Zülfü bu belgesel nasıl ortaya çıktı?
Z.G.: Ben mi anlatayım, Burcu Hanım mı?
A.T.A.: İkiniz de anlatabilirsiniz. Sen başla, Burcu Hanım devam etsin.

Çocuklar Gibi Belgeseli
Z.G.: Biz 2016'da Mersin Fotoğraf Derneği ile birlikte, o zaman Ayla daha burada yoktu, ‘+1 Down Sendromu’ diye bir projede çalıştık. Down Cafe vardı, oradaki çalışmalarda. Sonra o çalışmadan uzun zamanlar geçti ve ben sinemayla, fotoğrafla uğraşmaya devam ediyordum. Birkaç film yaptım, festivallere gitti falan.
Sonra Burcu Hanım bir gün çağırdı, "Zülfü Hocam, gel biz de bir kahve iç” dedi. Bundan sonrasını bence Burcu Hanım anlatsın.
B.Ü.T.: Zülfü Hocamın bahsettiği gibi, zaten öncesinde bir tanışıklığımız vardı. Otururken ne projeler yapabiliriz, bizim yapmak istediğimiz, yol almak istediğimiz, öğrencilerin sanatçı olduğu ve onları tanıtmak istediğimiz konularından bahsediyorduk galiba değil mi Zülfü Hocam? Potansiyellerinin dışarı nasıl aktarılabileceği, bunları insanlara nasıl duyurabileceğimiz konusunda konuştuk. O noktada Zülfü Hoca, bu filme ilham kaynağı olan fikrinin ince gülü bir tabloyu gördü, “Ben aslında kısa bir filmini yapabilirim Ayla'nın,” dedi çünkü belli başlı sanatçılarımız, dört-beş öğrencimiz var ve Ayla da bunlardan biri. Böyle bir heyecanla motive olduk, bu olacak diye hazırladık ve devam ettik.
A.T.A.: Bu konuşmalar ne zaman oldu, tarihini hatırlıyor musunuz?
B.Ü.T.: Yazdı bunu konuştuğumuz aslında, 2024'ün sonu, yaz mevsimiydi galiba. Yaz mıydı? Evet, bahardı. Konuşma böyleydi.
A.T.A.: Belgesel çekimleri ne zaman başladı?
Z.G.: Biz o zaman Burcu Hanım ile birlikte oturduk, dedik ki “Başvuralım,” ve projeyi hazırladık. Tabii ben biraz belgesel fikrini de buldum. Üslup olarak belgeseli nasıl yapabiliriz, klasiğin dışına biraz çıkalım dedik yani çok düz bir biyografi belgeseli olmasını istemedik. Sonra biz bunu projeye bağladık, birlikte Culture Civic’e başvurduk. O da sanırım Mart 2025'ti. 553 proje başvurmuştu Culture Civic’e ve 25 proje seçtiler.
Bu yıl aslında Culture Civic, deprem olduğu için daha çok Diyarbakır yöresine ağırlık vermişti ama bizim projemiz de destek aldı.
A.T.A.: Şunu da söyleyelim; daha bu film bitmemiş henüz. Zülfü benim arkadaşım olduğu için galiba Ekim miydi, Kasım mıydı yapacağım diyordu. “Şubat'ta da beni konuk alabilir misin?” diye sormuştu ve “Tamam” demiştim ben de Sakat Muhabbet için. 27 Mart'ta ilk gösterimi planlıyorsun galiba, değil mi?
Z.G.: Evet, 27 Mart için biz gene ZİÇEV’le, Burcu Hanım'la dilekçemizi verdik. 27 Mart, Cuma günü, akşam 19:00’da.
A.S.: İnşallah açılır.
Z.G.: Yenişehir Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi'nde böyle bir planımız var. Dilekçemizi de verdik, büyük ihtimalle de olacak.
A.T.A.: Hamit Bey’e de bu çekimler aşamasını sorayım. Siz resim öğretmenisiniz ve Ayla da ressam.
A.S.: Evet.
A.T.A.: Hem Ayla’nın o resim hikayesini, hem de bu video çekim, belgesel sürecini sizden dinleyelim.
