Sakat Muhabbet'te Alper Tolga Akkuş, Körüz Biz Derneği'nden Meral Sözen, Elif Nur Aybaş ve Ömer Göktaş ile 31 Ocak 2026 tarihinde gerçekleştirlecek 2. Gostil Sağlamcılık Ödülleri'nin detayları üzerine konuşuyor.
Alper Tolga Akkuş: Merhaba. Apaçık Radyo'ya, Sakat Muhabbet’e; sağlamcı zihniyetin muhalifine hoşgeldiniz, ben Alper Tolga Akkuş ve bugün 28 Ocak 2026 Çarşamba.
Bu hafta Körüz Biz Derneği’nin üç üyesini konuk ediyoruz çünkü hemen üç gün sonra Cumartesi, 31 Ocak tarihinde Körüz Biz’in artık ikinci olduğu için geleneksel diyebileceğimiz Gostil Salamcılık Ödülleri'nin tören kısmı olacak ve konuklarımla bunu konuşacağız. Konuklarım da Meral Sözen, Elif Nur Aybaş ve Ömer Göktaş. Hoşgeldiniz, nasılsınız, iyi misiniz arkadaşlar?
Meral Sözen, Elif Nur Aybaş ve Ömer Göktaş: Hoşbulduk, teşekkür ederiz. Merhaba.
A.T.A.: Şimdi üç konuğum var ve konumuz da biraz detaylı. Benim bir ilk sorum var, onu gene sorayım size. Gerçi Körüz Biz Derneği deyince sakatlık kısmını söylemiş gibi de oldum ama siz kimsiniz, bugüne kadar neler yaptınız, buna dair neler söylemek istersiniz? Meral Hanım, Elif Hanım ve Ömer Bey diye soruyorum. Meral Hanım sizden alalım isterseniz önce.
M.S.: Olur. Körüz Biz Derneği artık yavaş yavaş birçok kişinin de tanımaya başladığı bir dernek ama hala daha büyümekte de olan olarak da ifade edilebilir.
Körüz Biz Derneği, 2014 yılında körüz.biz internet sitesi ile başladı yani bir platformdu aslında ve son birkaç senedir ise dernek. O yüzden bilenlerin bir kısmı Körüz Biz Derneği olarak değil de körüz.biz olarak da biliyor olabilir. Körcül yaşam rehberi olarak yola çıktı. Son yıllarda biraz daha körlük dışındaki engel grupları ve engelli olmayan toplumun diğer kesimleri veya kesişimsel alanlarda da belli bir bilinç kazandırmayı veya etkileşimi artırmayı, temas kurmayı önemseyen bir dernek çok kısaca.
A.T.A.: Peki Meral Sözen, körüz.biz’den önce neler yapıyordunuz, kendinize dair neler söylemek istersiniz?
M.S.: Körüz.biz’den önce ben ben değildim diyebilirim. Kendimden biraz bahsetmem gerekirse ben İstanbul'da yaşıyorum, felsefe öğretmeniyim ve aynı zamanda kör bir özneyim. Özel olarak dil konusuyla ilgileniyorum. Dilde ayrımcılık veya dilde kapsayıcılık dediğimiz şey benim özel ilgi alanıma giriyor.
Körüz Biz Derneği ile de kesişen kısmı bu. Ortak bir hedefe doğru, ortak bir çalışma alanımız var. Hem dernek olarak, hem örgütlü bir sağlamcılık karşıtı mücadele olarak, hem de kişisel olarak içinde yer almaktan büyük mutluluk duyduğum bir hareketin aslında temsilcileri olarak burada bulunuyoruz.
A.T.A.: Teşekkür ediyorum. Elif Hanım, sizden de alalım; Elif Nur Aybaş kimdir, ne yapmıştır? Biraz kendinizi tanıtır mısınız bize?
E.N.A.: Ben Kocaeli doğumluyum. Üniversite için İstanbul'a geldim. Sonra iş hayatı için de yine burada kaldım. Lisansım siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler. Yüksek lisansım ise sosyoloji.
