Tarsus Belediyesi'nden örnek tohum ve fide üretimi projesi

-
Aa
+
a
a
a

Tarsus Belediyesi, yerli tohumların yaygınlaştırmasını sağlamak, kırsal mahallerde zor koşullarda üretim yapan çiftçilere ihtiyaç duydukları tohum ve fideyi temin etmek için oluşturduğu Ata Tohumu Bankası’nda Tarsus yöresine özgü tohum ve fideleri üretmeye devam ediyor.

Gezegenin Geleceği
 

Gezegenin Geleceği

podcast servisi: iTunes / RSS

Yeşil Gazete’nin haberine göre Tarsus Belediyesi, yerli tohumların yaygınlaştırmasını sağlamak, kırsal mahallerde zor koşullarda üretim yapan çiftçilere ihtiyaç duydukları tohum ve fideyi temin etmek için oluşturduğu Ata Tohumu Bankası’nda Tarsus yöresine özgü tohum ve fideleri üretmeye devam ediyor. Tarsus Belediyesi bünyesinde kurulan Gen Bankasından yetişen karnabahar, marul, beyaz ve kırmızı lahana ile taş armudu fideleri Taşkuyu ve Baltalı köylerinde üreticilere dağıtıldı. Aynı zamanda yurttaşların ellerindeki yadigar tohumlarını takas edebilmesi için bir takas şenliği düzenlendi. Takas şenliğinde 1 milyon adet pembe domates, karpuz, mor mısır, acebek (börülce), bamya, firik, mısır, susam, sumak, kavun, bal kabağı, Tarsus nohudu, yeşil mercimek ve fasülye çeşitleri takasla teslim alındı ve incelenmek üzere Tarsus Belediyesi’nin tohum bankasına yönlendirildi. 

Akut açlık daha fazla insanı vuruyor

EkoIQ’dan Sena Akkoç’un haberine göre, Dünya Gıda Programı, açlıkla mücadele eden ve gıda güvenliğini teşvik eden en büyük insani yardım kuruluşu olarak 2018’de 88 ülkede akut gıda güvensizliği ve açlık kurbanı olan 100 milyona yakın insana yardım sağladı. Açlığın ortadan kaldırılması, 2015 yılında BM’nin Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinden biri olarak kabul edildi ve Dünya Gıda Programı, bu hedefi gerçekleştirmek için BM’nin birincil aracı. Ancak son yıllarda durum olumsuz bir hal aldı: 2019’da 135 milyon insan akut açlıktan zarar gördü ve bu, son yılların en yüksek sayısıydı. Açlığın artışı, çoğunlukla savaş ve silahlı çatışmalardan kaynaklandı. Koronavirüs salgını, dünyadaki açlık kurbanlarının sayısında önemli bir artışa neden oldu. Yemen, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Nijerya, Güney Sudan ve Burkina Faso gibi ülkelerde şiddetli çatışmaların ve salgının birleşimi, açlık eşiğinde yaşayan insan sayısında çarpıcı bir artışla sonuçlandı. Dünya Gıda Programı, pandemi karşısında çabalarını yoğunlaştırdı. Organizasyonun da belirttiği gibi, “Tıbbi bir aşı bulunana kadar, kaosa karşı en iyi aşı gıda.” Açlık ile silahlı çatışma arasındaki bağlantı bir kısır döngü: Açlık ve gıda güvensizliğinin gizli çatışmaların alevlenmesine ve şiddet kullanımını tetiklemesine neden olduğu gibi, savaş ve çatışma da gıda güvensizliğine ve açlığa neden olabiliyor. Savaşa ve silahlı çatışmaya son vermeden sıfır açlık hedefine asla ulaşamayacağız. Dünya Gıda Programı, Güney Amerika, Afrika ve Asya’da öncü projeler aracılığıyla ve insani yardım çalışmalarıyla barış çabalarını birleştirmede başı çekiyor. Norveç Nobel Komitesi, bu yılki ödül ile dünyanın gözlerini açlık çeken veya açlık tehdidi ile karşı karşıya kalan milyonlarca insana çevirmek istiyor. 

Afşin ve Elbistan kirliliğe mahkum

Afşin ve Elbistan, tüm dünyada kömürlü termik santrallerden salınan kükürt dioksit kaynaklı hava kirliliği sıralamasında 5. sırada yer alıyor. Söz konusu hava kirliliği bölge için de ciddi bir halk sağlığı tehdidi yaratıyor. Greenpeace ve CREA tarafından hazırlanan “2019-2020 yıllarında Dünya Kükürtdioksit Yoğunluğu Sıralaması” raporundaki veriler gerek Türkiye genelinde gerek Afşin ve Elbistan özelinde kömürlü termik santrallere bağlı yaşanan hava kirliliğinin boyutlarını gözler önüne serdi. Greenpeace’in NASA Ozon Tabakası İzleme Enstrümanı Uydusu (OMI) görüntülerinden faydalanarak yaptığı araştırma, Türkiye’nin insan kaynaklı kükürt dioksit emisyonlarında geçen yıl dünyada 10. sırada yer aldığını; bu sene yaşanan yüzde 14’lük artış ile 8. sıraya yükseldiğini ortaya koyuyor. Türkiye bu yükseliş oranıyla Meksika ile birlikte ilk 10’da yer alan ülkeler arasında yükseliş trendini sürdüren iki ülkeden biri oldu. Greenpeace tarafından düzenli olarak yapılan araştırma, Türkiye’deki yükseliş trendinin son 4 yıldır düzenli olarak devam ettiğini gösteriyor.  Rapora göre, Türkiye’de kükürt dioksit emisyonlarına neden olan en büyük sektör, kömüre dayalı enerji üretimi oldu. Araştırma sonuçlarına göre, tüm dünyada kömüre bağlı kükürt dioksit salımından kaynaklı hava kirliliğinde Kemerköy bölgesi 4.; Afşin ve Elbistan ise 5. sırada yer aldı.  Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yayımlanan, partikül madde ölçüm verilerini inceleyen Temiz Hava Hakkı Platformu uzmanları, santraller yüzünden Elbistan’da yaşayanların 2016, 2017 ve 2018 boyunca Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) sınır değerlerinden altı kat daha fazla kirli hava soluduğunu tespit etti. Bölgenin coğrafi yapısı santrallerin yarattığı kirli havanın dağılmasını da engelliyor.

Akkuyu'yu yapan şirket enerji depolama işine giriyor

Türkiye’de inşaatı süren Akkuyu Nükleer Güç Santrali ile yakından tanıdığımız Rusya Devleti’ne ait atom enerjisi şirketi, yan kuruluşu bir yakıt şirketi aracılığıyla enerji depolama işine giriyor. Yan kuruluş, yeni kurulan şirketin elektrikli araçlar için modül tipi lityum iyon çekiş pillerinin yanı sıra acil durum güç kaynakları, yenilenebilir enerji kaynakları ve yük talebinin yumuşatılması için enerji depolama sistemleri üreteceğini belirtti. Şirketin temsilcisi PV dergisine yaptığı açıklamada “İşletmelerimiz 2018 yılından beri enerji depolama ürünleri geliştirme konusunda bir miktar deneyime sahipti. Ancak şimdi, nihayet, bu işi sistematik olarak geliştirmek için özel amaçlı bir şirket kuruldu” dedi.