H.M.: Ayla ilk geldiğimde yaptığı çalışmaları gördüm ben, amatör bir çalışmaydı, basit bir çalışmaydı. Aşama aşama, ona çizgisel olarak nasıl çizim yapılacağını gösterdim, tonlama çalışmalarını gösterdim, farklı farklı çizimler gösterdim. Belli bir aşamaya geldikten sonra oran orantıyı gösterdim ve daha sonra da porte çalışmalarına başladık. O şekilde devam ettik.
Çalışmalar kendine özgü çalışmalar olduğu için herkesin de dikkatini çekti. Dikkatini çekince de sergi teklifleri geldi. O aşamada Zülfü Hoca ile karşılaştık. O da ilk bahsettiği resmi gördü, ondan çok etkilendi, bağı kurdu daha doğrusu. Bağ kurduktan sonra çekim fikri ortaya çıktı. Daha sonra Burcu Hocam projeyle ilgili bir fikir verdi ve bu şekilde gelişti, o şekilde başladık çekimlere.
A.T.A.: Ayla’ya da soru ileteyim. Ayla Sökemen, projenin kahramanı ve belgeselin de, resmin de kahramanı. Senin resimle olan ilgini, ressamlık, resim.... Bize bir anlatsana, nasıl yapıyorsun bu eserleri, nasıl ortaya çıkıyor?
A.S.: Mutluluk.
A.T.A.: Tamam.
A.S.: Huzur.
A.T.A.: Bir resmini anlat. Başında bomboş bir sayfa var ve ona sen resim dolduruyorsun. Nasıl yapıyorsun bunu?
A.S.: Gökkuşağı. Güneş.
A.T.A.: Evet.
A.S.: Bulut.
A.T.A.: Evet.
A.S.: Dur.
A.T.A.: Bekliyoruz, bizim acelemiz yok. Seni bekliyoruz biz.
A.S.: Tamam. Güneş, bulut, gök kuşağı.
A.T.A.: Şimdi resimlerde çizdiklerini mi sayıyorsun bize sen?
A.S.: Evet.
A.T.A.: Tamam.
A.S.: Bak güneş vardı, bulut vardı. Gergedanı yaptım. Poşetleri yaptık hocamızla.
A.T.A.: Evet.
A.S.: Bazen.
A.T.A.: Evet.
A.S.: Büyük kuşu da gitti Halk Eğitim’e...
H.M.: Halk Eğitim’e...
A.S.: Evet, biz gittik.
B.Ü.T.: Hediye olarak verildi Halk Eğitimi Merkezi’ne, ondan bahsediyor Ayla. Halk Eğitimi Merkezi’ne yaptığı kuş çalışması… Gece Kuşu’ydu değil mi? O çalışma 2 metreye 1 metre. Halk eğitimi merkezine hediye olarak verildi. Ondan bahsediyor Ayla.
Bu arada Hamit Hocam hızlıca geçti ama geri dönüşüm tekniğiyle atık malzemelerden resimler yaptık, poşetleri kullandık.
A.T.A.: Poşet diye bahsettiği o herhalde.
H.M.: Karton, buzdolabı kartonlar.
A.S.: Tutkal, makas.
B.Ü.T.: Ağaçların dalı, budağı. kapaklar vs. Büyütülmüş rolyef çalışmalarında kullandıkları malzemeler. Ondan bahsediyor ara ara.
A.T.A.: Hamit Hocam, siz resim hocasınız. Onun basit çizimlerini gördüğünüzde ondaki yeteneği anlamış mıydınız yoksa eğitimle mi oluyor? Bir yetenek gerekiyor mu en başta?
H.M.: Bir yetenek gerekiyor çünkü kendine özgü bir çalışmasını ilk başta gördüm zaten.
A.T.A.: Kendine ait bir imzası vardı yani zaten sanatçı şeklinde?
A.S.: Var.
H.M.: Amatörden profesyonele aşama aşama gösterdim ve o da gayet iyi bir hevesle mutlulukla yarattı. Çizdiği çalışmaları daha sonra geri dönüşüm malzemesinden oluşturduk.
