Nobeller, iklim ve kolonyalizm

-
Aa
+
a
a
a

Kazdağları'ndaki Ağı Dağı Altın ve Gümüş Madeni Kapasite Artışı ve Zenginleştirme Projesi'ne verilen ÇED raporunun zaman aşamasına uğramasını, IMF'nin 2020’de kömür, gaz ve petrole verilen devlet destekleri üzerine analizi ve YouTube ile ana şirketi Google'ın, iklim inkarı kampanyaları hakkında aldığı kararı konuşuyoruz. Anadolu’nun Ses Arşivi bölümündeyse Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı, Fenerbahçe Kalamış Yat Limanı’nın özelleştirilmesi ihalesinin sonucuna neden tepkili olduklarını anlatıyor.

Nobeller, iklim ve kolonyalizm
 

Nobeller, iklim ve kolonyalizm

podcast servisi: iTunes / RSS

Beni 1958’de işe alan patronum, Joseph Smagorinsky, hidrodinamik eşitliğini geliştirmek ve ısı, yoğuşma, yayılıcı transfer gibi girdileri denemek için çok çalışıyordu. Bugün iklim modeli olarak bilinen genel sirkülasyon modelini geliştirmeye çalışıyordu. 1960’lardaki ilk işim yeryüzünden atmosfere etkiyen konvansiyon, ısı transferi ve nem gibi değişkenleri bu modele girmekti… Üç boyutlu modeller yerine tek boyutlu, dikey sütunlu -ısıyayımsal model adını verdiğimiz- bir model geliştirdim… Sonra modeli test etmek amacıyla karbondioksit, ozon gibi çeşitli sera gazlarının seviyelerinin denge sıcaklığını nasıl etkilediğini görmek için değiştirdim. Modelimizin atmosferimizin dikey yapısını çok iyi simüle ettiğini bulduk. Bunun üzerine su buharı, ozon gibi bütün sera gazlarını modelden tamamen çıkardığımda topraktaki sıcaklığın bugünkü seviyesinin 30 derece altına indiğini gördüm… O dönemde sera gazlarının ne kadar önemli hale geleceğine dair hiçbir fikrim yoktu. Onların toplum üzerinde bu kadar önemli etkisi olacağına dair hiç fikrim yoktu."

Princeton Üniversitesi’nden bilim insanı Syukuro Manabe, 2015 tarihli bu röportajını verirken çalışmalarının kendisine altı yıl sonra Nobel getireceğinden habersizdi. 2021 Nobel Fizik Ödülü’nü paylaşan üç bilim insanından biri olan Manabe, o sene, 1967 tarihli araştırmasının bilim insanlarının oylamasıyla tüm zamanların en etkili makalesi seçilmesi üzerine vermişti bu röportajı. Yeryüzünün ikliminin temel bileşenlerinin ilk kez bilgisayarda modellenmesini sağlayan araştırma, atmosferdeki karbondioksit miktarının iki katına çıkarılması durumunda küresel sıcaklığın nasıl değişeceğini gösteriyordu.

Nobel Fizil Ödülü’nü Manabe ile paylaşan ikinci isim Klaus Hasselmann ise döneminin atom ya da nükleer araştırmalar gibi fizikte ana akım olan alanlarının dışında daha niş görülen akışkan dinamikleri alanında uzmanlaşmasını, hep pratik bir yanı olduğunu ve çözebileceğini düşündüğü problemlere odaklanmak istediğini söyleyerek açıklıyor. Hasselmann, Manabe’den yaklaşık on yıl sonra Manabe’ninki gibi bilgisayar sümülasyonlarının, hava durumunu tahmin etmenin zorluğuna rağmen, iklimin geleceğini güvenilir bir şekilde tahmin edebileceğini gösterdi. Almanya, Hamburg’daki Max Planck Meteoroloji Enstitüsü’nde çalışan Hasselman, daha sonra çalışmalarıyla insanların iklim üzerindeki etkilerinin, günlük hava durumu verilerindeki dalgalanmalara rağmen açıklığa kavuşturulmasını sağladı.