Aktif olarak Engelsiz Erişim üyeliğim var. İki sene kadar sürdü herhalde ve şimdi yeni, taze körüz.biz üyesiyim.
Onun dışında derneklerle doğrudan bir üyelik bağım olmadı ama sürekli bir şekilde farklı etkinlikler veya derneklerin çeper grubunda bulunarak ucunda, köşesinde, bir yerlerinde bulundum hep hareketin.
Yüksek lisans tezimin başlığı protezler ve ortezler üzerindeydi, ‘Yardımcı Teknolojilere Dair Eleştirel Bir İnceleme ve Tanı’ başlığı buydu. Biraz daha akademik bir alandı benim açımdan.
Bunun dışında geçen sene Gostil Sağlamcılık Ödülleri'nin sunucusuydum ve şimdi de artık üyeyim. Farklı şekillerde destek sunmaya çalışacağım programa.
A.T.A.: Kolay gelsin diyorum ve Ömer Bey'den alayım; Ömer Göktaş kimdir, ne yapmıştır bugüne kadar?
Ö.G.: Ben Balıkesir doğumluyum. Bundan öncesine kadar yani derneklerle tanışmadan öncesine kadar görme engeller için teknolojik anlatımlar yapıyorum ve yönetimde olan birkaç tane teknoloji projesi var. Hem yazılı rehberler, hem de video içerikleri üretiyorum.
Körüz.biz’le tanışmam geçen sene oldu, Engelsiz Erişim Derneği'nin festivalinde karşılaştık. Hatta ben Meral Ablayla ilk karşılaştığımda ben onu görüyor zannetmiştim, ondan sonra fark ettim onu. Üç ay sonra muhabbet ederken sormuştum, “Abla sen görüyor musun?” demiştin. “Yok” demişti. “Vallahi niyeyse görüyor diye kaldı aklımda” demiştim. Öyle bir tanışmamız oldu.
Sonra körüz.biz'e başvurdum. Daha çok teknik taraftayım; videoların montajlanması, editlenmesi, Google Drive, mail ayarları vs. Bilişim tarafında şu an hizmet veriyorum Körüz Biz Derneği'nde ve bağlı olduğum diğer sivil toplum kuruluşlarında da.
Kavramlarla vs. yeni yeni tanıştım. Yaklaşık bir sene öncesine kadar içerik üreticisiyken şu an kör bir aktivistim diyebilirim.
A.T.A.: Bu değindiğiniz ilginç bir konu yani kör birisi nasıl diğerini görüyor gibi hissediyor? Nasıl oluyor bu?
Ö.G.: Vallahi ben anlayamadım. Biz o gün karşılaştığımızda çok değişik geldi bana. Ben Meral Ablayı görüyor zannettim. Biz Meral Ablayla yüz yüze de geldik ve çok değişik bir esprisi vardı. Bilmiyorum, Meral Abla benim gözümde nasıl bir şey oluşturduysa... Ben öğretmen olduğunu bile bilmiyordum; kendinden varlıklı, hiçbir iş yapmayan... Ben öyle zannediyordum niyeyse. Hep böyle bir algı oluşturdu bende Meral Abla. Ondan sonra tanıştık, işte körüz.biz’i sevdim, onlar da beni sevdi.
A.T.A.: Yani Meral senin gözünde dünyaya körüz.biz’deki savunuculukla gelmiş bir insan gibi geldi belki de.
Ö.G.: Şu anda biraz öyle oldu. Murat Abimiz var bir de zaten; Murat Kefeli. İlk onunla tanışmıştık ve sonrasında da Meral Ablayla tanıştık.
A.T.A.: Murat’ı ben de iki defa konuk aldım. Murat hem kör, hem de sağır olduğu için onunla iletişimim farklı olmuştu.
Ö.G.: Hatta biz onunla zor anlaşıyorduk. Meral Ablaya ben ilk geldiğim zamanlarda, “Abla ben Murat Abiyle anlaşamıyorum, sen bir aracılık etsen de orta yolumuzu bulsan” diyordum.
