Büyük İskender sonrası Anadolu: Appianos’un Roma Tarihi

-
Aa
+
a
a
a

Kadim Anadolu Eserlerinden Seçmeler'de Haluk Mimaroğlu, İskenderiyeli Appianos’un "Roma Tarihi" adlı kitabının Büyük İskender sonrası Anadolu ile ilgili bölümlerini tanıtıyor.

""
Büyük İskender sonrası Anadolu: Appianos’un Roma Tarihi
 

Büyük İskender sonrası Anadolu: Appianos’un Roma Tarihi

podcast servisi: iTunes / RSS

Ben Haluk Mimaroğlu. Kızım Gülnar ile birlikte bu hafta İskenderiyeli Appianos’un Roma Tarihi adlı kitabının Büyük İskender sonrası Anadolu ile ilgili bölümlerini tanıtacağız.

M.Ö. 600'lerde Medlerle başlayan, Anadolu’da 300 yıl süren Pers hakimiyetinin etkilerinden daha önceki programlarda bahsetmiştik. Bu dönem, Anadolu’nun ve Anadolu’ya Kafkaslar'dan ve Balkanlar’dan gelen kavimlerin medeniyetlerinin Mezopotamya’dan gelen kadim Sümer medeniyeti, deniz yoluyla Mısır'dan gelen Nil medeniyeti ve Perslerle gelen Doğu medeniyeti ile harmanlandığı bir dönem olarak da düşünülebilir. 300 yıllık bu dönemde, tarihçisinden bilginine, şairinden hekimine, mimarından komutanına, dilinden yazısına, inancından tapınaklarına kadar Anadolu’da gelişen medeniyetin izlerinin Ege sahillerinden adalar yoluyla İtalya’nın güney sahillerine ve Hellas’ın Atina’sına yayıldığından da söz etmiştik.

Makedonya Kralı İskender ve ordusunun M.Ö. 330’larda başlayan Anadolu seferi, fethettiği ülkelerden aldığı güçle Anadolu’yu aşmış, Balkanlardan Afganistan’a, Mısır’dan Mezopotamya’ya uzanan Pers hakimiyetini 30 yılda yıkmıştı. Günümüz tarihçilerinin Hellenlere atfettiği bu seferin aslında Makedon ordusunun yıkıcı bir seferinden ibaret olduğunu, Hellen kültürü ile alakası olmadığını eski zaman tarihçilerinin anlattıklarında görmüştük. İskender’in ölümü ile sona eren seferin neticesinde yine günümüz tarihçilerinin dediği gibi bir Hellen İmparatorluğu yada bir Hellen Medeniyeti kurulmamış, aksine İskenderiyeli Appianos’un Roma Tarihi adlı eserinde anlattığına göre, özgürlüğe kavuşan halklar kendi geleneksel idarelerini tekrar kurmaya başlamışlardı.

Appianos’un kitabında, Roma ile ilişkileri nedeniyle kimisi Makedon komutanlar, kimisi yerel soylular, kimisi Pers satrapların idaresindeki bu yerel krallıkların tarihleri anlatılmaktadır. İskender sonrası Anadolu’da kurulan ve tarihçilerin söylediklerinin aksine Hellenlerle hiç bir alakası olmayan, Marmara’da Bythinia Krallığı, Ege’de Bergama Krallığı, Karadeniz sahillerinde Pontus Krallığı ve İç Anadolu’da Galatia Krallığına ait bilgilerin yer aldığı bu eser, ilk olarak 2022 yılında Okan Demir tarafından dört kitap halinde Eski Yunanca aslından çevrilerek Pinhan Yayıncılık tarafından yayınlanmıştır.

Appianos'un Roma Tarihi adlı eserinin Pier Candido Decembrio tarafından yapılan Latince çevirisinin, tarihçinin hayali portresiyle birlikte bir sayfası

Okan Demir’in ön sözünde verdiği bilgilere göre, İskenderiyeli Appianos, M.S. 100 yıllarında Roma eyaleti olan Mısır’ın İskenderiye kentinde varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Nitelikli bir eğitim aldı ve bu sayede Roma’da yüksek görevlere atandı. Roma’daki konumu sayesinde ulaşabildiği kaynaklara dayanarak Roma Tarihi adlı eserini Eski Yunanca dilinde yazdı. Toplamda 24 kitaptan oluşan bu çalışmanın 11’i eksizsiz olmak üzere, beşi de bölümler halinde günümüze ulaşarak Loeb Klasik Kütüphanesi yayınlarında yayınlandı. Okan Demir’in çevirilerinde de temel olarak Loeb’in bu yayınları kullanıldı.