Nobel Ödülü web sayfası editörü ile ödülü aldığını öğrendikten 10 dakika sonra yaptığı oldukça samimi telefon görüşmesinde, "İnsanların önümüzdeki 20-30 yılda gerçekleşecek bir şey için şimdi tepki vermesi gerektiğini anlaması gerekiyor, iklim değişikliğiyle ilgili ana sorun bu." diyor Hasselmann ve ekliyor: "İnsanları iklim değişikliğiyle ilgili yaklaşık 50 yıldır uyarıyoruz ancak insanlar gelecek birkaç yılda gerçekleşecek bir şey için şimdi tepki vermeleri gerektiğini kabul etmek istemiyorlar, iklim bilimcileri olarak mücadele ettiğimiz bir konu bu."

 

Ödülün üçüncü ortağı ise bugün Sapienza Università di Roma’da görev yapan Giorgio Parisi, Nobel’de ilk kez karmaşık fiziksel sistemlerin bahsedilmesini sağlayan kişi aynı zamanda. Nobel Fizik Komitesi’nin altını çizdiği karmaşık sistem, yerkürenin iklimi idi ancak Parisi’nin çalışmalarının beyinden finansa, sürü halinde kuşların uçuşundan buzullara çok geniş bir yelpazede karmaşık sistemlere uyarlanabileceği belirtiliyor.

Son beş yılda en fazla alıntılanan 100 iklim bilimi araştırmasını inceleyen yeni bir çalışma, bu araştırmaların dörtte üçünün Avrupa ya da ABD’den bilimsel enstitülerle ilişkili olduğunu buldu. Buna karşılık 1,300 araştırma yazarından oluşan örneklemdeki bilim insanlarının yüzde 1’inden azı Afrika’dan. Araştırmacıların dörtte birinden azının kadın olduğunu bulan çalışma, ancak 12 makalenin bilim kadınları öncülüğünde yazıldığını not ediyor. İklim krizinden en çok etkilenen küresel güneyin, gerek fonlara gerek zengin veri setlerine ve kütüphanelere erişiminin kısıtlı olması gibi sorunlarla birlikte iklim araştırmalarının da kolonyalizmle örülü olduğuna dikkat çekiliyor. Araştırmacılar bu sistematik sorunun değişmesinin kolay olmayacağını da söylüyorlar.