A.T.A.: Rica ederim, hoşgeldin sen de. Meral Sözen daha önce konuğumuz da olmuştu, o yüzden körüz.biz ne yapıyor, ne ediyoru orada da dinleyebilirsiniz. Körcül Yaşam Rehberi’ni de konuşmuştuk ama şimdi ilk defa dinleyenler nedir bu diye düşünmüş olabilirler. Meral, ona dair kısaca bir bilgi versene. Ben biliyorum da ilk defa dinleyen kişiler de bir öğrensin istiyorum.

Körcül Yaşam Rehberi
M.S.: Tabi çok kısa özetleyebilirim; Körcül Yaşam Rehberi olarak başlayan körüz.biz internet sitemizi ziyaret etmenizi öneririz. Sadece körler için değil, herkes için içerikler bulabileceğiniz bir yer. Şu an mevcut da yedi kategori var. Bunların içinde bazıları doğrudan körlere yönelik körcül yaşam ipuçları, market önerileri, betimlemeler var.
Örneğin fotoğraf, karikatür, logo, simge betimlemeleri vs. var. Bu betimlemeleri kör bir kişi oradan bakıp öğrenebilir, bilmediği bir şey varsa sorabilir. Gören kişiler de yine oraya girip betimlenme bekleyen, kayıtları görüp istediği bir şeyi betimleyebilir veya kendi istediği ama orada bizim havuzumuzda yer almayan bir şeyi betimleyebilir. Bu şekilde hem körlerin, hem de görenlerin ortak kullandığı bir alan.
Bunun yanı sıra yine toplumun geniş kesimlerini aslında bilinçlendirmek amacıyla körlerin sosyal hayatta karşılaştığında özellikle hoşlanmadığı veya özellikle hoşlandığı, memnun olduğu bazı davranış biçimlerini eğlenceli karikatürlerle çizdiğimiz ve anlatmaya çalıştığımız ‘hoşlanmam ve severim’ çizimlerimiz var.
Gostil Sağlamcılık Ödülleri de var tabii ki. Bir şey unuttum mu, bilmiyorum. Unuttuysam arkadaşlar da hatırlatır çünkü bayağı dolu bir site.
A.T.A.: Unutuysak da körüz.biz’e girerek bakıp oradan görebilirler. Zaten ortalara bir yere geldik, müzik paylaşıyoruz. Ben müziği de konuklara soruyorum. Gerçi çok güzel bir müzik çalacağız ama bilgisini detayını siz verin isterseniz. Ne dinleyeceğiz şimdi?
M.S.: Elif sen cevaplamak ister misin?
E.N.A.: Gostil Sağlamcılık Ödülleri'nin jingle'ını dinleyeceksiniz. Emin Üründaş hazırladı yapay zeka desteğiyle; “Gostilsinsin Sen”.
A.T.A.: Sakat Muhabbet devam ediyor. Bu hafta konuklarım Körüz Biz Derneği'nden Meral Sözen, Elif Nur Aybaş ve Ömer Göktaş. Gostil Sağlamcılık Ödülleri'nin 2026 yılı töreni dediğim gibi bu Cumartesi olacak.
Şimdi bu ödüller nedir? Hemen kısa bilgi verelim. Sonra da bu seneki adayları, bu seneki planları alalım isterseniz.
M.S.: İsterseniz ben başlayayım, genel bir çerçeve çizeyim. Sonra hep birlikte belki biraz detaylardan bahsederiz.
A.T.A.: O zaman sözü sen dağıtırsın Ömer ve Elif'e, öyle yapalım.

Gostil Sağlamcılık Ödülleri
M.S.: Olur, anlaştık.
Gostil Sağlamcılık Ödülleri’nin, sen de söyledin zaten, bu yıl ikincisini dağıtacağız. Sağlamcı söz, davranış ve uygulamaları aslında ödüllendirdiğimiz, tersinden kötü bir ödül bu yani ilk başta bazen olumlu bir şey zannedenler olabiliyor.