İskenderiyeli Appianos’un kullandığı dil ve yazı türü, İskender’in seferi neticesinde yıkılan Pers uygarlığının yok olan resmi dillerinin ve yazılarının yerine Anadolu’da kullanılan dil ve yazıların ortak yönlerinden yola çıkarak gelişen ‘koine dialektos’ yani ‘ortak lehçe’ adı ile anılan dil ve yazı türüdür.

Mısır’ı fethedip Firavun olarak Mısır’ın başına geçen Makedon komutan Ptolemaios’un öncülüğünde İskenderiye’de kurulan kütüphane ve bilim merkezi sayesinde bu dil gelişmiş ve zamanın ortak dil ve yazısı haline gelmişti. Anadolu’dan ve çevredeki şehirlerden gelen yazar ve bilginlerin getirdiği ve Ptolemaios’un denizcilerden satın aldığı söylenen kadim eserler, burada toplanmış, derlenmiş, kopyalanmış, saklanmış ve günümüze kadar ulaşması sağlanmıştır.

İskenderiye Kütüphanesi'nin Alman sanatçı O. Von Corven tarafından, kısmen o dönemde mevcut olan arkeolojik kanıtlara dayanan 19. yüzyıldaki sanatsal sunumu

Açık kaynaklarda verilen bilgilere göre Ptolemaios, hanedanlığı sırasında civar ülkelerden bilim adamlarının gelmeleri teşvik edilmiş; Ephesoslu Zenodotos, İskenderiye Kütüphanesi’nin başına getirilirken, Aetolialı Aleaxandros ve Chalkisli Lycophron tüm klasik tiyatro eserlerini toplamakla görevlendirilmişti. Epik şair Rodoslu Apollonios, en önemli eserlerini burada vermiş; Cyreneli Callimachos, kütüphanedeki kitapların kataloglarını hazırlamış; Cyreneli Eratosthenes, getirilen tüm kitapların kopyalarını çıkartmakla görevlendirilmiş; Taşozlu Aristharcos gibi bilgin, yazar, şair, coğrafyacılar da İskenderiye’de yazdıkları eserlerle ve yaptıkları çalışmalarla ünlenmişlerdi.

İskenderiye’nin klasik dönem eserlerinin ve yazarlarının merkezi haline gelmesi, Ptolemaios sülalesinin bu konuya verdiği önem kadar kadim Mısır medeniyetinin yazılı belgelere verdiği önem, Mısırlıların yazılı belgeler için geliştirdiği el yazısı, yazı araçları ve papirüs tomarlarının etkisi de çok önemlidir. Ptolemaios hanedanlığının yazarlara verdiği teşviklere ilaveten, Papirüs bitkisinin de Mısır’da yetişmesi nedeniyle oluşan monopol de muhtemelen pek çok yazar için İskenderiye’yi cazip kılan bir neden olmalıdır. Nitekim, İskenderiye’ye rakip olarak kurulan Bergama Kütüphanesi, papirüs tomarlarına erişemeyince yazılarını ceylan derisine yazma tekniğini geliştirip, günümüzde kullanılan parşömen kağıdının ve cilt sisteminin öncülüğünü yapmıştır.

Ptolemaios Hanedanı'nın son temsilcisi Cleopatra’nın ölümü ile Roma idaresine geçen İskenderiye’de bu gelenek devam etmiş ve Appianos da Roma Tarihi eserini bu geleneği sürdürerek Latince yerine Eski Yunanca ve Yunan Alfabesi olarak adlandırılan, aslında Koine dili ve alfabesi olarak anılması gereken dilde yazmıştır. Dilbilimcilerinin ‘koine dialektos’ yani ‘ortak lehçe’ dedikleri bu dil, Alman dil bilimci Wilamowitz-Moellendorff ve Fransız dil bilimci Antoine Meillet’e göre, İon dilinin basitleştirilmiş hali olarak tanımlanırken, diğer bilim adamları her konuda olduğu gibi bu dil ve yazının da Atina ve Attika kaynaklı olduğunu öne sürmektedir.