Hasat’ın diğer haberleri

  • Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevreye erişimi temel bir hak olarak tanımladı. Konseyde çoğunluk oyuyla kabul edilen karar önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor zira yasal olarak bağlayıcı olmasa da, gittikçe yaygınlaşan iklim davalarında davacıların elini güçlendirebilir. Dünya Sağlık Örgütü, yıllık 13.7 milyon ölümün, tüm ölümlerin yaklaşık dörtte biri, hava kirliliği ve kimyasallara maruziyet gibi çevresel risklere bağlı olarak gerçekleştiğini tahmin ediyor.
  • Uluslarası STK Global Witness, Kellogg’s, Nestlé, Colgate, Danone, Hershey, PZ Cussons ve Reckitt Benckiser, Imperial Leather ve Strepsils’in ana şirketlerinin, dünyanın en büyük üçüncü yağmur ormanına ev sahipliği yapan Papua Yeni Gine’de palm yağı tedarik ettikleri firmaların yüz binlerce hektarlık ormanın yok edilmesi, çocuk işçi çalıştırması ve insan hakları ihlalleleriyle bağlantısını ortaya çıkardı. İki yıl süren araştırmaya göre, palm yağı şirketi yetkilileri, kimliğini gizleyen Global Witness üyelerine Papua Yeni Gine’den bir bakana rüşvet verdiklerini, polise köylülere şiddet uygulamaları için para verdiklerini, çocuk işçi kullandıklarını ve vergi kaçırdıklarını anlattılar. Dünyanın en büyük varlık yöneticisi BlackRock, bu sömürüden para kazanan şirketler arasında.
  • Kaz Dağları’nda yapılması planlanan Ağı Dağı Altın ve Gümüş Madeni Kapasite Artışı ve Zenginleştirme Projesi'ne verilen ÇED olumlu kararı zaman aşımına uğrayarak geçerliliğini yitirdi. TEMA Vakfı’nın 2019 yılında hazırladığı Kaz Dağları Yöresinde Madencilik raporuna göre yörenin %79’u madenlere ruhsatlıydı. Kirazlı Altın ve Gümüş Madeni Projesi, Ağı Dağı Altın ve Gümüş Madeni Projesi ve Çamyurt Altın Madeni Projesi Kaz Dağları Yöresinde hayata geçirilmesi planlanan 3 ayaklı maden projesinin bileşenlerini oluşturuyor.
  • IMF tarafından yapılan yeni bir analize göre kömür, gaz ve petrol 2020’de 5.9 trilyon dolar, yani dakikada 11 milyon dolar, devlet desteği aldı. Çarpıcı olan açık verilen sübvansiyonların tüm desteklerin yüzde 8’ini oluşturması. Desteklerin yüzde 92’i vergi indirimleri ya da sağlık ve çevre maliyetlerinin hesaplara dahil edilmemesiyle, dolaylı olarak, sağlandı. Bu indirimlerin fosil yakıtların aşırı tüketimini kolaylaştıran en önemli unsurlardan olduğunun altı çiziliyor. Rapora göre gazın yüzde 47’si ve kömürün yüzde 99’u gerçek maliyetinin yarısından daha azına fiyatlandırılmış durumda. Ve Çin, ABD, Rusya, Hindistan ve Japonya desteklerin üçte ikisinden sorumlu.
  • Kanadalı Enbridge şirketinin Alberta, Kanada’dan Wisconsin, ABD’ye günde yaklaşık bir milyon varil katran kumu taşıması planlanan Line 3 projesinin devreye alınması, Joe Biden’ın iklim taahhütlerine gölge düşürüyor. Projeyle ilgili bölgedeki yerli halk, aktivistler ve örgütlerle birlikte 400 grup Biden’dan projeyi durdurmasını istemiş, protestolarda 900 kişi tutuklanmıştı. Tüm bunlara rağmen Biden’ın projeye sessiz kalması üzerine aktivistler, onlarca yıldır görülmemiş bir sivil itaatsizlik eylemi başlatmayı planlıyorlar.
  • İngiltere’de Ember Climate’ın yaptığı yeni bir analiz, bir biyokütle santralinin Birleşik Krallık’ın en büyük karbon salım (ve aynı zamanda PM10 kirleticisi) kaynağı olduğunu buldu. Drax adlı şirketin Yorkshire kentinde işlettiği santral bir yenilenebilir enerji santrali olarak sınıflandırılıyor. Biyokütle yakarak enerji üreten santraller, ormanların yenilenmesini sağlayarak karbon tutma kapasitelerini arttırmaları varsayımıyla karbon nötr olarak kabul ediliyorlar. Oysa ormanların salınan karbonu yeniden tutacak kadar yenilenerek büyümesi onyıllar alıyor ve bu sürede salımların kesilmesi yerine atmosferde birikmesinin önü açılıyor.
  • YouTube ve ana şirketi Google, iklim inkarı kampanyalarının reklamlarını artık yayımlamayacak. Şirketin 7 Ekim’de yaptığı duyuruya göre, Google reklam verenlerini, yayıncılarını ve YouTube içerik üreticilerini kapsayan kararla birlikte, Google platformlarında tüketilen içeriklerin yanında iklim değişikliğini inkar eden reklamlar gösterilmeyecek. Buna karşılık Google, fosil yakıt şirketlerinin reklamlarını yayımlamaya devam edecek.
  • Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (DMÖ) yıllık yayımladığı İklim Servisleri’nin Durumu raporu, bu yıl su sorununa odaklanıyor. Son 20 yılda karasal su seviyesinin yıllık 1 cm düştüğünü söyleyen rapora göre 2050’de 5 milyar insan yılda en az bir aylık su erişim sıkıntısı yaşayacak. Rapora göre 2000’den bu yana kuraklıkların sayısı ve süresi yüzde 29 arttı. Aynı sürede selle ilgili felaketlerin sayısı ve süresi ise yüzde 134 arttı.
  • Türkiye, Resmi Gazete’de yayımlanan 7335 sayılı Kanun ile Paris İklim Anlaşması’nı beyan ile kabul etti. Bu beyanın tam metni şöyle:

Türkiye Cumhuriyeti, 9 Mayıs 1992 tarihli Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris Anlaşması’nda açıkça ve kesin olarak kabul edilen “hakkaniyet, ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar ve göreli kabiliyetler” temelinde ve Sözleşme’nin Taraflar Konferansı’nda kabul edilen 26/CP.7, 1/CP.16, 2/CP.17, 1/CP.18 ve 21/CP.20 sayılı kararlarını hatırlatarak, Paris Anlaşması’nı gelişmekte olan bir ülke olarak ve ulusal katkı beyanları çerçevesinde, Anlaşma’nın ve mekanizmalarının ekonomik ve sosyal kalkınma hakkına halel getirmemesi kaydıyla uygulayacağını beyan eder.

  • TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı ve Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Türk Delegasyonu Üyesi Ziya Altunyaldız’ın hazırladığı "İklim Değişikliğinin Cezai ve Hukuki Sorumluluklar Bağlamında Ele Alınması" başlıklı raporu Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclis'inde kabul edildi. Raporun iklim değişikliğine sebep olanların yaptırımlar ile cezalandırılması ve iklim değişikliğinin yol açtığı zararların tazmin edilmesi için 47 Avrupa Konseyi üye ülke için tavsiye kararı niteliği bulunuyor.

Haftanın haber hasatı radyo programına özel Anadolu’nun Ses Arşivi bölümünde bu hafta Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı, Fenerbahçe Kalamış Yat Limanı’nın özelleştirilmesi ihalesinin sonucuna neden tepkili olduklarını anlatıyor.

Söz bitmeden…

Heleen Blanken'in veriye dayalı enstalasyonu; Habitat by Heleen Blanken, Leiden Naturalis Biyoçeşitlilik Merkezi'nden taş, fosil ve mercan gibi organik eserlerin 3 boyutlu taramalarını, oyun benzeri, meditatif bir ortama dönüştürüyor. Habitat’ı ziyaret edenler farklı sesleri içeren ortamlara eşlik edip, sürekli gelişen bir dijital dünyada gezinirken, bir yandan da doğa “harikalarıyla” yeniden bağlantı kurma fırsatı yakalıyor. Amsterdamlı sanatçının sergisi 31 Ekim tarihine kadar Zorlu PSM Sky Lounge’da görülebilir.

13-19 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali’nin (BIFED) bu yılki teması Evimiz Yanıyor. 100 ülkeden binin üzerinde filmin başvurduğu festivalin finalinde toplam 15 film gösterilecek. Finale kalan Türkiye’den iki yapımsa, Bir Ömür Anadolu ve Sıradan Birkaç Gün adındaki iki yapım. Tamamen çevirimiçi düzenlenecek olan festival süresinde BİFED YouTube kanalından yayınlar yapılacak. Film gösterimlerinin ücretsiz olduğu festivaldin Panorama bölümünde gösterilecek filmlerle birlikte festival süresince 35’i aşkın film dünyanın birçok noktasındaki izleyicilerle buluşacak. Bozcaada Belediyesi organizasyonuyla gerçekleşen festivalin yönetmenliğini Petra Holzer, festival koordinatörlüğünü de Ethem Özgüven üstleniyor.