Babil'den Sonra'da Ercüment Gürçay, tavırların, bağlamanın, yörelerin, derlemelerin ve en güzel tanımıyla 'Türkülerin Efendisi' Mehmet Erenler'i öğrencilerinden Ahmet Murat Eken ile konuşuyor, anıyor.
2009 yılında Çetin Akdeniz’in davetiyle Mavi Nota Halk Türküleri Topluluğu’nu kurmuştuk. 2010 yılında topluluk üyesi arkadaşlarımız Fatma ve Emin Okan’ın Alemdağ - Reşadiye Köyü’ndeki evinin bahçesinde yaklaşık 60 kişilik bir piknikte Mehmet Erenler’i ilk kez canlı dinleme, yakından tanıma şansım olmuştu. Güzel sesiyle, tavrıyla, sazını gösterişten uzak tertemiz çalmasıyla, alicenaplığıyla gönlümde taht kurmuştu. En son İTÜ Bağlama Günleri’nde izlemiştim usta sanatçıyı. İki saate yakın sahnede kalmıştı. Hastaydı ve konserde sadece saz çalmıştı.
Çetin Akdeniz, ölümünün ardından ustayı “Tavırların, bağlamanın, yörelerin, derlemelerin efendisiydi" diye anıyordu. Mehmet Erenler’i anlatan en güzel tanım “Türkülerin Efendisi” olsa gerek…

Mehmet Erenler, 26 Ocak 1946’da doğdu. 1959’da henüz 13 yaşında Muzaffer Sarısözen’in davetiyle Yurttan Sesler’e katıldı. 1966’da açılan sınavı kazanarak TRT Ankara Radyosu’nda çalışmaya başladı. 1980’de İstanbul Radyosu’na geçti. TRT sanatçısı olmasına rağmen, kendi üslubunu oluşturan nadir bağlama sanatçılardandı. Öğrencisi Ahmet Murat Eken’in anlatımıyla; “… bağlama çalarken klavye üzerinde orta parmak genellikle ağırlık noktası olarak kullanılır ama Mehmet Erenler ağırlık noktasını dört parmağa eşit biçimde dağıtırdı. Çok küçük yaşlardan başlayarak geliştirdiği ona özgü bu teknikle bir tını oluşturdu; yumuşak, temiz, melodik- ritmik bir tını… Ragıp Akdeniz’in deyimiyle çalarken ‘of off’ dedirten bir tını”
Türk Halk Müziği geleneğinde ilk kuşağı yerel bağlama ustaları oluşturuyordu. Mehmet Erenler, Yurttan Sesler sonrası ortaya çıkan ikinci kuşakta yer alıyordu. Gelenekten beslenen ama kendilerine özgü bir icra tekniğini de geliştiren Nida Tüfekçi, Talip Özkan ve Arif Sağ gibi bu kuşağın önemli bağlama sanatçılarındandı. Orta Anadolu geleneğine yakın olsa da kuşağının diğer ustaları gibi Anadolu’dan Trakya’ya kadar birçok yöreyi ustalıkla icra eden Mehmet Erenler, 20’den fazla albüm yaptı, sayısız konserler verdi.
Mehmet Erenler, sadece bir icracı değil, aynı zamanda bir derlemeciydi. Unutulmaya yüz tutmuş pek çok türküyü derleyerek günümüze taşıdı. “Değmen Benim Gamlı Yaslı Gönlüme”, “Sabahın Seherinde Ötüyor Kuşlar”, “El Çek Tabip”, “Denizin Dibinde Hatçem” gibi çok sayıda türküyü derledi.
Mehmet Erenler, aynı zamanda bir eğitimciydi. Yurt içinde ve dışında birçok seminer veren sanatçı, çeşitli üniversitelerde ders verdi. Uzun yıllar İstanbul Devlet Konservatuvarı’nda hocalık yaptı, öğrenciler yetiştirdi.
Mehmet Erenler, evlerimize kapandığımız Covid günlerinde ders niteliğinde videolar yayımlamaya başlamıştı. Evinin salonundaki berjere oturmuş çalıp, söylüyordu. 70 küsur yaşında, evinin içinde bile ütülü gömleğini, kravatını, mendilini tüm adabını takınıp halk türkülerini yorumlayacak kadar dinleyenine, türkülere, işine saygılı bir sanatçıydı. Son yıllarında görevini yaptı, tecrübesini ve birikimini açtığı YouTube kanalıyla kayıt altına aldı. Bu bir veda mıydı, bilemiyorum ama halk müziği için 150 videoluk eşi bulunmaz bir arşiv ve kaynak bıraktı geride.

Bu hafta öğrencilerinden Ahmet Murat Eken’le canlı yayında hocası Mehmet Erenleri konuştuk. Ahmet Murat Eken programda Mehmet Erenler’in derlediği bir türküyü de seslendirdi.
Ahmet Murat Eken, 1974 İstanbul doğumlu bir bağlama ustası. İlk bağlama hocası babası Mimar Muammer Eken’in teşvikiyle bağlamaya yöneldi. Babası sayesinde bağlama ustalarıyla çok küçük yaşlarda tanıştı. 1981 yılında babasının elinden tutup Yavuz Top’a gitti. Uzun yıllar Yavuz Top’tan ders aldı. Sonra 2000 yılında Tuğrul Şan Müzik Merkezi’nde Mehmet Erenler’in açtığı ustalık sınıfına katıldı. Genellikle sekiz-dokuz öğrenciden oluşan sınıfta üç buçuk yıl boyunca Mehmet Erenler’den tavır - üslup dersleri aldı.
Yaşı yetenler anımsayacaktır; Ankara Radyo’sunda Muzaffer Sarısözen’in “Şimdi bağlama takımını dinleyeceksiniz.” anonsuyla başlayan Türk Halk Müziği programları vardı. Yedi kişilik o küçük topluluk beraber çalıp söyleyen usta bağlamacılardan oluşuyordu. 1970’lerin ortalarına kadar süren bu gelenek zamanla radyoda terk edilmiş olsa da halk müziğine gönül vermiş insanların hafızasında hoş bir seda olarak kaldı. Mehmet Erenler’in ustalık sınıfında eğitim gören Ahmet Murat Eken, Mustafa Ginesar, Emre Boztekin, Ercan Uçar, Hasan Bayraklı, Murat Can Yazılı ve Necati Özler bu gelenekten yola çıkarak üç ay önce Çırak Bağlama Takımı’nı kurdular. Geçen aralık ayında İzmit’te sahne alan ÇBT bu yıl da konserlerle yoluna devam edecek.
Bu hafta Ahmet Murat Eken canlı yayında program konuğum oldu, hocası Mehmet Erenler’i anlattı. Mehmet Erenler’in ölüm yıl dönümünde, 17 Haziran’da bu kez topluluk üyelerini Babil’den Sonra’da konuk etmeyi planlıyorum.

Türk halk müziği geleneği, bireysel virtüözlükten çok aktarım ve süreklilik üzerinden var olur. Bu bağlamda Mehmet Erenler, yalnızca bir icracı değil; geleneği koruyan, belgeleyen ve pedagojik olarak aktaran bir ustaydı. Repertuvar bilgisi, tavır anlayışı ve yetiştirdiği öğrenciler aracılığıyla, bağlama icrasında etik, teknik ve estetik bir referans bıraktı. Bugün onun mirası, kişisel bir hatıradan çok, Türkiye’de halk müziği pratiğinin yaşayan bir parçası olarak varlığını sürdürmektedir.