Appianos’un Roma Tarihi’ne göre, Doğuda Pers ülkesinde ortaya çıkan krallıklar gelişmeye devam ederken, Batıda da Roma, İtalya yarımadasında hakimiyeti ele geçirmiş, İspanya ve Kuzey Afrika’ya doğru yayılmaya başlamıştı. Romalılar, Adriyatik Denizi’ni aşıp hedeflerini Balkanlara, oradan da Anadolu’ya doğru çevirmişti. Appianos’a göre, Romalılar Trakya'da Makedon Krallığı, Ege'de Bergama Krallığı, Marmara'da Bythinia Krallığı, Karadeniz'de Pontus Krallığı, İç Anadolu'da Galatia Krallığı ve Kapadokya’da, Kilikya’da, Mısır’da, Suriye’de bulunan diğer devletlerle de münasebetlere başlamıştı. Anadolu Krallıkları ile Roma arasındaki bu askeri ve politik gelişmeler, Okan Demir’in çevirisi ile dört ayrı kitap halinde Appianos’un Roma Tarihi’nde ele alınmıştır.

Okan Demir’in Ocak 2022’de yayınlanan ilk kitabında, Roma’nın kuruluşundaki yedi kraldan, İtalya’daki gelişmelerden, Roma’yı tehdit eden Keltlerden ve Kartacalılardan bahsedilir. Appianos, bu kitabın girişinde o tarihlerde Anadolu’da yaşayan ve Pers hakimiyetinden kurtulup bağımsızlığa kavuşan halklara ait bilgilere de yer vermiştir. Anadolu halkları ile ilgili Appianos’un söylediklerine bir de Gülnar’ın sesinden kulak verelim.

Appianos’un Roma Tarihi, Erhard Ratdolt tarafından 1477'de Venedik'te basılmıştır

Roma Tarihi - Giriş - 2. bölüm

Kilikyalıların toprakları Suriye bölgesine kadar uzanır. Kilikya sınırında Kapadokya ve Armenia Minor yani Küçük Armenia olarak adlandırılan bölge vardır. Ardından Karadeniz boyunca uzanan diğer tüm Pontus halkları gelir. Suriye ve Kilikya’nın Akdeniz’le, Armenia ve Kapadokya’nın ise Pontus ve Armenia Maior yani Büyük Armenia ile sınırları bulunur. Bunlar vergilerini kendileri toplar, krallarını da kendileri seçerler. Kapadokya'dan ve Kilikya’dan İonia bölgesine doğru devam edildiğinde sağ tarafta Karadeniz, Propontis yani Marmara Denizi, Hellespontosyani Çanakkale Boğazı ve Ege Denizi vardır. Sol tarafta, Mısır Denizi yani Akdeniz ile sınırlanmış olan büyük yarımada yani Anadolu ile karşılaşırız. Bu yarımadadaki bazı halkların Mısır Denizi ile sınırları bulunur. Bu halklar Pamphylialılar, Lidyalılar ve İonia'ya kadar uzanan Karyalılardır. Diğer halkların ise Karadeniz ve Propontis ve Hellespontos ile sınırları vardır. Bunlar; Galatia, Bithynia, Mysia ve Phrigya halklarıdır. İç kısımlar da ise Pisidialılar ve Lidyalılar bulunur. Bu yarımada içerisinde yani Anadolu’da daha pek çok halk yaşar.



Appianos’un bu sözlerinden en dikkat çekici olanı, sayılan tüm halkların kendi vergilerini topladığı ve kendi krallarını seçtiği bilgisidir. Bu anlatılanlardan 300 yıllık Pers hakimiyeti ve İskender’in seferine rağmen Anadolu’daki krallıkların kendi kimliklerini korudukları ve kendi geleneksel düzenlerini tekrar kurmakta oldukları anlaşılmaktadır. Bu krallıkların oluşumunda ve medeniyetlerinde ne İskender’in ne de Hellenlerin müdahalesi söz konusu değildir.