A.S.: Kardeşim için, mutluluk olsun diye, huzur olsun diye yaptım.
A.T.A.: Evet.
A.S.: Ben hocanın arkasındayım.
A.T.A.: Tamam. Peki, sergi yapmışsın sen birkaç tane de, bu sergileri anlatsana. Nasıl oldu sergiler, kimler geldi, neler hissettin? İnsanlar geldi, resimlerini gördüler, resimlerini sevdiler. Ne düşündün?
A.S.: Mutlu oldum.
A.T.A.: Neler hissettin?
A.S.: Mutlu oldum. Ben sergiden, açılıştan dolayı istiyorum.
A.T.A.: Bir de Zülfü Hoca seninle film çekmiş galiba.
A.S.: Evet.
A.T.A.: O film sürecini anlat, neler oldu? Zülfü Hoca sana ne dedi, neler yaptın?
A.S.: Belgesel gibi.
A.T.A.: Tamam.
A.S.: Belgesel gibi, çocuklar gibi, mutluluk, huzır gibi.
A.T.A.:Çocuklar Gibi ismi niye konmuş onu biliyor musun? Sen bilmiyorsan Zülfü Hocaya soracağım çünkü aynı soruyu.
A.S.: Tamam.
A.T.A.: Biliyor musun?
A.S.: Biliyorum.
A.T.A.: Söyle.
A.S.: Huzur.
A.T.A.: Hadi anlat bakalım bize. Niye Çocuklar Gibi bu belgeselin ismi?
A.S.: Mutluluk.
A.T.A.: Evet.
A.S.: Huzur.
A.T.A.: Evet.
A.S.: Ben hocanın da arkasındayım.
A.T.A.: Evet.
A.S.: Burcu Hocanın da arkasındayım.
A.T.A.: Zülfü Hocanın?
A.S.: Zülfü Hocanın da arkasındayım. Sergi ve açılış olayı istiyorum, saklasın istiyorum. Zekiye Hanım da geldi.
A.T.A.: Evet.
A.S.: Gördüler beni. Açılış olayı istiyorum.
A.T.A.: Tamam. Çocuklar Gibi’yi bir de yönetmene sorayım; bu ismi seçme nedeni nedir? Hikayesini anlatır mısın mı bize?
Z.G.: Aslında bu hikayeyi belgeselin kendisi de anlatıyor. Belgeselin sonunda...
A.T.A.: Yani sürprizler var ise onu söylemeden kabaca anlatalım o zaman.
Z.G.: Evet, doğru söylüyorsunuz, çok deşifre etmeyelim filmi. Mesela Ayla gibi çocuklar genel olarak çocuk ruhlu olduğu için yani temel kaynağı orası.
A.S.: Temel kaynaklı.
Z.G.: Ama gerçek, daha derin anlamını izleyince göreceksiniz çünkü filmin en önemli esprilerinden biri de o. Çocuklar Gibi ismini tesadüfen seçmedik, bu süreçte doğallığından bu isim geldi yani ismi bizimle yapılan bir röportajtan ortaya çıktı.
A.T.A.: Resim olsun, başka şey olsun, bu çocukların buna eğilmesi ve eğitim alması onların hayata tutulmasında ne gibi katkı sağlıyor? Siz birebir göz atmıyorsunuz bunlara ama ne gibi avantajlar oluyor onların kendi hayatı için?
H.M.: Yapabilme, bir şeyi başarıyor olmanın sevinci, toplumla iletişim kurmak. Sergi açtıkça ihtimalle diğer toplumlarla iletişim kuruyorlar.
Z.G.: Ben araya gireyim affınıza sığınarak; burada mesela ben çekim yapıyorum, iki-üç aydır gözlem halindeyim ve buraya gelenler birlikte çalışıyorlar. Mesela biliyoruz ki bir insanın en önemli ihtiyaçlarından biri de sosyalleşme ve diğer insanların da paylaşım içine girme sürecidir. Hamit Hoca resimleri yaparken, bunları yeniden boyutlandırıyor ve bunu A4'te yapıyor. Hamit Hoca bunu yönlendiriyor, boyatıyor ve sonra projeksiyon ile daha büyük bir tuvale yansıtıyor yani bunları öğrencilerin önüne koyuyor, yönlendiriyor. Onlar birlikte yapıyorlar ve bu gerçekten onlar arasında çok güzel bir enerji, iletişim ağı oluşturuyor, onları sosyalleştiriyor.
