Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali
26-28 Kasım 2008
İtalyan Kültür Merkezi, İstanbul
"Endüstriyel toplumlarda olan doğanın yaşamı sürdürme becerisine müdahale edilmesidir. Doğal döngüleri bozuyoruz, biyolojik çeşitliliği yok ediyoruz, doğayı zehirliyoruz ve kirletiyoruz. Yapmamız gereken, teknolojilerimizi, kurumlarımızı, fiziksel yapılarımızı, yaşam biçimimizi temelden değiştirmektir ki yaşam kendini sürdürebilsin."
Fritjof CAPRA
Sürdürülebilir Yaşam Kolektifi tarafından bu yıl birincisi düzenlenen "Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali", 26-28 Kasım tarihlerinde her gün 10:00 – 22:00 arasında İtalyan Kültür Merkezi'nde düzenleniyor. Festival boyunca yerli ve yabancı 25 belgesel ve animasyon film orijinal dillerinde ve Türkçe altyazı ile izlenebilecek. Festivale giriş ücretsiz olacak.
Sürdürülebilirliğe bütüncül bir bakış açısı getirmeyi amaçlayan Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali'nde, tarımdan enerjiye, gıdadan madenciliğe, sudan ekonomiye kadar pek çok konuda dünyada ses getirmiş belgeseller gösterilecek. Festival bu yaklaşımı ile dünyada "sürdürülebilir bir yaşam" için yapılan çalışmaları, hareketleri, düşünce sistemlerini, uygulamaları ve sürdürülebilir yaşam vizyonunu seyirciyle paylaşarak bireyleri umuda ve sağduyuya davet ediyor.
Festivalin Mesajı
Tarımla birlikte yerleşik düzene geçerek kendini yeryüzünün sahibi olarak görmeye başlayan insanlık, aradan geçen 10 bin yıl boyunca gittikçe doğadan ve doğanın bir parçası olma bilincinden ve dolayısıyla kendi öz benliğinden uzaklaştı. Dünyayı mekanik olarak betimleyen Kartezyen evren görüşünün yol verdiği endüstri devrimiyle birlikte yeryüzü insanlık için kullanılabilir ve sömürülebilir bir "mal" haline geldi.
Doğadan kopuşla "kendi doğamızdan" da uzaklaşan bizler giderek bizi hayatta tutan içgüdülerimizi ve duyularımızı, özellikle de sağduyumuzu kullanamaz hale geldik ve bu durumu yansıtan kurumlar, sistemler yarattık. Bu kurum ve sistemlerin pek çoğu, özünde, kıtlık ve dolayısıyla korku/rekabet zihniyetinin ürünleri oldukları için yaşamı sürdürülebilir kılacak bir etik anlayışından ve değerlerden yoksun kaldılar. Gün geçtikçe mekanikleşen, hızlanan, standartlaşan bir dünyada yaşamın özünü ve anlamını materyal tatminlerde arar olduk.
Yaşamı çoğaltan değil, sürekli tüketen bir medeniyet hâkim şu anda dünyada.
Öte yandan, içinde bulunduğumuz sürdürülemez sisteme ve dünyanın her yerinde yaşanan sosyopolitik, ekonomik ve ekolojik krizlere rağmen yeni bir dünya görüşü oluşuyor, insan toplulukları yeni bir yaşam bilincine doğru evrimleşiyorlar. Her gün daha çok kişi kendine referans noktası olarak doğayı seçiyor; huzuru, bilgeliği ve hatta anlamı doğayla ilişki kurarak deneyimliyor. Hem bizlerin hem de yeryüzünün sağlığını ciddi şekilde tehdit eden tüketim kültürünü reddederek daha sade, daha sağlıklı, daha üretken bir hayat tarzını seçenler teknolojinin de yardımıyla "yaşamı sürdürülebilir kılacak" çözümler geliştirmeye başladılar bile! Tarımdan enerjiye, sağlıktan atıkların dönüşümüne, eğitimden ekonomiye yaşamın her alanının bütüncül bir dünya görüşüne göre yeniden biçimlendirilmesi gerekiyor.
Yaşamı azaltarak değil çoğaltarak nasıl yaşayabiliriz? İnsanlığın kolektif olarak üstünde çalıştığı en önemli soru belki de bu…
Neden Bir Film Festivali?
Sistematik değişim ancak o sistemi oluşturan bireylerin, toplumların ve kurumların eş zamanlı dönüşümüyle mümkün. Bir sistemi oluşturan kitlenin kritik çoğunluğu yeni bir bilinç düzeyine eriştiğinde sistem de dönüşüyor. İçinde bulunduğumuz sürdürülemez sistemin değişimi için bireylerin yaşam tarzlarında çok temel değişiklikler yapması gerekiyor. Bu ise bireylerin içinde bulundukları gerçekliği algılamalarında bir farklılaşma, sistemin bütünündeki neden-sonuç ilişkilerini kurabilmeleri ve düzenin içindeki rollerini görebilmeleri ile mümkün olabiliyor.
İçinde bulunulan durumun farkındalığı o durumu "bütüncül" bir şekilde "görme" eylemi ile başlıyor. Görseller, çoğu zaman soyut ve karmaşık durumları daha somut, algılanabilir ve anlaşılabilir kılıyor.
Belgesel filmler de durum tespiti yaparak, sorunları göze görülür kılarak, çözüm önerileri paylaşarak belli bir konuyla ilgili farkındalık arttırmada çok önemli bir rol oynuyor; bireyleri ve kitleleri derinden etkileyebiliyor.
Sürdürülebilir yaşam film festivalini düzenlememizin amacı:
"Görselin" bilgilendirme, farkındalık yaratma ve etkileme gücünü kullanarak bireyde ve toplumda değişim yaratmak.
Mekanik ve parçalanmış bir dünya görüşünü ve bu görüşün ürünü "yaşamı tüketen" sistemi bütüncül bir bakış açısıyla "görünür" kılmak.
Aynı zamanda dünyada "sürdürülebilir bir yaşam" için yapılan çalışmaları, hareketleri, düşünce sistemlerini, uygulamaları, öğretileri, yeni bir bilinç seviyesini ve sürdürülebilir yaşam vizyonunu seyirciyle paylaşarak bireyleri umuda ve sağduyuya davet etmek; onları kendilerini güçsüz kılan bir sistemden sıyrılmaları ve kendi güçlerini keşfetmeleri için cesaretlendirmek.
Festivalin Vizyonu
Festivalin vizyonu Türkiye'nin farkli köşelerinde izleyiciyle buluşmak, sürdürülebilir bir yaşamın müjdesini daha çok insana ulaştırmak. Hayalimiz Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali'nin özellikle üniversitelerde gençler tarafından organize edilmesi. Festivale ev sahipliği yapmak isteyen bireyler ve kurumlar Sürdürülebilir Yaşam Kolektifi ile iletişim kurabilirler.
***
Sürdürülebilir Yaşam Kolektifi, yaşamı sürdürülebilir kılmak niyetiyle bir araya gelmiş bireylerin "yaşamı çoğaltacak" projeleri kolektif olarak hayata geçirme amacıyla doğmuştur. Tamamen sivil bir oluşumdur ve tüzel bir kişiliği yoktur. Film festivali gibi "sürdürülebilir yaşam" konusuyla ilgili farkındalık arttırıcı çalışmaların yanında permakültür, öğrenme bahçeleri, sürdürülebilir mimari, sürdürülebilir sosyal tasarım gibi konularda çalışmalarını sürdürmektedir.
Festivalle ilgi bilgi ve festival programı için:
www.surdurulebiliryasam.org ve [email protected]