Aynı kitabın ilerleyen bölümlerinde, Appianos’un Hellas halkları için söyledikleri de son yüzyıllarda Batılı bilim adamlarının yarattıkları algıyı çürütür niteliktedir. Appianos’un Giriş kitabının sekizinci bölümünde anlattıklarına göre, Hellenlerin en büyük başarılara ulaştıkları dönem, Pers Kralı Daryuş’un Atina seferinin ardından Atinalıların, Spartalıların ve Thebailerin üstünlük kurmuş oldukları dönemdir. Bu döneme Makedonya Kralı Philippos’un Hellas üzerinde kurduğu egemenlik süresini de dahil edersek bile yine de çok uzun yıllar etmediğini görürüz.

Hellenlerin ortaya koymuş oldukları mücadeleler egemenlik için değil, birbirlerine karşı itibar kazanmak içindi. En büyük başarıları yabancı güçlere karşı özgürlüklerini korumak uğruna ortaya koydukları mücadele idi. Egemenliklerini genişletmek umuduyla Sicilya’ya yelken açanlar hayal kırıklığına uğradılar. Asya üzerine yürüdüklerinde ise ufak tefek başarılar elde etmekten öteye gidemediler ve derhal geri döndüler. Yani egemenlik kazanma amacıyla mücadele eden Hellen gücü, Hellas’ın sınırlarının ötesine hiç bir zaman ulaşamadı. Kendilerini bağımsız tutmakta uzun süre başarı gösterseler de, Kral Philippos ile oğlu İskender’den bu yana geçen dönemleri benim açımdan utanç vericidir.

Hellenler hakkında Appianos’un bu yazdıklarına rağmen, 18. yüzyıl tarihçilerinin İskender sonrası dönemi Hellen İmparatorluğu olarak ilan etmesi kadar, Okan Demir’in Kasım 2022’de yayınlanan Appianos’un Anadolu krallıklarını anlatan kitabının kapağında, ‘Hellenistik Dünyada Roma’ adını kullanması da kanımca en azından pek yerinde olmamıştır. Şimdi kısa bir müzik arası verelim ve yine Farya Faraji’den bir epik Roma müziği dinleyelim.

Açık Radyo, 95.0, Kadim Anadolu Eserlerinden Seçmeler programındayız. İskenderiyeli Appianos’un Roma Tarihi kitabında yer alan Anadolu krallıklarına ait bölümlerin tanıtımı ile programımıza devam ediyoruz.

Appianos’un Roma Tarihi’nde Polybios, Cladius, Hieronymus, Caesar, Augustus ve Pollio’dan alıntılar yer almaktadır. Bunlardan Arcadialı Polybios’un Roma’nın İtalya, İspanya, Makedonya, Suriye, Mısır, Afrika hakkında yazdıkları, İskender’in seferine katılan Gelibolulu Hieronymus’un İskender sonrası komutanlar dönemi hakkında yazdıkları Appianos’un konumuzla ilgili bölümleri için önemli kaynaklar oluşturmuştur. İmparator Caesar ve Augustus ile komutan Pollio’dan alıntılar da Roma’nın Anadolu’ya hakim olmaya başladığı döneme ait değerli bilgiler içermektedir. Appianos’un eserde adı geçen Romalı polimat Varro, tarihçi Fabius Pictor, tarihçi Cassius Hemina ve sürgüne gönderildiği İzmir’deRoma tarihini yazan consul Rutilius Rufus’dan da yaralandığı düşünülmektedir. Yazarının İskenderiyeli olmasına rağmen kaynaklarının ve konusunun Anadolu ile ilgili olması nedeniyle Appianos’un Roma Tarihi adlı kitabını da programımıza dahil ettik.

