“Sıcaklıklar, olağanüstü bir rekor kırdı”

-
Aa
+
a
a
a

Geçtiğimiz Eylül ayı, 2020’de kırılan bir önceki rekordan 0,5 derece daha sıcak oldu.

Gezegenin Geleceği: 12 Ekim 2023
 

Gezegenin Geleceği: 12 Ekim 2023

podcast servisi: iTunes / RSS

Geçtiğimiz Eylül ayı 1991-2020 yılları arasındaki ortalama Eylül ayı sıcaklığından 0,93 derece daha sıcaktı ve 2020’de kırılan bir önceki rekordan 0,5 derece daha sıcak oldu. BBC Türkçe’de yer alan habere göre uzmanlar, El Niño hava olayına ek olarak, küresel ısınmaya yol açan gazların salımlarının devam etmesinin bu sıcaklığa neden olduğuna inanıyor. Bazı bilim insanları, sıcaklık artışının fazlalığı karşısında şok olduklarını söyledi. Uzmanlara göre 2023, kayıtlara geçen en sıcak yıl olma yolunda ilerliyor. Eylül ayındaki sıcaklık artışı, kuzey yarımkürede kayıtlara geçen en sıcak yazın ardından geldi. Copernicus İklim Değişikliği Servisi’nden alınan veriler, 1940’a kadar giden kayıtlarda uzun vadeli ortalamadan en büyük sıçramanın bu ay yaşandığını gösteriyor. Uzun vadeli yakın dönem ortalaması neredeyse 1 derece aşılmışken, bazı bölgelerde daha büyük farklılıklar gözleniyor. Örneğin Avrupa’da, uzun vadeli ortalamanın 2,51 derece aşılması dikkat çekici. Copernicus’tan Dr. Samantha Burgess, “Rekor bir yazın ardından Eylül ayında gözlemlenen ve yılın bu zamanı için eşi benzeri görülmemiş sıcaklıklar, olağanüstü bir rekor kırdı,” dedi. İklim araştırmacılarının baktığı önemli ölçütlerden biri de mevcut sıcaklıklar ile fosil yakıtların yaygın olarak kullanılmaya başlanmasından önceki sıcaklıklar arasındaki fark.

Birleşmiş Milletler’den kadınlara yönelik politikalara daha fazla odaklanılması için çağrı geldi

 

Birleşmiş Milletler (BM), kadınlara yönelik politikalara daha fazla odaklanılması çağrısında bulunurken, yeni bir rapor, iklim krizi planı olan ülkelerin yalnızca üçte birinin, anne ve yenidoğan sağlık hizmetlerine erişim içerdiğini ortaya koydu. BM, ülkelerin yalnızca üçte birinin iklim kriziyle mücadeleye yönelik ulusal planlarına cinsel sağlık ve üreme sağlığını dahil ettiği konusunda uyardı. BM Nüfus Fonu (UNFPA) ve Queen Mary Üniversitesi tarafından yeni duyurulan bir rapora göre, iklim değişikliği planı yayınlayan 119 ülkeden yalnızca 38’inde doğum kontrolü, anne ve yeni doğan sağlığı hizmetlerine erişime dair bir madde bulunurken, yalnızca 15’inde kadına yönelik şiddete atıfta bulunuluyor. BM, daha fazla ülkeye iklim krizinin kadınlar ve kız çocukları üzerindeki orantısız etkisini tanımaya ve daha fazla eyleme geçilmesi çağrısında bulunuyor. Artan sıcaklıklar, daha kötü anne sağlığı ve gebelik sırasındaki diyabet gibi komplikasyonlarla ilişkilendiriliyor. Aşırı sıcakların erken doğumları tetiklemesi ve ölü doğumların artmasıyla ilişkilendirildiği de belirtiliyor. Raporda, iklim krizinin mevcut eşitsizlikleri daha da kötüleştirdiği ortaya konuyor. Örneğin, doğu ve güney Afrika’da tropikal kasırgalar sağlık tesislerine zarar vererek anne sağlığı hizmetlerine erişimi engelledi ve kolera gibi su kaynaklı hastalıkların yayılmasına neden oldu. Kasırgalar ve kuraklıkların cinsiyete dayalı şiddet ve çocuk yaşta evlilik risklerini artırdığı, stres altındaki ailelerin kızlarına daha az destek olabildikleri de belirtildi. Örneğin, Bangladeş’te bir ay süren sıcak hava dalgasının olduğu yıllarda 11 ila 14 yaş arası kızların evlilikleri yarı yarıya arttı.

 

ABD’den iki büyük iklim açıklama yasası

 

Kaliforniya'da iş yapan tüm büyük şirketler, Kaliforniya Valisi Gavin Newsom tarafından imzalanan iki büyük iklim açıklama yasası ile iklim riskleri ve etkileri konusunda çok daha şeffaf hale gelmek zorunda kalacak. İlk yasa, yıllık küresel geliri bir milyar doların üzerinde olan tüm özel şirketlerin işlemlerinde 2026'ya kadar ürettikleri karbon miktarını ve 2027'ye kadar tedarik zincirlerinde ürettikleri karbon miktarını açıklamalarını gerektiriyor. İkincisi, 500 milyon doların üzerinde gelire sahip şirketlerin 2026'ya kadar iklimle ilgili finansal risklerini yayınlamalarını şart koşuyor. Bu kurallar, ABD'de türünün ilk örnekleri ve 10 binden fazla şirketi etkileyebilir. Bu yasaların eyalet sınırlarının ötesinde de etkisi olabilir. Wharton Okulu'ndaki Guardsmark Hukuk Çalışmaları ve İş Etik Profesörü Eric Orts, “Kaliforniya'da ‘iş yapmayacağız,’” diyebilecek çok az şirket olduğunu belirtti ve “Tahminim, Kaliforniya'nın diğer büyük eyaletlerle bir araya gelip bunun bir şekilde federal bir standart haline geleceği yönünde. Denetçilerin bu konuları 2025’e kadar çözmesi gerekiyor," dedi. Avrupa Birliği (AB), 2021'de şirketlere karbon emisyonlarını açıklamalarını gerektiren benzer bir kural yayınlamıştı.

 

300 yavru ıstakoz denizle buluşturuldu

 

Hürriyet’ten Zülal Atagün’ün haberine göre, sürdürülebilir deniz yaşamının ve denizlerdeki çeşitliliğin korunması amacıyla yerli ıstakoz popülasyonunu artırmak için bir şirketin hayata geçirdiği ‘İyilik Yap, Denize At’ projesinin ikinci yılında 300 yavru ıstakoz denizle buluşturuldu. Denize bırakılabilecek boya ulaşan ıstakozlar, Milli Serbest Dalış Sporcusu Şahika Ercümen, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Deniz Bilimleri ve Teknoloji Fakültesi’nden akademisyenler ve balık insanlar tarafından Gelibolu’daki midye çiftliğinin altındaki özel resiflere bırakıldı. Proje kapsamında ‘Avrupa ıstakozu’ olarak bilinen ve Türkiye sularında da bulunan yerli ıstakoz türü ‘Homarus gammarus’un popülasyonunu artırmak için çalışma yürütüldü. İngiltere’de bu ıstakoz türünün yetiştiricilik yoluyla üretilip doğal ortamına bırakılarak doğadaki ıstakoz popülasyonunun sürdürülebilir şekilde desteklendiği bir model örnek alındı. Çanakkale Boğazı’nda bulunan midye çiftliğinin altına özel bir resif alan oluşturuldu ve altı ayda yetiştirilen 300 yavru ıstakoz yerlerine bırakıldı.