A.T.A.: Kollektif şekilde bir şey yapıyorlar çünkü.
Z.G.: Çok güzel. Mesela benim en etkilendiğim anlardan biri de bu kollektif ruh.
H.M.: İlk geldiğimde diğer arkadaşlarla iletişim sağlayamıyorduk zaten sürekli.
A.T.A.: Ondaki farkı, gelişmeyi siz birebir gözlemliyorsunuz zaten?
H.M.: Gözlemliyoruz zaten ama o iletişimi pek sağlamıyordu. Bu grup çalışmasını geri dönüş malzemesinden yaparak hem materyalleri tanıyoruz, hem de o kartonla farklı materyalleri yaptığı çalışmalara aktarıyor. Aktarırken de iletişim sağlayacak konuşmalar da daha güzel oluyor.
A.T.A.: Geri dönüşüm çok hoşuna gitmiş galiba yani poşet dediği için onu fark ediyorum, onu çok mutlu etmiş.
B.Ü.T.: Ben de bir şey söyleyebilir miyim Alper Bey; aslında tüm bu çalışmalar, Zülfü Hocamın bahsettiği, Hamit Hocamın bahsettiği yapabilme şeyi çocukların bireysel olarak etkin, özgüvenlerini oturtmasını sağlıyor, özgüvenlerini oluşturuyor.
Bizim birçok öğrencimiz yurt dışına da gitti, şehirler arası birçok yolculuğa gittiler. Biz aslında bu zihinsel engelliliğe ilişkin, kalıplaşmış bakış açısını değiştirmeye yönelik çalışmalar yapıyoruz ki tüm bu çalışmalar aslında toplumsal hayata, katılım noktasını besliyoruz ve bunu da aslında sanat aracılığıyla yapıyoruz, bu yolda onlara yoldaşlık ediyoruz, öyle söyleyebilirim.
A.T.A.: Zihinsel Engelli artık kullanılmıyor, Bilişsel Farklılık deniyor. Bu konuda sizin var mı bir görüşünüz?
B.Ü.T.: Aslında bu konuda literatür çok dağınık. Benim aldığım eğitimler, anlatılanlar vs. ile engellilik başlı başına sorgulanan bir terim bana göre. Onun için ben açıkçası kavramlara çok görece çıkılamayacağını düşünüyorum. Mental retardasyon da diyoruz aslında yani o da terim olarak biraz daha teknik bir terim oluyor. Onun dışında da sosyolojik olarak da birçok noktada engellendiğimiz oluyor aslında.
A.T.A.: Çok çok sağolun. En son sözü kahramanımız Ayla'ya vereceğim, Ayla Sökemen'e. Aylacığım, en son neler söylemek istersin? Şimdi bu radyo programı, Apaçık Radyo programı. Apaçık Radyo dinleyicilerine Ayla Sökemen'in bir mesajı var mıdır? Nedir o mesaj? Söyle bakalım.
A.S.: Hocam, hazırım.
A.T.A.: Tamam, hazırsan söyle.
Z.G.: İnsanlara ne söylemek istiyorsun?
A.T.A.: Bana yok mu? Hepimizle tokalaştı şu anda Ayla. Ne diyorsun son söz olarak?
A.S.: Ben hocanın arkasındayım. Bir Burcu Hocanın arkasındayım, bir de Zülfü Hoca'nın arkasındayım.
A.T.A: Alper Hoca. Benim arkamda değil misin?
A.S.: Oldum. 27 Mart'ta belgeselin galasına tüm Mersinlileri bekliyoruz. Gezi varmış, onun davetlerini beklemesini istiyorum.
A.T.A.: Tamam, çok sağol. ‘Dünyanın bütün sakatları eğleşin’ ve haftaya görüşmek üzere diyorum, hoşçakalın.
A.S.: Hoşçakalın, goodbye.