Sağlamcı örnekleri aslında daha görünür kılmayı amaçladığımız, sağlamcı kurumları, kişileri bu şekilde ifşa ettiğimiz bir süreç. Bu yıl 31 Ocak tarihinde, Cumartesi günü İstanbul Galata'da Postane Binası'nda üç dalda Yılın Sağlamcılık Ödülleri’ni vereceğiz. En sağlamcı davranış, kişi ya da uygulama ne ise - artık bu sürpriz bunu söyleyemiyorum - kişiye ya da kuruma yılın sağlamcılık ödülü verilecek.
Yaygın sağlamcılık ödülünde tek bir kişinin ya da kurumun değil, yaygın olarak görülen bir durum ödüllendirilecek ve Jüri Özel Ödülü olacak. Jüri Özel Ödülü de yine sürpriz. Böyle bir etkinlikle sahiplerini, hak edenleri bulacak diyelim ödüller.
Tabii arka planda ödül gecesine kadar biz çok yoğun bir çalışma içindeyiz. Sosyal medyamız biraz eğlencelidir, renklidir. Herkese körüz biz sosyal medyalarını takip etmelerini, bir bakmalarını öneririm. Orada çokça eğlenceli ve aynı zamanda bilgilendirici video içerikleri var.
Görev paylaşımımızı dediğim gibi yaptık. Geçen sene sunucumuz Elif'ti ve birlikte olmaktan duyduğumuz büyük bir mutluluk oldu. O yüzden bu yıl yine aynı ekibin içinde görevleri var kendisinin, etkinlikte birlikte olacağız. Ömer de hem geçen sene, hem de bu sene arka planda teknik olarak çok yoğun bir iş yükü üstlendi aslında.
Ben kişisel olarak mesela bilgisayarda dosyalar almak, videoları kırpmak, editlemek gibi bilişim teknolojileri konusunda çok iyi değilim, benim çok yatkınlığım olan bir alan değil ama Ömer sağolsun, gerçekten birbirimizin dayanışmayla eksiklerini tamamlayabildiğimiz iyi bir ekip çalışması yürütüyoruz ve bu da çok güzel.
Sözü vereceğim artık, evet, bilmiyorum hanginiz isterseniz yani kendi payınızdan etkinlikle ilgili Ömer ya da Elif neresinden bahsetmek isterseniz öyle bırakayım sözü.
A.T.A.: Elif Hanım söylesin o zaman, sıra hep öyle gitti. Elif Hanım sizden alalım, buyurun.
E.N.A.: Böyle bir ödülün kitleselleşmesi, sürekli hale gelmesinin herhalde iki sonucu olur uzun vadede; birincisi, tabii ki sağlamcılığın kamusal görünürlüğü. İkincisi de aslında sağlamcılık farklı engel gruplarının bir araya gelebileceği bir ortak zemin oluşturuyor aslında. İçeride engellilerin farklı engel gruplarını örgütleme açısından da böyle bir ödülün faydası çok olur. Bir derneğin, bir engel türünün ya da bir kişinin üzerine çıkan kendi geleneğini, kendi kültürünü oluşturmuş böyle bir ödülün varlığı iki açıdan da çok önemli.
Bir de şimdi daha çok engellilik hareketini ağırlıklı olarak erişilebilirlik üzerinden konuşuyorduk. Fiziksel erişilebilirlik, mekansal erişilebilirlik, tasarım erişilebilirliği vs. Ama sağlamcılık bizi engelliliği, toplumsal boyutları olan bir şey olarak tartıştırıyor ve bu güzel bir şey. Söylem düzeyinde olabilir, sosyal ilişkiler olabilir, psikososyal boyutları olabilir. Engellilik hareketinin hareket alanını genişletiyor aslında sağlamcılı erişilebilirliğin yanında. O yüzden de inşallah hem sürekli olur, hem de kitleselleşir bu ödüller.