Okan Demir’in Aralık 2022’de yayınlanan Helenistik Dünyada Roma adlı kitabında, Appianos’un muhtemelen bu ve buna benzer kaynaklardan yararlanarak anlattığı Makedonya, İllyria, Syria ve Mithradates adlı bölümlerde İskender sonrası Trakya ve Anadolu’ya ait bilgiler bulunmaktadır. Okan Demir’in bu kitabın ön sözünde belirttiğine göre, Appianos Makedonya kitabında Romalıların Akdeniz’de tam bir hakimiyet elde etmesi ile sonuçlanan Makedonya Savaşları anlatılır. Makedonya Krallığı ile üç büyük savaşa giren Romalılar, bu krallığı ortadan kaldırıp Akdeniz’de hakimiyeti elde ettiler. Appianos’un İllyria kitabında, Romalıların Adriyatik kıyısı boyunca yaşayan halklara karşı çıktığı askeri seferleri ve Adriyatik Deniz’inde ticaret ve askeri hakimiyeti ele geçirmesi ile sonuçlanan savaşlar anlatılır. Syria kitabı, Romalılar ile Asya’da gücünü giderek artıran Seleukos Kralı Büyük Antiokos arasındaki savaşı aktarır. Bu kitapta ayrıca İskender’in ölümünden itibaren Makedonyalı komutanlar arasındaki savaşlar, Seleukoslar ile Ptolemaiosların Anadolu sahillerinde, Kilikya ve Karya bölgelerindeki mücadeleleri ve Seleukos Krallığı’nın kısa tarihi yer alır. Appianos’un Mithradates adlı kitabında ise Roma’nın Kartacalı Hannibal’den sonra en büyük düşmanı olan Pontus Kralı VI. Mithradates’in krallığı ve Romalıların bu büyük krala karşı yaptığı savaşlar anlatılır. Bu kitap Pontus'ta neredeyse 100 yıl süren Pers asıllı Mihradates Hanedanlığını ve Romalıların Anadolu'daki genişlemesini aktarması açısından bizim için oldukça önemli bir kaynaktır.



Appianos’un Roma Tarihi kitabında Anadolu ile ilgili anlatılanlar, Anadolu’da İskender sonrası kurulan krallıkların birbirleri ile mücadeleleri, Roma Cumhuriyet dönemine rastlayan bu zaman diliminde Roma senatosunun Anadolu’daki krallıkların iç işlerine karışması, Anadolu’daki krallıkların zaman içinde kimisi isteyerek, kimisi savaşlar sonunda Roma’ya katılması hikayeleri, Roma’nın Cumhuriyet dönemindeki idari yapısı, Anadolu’daki gelişmeleri anlamak için ayrı ayrı incelenmeye değer konulardır. Bunlardan bilhassa Pontus Krallığı’nın hikayesi, günümüzde çok tartışılan Pontus konusuna da başka bakış açıları sağlayacak niteliktedir.


Çok geç de olsa 2022 yılında çevirisi yapılan bu eserin, kadim Anadolu tarihi ile ilgilenen dinleyicilerimizin de ilgisini çekeceğini düşünüyorum. Bu nedenlerle, bilhassa Appianos’un Mithradates adlı kitabında yazılanlardan yola çıkarak ayrıntılarını pek bilmediğimiz, sonunda kendi istekleri ile Roma’ya katılan Bythinya Krallığı ve Bergama Krallıkları ile, uzun savaşlar sonunda Roma’ya katılan Pontus Krallığının hikayelerine daha ayrıntılı olarak değinmekte yarar görüyorum. Bu vesile ile Anadolu’da giderek güçlenen Roma’nın hikayesini de başlı başına incelemeye değer buluyorum.

Anadolu’daki krallıkların Roma ile ilişkileri hakkındaki konulara bir sonraki programda ayrıntılara girerek değinmek üzere şimdilik hoşça kalın derken, yeni yılda tüm dinleyicilerimize ve yayın ekibimize, mutlu, sıhhatli ve sağlıklı bir yıl dileriz.


Kadim Anadolu Eserlerinden Seçmeler programında adı geçen eserler:

  • Roma Tarihi - Krallar, İtalya, Samnitler, Keltler, Sicilya ve Adalar, Appianos, Eski Yunanca aslından çev. Okan Demir, Pinhan Yayıncılık, 2022
     
  • Hellenistik Dünyada Roma, Appianos, Eski Yunanca aslından çev. Okan Demir, Pinhan Yayıncılık, 2022