Hüsnükabul programcısı Waseem Ahmad Siddiqui, Dünya Göçmenler Günü nedeniyle mültecilerden gelen mektupları okuyor.
Waseem Ahmad Siddiqui: Merhaba dostlar, hepinize günaydın ve sarılıyorum. Burası Açık Radyo, 95.0. Bugün Adem ile ben -Waseem Ahmad Siddiqui- ile birliktesiniz. Ferhat Kentel ve Taha Elgazi yanımızda değil. Bu yüzden Adem ile baş başayız bu programda. Merhaba Adem, hoş geldin. Nasılsın?
Adem: Merhaba, iyiyim, teşekkür ederim. Sen nasılsın Waseem?
W.A.S.: Çok sağol. Sesini duymak iyi geldi uzun zaman sonra.
Adem: Teşekkür ederim. Bayağı olmuştur.
W.A.S.: Evet, uzun zaman oldu. Şimdi ben, Adem izninle, küçük bir şey okuyacağım. Ondan sonra da bugün aslında esas olarak mektuplara geçeceğiz. Göçmenlerden gelen mektuplar -göçmen arkadaşlarımızdan gelen mektuplar. İzninle.
Adem: Lütfen.
Zaman yok olduğu [yer]de duruyor: O dar geçitte bir tedirginlik, bir tedirginlik var... Denizden gelen bir dalga. Dalga boğulmak üzere ama şiddetli bir patlama denizdeki kayaları salladı. Tarihteki en uzun gün. Dalga yola uçtu: Yoğun kalabalık. Gökyüzü dumanlı bir kucaklamayla dünyayı kucaklıyor. Öfkemden fışkıran sıcak su yüzümü ıslatıyor. Elimde denizden gelen bir dalga
(…)
Azim etiği tanık olarak beklemek: zamanın [bu] şekilde ölmeyi reddeden bir geçmişle, doğmayacak bir gelecekle, yüzleşen bir geçmiş, arasında kaldığını öne sürüyor. Beklemenin etik tanığı işte bu tür bir zamansal [ayrılık]ta yakalanıyor
(…)
O halde, bekleme ile hareketsiz kalma arasında, yansıtmalı bir geçmiş hafızasının ve geleceğin bir tür proleptik geçmişinin olduğu [nokta]da …
Bu: etrafında sarılmış hassas bir nokta, keskin bir acının odağı, barbarca hafızanın tanık olduğu [an] ve bizim de [bir-an]da ona dahil olduğumuz durumunda tüm tarihin alt üst olduğu en [kısa] zamansallık içinde yatıyor.
Günlüğüm_ İsimsiz: 2010
W.A.S.: Bugün zor bir görev düştü üzerime. Elimde iki mektup var. İsimsiz, yersiz. Şimdi, bu isim ve yeri olmayan mektupları seslendireceğim. Bu mektuplarla ilgili bir hususu daha eklemek istiyoruz; burada yazılanlar ve yaşananlar, onların iddia ettikleri, şahit oldukları deneyimlerdir.