A.T.A.: Teşekkür ederim. Ömer Bey, sağlamcılık ne demek onu açıklayalım bilmeyen dinleyicilerimize.
Sağlamcılık Örnekleri
Ö.G.: Sağlamcılık derken, ben bunu çok basit bir örnekle vereceğim ve hatta bu benim başıma da geldi, en net örnek bu şekilde olabilir.
Ben mesela geçen sene bir kurumda eğitim almıştım, bu görme engellilere eğitim veren bir rehabilitasyon kurumu. Şimdi biz oraya ne amaçla gidiyoruz? Kendi bağımsızlığımızı öğrenmek için gidiyoruz ya da beyaz baston kullanımı. Aslında benim bağımsızlık ve bilgisayar tarafında herhangi bir sıkıntım yoktu ama haliyle oraya giden herkes o eğitimi almak zorunda kalıyor.
Şimdi buradaki örneği ben size vereyim, sağlamcılığı ben en iyi bu şekilde anlatabilirim. Üzerini de zaten Meral Abla tamamlar.
Şimdi orada mesela görme engelliyiz ve bir bağımsızlık eğitimi alıyoruz, bir beyaz baston kullanımı eğitimini alıyoruz vs. Hiçbir sıkıntımız yok, bir şekilde mezun oluyoruz, çıkıyoruz. Sonra Elif Hanım mesela benim arkadaşım olsun, bir dönem sonra gitsin o eğitime. Sonuçta ben geçen sene orada bir eğitim aldım, bağımsızlık eğitimim var ya mesela. İlk bizde bir ay herhangi bir çıkış olmuyor yani izinler vs. kapalı oluyor. Şimdi ben orada eğitim aldım diyorum. Ben kendime güveniyorum ki bağımsızlığım da iyi mesela. Ben gidip Elif Hanım'ı çıkarmak istediğimde çıkaramıyorum. Sebep? Çünkü sen körsün. İyi de ben bu eğitimi burada aldım ama, senden aldım. Bu çok güzel bir sağlamcı tutucu örneği mesela.
A.T.A.: Ben de şöyle bir örnek vereyim Ömer Bey. Ben de spastik kaynaklı ortopedik engelli bir bireyim ve Mersin'de yaşıyorum.
Galiba 10-12 sene önce Mersin'de Büyükşehir'in Engelliler Meclisi seçimi vardı. Sağlamcılığa örnek vereceğim; kör bir arkadaşımız başkan seçildi, devam ediyor. Başkan yardımcısı da yine kör biri seçildi. Hemen itiraz geldi sakat olmayanlardan, “İki tane kör olamaz, işler yürümez”. Orada ben dellendim. Ben daha sinirli, asabi bir insandım, daha gençtim tabii. Kalktım, “On tane kör de olur, ne fark eder” dedim.
İşte insanların bu algısı. İki tane kör olamaz diye niye düşünüyorlar ki bunu? Bu bir sağlamcılık aslında.
M.S.: İki gören olabiliyor ise.
A.T.A.: Yani bin tane kör de olur dedim yani. Sonuçta bu kadar insan yaşıyorsa dünyada, onu da yapar çünkü o kafalardaki şey, nasıl yapacaklar algısı. Meral doğru mu aktardım acaba bilmiyorum, ne diyorsun?
M.S.: Evet aslında en yalın haliyle bu örnekler çok şey anlatıyor. Biz lafta tabii yapabilir dediğimizde bile işte engelli kişinin yanına bir körse yanına bir görenle eşleştirdiğimizde kabul edilebilir geliyor.
Ama örnek çok çarpıcı. İki gören pekala bir sorumluluğu üstlendiğinde bir tuhaf görünmüyorsa iki körün veya beş körün, on körün üstlenmesinde de bir sorun olmaması lazım.
Aynı şekilde Ömer'in örneği de çok çarpıcı. Rehabilitasyon merkezinde eğitim alan bir arkadaşımızı gelip dolaşmak üzere birkaç saatliğine bir göreni dışarı çıkarabilir ama aynı yerden eğitim almış olsa bile bir kör çıkaramaz. Bir körü daima görene emanet ediyorlar ama köre emanet etmek istemiyorlar ve kendileri eğitim vermiş oldukları bir kör olsa bile aslında.
