WMO'nun 2021 raporunda rekor seviyeler

-
Aa
+
a
a
a

Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), 2021 yılı raporunda seragazı emisyonlarının, deniz seviyelerinin, okyanus ısısının ve okyanus asitlenmesinin rekor seviyeye ulaştığını tespit etti.

selde hayatını kurtarmaya çalışan insanlar
Gezegenin Geleceği: 24 Mayıs 2022
 

Gezegenin Geleceği: 24 Mayıs 2022

podcast servisi: iTunes / RSS

Milliyet’ten Gökhan Karakaş’ın haberine göre, Marmara Denizi’nin kâbusu olan müsilaj ABD’de de araştırıldı. Uydu görüntülerini inceleyen uzmanlar, müsilajın 2007, 2008 ve 2021’de görüldüğünü belirtiyor. ABD’deki Güney Florida Üniversitesi’nden fiziksel oşinografi profesörü Chuanmin Hu’nun Marmara Denizi’ndeki müsilajı, NASA destekli projesi kapsamında uydu görüntülerinden fark ettiği belirtildi. NASA’nın uydularından tüm dünya deniz ve okyanuslarındaki katı atık başta olmak üzere tüm insan kaynaklı kirliliği izleyen ve kategorize etmeye çalışan Prof. Dr. Chuanmin Hu’nun müsilajı diğerleri gibi deniz çöpü sandığı öğrenildi. Deniz çöpleriyle müsilajın uydularda benzer izleri bıraktığı, ancak Maramara’daki yoğunluğa şaşıran Prof. Chuanmin Hu’nun Türkiye’de çıkan haberleri okuduktan sonra ayrımda başarılı olduğu vurgulandı. 

Her yıl iklim değişikliği değerlendirmesi yapan ve Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı olarak çalışan Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), 2021 yılı raporunda seragazı emisyonlarının, deniz seviyelerinin, okyanus ısısının ve okyanus asitlenmesinin rekor seviyeye ulaştığını tespit etti. BBC Türkçe’de yer alan habere göre, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, raporun bulgularını “İnsanlığın karşı karşıya olduğu iklim krizi ile mücadelesindeki başarısızlıkların dizgisi” şeklinde yorumladı, fosil yakıt döneminin sona erdiğini ve yenilenebilir enerji kaynaklarına bir an önce geçilmesi gerektiğini söyledi. Dünya Meteoroloji Örgütü, yayımladığı raporda dünyada karbon ve metan gazı salımlarının rekor seviyeye ulaştığını ve bunun bir dizi iklim felaketine yol açtığını kaydetti. Aşırı sıcak dalgalar ve sert fırtınalar gibi hava olaylarının iklim krizinin görünen yüzü olduğunu belirten Dünya Meteoroloji Örgütü, iklimde bu tür değişikliklerin bir yılda milyarlarca dolarlık hasara yol açtığını belirtti. Raporda kuraklık ve sel gibi hava olaylarının ise küresel gıda fiyatlarını yükselttiğini ve bunun 2022’de de hissedilmeye devam ettiği ifade ediliyor. 

Saygın tıp dergilerinden The Lancet’in 2015’teki çevre kirliliği ve sonuçları raporunu güncellediği son araştırması, dünyada her yıl ortalama 9 milyon insanın kirlilik yüzünden erken öldüğünü ortaya koydu. BBC’nin aktardığı verilere göre 2019’da her 6 ölümden birinin nedeni kirlilik. Bunların 1,6 milyonunun ölüm nedeni hava kirliliği, yarım milyonun ise su kirliliği. Komisyonun 2015 yılında hazırladığı kapsamlı kirlilik ve sağlık raporuna güncelleme niteliğindeki son araştırmada, aşırı yoksullukla ilişkili, söz gelimi ev içi hava kirliliği ya da su kirliliği gibi faktörlerden ölümlerde bir azalma meydana geldi. Fakat, sanayi kirliliği, genel hava kirliliği ve zehirli kimyasal maddelerin yol açtığı kirlilikten ölümlerde meydana gelen artış yüzünden, toplam sayıların gerilemediği belirlendi. Küresel olarak ev içi ve genel ortam kirliliğinin 2019 yılında toplam 6 milyon 700 bin kişinin ölümüne yol açtığı kaydediliyor. Raporda kirlilik ve kirlilikle bağlantılı hastalıkların kontrol altına alınması için acilen adım atılması, eylem planlarında özellikle hava kirliliği ve kurşun-kimyasal atık kirliliğine odaklanılması çağrısı yapılıyor.

Yeşil Gazete’de yer alan habere göre, Marmara Denizi’nde, su altı yaşamında kritik öneme sahip mercan türlerinin korunması için Denize +1 Nefes projesi hayata geçirildi. İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nur Eda Topçu danışmanlığında, Deniz Yaşamını Koruma Derneği‘nin yürüttüğü proje kapsamında mercanlar aşılama yoluyla, korunması gereken hassas alan ilan edilen Tavşan Adası açıklarına nakledilecek ve yeni mercan bahçeleri oluşturulacak. Bilim insanları, denizlerin yeryüzündeki oksijenin büyük bir bölümünü üreten organizmalara ve denizlerdeki canlıların yaklaşık %25’ine ev sahipliği yapan mercan resiflerinin, son yıllarda iklim değişikliği, aşırı avlanma, çevre ve okyanusların kirlenmesi nedeniyle tehdit altında olduğunu belirtiyor. Küresel Mercan Resifi İzleme Ağı’nın dünya çapındaki mercan resiflerini inceleyen güncel bir çalışmasında 2008-2019 yıllarında iklim değişikliği nedeniyle mercanların %14’ünün yok olduğu belirlendi. Proje kapsamında mercan nakilleriyle biyoçeşitliliğin desteklenmesi, doğal ortamından kopmuş mercanların yaşama döndürülmesi amaçlanıyor.

Aksaray, Ankara ve Konya sınırlarındaki, Türkiye‘nin ikinci büyük gölü olan Tuz Gölü havzasında son iki  ayda Jandarma’ya bağlı Çevre, Doğa ve Hayvanları Koruma Timi, dokuz kaçak sondaj yapan kişileri yakalayıp, para cezası yazarak sondajı sonlandırdı. DHA’ya konuşan jeoloji yüksek mühendisi Nurcan Özdemir, baharın gelmesiyle birlikte göl havzasında açılan kaçak kuyuların arttığı uyarısı yaptı. Havzada 12 yıldır kuyu açılmasının yasak olduğunu hatırlatan Özdemir, “Son yağışlarla gölde su seviyesi yükseldi ve flamingolarımız tekrardan geldi. Bu su seviyesini korumamız lazım. Göldeki  su seviyenin düşmemesi için kontrollü sulama yapılması gerekiyor. Aksaray, Konya ile Karaman’da 100 bine yakın kaçak kuyu var. Bunların belgelendirilip, kontrollü su verilmesinin sağlanması gerekir” dedi. Çifçilerin su anda ektiği gibi yonca, ay çekirdeği, şeker pancarı ve mısır yerine az su isteyen, bölgeye uygun arpa, buğday, kanola gibi ürünlere yönlendirilmesi gerektiğini kaydeden Özdemir, “Konya havzası Türkiye’de ilk çölleşmeye başlayacak havzalardan.  Yarınımızı değil, torunlarımızın geleceğini düşünmemiz lazım. Buradaki kaçak kuyular geleceğimizi kurutuyor.  Topraklar şimdiden çatlamaya başlamış” dedi.