“Yaşamak ve yaşatmak için yaşasın 1 Mayıs”: Dr. Mihriban Yıldırım ile söyleşi

-
Aa
+
a
a
a

Hikâyenin Her Hali Programı’nın 1 Mayıs yayını DEV Sağlık-İş Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Mihriban Yıldırım ile canlı olarak yapıldı. 

Hikâyenin Her Hali
 

Hikâyenin Her Hali

podcast servisi: iTunes / RSS

Bu yılki sloganlarının “Yaşamak ve yaşatmak için yaşasın 1 Mayıs” olduğunu hatırlatan Yıldırım, şunları söyledi: “Biz her 1 Mayıs öncesi tatlı bir heyecanla yatardık, tatlı bir heyecanla uyanırdık. Bütün bir yılın coşkusunu, mücadele birikimini orada yansıtırdık. Bu yıl coşkumuzun yerini öfkemiz aldı. Ama bu öfke bizim direncimizi kırmayacak, yarınlar için, daha güzelini, daha iyisini yapmak için direngenlik kattı. Alanlara çıkamadık ama dün birçok işyerinden, hastaneden coşkumuzu dile getirdik; olduğumuz her yeri 1 Mayıs alanına çevirmeye çalıştık, çalışıyoruz. Taksim’deki temsili 1 Mayıs kutlamasına bile tahammül edemediler. Gerekçeleri de kamu düzeninin bozulmasıydı. Oysa, sokağa çalışma yasağı olduğu anda bile işçiler çalışmaya devam ediyor.”

Mihriban Yıldırım, sağlık örgütlerinin sağlığın piyasalaştırılmasına, sağlık emekçilerinin güvencesizleştirilmesine, bir hak olmaktan çıkıp aslında ticari bir nesneye dönüşmesine karşı uzun yıllardır mücadele verdiğini belirtip, “Bu döneme zaten iyi koşullarda girmedik; yaşadığımız kentten besinlerimize, evimize kadar sağlıksız koşullarda girdik. Tüketim odaklı, hastane odaklı bir sağlık sistemine koruyucu sağlık hizmetleri geri plana itildi, yok sayıldı. Sağlık politikasının, toplum sağlığını önceleyen bir yaklaşımla yeniden düzenlenmesi gerektiğini bu pandemi sürecinde yeniden gördük. Bunun yıkıcı sonuçları olabileceğini dile getiriyorduk, şimdi birebir deneyimliyoruz” diye konuştu.

‘Sağlık çalışanları arasında da ayrımcılık oluyor’

“Sağlık hakkı ve mücadelesi hayatta sağlıklı kalabilmeye dair her şeyi içeriyor” diyen Yıldırım şöyle devam etti: “Sağlık çalışanları arasında da ayrımcılık oluyor, hepsi sağlık işçisi olarak görünmüyor. 4/D kapsamında çalışan yaklaşık 250 bin işçi var ama sağlık işçisi olarak yok sayılıyorlar. Ek ödemelerden idari izinlere kadar pandemi sürecindeki uygulamalardan yararlanamadılar."

Sağlık alanında kadınların sorunlarından da bahseden DEV Sağlık-İş yönetim kurulu üyesi, “Sağlık alanının çalışanlarının çoğunu kadınlar oluşturuyor ama toplumsal cinsiyet rolleri ve cinsiyetçi iş bölümü sağlık alanında da mevcut. Kadınların yaptığı işler değersizleştiriliyor ki bu dönemde en yüklü işi kadınlar yapıyor. Bakım emeği kadınların üzerinde, sağlık çalışanları için kreş hizmeti dahi verilmiyor.  Eğitimli genç kadın işsizliği çok yüksek, neredeyse %40. İşsizlik, yoksulluk daha çok evi geçindiren aile babası figürü üzerinden tartışılıyor. Kadınların kendi bağımsız hayatını kurma çabası görünmez kalıyor. Önümüzdeki dönemde işsizlik ve bakım emeği temel konular olacaklar. Hastaları ilk karşılayan ve en çok muhatap olan kesimler, hemşire ve sekreterler, ağırlıklı olarak kadınlar. Sağlık çalışanı kadınlar hem toplumsal cinsiyete dayalı şiddete, hem de sağlıkta dönüşümün getirdiği yapısal şiddete doğrudan maruz kalıyorlar. Dinleyicilere şunu hatırlatmak iyi olabilir: Sağlıkta yaşanan aksaklıkların sorumlusu sağlık çalışanı kadınlar değil, daha iyi bir sağlık sistemi için ortak bir mücadele yürütmemiz gerekir. Yaşam hakkı için mücadeleyi en iyi kadınlar biliyor, bu dönemde kadınlardan, kadın mücadelesinden öğreneceğimiz çok şey var. Önümüzdeki dönemde tüm sağlık çalışanlarının bir arada örgütlenmesi ve dayanışması çok önemli olacak. Yaşam hakkı mücadelesinde sağlık hakkının tüm insanları ilgilendiren bir mücadele olduğunu unutmadan, bu mücadeleyi hayatta kalma, sağlıklı bir yaşam kurma mücadelesi olarak yeniden kurmamız gerekiyor” dedi.