Ö.G.: Kendilerinin eğitim verip vermemesi önemli değil abla. Sonuçta komple bir sağlamcılık var. Hatta anlatmıştım sana o zamanlar, beni kız arkadaşım çıkaramamıştı mesela, çok değişik bir durumdu.
M.S.: Kuytu köşelerde zor anlaşılır, nadir görülen bir olay da değil sağlamcılık. Gün içinde bir anda onlarca örnekle karşılaşabildiğimiz de çok da yaygın bir şey.
A.T.A.: Peki tören günü neler olacak? Bir de sürprizleri söylemeyelim ama adaylar kimler? Şu anda mesela ben bazı adayları biliyorum ama adayları şu an söyleyebiliyoruz galiba değil mi? Kim aday ve o gün sürpriz olacak mı? Postane Binası da çok güzel binadır, ben de biliyorum orayı. Ödül gününe dair neler söyleyebilirsiniz diyeyim son soru olarak?

Gostil 2026 Ödül Töreni Detayları
M.S.: Ben yine kısaca başlayayım, öyle dönelim.
Adaylarımız bu arada yıl boyunca zaten sürekli sosyal medya hesaplarımızdan düzenli duyuruldu. Bunun yanı sıra bu yıl boyunca gelen adaylardan yaklaşık 50 aday bu arad yani geçen seneye göre bu sayı oldukça arttı.
10 aday finale kaldı. Aslında 50 aday arasından bir seçim yapmaktansa eleme yöntemiyle bir ön eleme yapmak zorunda kaldık.
Karma bir jüri grubumuz var bu arada. Farklı engel gruplarından ve farklı sivil toplum örgütlerinden oluşan bağımsız bir jüri bu ön elemeleri yapıyor. Finale kalan adaylar arasından tekrar tabii ki birinciler seçilecek.
Adaylarda dikkatimizi çeken şey, ciddi bir akademisyen ve medya ağırlığı olması. Gazeteciler, radyocular, program sunucuları var yani birden fazla olanları söylüyorum. Siyasetçiler, politikacılar birden fazla ve oransal olarak da en yüksek akademisyenler var. İçlerinde profesörlerin olduğu ve çoğumuzun da ismen bildiği, tanıdığı kişiler bunlar. Yazarlar ve sanatçılarda yine dikkatimizi çeken Buket Uzuner var mesela. Sağlamcı bir paylaşımı ve kendisini düzeltmesi yönünde öneri almasına rağmen direnç gösterdiği bir paylaşımı var Uzuner’in. Bunları merak edenler mutlaka girip baksınlar, gerçekten çok kafa açıcı geleceğine eminim. Prof. Özgür Demirtaş mesela herkesçe bilinen, tanınan birisi.
Aslında bu kişiler üzerinden ve doğrudan somut ve gerçek örnekler üzerinden bunu anlatabiliyor olmak bizim çok büyük bir gücümüz yani çok teorik bir şey anlatmıyoruz. Yaşanmış, gerçek zamanlı, gerçek kişi üzerinden somut olayı doğrudan göstererek anlatabiliyoruz ve bu büyük bir avantaj.
O gece neler olacak? Bu aday çeşitliliği arasından birinciler o gece ilan edilecek birlikte konuştuğumuz, aslında yine bir araya geldiğimiz davetlilerimiz arasında ve şu an katılım formunu dolduran kişiler arasında çok farklı sivil toplum örgütlerinden, farklı politik hareketlerden, diğer hak alanlarından ve bireysel aktivistler olmak üzere yine çeşitliliği sağlayabildiğimiz bir topluluk olacağız. Bu da çok mutluluk verici.
Birlikte vakit geçirdiğimiz, düşündüğümüz, sohbet ettiğimiz, gülüp eğlendiğimiz ve aynı zamanda muhteşem bir kokteyl gecesi olacak. Biz çok heyecanlıyız.
A.T.A.: Biz seninle telefonda konuştuk, bunu da konuşmuştuk. Sağlamcı davrananlar, sakat olmayanlar genellikle oluyor bunlar.
Şöyle zannediyorlar; gostil gibi törenlerde ya da Sakat Muhabbet gibi programlarda biz onları ölümüne eleştirip, ötekileştirmiyoruz, biz sadece ‘bu yaptığınız yanlış arkadaşlar, doğrusu bu’ diyoruz. Biz iletişime de açık insanlarız, o yüzden rahat konuşuyorum bunu. Mesela ben sana telefonda ‘Keşke ödül kazananlar Sakat Muhabbet’e konuk olsa, bunu konuşabilsek’ demiştim. Buket Hanım olsun, Özgür Bey olsun. Herkes, ‘sakatlara böyle kötü davrananlar cahil insanlardır’ diyor ama siz dediniz ki o akademisyenler, medya aktörleri, yazarlar bunları yapıyor. Demek ki bu yaygın bir şey, bunu da gösterebilir bir yandan da.
Elif Hanım, sözü size verim bu noktada, katılıyor musunuz bu benim tespitlerime?
E.N.A.: Tabii onların sonuçta kendi alanları içerisinde belli bir söz söyleme dominasyonları var yani işte kitleleri var, sosyal medyalarının takipçi sayıları bol. Onların söylediklerinin görünürlüğü de çok oluyor, etkisi de çok oluyor. İster istemez de bizim de radarımıza daha çok giriyorlar. Onların şahsı üzerinden aslında genel bir eleştiri de oluyor bir taraftan. O açıdan da düşünebiliriz sanırım.
A.T.A.: Evet, dediğim gibi, Meral'le de konuştuk bunu, Meral'de söylemişti.
Bir tane aday Nihat Sırdar'dı, onu ben bayağı görmüştüm, o bayağı paylaşılmıştı ve öne çıkmıştı galiba. Bir de kafa dengi biri gibi de geliyor bana, tanımıyorum ama öyle bir hissiyatım var ona karşı. Onu alıp, böyle espri de yaparak, şakalaşarak ‘Niye böyle dedin?’ demek. Çünkü bunları, ‘Seni Allah kahretsin, böyle denilir mi?’ üzerinden konuşmuyoruz biz, sadece anlamaya çalışıyoruz. Niye böylesiniz?
Ömer Bey'e de son sözü vereyim, son dakikalarımız. Sizce bu sağlamcı kültürü nasıl dönüştürebiliriz?
Ö.G.: Bu sağlamcı kültür nasıl değişir? Aslında bunun değişmesinin tek mantığı şu olur; sosyal medya fenomenleri, influencerlar ya da içerik üreticiler, bizim şu ana kadar gostillediklerimiz kimler? Yani hep ön planda olanlar, rektör olsun ya da bir profesör olsun... Baştakiler bunu düzeltmediği sürece biz çabalarımızla elimizden geleni yapacağız ki bu sağlamcı kültürün bir şekilde son bulması gerekiyor. Ama bu kültürü aslında durdurmak influencerların, içerik üreticilerinin elinde.
Az önce Elif Hanım çok güzel bir örnek söyledi; “Onlar doğrudan halka hitap ediyor’. sosyal medya takipçileri yüksek, izlenmeleri yüksek. Onların söylediği sağlamcı bir kelime bir anda yaygınlaşabiliyor.
Bununla da baş etmenin yolu olarak biz mücadeleden vazgeçmeyeceğiz, anlayana kadar anlatacağız, yapacak bir şey yok.
A.T.A.: Çok çok sağolun konuk olduğunuz için. Bu hafta konuklarımız Körüz Biz Derneği’nden Meral Sözen, Elif Nur Aybaş ve Ömer Göktaş idi. ‘Dünyanın bütün sakatları eğleşin’, haftaya görüşmek üzere, hoşçakalın.


